bugün
- birader ne demek10
- diamond bosphorus14
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- yazarların nickleri nereden geliyor7
- nervio burak demirbilek evliliği7
- tai lung18
- gocu meriç7
- sozlugun hafizasi6
- yeni parti46
- limonlu makarna4
- deccal'in sozluge gelmesi4
- artık bilgi içerikli entryleri tek tek okuyacağım5
- traktörü olan yazarlar4
- baş meriç7
- sözlüğe bilgi içerikli entry girmek6
- yazma deyince yazılmasını isteyen kezban3
- mehdi beklentisi4
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- kız nick altı meriçleri13
- arabayı yavaş süren tipler16
- merfulu gitmesin kampanyası15
- bir erkek yazara instagramdan ulaşmak4
- geçmişe özlem2
- ismet gürbüz7
- kürtçülerin abd ve israil'i destekleme sebebi2
- nervio'nun ayaklarının ters olması2
- salçalı kıymalı makarna2
- kafiyesiz şiir saçmalığı3
- gammazların tarafsız olması gerekliliği13
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor13
- kitap önerir misiniz2
- apoya küfür edince kuduran kürtçü9
- gammazlar ve biraderler arasındaki kirli ilişki10
- ermeni çeteleri2
- nervio moderatör olsun kampanyası10
- beni seven yazarlar10
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay14
- sular kesikken gelen kaka3
- parayla limon almak3
- e'e f e2
- öykü serter8
- bırakın kavgayı maç başlıyor7
- bana onu sormayin birader2
- yakışıklı erkeklerin gay olması10
- arkadaşlar sizce ben5
- sözlük yazarlarının çayları12
- online yazarlar neden yazmıyor12
- hatırladığınız en eski anı7
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum11
- cesur yürek mansur yavaş nerede2
Havasının ve insanlarının aynı derecede soğuk olduğu hususunda hemfikir olduğum; sokakları temiz mi temiz, mimarisi hoş mu hoş bir orta Avrupa şehri (bkz: yiğidi öldür hakkını yeme)
Muhtemelen herkesin farklı olaylar ve durumlar aracılığıyla farkına vardığı bu soğukluk konusunda bizi ikna eden şehre indiğimiz gün donan ayaklarımız, kızarmanın ve morarmanın ötesinde mavileşen burunlarımız ve dahası aşağıdaki üç sözlü ifade oldu:
Have you no home in your door: bilet almak için girdiğimiz dükkan sahibinin super ingilizcesiyle bizi kapıyı arkamızdan kapamamız konusunda nazikçe uyarma amaçlı hitabı
Go to next shop: hediyelik satan bir dükkanda bir prag tişörtünün medium bedeninin olup olmadığını sorduğumuz çeklinin, bizi o gün muhtemelen az iş yapmış komşusunun dükkanından alışveriş yapmaya davet ediş şekli
I am not a monkey in the zoo: yaratıcı çek sokak müzisyeninin gitarı ve mızıkasıyla bir köşe başında müziğini icra edişini kameraya çekme teşebbüsümüzden müteessir olduğunu belirtme cümlesi.
Değinilmesi gereken diğer birkaç nokta ise şöyle; metrolara inen yürüyen merdivenler nehir gibi akar ve yerin merkezine iniyormuşçasına iner de iner. indiğiniz yerde mağmayla karşılaşmayı beklersiniz, birden metroyu görünce şaşırırsınız, o derece. Metroya biletsiz binmek mi? sakın ola denemeyin boşuna, 20 kere biletli binersiniz bi kontrol gelmez, bi kere biletsiz binince kontrol ederler, gözünüzün yaşına bakmadan da kişibaşı 700 kron tahsil ederler. Bu da yaklaşık 25 euro yapar ve can yakar.
Ulaşım ve beslenmeye gelince gerçekten çok cüzi miktarlara bütün şehri metroyla veya tramvayla bi baştan bi başa gezebilirsiniz; 1 euroya metroya tek seferlik binebilir, şehir merkezine inip yürüyerek şehrin gizli köşelerini keşfedebilirsiniz. Veya 4 euroluk (100 kron) günlük kart alıp gün boyunca bütün metro tramvay hatlarına beşyüz defa binebilirsiniz. Tabi isterseniz ikibinbeşyüz defa da binebilirsiniz, beşyüz sayısı günlük kartın sınırsız indi bindiye imkan tanıdığını ifade etme amaçlıydı.
Beslenme deyince domuz konusunda hassassanız sakın ola sormadan yemeyin, her yerde her şeyde domuz olabilir. Yemek olarak gulaş, ayaküstü atıştırmalık tatlı olarak ise tredelnik çeklerin tipik yiyecekleri, her ikisi de gayet lezzetli. Unutmadan söyliyim, tutup prag kalesinin (praszky hrad) karşısındaki ortaçağ restoranlarında yemek yiycekseniz gelen garsonun size bozuk ingilizcesiyle anlattığı şeyi sipariş etmeden önce bi sorun bakalım fiyatı neymiş. Bizim gibi 3 kişilik yemeğe 85 euro ödeyip buna bile şükretmek durumunda kalmayın sonra eheh.
Astronomik kulenin tepesinden şehrin güzel manzarasını doya doya seyretmeyi, karel köprüsünde iki üç tur atmayı, vaslavske meydanında dolaşmayı, vaslavskenin yukarısında hard rock cafede veya sakin bi insansanız ünlü caz kafelerinde biraları yudumlamayı herkes zaten akıl eder.. ama benim tavsiyem metroya –özellikle yolunuz düşerse invalidovna durağından- girerken veya çıkarken ortamda oluşan kuvvetli ve soğuk hava akımında hasta olmamak için yanınıza bir paket soğuk algınlığı ilacı almayı unutmayın...
Muhtemelen herkesin farklı olaylar ve durumlar aracılığıyla farkına vardığı bu soğukluk konusunda bizi ikna eden şehre indiğimiz gün donan ayaklarımız, kızarmanın ve morarmanın ötesinde mavileşen burunlarımız ve dahası aşağıdaki üç sözlü ifade oldu:
Have you no home in your door: bilet almak için girdiğimiz dükkan sahibinin super ingilizcesiyle bizi kapıyı arkamızdan kapamamız konusunda nazikçe uyarma amaçlı hitabı
Go to next shop: hediyelik satan bir dükkanda bir prag tişörtünün medium bedeninin olup olmadığını sorduğumuz çeklinin, bizi o gün muhtemelen az iş yapmış komşusunun dükkanından alışveriş yapmaya davet ediş şekli
I am not a monkey in the zoo: yaratıcı çek sokak müzisyeninin gitarı ve mızıkasıyla bir köşe başında müziğini icra edişini kameraya çekme teşebbüsümüzden müteessir olduğunu belirtme cümlesi.
Değinilmesi gereken diğer birkaç nokta ise şöyle; metrolara inen yürüyen merdivenler nehir gibi akar ve yerin merkezine iniyormuşçasına iner de iner. indiğiniz yerde mağmayla karşılaşmayı beklersiniz, birden metroyu görünce şaşırırsınız, o derece. Metroya biletsiz binmek mi? sakın ola denemeyin boşuna, 20 kere biletli binersiniz bi kontrol gelmez, bi kere biletsiz binince kontrol ederler, gözünüzün yaşına bakmadan da kişibaşı 700 kron tahsil ederler. Bu da yaklaşık 25 euro yapar ve can yakar.
Ulaşım ve beslenmeye gelince gerçekten çok cüzi miktarlara bütün şehri metroyla veya tramvayla bi baştan bi başa gezebilirsiniz; 1 euroya metroya tek seferlik binebilir, şehir merkezine inip yürüyerek şehrin gizli köşelerini keşfedebilirsiniz. Veya 4 euroluk (100 kron) günlük kart alıp gün boyunca bütün metro tramvay hatlarına beşyüz defa binebilirsiniz. Tabi isterseniz ikibinbeşyüz defa da binebilirsiniz, beşyüz sayısı günlük kartın sınırsız indi bindiye imkan tanıdığını ifade etme amaçlıydı.
Beslenme deyince domuz konusunda hassassanız sakın ola sormadan yemeyin, her yerde her şeyde domuz olabilir. Yemek olarak gulaş, ayaküstü atıştırmalık tatlı olarak ise tredelnik çeklerin tipik yiyecekleri, her ikisi de gayet lezzetli. Unutmadan söyliyim, tutup prag kalesinin (praszky hrad) karşısındaki ortaçağ restoranlarında yemek yiycekseniz gelen garsonun size bozuk ingilizcesiyle anlattığı şeyi sipariş etmeden önce bi sorun bakalım fiyatı neymiş. Bizim gibi 3 kişilik yemeğe 85 euro ödeyip buna bile şükretmek durumunda kalmayın sonra eheh.
Astronomik kulenin tepesinden şehrin güzel manzarasını doya doya seyretmeyi, karel köprüsünde iki üç tur atmayı, vaslavske meydanında dolaşmayı, vaslavskenin yukarısında hard rock cafede veya sakin bi insansanız ünlü caz kafelerinde biraları yudumlamayı herkes zaten akıl eder.. ama benim tavsiyem metroya –özellikle yolunuz düşerse invalidovna durağından- girerken veya çıkarken ortamda oluşan kuvvetli ve soğuk hava akımında hasta olmamak için yanınıza bir paket soğuk algınlığı ilacı almayı unutmayın...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar