bugün
- en lezzetli balık15
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin10
- karşı cinsteki en itici özellik12
- ben geldim naneler13
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- online listesindeki sıralama mantığı9
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- online listesi neden kaldırıldı10
- size takılan lakaplar7
- mansur yavaş14
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- gocu33
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri4
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- en son neye çok üzüldünüz12
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- inci sözlük8
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- game of thrones taki kerhaneci21
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- sevmediğin biriyle sevişmek3
- b c d y z i4
- how'i met your mother marshall4
- true nickli yazar22
- başkent istanbul olsun11
- arkadaşlar5
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- mamudo gurban niye doğdun9
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- jeffrey dahmer vs nuri alço2
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın4
- uludağ sözlük halısaha turnuvası3
- insanların sizden uzak durması7
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- tai lung vs gocu22
- ismet kalk çay koy kanka3
- iş yerindeki orospu çocukları8
- chatgpt2
veda yazısı şöyle:
2000’li yılların başı, internetin kasıp kavurduğu yıllardı. o zamanlar internet kafelerde yer bulamayıp sıraya giriliyordu. insanların geliş sebebi farklıydı. kimi oyun oynamak, kimi irc’de sohbet etmek istiyordu.
ben ise o yıllar web sitesi tasarlama, unrealircd için modül hazırlama gibi işlere merak sarmıştım.
bir yandan bunlarla uğraşırken bir yandan da hızla popülerliği artan forumlarda karalamalar yapmaya başladım. bu süreçte çeşitli iş kollarında çalıştım.
2009 yılında gazeteciliğe adım attım.
o yıl kurduğum web sitesi üzerinden gündemle ilgili görüşlerimi kaleme alıyordum. yazılarım arkadaş ortamlarında çok beğenilince bir arkadaşın önerisiyle adana’da yerel bir gazetede, kısa bir muhabirlik deneyimim oldu. ilk gittiğim haber rahmetli rauf denktaş‘ın bir otelde düzenlenen konferansı olmuştu.
tüm gazeteci arkadaşlar, not alıyor cep telefonu kamerasıyla video çekiyorken ben ise kollarımı kavuşturmuş dinliyordum sadece.
ilgi çekmiş olmalıyım ki arkamda oturan bir hanım gazeteci:
“affedersiniz orası basın mensupları için. yer değiştirebilir miyiz?” dedi.
gazetenin verdiği sarı personel kimlik kartını uzatıp:
“ben de öyleyim.” dedim.
elimde kâğıt, kalem yok!
bırak fotoğraf makinesini, telefonum bile kamerasızdı.
o gazetecinin beni süzüşünü, ellerime bakışını hiç unutmuyorum.
kafamı işaret edip “buraya atıyorum notları.” dediğimi hatırlıyorum.
o konferansta rahmetli denktaş çok şey söyledi. aklımda kalan “ amerika uyduruk bir şey buldu ‘ılımlı islâm’ diye. sanki islâmın az şekerlisi, çok şekerlisi, kaynarı var.” cümlesi olmuştu.
haberi kafama göre yazıp vermiştim. böyle bir müddet devam etti. hem internette yazıyor, hem gazeteciliğin inceliklerini öğrenmeye çalışıyordum. şimdi var mı bilmiyorum ama o dönem tgc’nin online gazetecilik eğitimi vardı. para almadığım için yerel gazeteye gitmeyi bırakmıştım. yine gündem değerlendirmelerime devam ediyordum. tgc’nin eğitimini de aldıktan sonra aynı yıl haberokur’u kurdum. bu başlı başlına ayrı bir hikâye.
nasıl kurdum, nasıl yükseldim ve nasıl düştüm?...
başka bir yazıda nasipse bir gün anlatırım.
o günden bugüne kadar bu sektörün içinde yer aldım. gazetecilikle alakalı kitaplar alarak kendimi geliştirmeye devam ettim. 2013 yılında yeniçağ gazetesine adım attım. bünyesindeki günboyu ve dokuzsütun gazetelerinde editör ve köşe yazarı olarak çalıştım.bu esnada da istanbul üniversitesi medya ve iletişim bölümüne kaydoldum.
*
gazetecilik yaptığım süre boyunca çok anılar birikti elbet. sadece meslekle ilgili değil, bilfiil 8 yıl boyunca kartal-yenibosna arası gidip geldim. metro ve metrobüsteki anıları kısmetse belki bir gün kitaplaştırırım.
uzatmayayım meslekte acısıyla tatlısıyla 12 yıl geride kaldı.
ve çok sevdiğim bu mesleğe üzülerek veda etmenin de zamanı geldi.
