bugün
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı24
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- cem yılmaz'ın kalp krizi geçirmesi3
- alevilerin atatürk sevgisinin abartılması4
- insanların kötü olması3
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- futbol11
- ben geldim naneler8
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- hayatı dar eden aile4
- salih mirzabeyoğlu3
- advntst2
- sözlük yazarlarının nahları9
- rafael leao31
- anna faris2
- menzil cemaati ne üretiyor7
- kendin hakkında bir gerçek bırak3
- antipanik12
- aleksey batrakov9
- kıza aşık oldum ne yapacağım3
- bundesliga2
- ahlakçılık3
- melih gökçek6
- almanya3
- gece gece incir yemek3
- sarapci koala72
- para harcamayı sever misiniz6
- bir şey soracağım5
- 30 ağustos zafer bayramı2
- kişiyi değiştiren şeyler2
- türkiye ekonomide çin'i örnek almalıdır7
- victor osimhen3
- birader bay beyler2
- galatasaray8
- uyumayın konuşalım3
- arkadaşlar hesabı silicem14
- s'i l v'e r m'i s t4
- osuruk kokusu3
- fenerbahçe23
- gece geç saatte ışığı yanan evler6
- gerçek cin musallatı belirtileri3
- tai lung36
- arkadaşlar sıkıldım3
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- günün sözü24
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist7
- mesih gelse kimsenin inanmayacak olması6
- velvet23
- ünlülerin çocuklarına değişik isim koyma çabası2
- eninde sonunda eski nickine dönen yazarlar3
Sezen Aksu büyüsü
Ben bu kadını halk konserinde de dinledim, dostlarıyla yemek yediği lokanta masasında dayanamayıp söylemeye başladığında da, yurtdışında da dinledim, giriş ücreti bir servet olan zengin eğlencesi mekânlarında da.
Bir şey var, hiç değişmiyor: O şarkısına başlıyor, mekânda bulunan siz deyin 500 bin kişi, ben diyeyim 35 kişi hep bir ağızdan o şarkıyı söylemeye başlıyoruz.
Diyarbakır'da Newroz alanında toplanmış 500 bin kişiye 'Gülümse'yi söylerken de böyle bu, istanbul Açıkhava'daki 4 bin kişiye 'Sen Ağlama'yı söylerken de, Londra'da Covent Garden'da veya Barbican'da 'Şinanay'ı söylerken de aynı, Efendi Show Center'da kalburüstü insanlara 'Sarı Odalar'ı söylerken de...
Çok sevenleri farkında ama herkes bilsin istiyorum: Sezen Aksu, Türkiye'nin ortak paydalarından biri, popüler kültürümüz söz konusu olduğunda da belki yegânesi.
Bu ülkenin siyasetçileri ve başka önde gelenleri her Allah'ın günü bıkmadan usanmadan bizleri bölen, ayıran, hatta şiddetli çatışmalara sokan konular bulup bunları önümüze sürmek için uğraşırken, Sezen Aksu sırf içinden geldiği için şarkılarını söylemeye devam ediyor ve bizi o şarkılarıyla birleştiriyor.
O 30 yıldır şarkı söylüyor ben de bir o kadar yıldır onu dinliyorum. Önceki akşam istanbul'da Açıkhava Tiyatrosu'nda onu izlerken aklıma geldi ilk kez: Sezen Aksu sahneye çıkıp söylemeye başladığında, türbanlıyla türbansızın, Türk'le Kürt'ün, erkekle kadının, sağcıyla solcunun, izolasyonistle AB'cinin hissettiği şey aynı oluyor: Bağıra bağıra şarkı söylemek ve o kendiliğinden oluşan müthiş koroda erimek.
inanın bana, canlısını kalabalıklarla birlikte sahnede izlemekle onu ne bileyim CD'den veya radyodan dinlemek arasında fersah fersah fark var. Bir Sezen Aksu konserine gitmediyseniz, aslında onu çok ama çok eksik tanıyorsunuz demektir.
Çünkü sahnedeki Sezen Aksu, bence sadece çok güzel şarkılar söyleyen biri değil, bundan çok öte, çok daha büyük ve değerli bir şey.
***
Türkiye, ben kendimi bildim bileli, yani 70'li yıllardan beri kutuplara
ayrılmaya çalışılıyor.
insanların arasında fikir ayrılıkları olması son derece doğal. insanların birbirlerinden farklı olduklarını düşünmeleri de eşyanın tabiatı gereği.
Önemli olan bu ayrılıklara yapılan vurgular, bu ayrılma noktalarının öne çıkarılması, siyaset denen oyunun sadece ve sadece bu ayrılıklar üzerinden yapılmak istenmesi.
Hoş, Türk milleti kendi içgörüsü sayesinde politikacıların olmasını istediği kadar keskin çizgilerle bölünmüyor, buna hâlâ direniyor
ama Allah aşkına söyleyin, bu ayrılık meselesi bu kadar sert biçimde kaşınmadığı zamanlarda birbirimize bu kadar diş biliyor muyduk?
Bakın, din üzerinden siyaset yaptıkları izlenimini bir türlü silemeyenlerin de önemli katkısı sayesinde, hepimizin ortak kültürü olan din bile Türkiye'de ayrılıkların, cepheleşmelerin konusu haline geldi maalesef.
Bugün yine cepheleşme, kutuplaşma temelli siyasi arayışlar almış başını gidiyor. Şimdilik başarılı olunma ihtimali yok gibi gözüküyor bu kutuplaşmada ama yarın ne olacağını bilemiyoruz elbette.
Oysa bence Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, Sezen Aksu örneğinde gördüğümüz türden bizi doğal yollarla birleştiren bir kültürü yaratmak, onu desteklemek, onu yüceltmek.
iyi ki varsın Sezen Aksu. Varlığınla ümit veriyorsun.
Ismet Berkan-Radikal Gazetesi-01.07.2006
http://www.sezenaksu.biz
Ben bu kadını halk konserinde de dinledim, dostlarıyla yemek yediği lokanta masasında dayanamayıp söylemeye başladığında da, yurtdışında da dinledim, giriş ücreti bir servet olan zengin eğlencesi mekânlarında da.
Bir şey var, hiç değişmiyor: O şarkısına başlıyor, mekânda bulunan siz deyin 500 bin kişi, ben diyeyim 35 kişi hep bir ağızdan o şarkıyı söylemeye başlıyoruz.
Diyarbakır'da Newroz alanında toplanmış 500 bin kişiye 'Gülümse'yi söylerken de böyle bu, istanbul Açıkhava'daki 4 bin kişiye 'Sen Ağlama'yı söylerken de, Londra'da Covent Garden'da veya Barbican'da 'Şinanay'ı söylerken de aynı, Efendi Show Center'da kalburüstü insanlara 'Sarı Odalar'ı söylerken de...
Çok sevenleri farkında ama herkes bilsin istiyorum: Sezen Aksu, Türkiye'nin ortak paydalarından biri, popüler kültürümüz söz konusu olduğunda da belki yegânesi.
Bu ülkenin siyasetçileri ve başka önde gelenleri her Allah'ın günü bıkmadan usanmadan bizleri bölen, ayıran, hatta şiddetli çatışmalara sokan konular bulup bunları önümüze sürmek için uğraşırken, Sezen Aksu sırf içinden geldiği için şarkılarını söylemeye devam ediyor ve bizi o şarkılarıyla birleştiriyor.
O 30 yıldır şarkı söylüyor ben de bir o kadar yıldır onu dinliyorum. Önceki akşam istanbul'da Açıkhava Tiyatrosu'nda onu izlerken aklıma geldi ilk kez: Sezen Aksu sahneye çıkıp söylemeye başladığında, türbanlıyla türbansızın, Türk'le Kürt'ün, erkekle kadının, sağcıyla solcunun, izolasyonistle AB'cinin hissettiği şey aynı oluyor: Bağıra bağıra şarkı söylemek ve o kendiliğinden oluşan müthiş koroda erimek.
inanın bana, canlısını kalabalıklarla birlikte sahnede izlemekle onu ne bileyim CD'den veya radyodan dinlemek arasında fersah fersah fark var. Bir Sezen Aksu konserine gitmediyseniz, aslında onu çok ama çok eksik tanıyorsunuz demektir.
Çünkü sahnedeki Sezen Aksu, bence sadece çok güzel şarkılar söyleyen biri değil, bundan çok öte, çok daha büyük ve değerli bir şey.
***
Türkiye, ben kendimi bildim bileli, yani 70'li yıllardan beri kutuplara
ayrılmaya çalışılıyor.
insanların arasında fikir ayrılıkları olması son derece doğal. insanların birbirlerinden farklı olduklarını düşünmeleri de eşyanın tabiatı gereği.
Önemli olan bu ayrılıklara yapılan vurgular, bu ayrılma noktalarının öne çıkarılması, siyaset denen oyunun sadece ve sadece bu ayrılıklar üzerinden yapılmak istenmesi.
Hoş, Türk milleti kendi içgörüsü sayesinde politikacıların olmasını istediği kadar keskin çizgilerle bölünmüyor, buna hâlâ direniyor
ama Allah aşkına söyleyin, bu ayrılık meselesi bu kadar sert biçimde kaşınmadığı zamanlarda birbirimize bu kadar diş biliyor muyduk?
Bakın, din üzerinden siyaset yaptıkları izlenimini bir türlü silemeyenlerin de önemli katkısı sayesinde, hepimizin ortak kültürü olan din bile Türkiye'de ayrılıkların, cepheleşmelerin konusu haline geldi maalesef.
Bugün yine cepheleşme, kutuplaşma temelli siyasi arayışlar almış başını gidiyor. Şimdilik başarılı olunma ihtimali yok gibi gözüküyor bu kutuplaşmada ama yarın ne olacağını bilemiyoruz elbette.
Oysa bence Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, Sezen Aksu örneğinde gördüğümüz türden bizi doğal yollarla birleştiren bir kültürü yaratmak, onu desteklemek, onu yüceltmek.
iyi ki varsın Sezen Aksu. Varlığınla ümit veriyorsun.
Ismet Berkan-Radikal Gazetesi-01.07.2006
http://www.sezenaksu.biz
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar