bugün
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı34
- osuruktan şiirler44
- evde pide yapmak4
- konya da 3 4 büyüklüğünde deprem5
- giysi fiyatlarının uçması12
- ismail kartal ne zaman kovulur sorunsalı3
- çirkin kaslı erkek vs yakışıklı cılız erkek6
- vedat muriqi5
- arkadaşlar hoşçakalın3
- netflix ten daha iyi ücretsiz film sunucuları2
- yenilgisiz tek şampiyon5
- apo orospu çocuğu değildir demek5
- fenerbahçe17
- şoförün yan koltuğu4
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- ismail kartal ın kovulması3
- archie brown2
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- sevgilinin sensiz de mutlu olmasını ister misin4
- anne pizzası10
- kafasına havan mermisi yiyen teröristler3
- dinci ve müslüman kavramları8
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- yar deyince kalem elden neden düşer3
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- zorunlu eğitim12
- akp yeni parti'nin lacivertidir3
- game of thrones taki kerhaneci4
- babülmendep boğazı3
- sözlüğün bugün pek bir sıkıcı olması2
- putin türkmüş11
- porno seyrederken kıyametin gerçekleşmesi2
- hiçbir kadının sevgisine ihtiyaç duymayan erkek5
- porno yıldızlarını alfabetik sırayla sayan kız2
- trileçe7
- temel reis3
- popkek yiyen erkeğin namusu5
- şakirtlerin özgün müzik dinlemesi2
- sebahattin şirin9
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- türk vatandaşları türktür9
- melih meriç2
- makyaj yapmadan dışarı çıkan türk kızı2
- cedidacer2
- nervio hamferdi12
- true'nin acile kaldırılması9
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- atın zenginlik göstergesi olması2
- true'nin libidosu neden yüksek7
31 Temmuz 1959 tarihinde Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üyelik başvurusu ile başlayan Türkiye-AB ilişkilerinde, 6 Mart 1995 tarihinde imzalanan Gümrük Birliği Antlaşması, AB tarihinde en büyük istisnalardan biri olmuştur. Zira o dönemde AB'ye üye olmayıp gümrük birliğine dahil olan tek üye Türkiye olmuştur. Yani bazı kesimlerin deyişiyle Türkiye, AB'nin pazarı olmuştur.
Aslında Türkiye'nin bu topluluğa dahil olamamasında ekonomik faktorler büyük bir etken olabilir. Ama bu ifade sorunun çözümünde eksik kalacaktır. Çünkü Türkiye'den ekonomik anlamda daha zor durumda olan ve Türkiye'nin üyelik başvurusundan çok sonra başvurularda bulunan ülkeler üye olmasına rağmen AB; "Türkiye için katılım süreci", "fasılalar" gibi safhalarla durumu daha sıkıntılı bir hale taşımaktadır. Zaten 2016 yılında Avrupa Parlementosu'nun isteği doğrultusunda üyelik süreci dondurulmuş vaziyettedir.
Böyle olmakla beraber, AB'nin Türkiye'yi kendi içerisinde kabul etmemesindeki yegane sebepler kültürel faktörler olduğu kadar nüfusu da söylenebilir. Zira gümrük birliği imzalandığı vakit Türkiye topluluğa girmiş olsaydı, nüfusuna ve TBMM'deki mebus sayısına oranla, Avrupa Parlamentosu'nda Fransa'dan sonra en çok azâ bulundurabilecek ülke konumunda olacaktı. Haliyle AB' nin kaderini tayin edecekti. Bu durum da üye ülkeleri endişelendirmiş olmalıdır.
Ama geldiğimiz noktada gümrük birliğinin Turkiye'yi AB'nin pazarı haline getirmesi ekonomik sorunları çözmek yerine daha da sıkıntılı bir duruma sokmuştur. Nitekim 2000 krizi de bununla ilişkilendirilebilir. Nitekim ülkeye 1980'lerden itibaren gelen teknolojik ürünlerde AB'ye üyelik sürecinde bu antlaşma önemli bir anlam içermekle beraber, emperyalist firmaların yerli müteşebbisi ezmesi gelişen Türkiye'yi antlaşmanın ilk yıllarında zorlamıştır. Günümüzde bu durum eskiye nazaran aşılmış gibi görünüyor olsada, antlaşmanın geçerli olması ve ülkedeki ekonomik sorunlar, 2000'deki krize benzer yeni bir ekonomik buhrana şahit olmamızda önemli etkenlerin başında gelmektedir.
Aslında Türkiye'nin bu topluluğa dahil olamamasında ekonomik faktorler büyük bir etken olabilir. Ama bu ifade sorunun çözümünde eksik kalacaktır. Çünkü Türkiye'den ekonomik anlamda daha zor durumda olan ve Türkiye'nin üyelik başvurusundan çok sonra başvurularda bulunan ülkeler üye olmasına rağmen AB; "Türkiye için katılım süreci", "fasılalar" gibi safhalarla durumu daha sıkıntılı bir hale taşımaktadır. Zaten 2016 yılında Avrupa Parlementosu'nun isteği doğrultusunda üyelik süreci dondurulmuş vaziyettedir.
Böyle olmakla beraber, AB'nin Türkiye'yi kendi içerisinde kabul etmemesindeki yegane sebepler kültürel faktörler olduğu kadar nüfusu da söylenebilir. Zira gümrük birliği imzalandığı vakit Türkiye topluluğa girmiş olsaydı, nüfusuna ve TBMM'deki mebus sayısına oranla, Avrupa Parlamentosu'nda Fransa'dan sonra en çok azâ bulundurabilecek ülke konumunda olacaktı. Haliyle AB' nin kaderini tayin edecekti. Bu durum da üye ülkeleri endişelendirmiş olmalıdır.
Ama geldiğimiz noktada gümrük birliğinin Turkiye'yi AB'nin pazarı haline getirmesi ekonomik sorunları çözmek yerine daha da sıkıntılı bir duruma sokmuştur. Nitekim 2000 krizi de bununla ilişkilendirilebilir. Nitekim ülkeye 1980'lerden itibaren gelen teknolojik ürünlerde AB'ye üyelik sürecinde bu antlaşma önemli bir anlam içermekle beraber, emperyalist firmaların yerli müteşebbisi ezmesi gelişen Türkiye'yi antlaşmanın ilk yıllarında zorlamıştır. Günümüzde bu durum eskiye nazaran aşılmış gibi görünüyor olsada, antlaşmanın geçerli olması ve ülkedeki ekonomik sorunlar, 2000'deki krize benzer yeni bir ekonomik buhrana şahit olmamızda önemli etkenlerin başında gelmektedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar