bugün
- havaların ısınmasıyla çok fena azmak7
- toplum içinde sözlüğe girmekten utanmak6
- arkadaşlar bakar mısınız bi4
- pikniğe gitmek4
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler2
- genç yaşta ölen ünlüler9
- sevgilinin göbeğine yoğurt döküp yalamak4
- hakan çalhanoğlu3
- acil koduyla sevgili aramak2
- süresiz nafaka kararına isyan eden kadın2
- vurduruyorum4
- doğukan manço2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle61
- türkiye de ırkçılık2
- neden intihar etmiyorsun8
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası6
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- hani chp atatürk'ün partisiydi3
- sudekiray sözlüğün en güzel kızıdır2
- narin güran'ın mahallesinde muhtarlık seçimi2
- escort tarafından sevişirken öldürülmek2
- hayatının hangi dönemindesin2
- hande erçel2
- uludağ sözlük ten biriyle evlenmek2
- kezoyu güzel sıfatlarla şişirmek3
- yazarların özlediği şeyler10
- shell vs liqui moly vs motul vs mobil1 vs castrol2
- sigarayla denize girmek2
- türk pornoları18
- hayri2
- arda güler6
- şınav çekmek2
- kiliseye doğru telaşlı adımlarla gitmek3
- ilgisizin aşağılaması2
- bunaltı içinde taklalar atıp yuvarlanmak3
- beyazsemsiyeliyabanci12
- penis yüzüğü9
- türk bayrağın aslında konstantino bayrağı olması3
- rahmi koç hakkında soruşturma başlatılması11
- buddy dude18
- gocu40
- tüm erkekleri toplayıp ıssız bir adaya kapatmak3
- sözlüğün en kötü yazarları13
- sonsuza kadar devam edecekmiş hissi veren şey2
- melek mi şeytan mı2
- tütüncüde 40 tl'ye satılan 20 lik sigara8
- bir kadının ayaklarına yükselmek2
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- uysaljakoben28
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
allahın indirdiğine iman ettiğiniz ayeti bile çarpıtıyorsunuz. uydurma bektaşi fıkrası gibi ayetin yarısını alsanız yine iyiydi; ama daha beteri, ayetin aldığınız yarısını da kafanıza göre yorumluyorsunuz. bu ahlakınız bile dinin beyinde yarattığı deformasyona örnektir:
''Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.'' kur'an, bakara/228
bu gereksiz tespitcikten sonra islamiyette kadının yerine gelirsek, bence hiç gelmeyelim pişman olursunuz derim. sırf şahadet ve miras eşitsizliği yeter; ne bahane uydurulursa uydurulsun. eşitliği ve eşitsizliği kas gücüne endeksleyen devirler geçti ve doğal olarak dinler bugünleri hesap edemedi.
kadının, erkeğin eşitsizliğinin kökeniyle ilgili basit bir örnektir: ikametgahı mağaralar olan atalarımızın er kişileri avlanarak eti, yani beslenmede kilit rol oynayan proteini getirir; kadın da çevreden ot ve meyve toplar beslenmede yan ürünü sağlarmış. tabi sözleri, hakları, ağırlıkları da o orandaymış. peki kutuplarda durum ne olur bu mantıkla? tek beslenme kaynağı erkeğin sağladığı fok, balık vs av hayvanları olduğu için ve meyve, ot vs bulunmadığından kadının beslenmeye katkısı sıfır(0) olduğu için, eskimo kadınlarının hükmü, ağırlığı, değeri, lafı, sözü yoktur ve gelen misafire sunulur. 6. yüzyıl arap toplumunun bu mantıkla işleyen yapısı da din adıyla bugüne gelmiştir.
lakin artık et isteyince ''parayla'' kasaptan alıyoruz. meyve isteyince manavdan. parayı da eşit kazanıyorsak, değerimiz, hakkımız da eşit oluyor. bu da dinin protein-meyve(hurma) dengesi üzerine kurulu mantığıyla çakışıyor ve günümüz kadını bu oyuna gelmiyor. mantıklı, vicdanlı erkekler de.
eski yarım erkek bir kadın dengesinin devamı için kadının çalışmaması, uyanmaması, bön bön bakıp anamızsın, bacımızsın, namusumuzsun, çocuğumun anasısın gazıyla evde oturup en az 3 çocuk doğurması gerekiyor. sonuç ne peki? boşa geçen hayatlar. genetik zincirde transit ara eleman. tıpkı aziz nesin'in annesi gibi:
''Annemin anısına adıyorum
Bütün anneler, annelerin en güzeli,
Sen, en güzellerin güzeli.
Onüçünde evlendin,
Onbeşinde beni doğurdun,
Yirmialtı yaşındaydın,
Yaşamadan öldün.
Sevgi taşan bu yüreği sana borçluyum.
Bir resmin bile yok bende,
Fotoğraf çektirmek günahtı.
Ne sinema seyrettin, ne tiyatro.
Elektrik, havagazı, su, soba,
Ve karyola bile yoktu evinde.
Denize giremedin,
Okuma yazma bilmedin.
Güzel gözlerin,
Kara peçenin arkasından baktı dünyaya.
Yirmialtı yaşındayken
Yaşamadan öldün...
Anneler artık yaşamadan ölmeyecek...
Böyle gelmiş,
Ama böyle gitmeyecek!''
kadınlarımız, analarımız, bacılarımız, sevdalıklarımız hayattan diskalifiye edilmiştir. bizimkiler daha 40'lı yaşlarında hayattan elini eteğini çekip menopoz teyze modunda, yaşayamadıklarının hırsıyla cadı kaynanalığa terfi ederken; değil kendilerinin, annelerinin yaşıtları, boyunlarında fotograf makinasıyla dünyayı, veya para şart ya da bahane değil; yaşadığı şehri, hayatı ölümsüzleştiriyor.
geçen hafta hastanede işim vardı ve gördüklerim bu lafların sağlamasıydı. cennet için bir vesileden başka birşey olmayan, cennet bileti ayaklarının altında olan kadınlar, 5 yaşında ''erkek'' çocuktan korkar, izin ister halde, bir ankesörlü telefonu kullanmaktan aciz, okutulmuyor, cesaretsiz, ürkek, pısırık ve bize böyle lazım. bu eksik gedikleri diyene de elitist dedik mi, korkudan bu düzene itiraz edemez kimse. avucunuzu yalayın.
bizden geri olmadıkları, hatta artık bize, yani sperme bile ihtiyaç duymadan klonlamayla yeni can yaratabilerek bizden üstün oldukları halde biz ahlaksız, biz vicdansız, biz ancak doğuştan gelen fiziksel üstünlükle işe yarar olan kol kuvveti ekonomisi veya eve hapsedip çalıştırmama eşitsizliğinin ayrıcalıkları bırakmamayı marifet sanan, sırtını artık iflas etmiş ilk-el kurallara dayamaktan utanmayan erkeklerin dünya ve ahiret keyfi için düzmeli bu düzen. oysa yenilginin acısıyla tek dişli denilen medeniyetin neferlerine yakışan, hayat denilen zaman öldürgecinde erkeğin arkasında değil yanında yürüyen kadınlardır.
''Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah'ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların, yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.'' kur'an, bakara/228
bu gereksiz tespitcikten sonra islamiyette kadının yerine gelirsek, bence hiç gelmeyelim pişman olursunuz derim. sırf şahadet ve miras eşitsizliği yeter; ne bahane uydurulursa uydurulsun. eşitliği ve eşitsizliği kas gücüne endeksleyen devirler geçti ve doğal olarak dinler bugünleri hesap edemedi.
kadının, erkeğin eşitsizliğinin kökeniyle ilgili basit bir örnektir: ikametgahı mağaralar olan atalarımızın er kişileri avlanarak eti, yani beslenmede kilit rol oynayan proteini getirir; kadın da çevreden ot ve meyve toplar beslenmede yan ürünü sağlarmış. tabi sözleri, hakları, ağırlıkları da o orandaymış. peki kutuplarda durum ne olur bu mantıkla? tek beslenme kaynağı erkeğin sağladığı fok, balık vs av hayvanları olduğu için ve meyve, ot vs bulunmadığından kadının beslenmeye katkısı sıfır(0) olduğu için, eskimo kadınlarının hükmü, ağırlığı, değeri, lafı, sözü yoktur ve gelen misafire sunulur. 6. yüzyıl arap toplumunun bu mantıkla işleyen yapısı da din adıyla bugüne gelmiştir.
lakin artık et isteyince ''parayla'' kasaptan alıyoruz. meyve isteyince manavdan. parayı da eşit kazanıyorsak, değerimiz, hakkımız da eşit oluyor. bu da dinin protein-meyve(hurma) dengesi üzerine kurulu mantığıyla çakışıyor ve günümüz kadını bu oyuna gelmiyor. mantıklı, vicdanlı erkekler de.
eski yarım erkek bir kadın dengesinin devamı için kadının çalışmaması, uyanmaması, bön bön bakıp anamızsın, bacımızsın, namusumuzsun, çocuğumun anasısın gazıyla evde oturup en az 3 çocuk doğurması gerekiyor. sonuç ne peki? boşa geçen hayatlar. genetik zincirde transit ara eleman. tıpkı aziz nesin'in annesi gibi:
''Annemin anısına adıyorum
Bütün anneler, annelerin en güzeli,
Sen, en güzellerin güzeli.
Onüçünde evlendin,
Onbeşinde beni doğurdun,
Yirmialtı yaşındaydın,
Yaşamadan öldün.
Sevgi taşan bu yüreği sana borçluyum.
Bir resmin bile yok bende,
Fotoğraf çektirmek günahtı.
Ne sinema seyrettin, ne tiyatro.
Elektrik, havagazı, su, soba,
Ve karyola bile yoktu evinde.
Denize giremedin,
Okuma yazma bilmedin.
Güzel gözlerin,
Kara peçenin arkasından baktı dünyaya.
Yirmialtı yaşındayken
Yaşamadan öldün...
Anneler artık yaşamadan ölmeyecek...
Böyle gelmiş,
Ama böyle gitmeyecek!''
kadınlarımız, analarımız, bacılarımız, sevdalıklarımız hayattan diskalifiye edilmiştir. bizimkiler daha 40'lı yaşlarında hayattan elini eteğini çekip menopoz teyze modunda, yaşayamadıklarının hırsıyla cadı kaynanalığa terfi ederken; değil kendilerinin, annelerinin yaşıtları, boyunlarında fotograf makinasıyla dünyayı, veya para şart ya da bahane değil; yaşadığı şehri, hayatı ölümsüzleştiriyor.
geçen hafta hastanede işim vardı ve gördüklerim bu lafların sağlamasıydı. cennet için bir vesileden başka birşey olmayan, cennet bileti ayaklarının altında olan kadınlar, 5 yaşında ''erkek'' çocuktan korkar, izin ister halde, bir ankesörlü telefonu kullanmaktan aciz, okutulmuyor, cesaretsiz, ürkek, pısırık ve bize böyle lazım. bu eksik gedikleri diyene de elitist dedik mi, korkudan bu düzene itiraz edemez kimse. avucunuzu yalayın.
bizden geri olmadıkları, hatta artık bize, yani sperme bile ihtiyaç duymadan klonlamayla yeni can yaratabilerek bizden üstün oldukları halde biz ahlaksız, biz vicdansız, biz ancak doğuştan gelen fiziksel üstünlükle işe yarar olan kol kuvveti ekonomisi veya eve hapsedip çalıştırmama eşitsizliğinin ayrıcalıkları bırakmamayı marifet sanan, sırtını artık iflas etmiş ilk-el kurallara dayamaktan utanmayan erkeklerin dünya ve ahiret keyfi için düzmeli bu düzen. oysa yenilginin acısıyla tek dişli denilen medeniyetin neferlerine yakışan, hayat denilen zaman öldürgecinde erkeğin arkasında değil yanında yürüyen kadınlardır.
güncel Önemli Başlıklar