*
gönlüm hüzünlü olsa da vicdanım rahat. bu süre içerisinde kalemimi satmadım.
kimsenin adamı olmadım. paraşütle inen gazetecilerden değildim. tırnaklarımla, emeklerime bugüne geldim.
bildiğim doğruları yazdım. yanlışları eleştirdim.
herkes güce tamah ederken ben mağdurun yanındaydım.
elimden sadece yazmak geliyordu, yazdım.
ama haddimi de bildim.
yine de bu süre içinde bilerek ya da bilmeyerek sürç-i lisan ettiysem affola.
zaman neyi gösterir, günün birinde bana kapısını açan bir gazete olur mu bilemem.
rızkı veren allah… kısmet diyelim.
görelim bakalım mevla neyler, neylerse güzel eyler…
lütfen ne olursa olsun doğruların ve mazlumların yanında yer alın.
bir gün tekrar görüşmek üzere hoşça kalın!...
kaynak: http://www.leventbulut.net/2021/06/19/veda/
2000’li yılların başı, internetin kasıp kavurduğu yıllardı. o zamanlar internet kafelerde yer bulamayıp sıraya giriliyordu. insanların geliş sebebi farklıydı. kimi oyun oynamak, kimi irc’de sohbet etmek istiyordu.
ben ise o yıllar web sitesi tasarlama, unrealircd için modül hazırlama gibi işlere merak sarmıştım.
bir yandan bunlarla uğraşırken bir yandan da hızla popülerliği artan forumlarda karalamalar yapmaya başladım. bu süreçte çeşitli iş kollarında çalıştım.
2009 yılında gazeteciliğe adım attım.
o yıl kurduğum web sitesi üzerinden gündemle ilgili görüşlerimi kaleme alıyordum. yazılarım arkadaş ortamlarında çok beğenilince bir arkadaşın önerisiyle adana’da yerel bir gazetede, kısa bir muhabirlik deneyimim oldu. ilk gittiğim haber rahmetli rauf denktaş‘ın bir otelde düzenlenen konferansı olmuştu.
tüm gazeteci arkadaşlar, not alıyor cep telefonu kamerasıyla video çekiyorken ben ise kollarımı kavuşturmuş dinliyordum sadece.
ilgi çekmiş olmalıyım ki arkamda oturan bir hanım gazeteci:
“affedersiniz orası basın mensupları için. yer değiştirebilir miyiz?” dedi.
gazetenin verdiği sarı personel kimlik kartını uzatıp:
“ben de öyleyim.” dedim.
elimde kâğıt, kalem yok!
bırak fotoğraf makinesini, telefonum bile kamerasızdı.
o gazetecinin beni süzüşünü, ellerime bakışını hiç unutmuyorum.
kafamı işaret edip “buraya atıyorum notları.” dediğimi hatırlıyorum.
o konferansta rahmetli denktaş çok şey söyledi. aklımda kalan “ amerika uyduruk bir şey buldu ‘ılımlı islâm’ diye. sanki islâmın az şekerlisi, çok şekerlisi, kaynarı var.” cümlesi olmuştu.
haberi kafama göre yazıp vermiştim. böyle bir müddet devam etti. hem internette yazıyor, hem gazeteciliğin inceliklerini öğrenmeye çalışıyordum. şimdi var mı bilmiyorum ama o dönem tgc’nin online gazetecilik eğitimi vardı. para almadığım için yerel gazeteye gitmeyi bırakmıştım. yine gündem değerlendirmelerime devam ediyordum. tgc’nin eğitimini de aldıktan sonra aynı yıl haberokur’u kurdum. bu başlı başlına ayrı bir hikâye.
nasıl kurdum, nasıl yükseldim ve nasıl düştüm?...
başka bir yazıda nasipse bir gün anlatırım.
o günden bugüne kadar bu sektörün içinde yer aldım. gazetecilikle alakalı kitaplar alarak kendimi geliştirmeye devam ettim. 2013 yılında yeniçağ gazetesine adım attım. bünyesindeki günboyu ve dokuzsütun gazetelerinde editör ve köşe yazarı olarak çalıştım.bu esnada da istanbul üniversitesi medya ve iletişim bölümüne kaydoldum.
*
gazetecilik yaptığım süre boyunca çok anılar birikti elbet. sadece meslekle ilgili değil, bilfiil 8 yıl boyunca kartal-yenibosna arası gidip geldim. metro ve metrobüsteki anıları kısmetse belki bir gün kitaplaştırırım.
uzatmayayım meslekte acısıyla tatlısıyla 12 yıl geride kaldı.
ve çok sevdiğim bu mesleğe üzülerek veda etmenin de zamanı geldi.
*
gönlüm hüzünlü olsa da vicdanım rahat. bu süre içerisinde kalemimi satmadım.
kimsenin adamı olmadım. paraşütle inen gazetecilerden değildim. tırnaklarımla, emeklerime bugüne geldim.
bildiğim doğruları yazdım. yanlışları eleştirdim.
herkes güce tamah ederken ben mağdurun yanındaydım.
elimden sadece yazmak geliyordu, yazdım.
ama haddimi de bildim.
yine de bu süre içinde bilerek ya da bilmeyerek sürç-i lisan ettiysem affola.
zaman neyi gösterir, günün birinde bana kapısını açan bir gazete olur mu bilemem.
rızkı veren allah… kısmet diyelim.
görelim bakalım mevla neyler, neylerse güzel eyler…
lütfen ne olursa olsun doğruların ve mazlumların yanında yer alın.
bir gün tekrar görüşmek üzere hoşça kalın!...
kaynak: http://www.leventbulut.net/2021/06/19/veda/
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar