bugün
- en lezzetli balık14
- karşı cinsteki en itici özellik12
- yeni biriyle nerede tanışılır9
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin8
- ben geldim naneler13
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri4
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- size takılan lakaplar7
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- online listesindeki sıralama mantığı9
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- jeffrey dahmer vs nuri alço2
- online listesi neden kaldırıldı10
- sevmediğin biriyle sevişmek4
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- chatgpt2
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- mansur yavaş14
- yazılımcıların flört edememesi7
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- whalefall2
- gocu33
- kurtlar vadisi pusu'nun incelenmesi2
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- uludağ sözlük halısaha turnuvası3
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- b c d y z i4
- how'i met your mother marshall4
- inci sözlük8
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- sevdiğin kişiyle sevişmek2
- ismet kalk çay koy kanka3
- game of thrones taki kerhaneci21
- en son neye çok üzüldünüz12
- 0 0 713
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- arkadaşlar5
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın4
- ilk buluşmada cırcır olmuşum'ya diyen kezo3
- lana del rey2
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- karton toplarken cin musallat olması5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- garip bir rüya gördüm4
"Beni unutma." dedi sanki böyle bir şey mümkün olabilirmiş gibi. "Biliyorum bir gün buradan gideceksin ama ben hep buradayım." Göz yaşları güz yağmurlarını andırırcasına akıyordu yanaklarından. "Biliyorum gerçekliğe dönmek için çok az zamanın kaldı ama ben gerçeğim. Yaşadığımız her an gibi... Gözlerini tekrar açtığında burada olduğumu hatırla. Ne zaman zorlanırsan, ne zaman ağlamak istersen ne zaman sevilmek için yalvarırsan beni hatırla. Belki senin için bir öğle uykusundaki hayalden ibaretim ama bugün burada ellerin bedenimde yatarken nefes alıp verdiğimi asla unutma."
"Maria ne dediğini anlamıyorum lütfen gidecekmişsin gibi konuşma." pembe dudaklarının kıvrımı hüzünlü bir gülümsemeye dönüştüğünde içindeki korkular gün yüzüne çıktı.
"Ben gitmeyeceğim ama sen gideceksin."
"Hayır Maria buradayım, seninleyim. Hiçbir yere gittiğim yok birlikte yaşlanacağız. Birbirimize söz verdik unuttun mu?"
"Seni seviyorum Ali. Biliyorum, gitmek istemiyorsun ama böyle olmak zorunda. Buraya ait değilsin." sesi titriyordu, güç bulmak istercesine derin bir nefes aldı. "Bana yaşattığın her ana minnettarım. Gözlerini her kapadığında beni hatırla. Belki bir gün bir gece tekrar bulursun beni. Lütfen beni unutma."
Gözlerini açtığında dışarıda yağan yağmurun sesi ve soğuk odasının ıssızlığı içini titretti. Alarmından gelen ses gerçekliğe çağırırken karşısında yatan güzel kadının tatlı sesi kulaklarında çınlıyordu. "Seni seviyorum." demişti. Kehribar gözleri yaşlıyken bile çok güzeldi. Gülüşü, sesi, kokusu, sıcaklığı... Her zerresi ruhunda yankılanıyordu. içine çöken yalnızlıkla titredi. Ne kadar zorlasa da tam olarak hatırlayamıyordu onu. Parça parça anılar zihninde yüzse de bütüne ulaşamıyordu. Hızlıca kalkıp kalemini eline alıp boş bir sayfaya çizmeye çalıştı. Şekiller beyninde canlanmıyordu. Ama gözleri... Birkaç saat kağıda karalama yaptıktan sonra çıkarabildiği tek şey gözleriydi. Defterin bir köşesine söylediklerini yazmaya çalıştı ama "Beni unutma." dışında bir şey yazamadı. Onu düşündükçe deniz esintisi saçlarını okşuyordu sanki, dudakları ıslak ve yumuşak bir hatırada geziniyor gibiydi ama hiçbir hatıra yoktu. Ali o gün hiç ağlamadığı kadar ağladı. Hiç sahip olmadığı bir anının parçalarına sıkı sıkı tutunmak istercesine ağladı.
"Ben de seni seviyorum." sesi çatlak ve kısıktı. Kimi sevdiğini bilmeden bile sevebilir miydi insan? Anılarını bırakmak istemedi. Perdesinden içeri süzülen sokak lambasının ışığı kadar yumuşak ve uzaktı her biri. Saat kaç bilmiyordu ama uykuya dalalı birkaç saatten fazla olmamıştı. Eve geldiğinde elini yüzünü yıkayıp öylece yatağa yıkılmıştı. işin verdiği stres, ailesi, yetişkinlik sorumlulukları fazla geliyordu bazen. Hayatına tutunmakta zorlanıyordu. Uzun zaman sonra bir sigara yaktı. Hiç varolmamasına rağmen hayatındaki herkesten daha gerçek olan ona veda etmişti. Günler, haftalar, aylar geçmişti sanki. O ağlamak üzere olan kehribar gözler, gülümsemesindeki o sıcaklık ruhuna işlemişti. Uzaktan ona doğru ilk yürüdüğünde söylediği şarkıyı anımsıyor gibiydi. Karanlık göğün altında denizin karşısında bir banka oturmuş mırıldanıyordu. Karanlıktaki silüeti bile güzeldi. Hiç varolmayan bir kadın bir öğle uykusunda hayatını kurtarmıştı. "Belki bir gün..." dedi Ali. "Belki bir gün o tatlı rüyayı tekrardan görebilirim."
"Maria ne dediğini anlamıyorum lütfen gidecekmişsin gibi konuşma." pembe dudaklarının kıvrımı hüzünlü bir gülümsemeye dönüştüğünde içindeki korkular gün yüzüne çıktı.
"Ben gitmeyeceğim ama sen gideceksin."
"Hayır Maria buradayım, seninleyim. Hiçbir yere gittiğim yok birlikte yaşlanacağız. Birbirimize söz verdik unuttun mu?"
"Seni seviyorum Ali. Biliyorum, gitmek istemiyorsun ama böyle olmak zorunda. Buraya ait değilsin." sesi titriyordu, güç bulmak istercesine derin bir nefes aldı. "Bana yaşattığın her ana minnettarım. Gözlerini her kapadığında beni hatırla. Belki bir gün bir gece tekrar bulursun beni. Lütfen beni unutma."
Gözlerini açtığında dışarıda yağan yağmurun sesi ve soğuk odasının ıssızlığı içini titretti. Alarmından gelen ses gerçekliğe çağırırken karşısında yatan güzel kadının tatlı sesi kulaklarında çınlıyordu. "Seni seviyorum." demişti. Kehribar gözleri yaşlıyken bile çok güzeldi. Gülüşü, sesi, kokusu, sıcaklığı... Her zerresi ruhunda yankılanıyordu. içine çöken yalnızlıkla titredi. Ne kadar zorlasa da tam olarak hatırlayamıyordu onu. Parça parça anılar zihninde yüzse de bütüne ulaşamıyordu. Hızlıca kalkıp kalemini eline alıp boş bir sayfaya çizmeye çalıştı. Şekiller beyninde canlanmıyordu. Ama gözleri... Birkaç saat kağıda karalama yaptıktan sonra çıkarabildiği tek şey gözleriydi. Defterin bir köşesine söylediklerini yazmaya çalıştı ama "Beni unutma." dışında bir şey yazamadı. Onu düşündükçe deniz esintisi saçlarını okşuyordu sanki, dudakları ıslak ve yumuşak bir hatırada geziniyor gibiydi ama hiçbir hatıra yoktu. Ali o gün hiç ağlamadığı kadar ağladı. Hiç sahip olmadığı bir anının parçalarına sıkı sıkı tutunmak istercesine ağladı.
"Ben de seni seviyorum." sesi çatlak ve kısıktı. Kimi sevdiğini bilmeden bile sevebilir miydi insan? Anılarını bırakmak istemedi. Perdesinden içeri süzülen sokak lambasının ışığı kadar yumuşak ve uzaktı her biri. Saat kaç bilmiyordu ama uykuya dalalı birkaç saatten fazla olmamıştı. Eve geldiğinde elini yüzünü yıkayıp öylece yatağa yıkılmıştı. işin verdiği stres, ailesi, yetişkinlik sorumlulukları fazla geliyordu bazen. Hayatına tutunmakta zorlanıyordu. Uzun zaman sonra bir sigara yaktı. Hiç varolmamasına rağmen hayatındaki herkesten daha gerçek olan ona veda etmişti. Günler, haftalar, aylar geçmişti sanki. O ağlamak üzere olan kehribar gözler, gülümsemesindeki o sıcaklık ruhuna işlemişti. Uzaktan ona doğru ilk yürüdüğünde söylediği şarkıyı anımsıyor gibiydi. Karanlık göğün altında denizin karşısında bir banka oturmuş mırıldanıyordu. Karanlıktaki silüeti bile güzeldi. Hiç varolmayan bir kadın bir öğle uykusunda hayatını kurtarmıştı. "Belki bir gün..." dedi Ali. "Belki bir gün o tatlı rüyayı tekrardan görebilirim."
Güncel Önemli Başlıklar