bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- ayı saldırınca yapılması gerekenler13
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- gece yarısı çalan telefon7
- uysaljakoben21
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- gammaz olmuşum13
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- geceye bir söz bırak3
- aquila bicipite8
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- eski dizileri izlemek3
- reha muhtar25
- kadınların zeka seviyesi2
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- ankarada masaj yaptırmak2
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- minyon kadın siniri5
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- kel erkek3
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- kemal kılıçdaroğlu35
- elit olmak için gerekenler13
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- death2
- bizim delilere bakayım4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- gecenin şarkısı4
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- gocu26
- ses yakışıklılığı2
- semum3
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak21
kimsenin okumasına lüzum olmayan bir şey bu.
anlatacak kimse olmadığından buraya yazıyorum, zira kağıtlara yazıp da yırtıp atmalardan yoruldum.
bugün iyi değilim pek. bayağı yüksek raddede acı ile kavruluyorum.
bundandır yazdıklarım birazcık duygusal gelebilir, bilhassa da öyle olacaktır, kendimi tanıyorum. doldum ve dolduğumda bunu boşaltmam gerekiyor.
hisleri bilirsiniz, anlatılmazlar.
dokunmak, sevmek, hissetmek, bakmak, görmek. hepsi başka başkadır her birimize. bundandır hepimiz farklı hisleri aynı kalıplarla anlatmaya çalıştığımızda bile devasa farklılıklar çıkar.
birimiz sadece üzgünüm diyebilir. ama ben şöyle anlatmak istiyorum.
böyle hafif bir yağmurun ardından gökkuşağı çıkacak gibi olmuş da, tam o an güneş batmış gibi.
sanki yıllar boyu beklediğim siyah lalemin açacağı gün, birileri gözlerime mil çekmiş gibi,
sanki bir günümü, 3 gün ederinde yaşamışım da, 26 değil, 78 mişim gibi,
güvenecek bir dağı tam buldum demişken, zelzeleyle başıma çökmesi gibi,
ölmek üzere olan sevdiğime, son kez sarılamamam gibi,
sanki tam böyle çocuğum hayata gözlerini açacakken, annesiyle beraber ameliyat masasında bırakmışım gibi hissediyorum.
böyle berbat hisleri anlatmakta iyiyimdir. çünkü ben hep böyle hissederim. bazen düşünüyorum acaba melankolik ruh hali bedenimi mi sarmış diyerek. ama cevabı hayır.
insanlar telefonla arayıp "gel de gülelim biraz beee" diyorlarsa öyle olmamam gerekiyor.
ikinci soruyu soruyorum sonra kendime "sen zayıf mısın"
belki evet. belki de dünyanın en güçlü insanı da olsam, hislerim bu gücü ezebilecek kadar kuvvetlidir.
ve hissedemeyen karınca ruhlular benden güçlü görünmektedirler. bunların bir kanıtı yahut ispatı yok.
ancak sol yanıma elinizi sürseniz, şu acıyı hissedersiniz.
şu amına koyduğumun yerinde, el attığım her duygu ve olgu neden kurumuştur.
neden bu gibi canımın sıkkın olduğu zamanlarda derdimi anlatabileceğim kimsem yok.
kimse bellediklerimiz çekip gittiğinden galiba.
malum o kontenjanı sadece ona ayırmıştım. o gidince, ben kaldım. bir de gölgem var.
ama o da sadece gündüzleri benimle. karanlık çökünce o da yok.
biliyor musunuz , ben bazı yıldızları çok net gördüm. götümde patladılar hatta.
belki de ben patlatmışımdır bilmiyorum. oysa ben sadece o yıldızlara sarılmak istemiştim karanlık çökmeden.
çöktü işte.
bitmedi, yazcam daha, yazmasam bu acı geçmeyecek, dinmeyecek çünkü.
ben aslında öfkeli, küfür eden, insanları kıran birisi değilim biliyor musunuz?
ama kuyruğuna basılmış bir kedi gibi bağırıyorum işte.
sadece bağırıyorum.
hiçbiriniz beni anlamıyorsunuz, çünkü miyavca bilmiyorsunuz.
size ellerimi uzattım, sarılmak istedim. yavşak dediniz.
ardımı döndüm, yüzünüze bakmadım, hanzo dediniz.
muhabbet ettim, konuşalım dedim, terazi dediniz.
hassikeyim sizi ben.
yaşarken ölmek için bir sevgili gömmek gerekiyorsa, gömdüm.
hem de türlü türlü yalanlarla gömdüm.
her şeyini attım çöpe dedim, halbuki karşımda duruyor tüm eşyaları,
cüzdanımda öptüğüm bir resmi olan kadını hala yanımda taşıyorum.
çok uğraştım, tamam çok da hatalar yaptım ama.
insanın kendini tahliye günü belirsiz bir zindana kapatması sonsuza dek.
zormuş. zor.
zor büyümek gerekiyorsa, büyüdüm.
uzun bir süre çalışmak gerekiyorsa çalıştım,
yazmak gerekiyorsa yazdım, okudum.
ben sevmeyi öğrendim. siz neden bilmiyorsunuz sevmeyi?
insan sevmekten bahsediyorum.
gerçekten bu kadar yabanileştiniz mi?
ben birine "senin amına korum" derken bile sırtından destek veririm halbuki,
siz neden böylesiniz.
neden herkes birbirini yargılıyor.
artık maskeyle dolaşmaktan yoruldum ben.
o kadar çok kanıyorum ki, öleceğim sanıyorum.
ama ölmek değil bu biliyorum, pişmek ve büyümek.
savaşçı ve güçlü oluyorum.
halbuki ben savaşçı ve güçlü olmak istemiyorum.
ağlayabilmek istiyorum hem de adam gibi.
gülebilmek istiyorum, hem de adam gibi.
bunları da benden çaldınız.
ha bu arada delikanlı da adamızdır ha.
yan gözle bakanı edeni tutanı sikerim.
herkes haddini bilecek.
neyse, buraya kadar kimse okumamıştır sanıyorum.
hepinizin amına koyayım.
iyi geceler.
edit: okuyanlar hariç.
anlatacak kimse olmadığından buraya yazıyorum, zira kağıtlara yazıp da yırtıp atmalardan yoruldum.
bugün iyi değilim pek. bayağı yüksek raddede acı ile kavruluyorum.
bundandır yazdıklarım birazcık duygusal gelebilir, bilhassa da öyle olacaktır, kendimi tanıyorum. doldum ve dolduğumda bunu boşaltmam gerekiyor.
hisleri bilirsiniz, anlatılmazlar.
dokunmak, sevmek, hissetmek, bakmak, görmek. hepsi başka başkadır her birimize. bundandır hepimiz farklı hisleri aynı kalıplarla anlatmaya çalıştığımızda bile devasa farklılıklar çıkar.
birimiz sadece üzgünüm diyebilir. ama ben şöyle anlatmak istiyorum.
böyle hafif bir yağmurun ardından gökkuşağı çıkacak gibi olmuş da, tam o an güneş batmış gibi.
sanki yıllar boyu beklediğim siyah lalemin açacağı gün, birileri gözlerime mil çekmiş gibi,
sanki bir günümü, 3 gün ederinde yaşamışım da, 26 değil, 78 mişim gibi,
güvenecek bir dağı tam buldum demişken, zelzeleyle başıma çökmesi gibi,
ölmek üzere olan sevdiğime, son kez sarılamamam gibi,
sanki tam böyle çocuğum hayata gözlerini açacakken, annesiyle beraber ameliyat masasında bırakmışım gibi hissediyorum.
böyle berbat hisleri anlatmakta iyiyimdir. çünkü ben hep böyle hissederim. bazen düşünüyorum acaba melankolik ruh hali bedenimi mi sarmış diyerek. ama cevabı hayır.
insanlar telefonla arayıp "gel de gülelim biraz beee" diyorlarsa öyle olmamam gerekiyor.
ikinci soruyu soruyorum sonra kendime "sen zayıf mısın"
belki evet. belki de dünyanın en güçlü insanı da olsam, hislerim bu gücü ezebilecek kadar kuvvetlidir.
ve hissedemeyen karınca ruhlular benden güçlü görünmektedirler. bunların bir kanıtı yahut ispatı yok.
ancak sol yanıma elinizi sürseniz, şu acıyı hissedersiniz.
şu amına koyduğumun yerinde, el attığım her duygu ve olgu neden kurumuştur.
neden bu gibi canımın sıkkın olduğu zamanlarda derdimi anlatabileceğim kimsem yok.
kimse bellediklerimiz çekip gittiğinden galiba.
malum o kontenjanı sadece ona ayırmıştım. o gidince, ben kaldım. bir de gölgem var.
ama o da sadece gündüzleri benimle. karanlık çökünce o da yok.
biliyor musunuz , ben bazı yıldızları çok net gördüm. götümde patladılar hatta.
belki de ben patlatmışımdır bilmiyorum. oysa ben sadece o yıldızlara sarılmak istemiştim karanlık çökmeden.
çöktü işte.
bitmedi, yazcam daha, yazmasam bu acı geçmeyecek, dinmeyecek çünkü.
ben aslında öfkeli, küfür eden, insanları kıran birisi değilim biliyor musunuz?
ama kuyruğuna basılmış bir kedi gibi bağırıyorum işte.
sadece bağırıyorum.
hiçbiriniz beni anlamıyorsunuz, çünkü miyavca bilmiyorsunuz.
size ellerimi uzattım, sarılmak istedim. yavşak dediniz.
ardımı döndüm, yüzünüze bakmadım, hanzo dediniz.
muhabbet ettim, konuşalım dedim, terazi dediniz.
hassikeyim sizi ben.
yaşarken ölmek için bir sevgili gömmek gerekiyorsa, gömdüm.
hem de türlü türlü yalanlarla gömdüm.
her şeyini attım çöpe dedim, halbuki karşımda duruyor tüm eşyaları,
cüzdanımda öptüğüm bir resmi olan kadını hala yanımda taşıyorum.
çok uğraştım, tamam çok da hatalar yaptım ama.
insanın kendini tahliye günü belirsiz bir zindana kapatması sonsuza dek.
zormuş. zor.
zor büyümek gerekiyorsa, büyüdüm.
uzun bir süre çalışmak gerekiyorsa çalıştım,
yazmak gerekiyorsa yazdım, okudum.
ben sevmeyi öğrendim. siz neden bilmiyorsunuz sevmeyi?
insan sevmekten bahsediyorum.
gerçekten bu kadar yabanileştiniz mi?
ben birine "senin amına korum" derken bile sırtından destek veririm halbuki,
siz neden böylesiniz.
neden herkes birbirini yargılıyor.
artık maskeyle dolaşmaktan yoruldum ben.
o kadar çok kanıyorum ki, öleceğim sanıyorum.
ama ölmek değil bu biliyorum, pişmek ve büyümek.
savaşçı ve güçlü oluyorum.
halbuki ben savaşçı ve güçlü olmak istemiyorum.
ağlayabilmek istiyorum hem de adam gibi.
gülebilmek istiyorum, hem de adam gibi.
bunları da benden çaldınız.
ha bu arada delikanlı da adamızdır ha.
yan gözle bakanı edeni tutanı sikerim.
herkes haddini bilecek.
neyse, buraya kadar kimse okumamıştır sanıyorum.
hepinizin amına koyayım.
iyi geceler.
edit: okuyanlar hariç.
güncel Önemli Başlıklar
