bugün
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- miss earth 20272
- miss international 20272
- 30 haziran2
- kemal kılıçdaroğlu gafları2
- 2026 dünya kupası39
- paraguay'ın almanya'yı penaltılarla elemesi3
- yapay zeka ile kod yazmanin getirdigi tembellik2
- ahmet anapalı2
- türklerin soykırımdaki ustalığı15
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor15
- yazarların özlü sözleri10
- hamdi ulukaya2
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı11
- tl2
- mustafa kemal atatürk10
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- onur yürüyüşüne katılanların chpye oy vermesi7
- anın görüntüsü26
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- velvet45
- zoktay2
- ona bir cümle bırak5
- deniz göktaş12
- pandela12
- ölüm6
- 30 haziran 2026 hollanda fas maçı6
- sözlüğün troll kaynaması4
- günlerin artık kısalıyor olması5
- futbol32
- yassı şeftali2
- diyarbakır kürt dili konferansı5
- hastanedeyim ful kadınlar hasta8
- sözlüğün aptal kaynaması15
- insan sevdiği adama şans verir5
- 29 haziran 2026 almanya paraguay maçı7
- kız gruplarının yükselmesi3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- sözlüğe güzel bir kız bırak5
- bir günde 10 defa otuz bir çekmek5
- 104 artı 5 oynanırken feci bastıran uyku3
- türklerin pis olması3
- seksting5
- her evde bulunan efes pilsen bardağı10
- evde makarna yapmanın maliyeti8
- sözlükten maaş almak3
- diamond bey birader koştursun kampanyası4
- aşk8
- cumhuriyetin intikamı8
Sezen Aksu büyüsü
Ben bu kadını halk konserinde de dinledim, dostlarıyla yemek yediği lokanta masasında dayanamayıp söylemeye başladığında da, yurtdışında da dinledim, giriş ücreti bir servet olan zengin eğlencesi mekânlarında da.
Bir şey var, hiç değişmiyor: O şarkısına başlıyor, mekânda bulunan siz deyin 500 bin kişi, ben diyeyim 35 kişi hep bir ağızdan o şarkıyı söylemeye başlıyoruz.
Diyarbakır'da Newroz alanında toplanmış 500 bin kişiye 'Gülümse'yi söylerken de böyle bu, istanbul Açıkhava'daki 4 bin kişiye 'Sen Ağlama'yı söylerken de, Londra'da Covent Garden'da veya Barbican'da 'Şinanay'ı söylerken de aynı, Efendi Show Center'da kalburüstü insanlara 'Sarı Odalar'ı söylerken de...
Çok sevenleri farkında ama herkes bilsin istiyorum: Sezen Aksu, Türkiye'nin ortak paydalarından biri, popüler kültürümüz söz konusu olduğunda da belki yegânesi.
Bu ülkenin siyasetçileri ve başka önde gelenleri her Allah'ın günü bıkmadan usanmadan bizleri bölen, ayıran, hatta şiddetli çatışmalara sokan konular bulup bunları önümüze sürmek için uğraşırken, Sezen Aksu sırf içinden geldiği için şarkılarını söylemeye devam ediyor ve bizi o şarkılarıyla birleştiriyor.
O 30 yıldır şarkı söylüyor ben de bir o kadar yıldır onu dinliyorum. Önceki akşam istanbul'da Açıkhava Tiyatrosu'nda onu izlerken aklıma geldi ilk kez: Sezen Aksu sahneye çıkıp söylemeye başladığında, türbanlıyla türbansızın, Türk'le Kürt'ün, erkekle kadının, sağcıyla solcunun, izolasyonistle AB'cinin hissettiği şey aynı oluyor: Bağıra bağıra şarkı söylemek ve o kendiliğinden oluşan müthiş koroda erimek.
inanın bana, canlısını kalabalıklarla birlikte sahnede izlemekle onu ne bileyim CD'den veya radyodan dinlemek arasında fersah fersah fark var. Bir Sezen Aksu konserine gitmediyseniz, aslında onu çok ama çok eksik tanıyorsunuz demektir.
Çünkü sahnedeki Sezen Aksu, bence sadece çok güzel şarkılar söyleyen biri değil, bundan çok öte, çok daha büyük ve değerli bir şey.
***
Türkiye, ben kendimi bildim bileli, yani 70'li yıllardan beri kutuplara
ayrılmaya çalışılıyor.
insanların arasında fikir ayrılıkları olması son derece doğal. insanların birbirlerinden farklı olduklarını düşünmeleri de eşyanın tabiatı gereği.
Önemli olan bu ayrılıklara yapılan vurgular, bu ayrılma noktalarının öne çıkarılması, siyaset denen oyunun sadece ve sadece bu ayrılıklar üzerinden yapılmak istenmesi.
Hoş, Türk milleti kendi içgörüsü sayesinde politikacıların olmasını istediği kadar keskin çizgilerle bölünmüyor, buna hâlâ direniyor
ama Allah aşkına söyleyin, bu ayrılık meselesi bu kadar sert biçimde kaşınmadığı zamanlarda birbirimize bu kadar diş biliyor muyduk?
Bakın, din üzerinden siyaset yaptıkları izlenimini bir türlü silemeyenlerin de önemli katkısı sayesinde, hepimizin ortak kültürü olan din bile Türkiye'de ayrılıkların, cepheleşmelerin konusu haline geldi maalesef.
Bugün yine cepheleşme, kutuplaşma temelli siyasi arayışlar almış başını gidiyor. Şimdilik başarılı olunma ihtimali yok gibi gözüküyor bu kutuplaşmada ama yarın ne olacağını bilemiyoruz elbette.
Oysa bence Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, Sezen Aksu örneğinde gördüğümüz türden bizi doğal yollarla birleştiren bir kültürü yaratmak, onu desteklemek, onu yüceltmek.
iyi ki varsın Sezen Aksu. Varlığınla ümit veriyorsun.
Ismet Berkan-Radikal Gazetesi-01.07.2006
http://www.sezenaksu.biz
Ben bu kadını halk konserinde de dinledim, dostlarıyla yemek yediği lokanta masasında dayanamayıp söylemeye başladığında da, yurtdışında da dinledim, giriş ücreti bir servet olan zengin eğlencesi mekânlarında da.
Bir şey var, hiç değişmiyor: O şarkısına başlıyor, mekânda bulunan siz deyin 500 bin kişi, ben diyeyim 35 kişi hep bir ağızdan o şarkıyı söylemeye başlıyoruz.
Diyarbakır'da Newroz alanında toplanmış 500 bin kişiye 'Gülümse'yi söylerken de böyle bu, istanbul Açıkhava'daki 4 bin kişiye 'Sen Ağlama'yı söylerken de, Londra'da Covent Garden'da veya Barbican'da 'Şinanay'ı söylerken de aynı, Efendi Show Center'da kalburüstü insanlara 'Sarı Odalar'ı söylerken de...
Çok sevenleri farkında ama herkes bilsin istiyorum: Sezen Aksu, Türkiye'nin ortak paydalarından biri, popüler kültürümüz söz konusu olduğunda da belki yegânesi.
Bu ülkenin siyasetçileri ve başka önde gelenleri her Allah'ın günü bıkmadan usanmadan bizleri bölen, ayıran, hatta şiddetli çatışmalara sokan konular bulup bunları önümüze sürmek için uğraşırken, Sezen Aksu sırf içinden geldiği için şarkılarını söylemeye devam ediyor ve bizi o şarkılarıyla birleştiriyor.
O 30 yıldır şarkı söylüyor ben de bir o kadar yıldır onu dinliyorum. Önceki akşam istanbul'da Açıkhava Tiyatrosu'nda onu izlerken aklıma geldi ilk kez: Sezen Aksu sahneye çıkıp söylemeye başladığında, türbanlıyla türbansızın, Türk'le Kürt'ün, erkekle kadının, sağcıyla solcunun, izolasyonistle AB'cinin hissettiği şey aynı oluyor: Bağıra bağıra şarkı söylemek ve o kendiliğinden oluşan müthiş koroda erimek.
inanın bana, canlısını kalabalıklarla birlikte sahnede izlemekle onu ne bileyim CD'den veya radyodan dinlemek arasında fersah fersah fark var. Bir Sezen Aksu konserine gitmediyseniz, aslında onu çok ama çok eksik tanıyorsunuz demektir.
Çünkü sahnedeki Sezen Aksu, bence sadece çok güzel şarkılar söyleyen biri değil, bundan çok öte, çok daha büyük ve değerli bir şey.
***
Türkiye, ben kendimi bildim bileli, yani 70'li yıllardan beri kutuplara
ayrılmaya çalışılıyor.
insanların arasında fikir ayrılıkları olması son derece doğal. insanların birbirlerinden farklı olduklarını düşünmeleri de eşyanın tabiatı gereği.
Önemli olan bu ayrılıklara yapılan vurgular, bu ayrılma noktalarının öne çıkarılması, siyaset denen oyunun sadece ve sadece bu ayrılıklar üzerinden yapılmak istenmesi.
Hoş, Türk milleti kendi içgörüsü sayesinde politikacıların olmasını istediği kadar keskin çizgilerle bölünmüyor, buna hâlâ direniyor
ama Allah aşkına söyleyin, bu ayrılık meselesi bu kadar sert biçimde kaşınmadığı zamanlarda birbirimize bu kadar diş biliyor muyduk?
Bakın, din üzerinden siyaset yaptıkları izlenimini bir türlü silemeyenlerin de önemli katkısı sayesinde, hepimizin ortak kültürü olan din bile Türkiye'de ayrılıkların, cepheleşmelerin konusu haline geldi maalesef.
Bugün yine cepheleşme, kutuplaşma temelli siyasi arayışlar almış başını gidiyor. Şimdilik başarılı olunma ihtimali yok gibi gözüküyor bu kutuplaşmada ama yarın ne olacağını bilemiyoruz elbette.
Oysa bence Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, Sezen Aksu örneğinde gördüğümüz türden bizi doğal yollarla birleştiren bir kültürü yaratmak, onu desteklemek, onu yüceltmek.
iyi ki varsın Sezen Aksu. Varlığınla ümit veriyorsun.
Ismet Berkan-Radikal Gazetesi-01.07.2006
http://www.sezenaksu.biz
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar