bugün
- mustafa kemal atatürk ün boyu7
- ölümden korkuyor musunuz30
- claudian clouds35
- tuba büyüküstün2
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı27
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi17
- hiç antidepresan kullanmayan insan3
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri20
- forex dolandırıcılığı soruşturmasında 191 gözaltı2
- tulumba tatlısı6
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- kadın dövmek3
- atatürk diyor ki8
- meriç keskin4
- hamburgerin içindeki domates4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- vedat muriqi6
- habire1219
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi11
- fenerbahçe5
- verginin ahlaki meşruiyeti2
- kafakoparan dede3
- trombosit bağışında bulunmak2
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- her biji amed8
- galatasaray5
- gecenin şarkısı12
- depresyon6
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- 0 0 719
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- cizre de havai fişek nedeniyle yangın2
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- adana saimbeylide deprem3
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- sıfır atık vakfı11
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- türk düşmanı piçler9
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- sabahları sevilen şeyler11
- sözlükteki sinsi köpekler8
- sözlük kızlarının kekleri24
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- fusya semsiyeli yabanci25
- hiç fuhuş yaptınız mı6
şiirsel bir anlatım üslubuna sahip olması, depresif ve melankolik atmosferi, izleyicisini karakterlerin meselesinin bir parçası yapan yüzlere odaklı yakın plan çekim teknikleri, gerçekçi yapısı, oyuncuların karakterlerin ruh haline büründükleri müthiş performansları, farklı tarzdaki sahne geçişleri ve özellikle bölüm sonlarında devreye giren hüzünlü müzikleriyle etkileyici ve sıra dışı bir mini dizi.
dizinin çetrefilli bir hikayesi yokmuş gibi gözükmesi basit bir yapım gibi algılanmasına yol açabilecekken saydığımız bu özellikler iki gencin inişli çıkışlı aşk hikayesinden ibaret olan diziyi derinlikli bir yapım haline getiriyor. piyasa işi dizilere aşina olan izleyiciyi sıkabilecek arthouse bir iş olan dizi, iki gencin birbirlerine duydukları aşkı geniş bir zaman dilimine yayarak, gençlerin yaptıkları tercihlerin hayatlarına etkisini, değişen psikolojilerini ve hayatın içinde geçirdikleri dönüşüm ve gelişimi işliyor.
-spoiler-
hikaye üst sınıf bir aileden gelen marianne ile annesi marianne'lerde temizlik işi yapan connell'in lise sıralarında yakınlaşmaları ile başlıyor. marianne varlıklı ama sorunlu bir ailede, sosyopat bir anne ve düşmanca davranan bir ağabeyin yanında yaşaması nedeniyle insanlardan kopuk, içine kapalı bir ruh haline sahip. çok zeki, başarılı bir öğrenci ama öğretmenlerle olduğu gibi akranlarıyla da iğnelemeye dayalı bir ilişkisi var. sosyalleşememesi, yalnızlığı tercih etmesi de diğer öğrenciler tarafından ucube gibi görülmesine ve aşağılanmasına yol açıyor.
bu özellikleriyle tanıdığımız marianne, annesini almak için evlerine gelen connel'in kendisine sıcak davranması ve sohbete açık tavrı nedeniyle connel'e ısınıyor ve ilk cinsel deneyimini bu süreçte onunla yaşıyor. ve on iki bölüme sığan marazlı aşk ilişkisi bu şekilde başlıyor.
marianne gibi içine kapalı insanların aşkları da genelde normalin ötesinde bir tutkuya sahip oluyor. marianne, connel'i kısa sürede benimsemesine rağmen, çocuğun okul futbol takımının yıldızı olmasından kaynaklı popülerliği ve ait olduğu arkadaş grubunun marianne'e karşı aşağılayıcı bir tutum içinde olması beraberinde connel'in bu ilişkiyi gizli tutmak istemesini getiriyor. bu da connel'in aslında özgüven problemi yaşadığını, arkadaş grubundan dışlanmak istemediğini, kızı geçici bir ilişki olarak gördüğünü ortaya koyuyor. yani en az marianne kadar connel de sıkıntılı bir karakter. marianne'in, alaycı ekip tarafından hakarete uğradığı ve dolu gözlerle connel'in onu korumasını beklediği anlarda connel sadece kızarmak ve önüne bakmakla iktifa ediyor. hatta birkaç sekans sonra marianne resmen fiziksel ve sözlü olarak yanı başında tacize uğrarken bile başını öte tarafa çevirme onursuzluğunu göstermekte beis görmüyor. ilginç bir şekilde marianne de sanki çocuğun bu davranışları normalmiş gibi onu tolore ediyor ve onunla cinsel boyutu ateşli yaşanan ilişkisine devam ediyor. ta ki okul balosuna kendisini değil de daha önce ilişki yaşadığı bir başka kızı götürene kadar. orada ip kopuyor, nesneleştirildiğini gören marianne tavrını koyuyor ve ilk ayrılıklarını yaşıyorlar.
sonraki süreç üniversitede devam ediyor ve marianne istediği için tercihini onun gideceği üniversiteye yapan connel'in cephesinden üniversite hayatını izlemeye başlıyoruz. connel'in ilk etapta taşradan gelen bir alt sınıf olarak yaşadığı yabancılaşma ve yalnızlık çok gerçekçi yansıtılmış.
üniversite sürecinde de gitgeller içinde devam eden ilişkileri bu kez connel'in parasız kaldığı bir süreçte, kızdan onun evinde kalmayı talep etmeyi gururuna yedirememesi ve yanında ağlama krizleri geçirmesine rağmen ona bir türlü açılamaması yüzünden ayrılıkla noktalanıyor.
aslında birbirlerine derin bir aşkla bağlı olan ikili bu şekilde ayrılıp bir müddet sonra bir araya gelirken aralarda yaşadıkları başka ilişkilerde son derece mutsuz yaşıyorlar. ne zaman ki bir araya geliyorlar yaşamları bir anlam ve içerik kazanıyor. birbirlerinden beslendiklerinin ve birbirlerine ruhen bağlı olduklarının farkındalar ancak hep bir nedenle başka yönlere dağılmak zorunda kalıyorlar. ayrı kaldıkları dönemde connel panik atak nöbetleri geçirirken marianne de yalnızlığını ve mutsuzluğunu mazoşist eğilimlerle gidermeye, sevilmediği düşüncesiyle kendini cezalandırma yoluna gidiyor. o sıralarda birlikte oldukları kişilerin de mutsuz olmalarına neden oluyorlar. özellikle birbirlerini görmeden, kendilerini hayatın dışındaymış gibi hissederek, farklı ülkelerde geçirdikleri bir yıl ikisi için de son derece yıkıcı ve yıpratıcı geçiyor. fakat bu yıpratıcı süreç ikisinin de olgunlaşmasına ve kişiliklerinde birtakım dönüşümler yaşamalarına neden oluyor. o kadar ki vaktiyle gözünün önünde taciz edilirken dönüp bakmayan connel, marianne'e zarar veren ağabeyini ölümle tehdit edecek kadar korumacı bir hale gelebiliyor.
ne var ki bu dönüşüm ve gelişim, ikilinin hayatlarını birbirine vakfedip, birbirlerinin kıymetini anladıkları masalsı bir finalle sonuçlanmıyor. ayrı kaldıklarında nefes alamamalarına rağmen yollarına bireysel devam etme kararını alırken işin açığı çok da zorlanmıyorlar. kendilerince en rasyonel kararı alıp yollarına devam edebiliyorlar. doğu ve batı toplumlarının farkı bu tip durumlarda daha bir belirginleşiyor sanırım. "ya benimsin ya toprağın" anlayışındaki doğulu aşk kültüründe duygular en net ve sarih şekilde ortaya dökülür, tüm imkansızlıklar aşılarak aşıklar bir araya gelir veya bu uğurda kendilerini feda ederler. ama batıda en yoğun duygularla derinlikli yaşanan aşklar bile birey merkezli bakışla "herkes kendi hayatını yaşasın" rasyonalitesine boyun bükebiliyor. gerçi doğu toplumlarında da artık ilişkiler günübirlik ve haz merkezli anlayışa evrildi ancak genel karakteristik özellik olarak duyguların hayatın gidişatına yön vermesi hala yaygın bir davranış biçimidir..
hasılı kelam, hikayesi özü itibariyle bundan ibaret olan dizi işlediği ilişkideki iki tarafın da psikolojisini çok iyi yansıtmayı başarıyor. marianne ile connel arasındaki diyaloglar o kadar gerçekçi ve çarpıcı çekilmiş ki bir araya geldiklerinde dikkat kesiliyorsunuz. (dozu ve süresi abartılmış erotik sahnelerin dizinin ağırlığından götürdüğünü eklemeden geçmeyeyim.)
yaşanan ilişkide izleyici olarak zaman zaman biz de taraflar arasında gitgeller yaşasak da; ailesel kökenlere dayalı psikolojik sorunlar yaşayan marianne'e kıyasla sınıfsal nedenlere dayalı bir eziklik ve aşağılık kompleksi içinde olan connel'e daha çok kızıyorsunuz. ikisinin aşkı da doğal ve sahici olmasına rağmen ilişkilerinde yaşadığı yalnızlıktan muzdarip olan marianne'in sahiplenilme ve ait olma ihtiyacıyla yüklü aşkı daha çok çarpıyor.
dizinin özellikle 9 ve 10. bölümleri en etkileyici bölümlerdi. mesela; yeşim ustaoğlu'nun tereddüt'ündeki müthiş psikiyatrist sahnesini aratmayan, connel'in ağlama nöbeti geçirerek kendini anlatmaya çalıştığı psikiyatri seansını içeren kısım,
connel'in depresyonda olduğu süreçte başka diyarlarda olmalarına rağmen marianne'in onun yanında olmak için connel uyurken skype üzerinden kamerayla sabaha kadar başında beklediği sahneler,
ve final bölümünde karşılıklı ağlayarak karar aldıkları sekans, dizide kalıcı iz bırakan sahnelerdi.
dizinin çetrefilli bir hikayesi yokmuş gibi gözükmesi basit bir yapım gibi algılanmasına yol açabilecekken saydığımız bu özellikler iki gencin inişli çıkışlı aşk hikayesinden ibaret olan diziyi derinlikli bir yapım haline getiriyor. piyasa işi dizilere aşina olan izleyiciyi sıkabilecek arthouse bir iş olan dizi, iki gencin birbirlerine duydukları aşkı geniş bir zaman dilimine yayarak, gençlerin yaptıkları tercihlerin hayatlarına etkisini, değişen psikolojilerini ve hayatın içinde geçirdikleri dönüşüm ve gelişimi işliyor.
-spoiler-
hikaye üst sınıf bir aileden gelen marianne ile annesi marianne'lerde temizlik işi yapan connell'in lise sıralarında yakınlaşmaları ile başlıyor. marianne varlıklı ama sorunlu bir ailede, sosyopat bir anne ve düşmanca davranan bir ağabeyin yanında yaşaması nedeniyle insanlardan kopuk, içine kapalı bir ruh haline sahip. çok zeki, başarılı bir öğrenci ama öğretmenlerle olduğu gibi akranlarıyla da iğnelemeye dayalı bir ilişkisi var. sosyalleşememesi, yalnızlığı tercih etmesi de diğer öğrenciler tarafından ucube gibi görülmesine ve aşağılanmasına yol açıyor.
bu özellikleriyle tanıdığımız marianne, annesini almak için evlerine gelen connel'in kendisine sıcak davranması ve sohbete açık tavrı nedeniyle connel'e ısınıyor ve ilk cinsel deneyimini bu süreçte onunla yaşıyor. ve on iki bölüme sığan marazlı aşk ilişkisi bu şekilde başlıyor.
marianne gibi içine kapalı insanların aşkları da genelde normalin ötesinde bir tutkuya sahip oluyor. marianne, connel'i kısa sürede benimsemesine rağmen, çocuğun okul futbol takımının yıldızı olmasından kaynaklı popülerliği ve ait olduğu arkadaş grubunun marianne'e karşı aşağılayıcı bir tutum içinde olması beraberinde connel'in bu ilişkiyi gizli tutmak istemesini getiriyor. bu da connel'in aslında özgüven problemi yaşadığını, arkadaş grubundan dışlanmak istemediğini, kızı geçici bir ilişki olarak gördüğünü ortaya koyuyor. yani en az marianne kadar connel de sıkıntılı bir karakter. marianne'in, alaycı ekip tarafından hakarete uğradığı ve dolu gözlerle connel'in onu korumasını beklediği anlarda connel sadece kızarmak ve önüne bakmakla iktifa ediyor. hatta birkaç sekans sonra marianne resmen fiziksel ve sözlü olarak yanı başında tacize uğrarken bile başını öte tarafa çevirme onursuzluğunu göstermekte beis görmüyor. ilginç bir şekilde marianne de sanki çocuğun bu davranışları normalmiş gibi onu tolore ediyor ve onunla cinsel boyutu ateşli yaşanan ilişkisine devam ediyor. ta ki okul balosuna kendisini değil de daha önce ilişki yaşadığı bir başka kızı götürene kadar. orada ip kopuyor, nesneleştirildiğini gören marianne tavrını koyuyor ve ilk ayrılıklarını yaşıyorlar.
sonraki süreç üniversitede devam ediyor ve marianne istediği için tercihini onun gideceği üniversiteye yapan connel'in cephesinden üniversite hayatını izlemeye başlıyoruz. connel'in ilk etapta taşradan gelen bir alt sınıf olarak yaşadığı yabancılaşma ve yalnızlık çok gerçekçi yansıtılmış.
üniversite sürecinde de gitgeller içinde devam eden ilişkileri bu kez connel'in parasız kaldığı bir süreçte, kızdan onun evinde kalmayı talep etmeyi gururuna yedirememesi ve yanında ağlama krizleri geçirmesine rağmen ona bir türlü açılamaması yüzünden ayrılıkla noktalanıyor.
aslında birbirlerine derin bir aşkla bağlı olan ikili bu şekilde ayrılıp bir müddet sonra bir araya gelirken aralarda yaşadıkları başka ilişkilerde son derece mutsuz yaşıyorlar. ne zaman ki bir araya geliyorlar yaşamları bir anlam ve içerik kazanıyor. birbirlerinden beslendiklerinin ve birbirlerine ruhen bağlı olduklarının farkındalar ancak hep bir nedenle başka yönlere dağılmak zorunda kalıyorlar. ayrı kaldıkları dönemde connel panik atak nöbetleri geçirirken marianne de yalnızlığını ve mutsuzluğunu mazoşist eğilimlerle gidermeye, sevilmediği düşüncesiyle kendini cezalandırma yoluna gidiyor. o sıralarda birlikte oldukları kişilerin de mutsuz olmalarına neden oluyorlar. özellikle birbirlerini görmeden, kendilerini hayatın dışındaymış gibi hissederek, farklı ülkelerde geçirdikleri bir yıl ikisi için de son derece yıkıcı ve yıpratıcı geçiyor. fakat bu yıpratıcı süreç ikisinin de olgunlaşmasına ve kişiliklerinde birtakım dönüşümler yaşamalarına neden oluyor. o kadar ki vaktiyle gözünün önünde taciz edilirken dönüp bakmayan connel, marianne'e zarar veren ağabeyini ölümle tehdit edecek kadar korumacı bir hale gelebiliyor.
ne var ki bu dönüşüm ve gelişim, ikilinin hayatlarını birbirine vakfedip, birbirlerinin kıymetini anladıkları masalsı bir finalle sonuçlanmıyor. ayrı kaldıklarında nefes alamamalarına rağmen yollarına bireysel devam etme kararını alırken işin açığı çok da zorlanmıyorlar. kendilerince en rasyonel kararı alıp yollarına devam edebiliyorlar. doğu ve batı toplumlarının farkı bu tip durumlarda daha bir belirginleşiyor sanırım. "ya benimsin ya toprağın" anlayışındaki doğulu aşk kültüründe duygular en net ve sarih şekilde ortaya dökülür, tüm imkansızlıklar aşılarak aşıklar bir araya gelir veya bu uğurda kendilerini feda ederler. ama batıda en yoğun duygularla derinlikli yaşanan aşklar bile birey merkezli bakışla "herkes kendi hayatını yaşasın" rasyonalitesine boyun bükebiliyor. gerçi doğu toplumlarında da artık ilişkiler günübirlik ve haz merkezli anlayışa evrildi ancak genel karakteristik özellik olarak duyguların hayatın gidişatına yön vermesi hala yaygın bir davranış biçimidir..
hasılı kelam, hikayesi özü itibariyle bundan ibaret olan dizi işlediği ilişkideki iki tarafın da psikolojisini çok iyi yansıtmayı başarıyor. marianne ile connel arasındaki diyaloglar o kadar gerçekçi ve çarpıcı çekilmiş ki bir araya geldiklerinde dikkat kesiliyorsunuz. (dozu ve süresi abartılmış erotik sahnelerin dizinin ağırlığından götürdüğünü eklemeden geçmeyeyim.)
yaşanan ilişkide izleyici olarak zaman zaman biz de taraflar arasında gitgeller yaşasak da; ailesel kökenlere dayalı psikolojik sorunlar yaşayan marianne'e kıyasla sınıfsal nedenlere dayalı bir eziklik ve aşağılık kompleksi içinde olan connel'e daha çok kızıyorsunuz. ikisinin aşkı da doğal ve sahici olmasına rağmen ilişkilerinde yaşadığı yalnızlıktan muzdarip olan marianne'in sahiplenilme ve ait olma ihtiyacıyla yüklü aşkı daha çok çarpıyor.
dizinin özellikle 9 ve 10. bölümleri en etkileyici bölümlerdi. mesela; yeşim ustaoğlu'nun tereddüt'ündeki müthiş psikiyatrist sahnesini aratmayan, connel'in ağlama nöbeti geçirerek kendini anlatmaya çalıştığı psikiyatri seansını içeren kısım,
connel'in depresyonda olduğu süreçte başka diyarlarda olmalarına rağmen marianne'in onun yanında olmak için connel uyurken skype üzerinden kamerayla sabaha kadar başında beklediği sahneler,
ve final bölümünde karşılıklı ağlayarak karar aldıkları sekans, dizide kalıcı iz bırakan sahnelerdi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar