bugün
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi11
- ama kent uzlaşısı6
- çerçeve yasa teklifinin meclis'e sunulması6
- theodor herzl e devlet madalyası vermek4
- ülkücü vs pkklı3
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır3
- meal kuran değildir26
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi14
- duş almak vs duş yapmak6
- online kumar4
- erkek gibi konuşan kız7
- insanlar sizi nasıl tanımlar7
- midilli adası4
- 05 08 2026 ankara daki yoğun osuruk kokusu2
- pforzheim şu an 21 derece3
- geceye güzel bir söz bırak6
- 2026 ağustos ayının serin geçmesi3
- euro'nun 55 tl olması2
- bayan kelimesi neden rahatsız edici28
- gecenin film sahnesi5
- 5 ağustos 20263
- dinamo zagreb'in kauno zalgiris'i 5 0 yenmesi3
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- iremga12
- 40 hadis3
- dürüm yerken uzaklara dalmak3
- afrika nasıl kalkınabilir15
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- bella hadid5
- velvet almanyaya gel5
- mohamed salah ghaly5
- kendini anlatamamak6
- lionel messi2
- trabzonspor harbiden salah'ı almış4
- polonya2
- kız arkadaş kiralamak7
- velvet14
- arkadaşlar bakar mısınız9
- fakir olduğu halde bir erkeğe aşık olmak3
- ıban at4
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- kahve falı3
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- gürkan uygun3
- 31 çekerken eli kırmak3
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
Arkadaşlar selamlar.
ilkokul 3. Sınıftan tee geçen seneye kadar üzerine kata kata Türkiye'deki tek yaygın yabancı dil olan ingilizceyi nasıl öğrendim, Bu yolda neler çektim,
Temel sıkıntılar nedir gibi sorulara ve yanıtlara değineceğim.
ingilizceyi oldum olası sevmişimdir. Bankamatikçi öğretmenler sebebi ile ilk okulda başladığım ingilizce eğitimim liseye girdiğimde a1 seviyesinde, liseyi bitirdiğimde de kendi imkanlarımla a2 seviyesindeydi. Üiversite de ise b1 düzeyinde ingilizceyi yarım yamalak öğrenmiş bulundum.
biraz çaba ile zamanları (tenseler) öğrenerek bile b1 seviyesinde grammer bilgisine haiz olabilsekte ingilizce grammerden ibaret değil... Biliyorsunuz ki konuşamadıktan sonra grammerin de bir anlamı yok.
Eğer ülkemizdeki dil eğitim modeli ile dil öğrenmekte zorlanıyorsanız korkmayın, bu hiç öğrenemeyeceksiniz anlamına gelmiyor. Sadece herkesin öğrenim metodu farklı. kalkıp burda size x kursunun hafıza teknileri ile ingilizce öğrendim gibi bir saçmalık yazmayacağım. Sadece 1 ayda 1 in üstüne nasıl 100 koyduğumu anlatacağım.
Arkadaşlar hepimiz doğduğumuzda anadilimizi grammer ile değil konuşarak öğrendik. Üniversite zamanında almanyada erasmus a gittiğimde sıfır almanca grammeri ile sadece konuşarak ve merak salarak bu ne, şu ne demek diye diye b1 düzeyinde almanca öğrenebildim. Bunu da dediğim gibi almancı Türklere bu ne demek nasıl söyleniyor gibi, ya da kasiyerlerle müşteriler arasındaki mesela sabah saatlerinde kasaya girdiysen guten tag ardındsn fiyat bilgisi ödedikten sonra danke schön, sonrasnda bitte schön gibi basit kalıpları bile kaçırmayarak, ordaki hayatın farkında olarak, almanca kullanmam gerektiğini bilmekten geçiyor. Bu yüzden insanlarla iletişimde kullanacağım basit cümleleri bile öğrendim gerektiğinde... Mesela, kahve mi istiyorum o zaman ich möchte ein klein coffee bitte demezsem o kahveyi sipariş etmenin geriye kalan tek yolu işaret dili olduğunu biliyor musunuz. O kadar düşmeye de gerek yok dimi arkadaşlar? Sadece bir kahve için almancadaki tüm zamanları ayları yılları günleri mevsimleri tek kalemde öğrenip o kahveyi aylar sonra sipariş edecek almancaya sahip olacak olmayayım aq ben bu filmi türkiyede çok gördüm.
Nitekim ingilizcede de Üniversite sonrası götümü yırta yırta yırta geldiğim seviye b1 olup deneme yaptıgım zibilyon tane teste de bu sonuç değişmedi.
Bazı şartlar olur hani türkçe konuşsan da seni kimsenin anlamayacağı bir ortamda olursun ya işte ben de öyle bir yerde 14 gün geçirmek durumunda kaldım. Bunu da Türkiye de başardım. Cidden yırtdısına cıkmadan da yapılabiliyormuş.
Az buçuk kelime ve grammer bilgisi ile iki hafta boyunca kendini anlatma ve sohbete dahil olma gayreti ile geldiğim seviye alkol eşliğinde sabahlara kadar sohbet edebilecek hale geldi.
Kimse bize bu dildeki kalıpların, deyimlerin, düz mantığın türkçedeki gibi olduğunu öğretmedi. Mesela çay kaşığının bile ingilizcede özel bir ismi vardır diye kendini rezil etmemek adına susup konusamıyoruz ya aslında düz mantıkla can u give me a tea spoon diyebilecekken diyemeyip can you give me eeeeee de kalmak hepimizin temel sorun. Unutmayın bu dili kullanırken karşınızda genellikle anadili ingilizce olmayan, grammer hatalarınızs çom takılmayacak insanlar olacak o yüzden kendinizi kasmayın hiç.
Mesela vakti zamanında, hasta oldum ve burnum tıkalı diyecekken sırf tıkalı ne demek bilmediğimden susup kalmıştım. Oysa sadece türkçedeki gibi bir Benzetme ile my noses r close or my noses are full diyememek tamamen eğitim sisteminin bize yüklediği konuşma ve hata yapma korkusundan ibaret.
Eğitim sistemi ve içimizdeki cesaretsizliği yıkıp geçtiğimizde dil öğrenmek dünyanın en basit şeyi oluyor.
Yds den yökdil den IELTS gibi sınavlardan belli bir puan almak için kıçımı saatlerce günlerce aylarca grammer ve vocab kitaplarına gömmekten çok daha etkili olan şey bildiğinizi konuşabilmektir. Çünkü benim tecrübe ederek öğrendiğim şu ki dil kitaptan değil hayattan öğrenilir.
Şuan geçen seneye kadar yarım b2 seviye ingilizcem şuan c1 düzeyinde. 2 sene önce ielts den 6 alabilir miyim diye düşünürken aradan geçen iki senede kitabın kapağını bile açmadan 7.5 gibi garanti puanlar alabilir seviyeye gelmem beni de bir yandan şok ediyor.
Millet, dil öğrenmek istiyorsanız yabancı arkadaşlar edinin, dildeki eksiliğiniz bir dezavantaj olsa da onların sizinle arkadaşlık etmesine değecek yönlerinizi ortaya çıkarın.
ilkokul 3. Sınıftan tee geçen seneye kadar üzerine kata kata Türkiye'deki tek yaygın yabancı dil olan ingilizceyi nasıl öğrendim, Bu yolda neler çektim,
Temel sıkıntılar nedir gibi sorulara ve yanıtlara değineceğim.
ingilizceyi oldum olası sevmişimdir. Bankamatikçi öğretmenler sebebi ile ilk okulda başladığım ingilizce eğitimim liseye girdiğimde a1 seviyesinde, liseyi bitirdiğimde de kendi imkanlarımla a2 seviyesindeydi. Üiversite de ise b1 düzeyinde ingilizceyi yarım yamalak öğrenmiş bulundum.
biraz çaba ile zamanları (tenseler) öğrenerek bile b1 seviyesinde grammer bilgisine haiz olabilsekte ingilizce grammerden ibaret değil... Biliyorsunuz ki konuşamadıktan sonra grammerin de bir anlamı yok.
Eğer ülkemizdeki dil eğitim modeli ile dil öğrenmekte zorlanıyorsanız korkmayın, bu hiç öğrenemeyeceksiniz anlamına gelmiyor. Sadece herkesin öğrenim metodu farklı. kalkıp burda size x kursunun hafıza teknileri ile ingilizce öğrendim gibi bir saçmalık yazmayacağım. Sadece 1 ayda 1 in üstüne nasıl 100 koyduğumu anlatacağım.
Arkadaşlar hepimiz doğduğumuzda anadilimizi grammer ile değil konuşarak öğrendik. Üniversite zamanında almanyada erasmus a gittiğimde sıfır almanca grammeri ile sadece konuşarak ve merak salarak bu ne, şu ne demek diye diye b1 düzeyinde almanca öğrenebildim. Bunu da dediğim gibi almancı Türklere bu ne demek nasıl söyleniyor gibi, ya da kasiyerlerle müşteriler arasındaki mesela sabah saatlerinde kasaya girdiysen guten tag ardındsn fiyat bilgisi ödedikten sonra danke schön, sonrasnda bitte schön gibi basit kalıpları bile kaçırmayarak, ordaki hayatın farkında olarak, almanca kullanmam gerektiğini bilmekten geçiyor. Bu yüzden insanlarla iletişimde kullanacağım basit cümleleri bile öğrendim gerektiğinde... Mesela, kahve mi istiyorum o zaman ich möchte ein klein coffee bitte demezsem o kahveyi sipariş etmenin geriye kalan tek yolu işaret dili olduğunu biliyor musunuz. O kadar düşmeye de gerek yok dimi arkadaşlar? Sadece bir kahve için almancadaki tüm zamanları ayları yılları günleri mevsimleri tek kalemde öğrenip o kahveyi aylar sonra sipariş edecek almancaya sahip olacak olmayayım aq ben bu filmi türkiyede çok gördüm.
Nitekim ingilizcede de Üniversite sonrası götümü yırta yırta yırta geldiğim seviye b1 olup deneme yaptıgım zibilyon tane teste de bu sonuç değişmedi.
Bazı şartlar olur hani türkçe konuşsan da seni kimsenin anlamayacağı bir ortamda olursun ya işte ben de öyle bir yerde 14 gün geçirmek durumunda kaldım. Bunu da Türkiye de başardım. Cidden yırtdısına cıkmadan da yapılabiliyormuş.
Az buçuk kelime ve grammer bilgisi ile iki hafta boyunca kendini anlatma ve sohbete dahil olma gayreti ile geldiğim seviye alkol eşliğinde sabahlara kadar sohbet edebilecek hale geldi.
Kimse bize bu dildeki kalıpların, deyimlerin, düz mantığın türkçedeki gibi olduğunu öğretmedi. Mesela çay kaşığının bile ingilizcede özel bir ismi vardır diye kendini rezil etmemek adına susup konusamıyoruz ya aslında düz mantıkla can u give me a tea spoon diyebilecekken diyemeyip can you give me eeeeee de kalmak hepimizin temel sorun. Unutmayın bu dili kullanırken karşınızda genellikle anadili ingilizce olmayan, grammer hatalarınızs çom takılmayacak insanlar olacak o yüzden kendinizi kasmayın hiç.
Mesela vakti zamanında, hasta oldum ve burnum tıkalı diyecekken sırf tıkalı ne demek bilmediğimden susup kalmıştım. Oysa sadece türkçedeki gibi bir Benzetme ile my noses r close or my noses are full diyememek tamamen eğitim sisteminin bize yüklediği konuşma ve hata yapma korkusundan ibaret.
Eğitim sistemi ve içimizdeki cesaretsizliği yıkıp geçtiğimizde dil öğrenmek dünyanın en basit şeyi oluyor.
Yds den yökdil den IELTS gibi sınavlardan belli bir puan almak için kıçımı saatlerce günlerce aylarca grammer ve vocab kitaplarına gömmekten çok daha etkili olan şey bildiğinizi konuşabilmektir. Çünkü benim tecrübe ederek öğrendiğim şu ki dil kitaptan değil hayattan öğrenilir.
Şuan geçen seneye kadar yarım b2 seviye ingilizcem şuan c1 düzeyinde. 2 sene önce ielts den 6 alabilir miyim diye düşünürken aradan geçen iki senede kitabın kapağını bile açmadan 7.5 gibi garanti puanlar alabilir seviyeye gelmem beni de bir yandan şok ediyor.
Millet, dil öğrenmek istiyorsanız yabancı arkadaşlar edinin, dildeki eksiliğiniz bir dezavantaj olsa da onların sizinle arkadaşlık etmesine değecek yönlerinizi ortaya çıkarın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar