bugün
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur8
- keyif kaçıran şeyler6
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- akp'nin kemalistleşmesi5
- polo ralph lauren vs us polo assn3
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit3
- sözlüğün en ılık yazarı5
- cennet çamuru3
- anın görüntüsü25
- sözlüğün yeni tasarımı22
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- samsak döveci9
- ne bu fon vurgunu5
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- aşk17
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- tinto brass12
- aponun villası9
- opel vectra b4
- günün sözü2
- masterchef 20263
- hoca2
- galatasaray amed operasyonu4
- italyan arabaları3
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- paranın mutluluk getirmemesi7
- kötü bir insan mıyım ben5
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- holocaust2
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- pforzheim toplum mürşidi piizci ismed efendi2
- uludede ile hacca gitmek3
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- terhis oluyorum sözlük21
- hayal garip2
- bik bik'in gerçek yüzü2
- sense and sensibility2
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- küfürlü atasözleri4
- hababam sınıfı3
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
tolstoy'un kendini tanıma serüvenine eşlik etmek. inancı/inanmamayı sorgulayışını adım adım takip etmek. insanı biraz daha iyi anlamak. daha da mutsuz olmak...fazla da abartmamak. son tahlilde pişman olmamak.
ve şimdi alıntılar:
Birinci Bölüm:
O zamanki tek gerçek inancım, mükemmelleşmeye olan inançtı. Ama bunu ifade edemiyordum. Fakat mükemmelleşmeye çalışıyordum.
ikinci Bölüm:
Dünyada bir genci olgun bir kadınla ilişkiye girmek kadar olgunlaştıran birşey yoktur.
Yazarlık çalışmalarına işte o sıralar başladım, hem de kibirden, çıkarcılıktan ve gururdan. Hayatımda yaptığım şeyleri, yazılarımda da yaptım. Ün ve para için yazıyordum ya, bunları elde etmek için kötünün göklere çıkarılması , iyinin ezilmesi gerekiyordu. Nitekim ben de öyle yaptım...Ne geçti elime? insanlar beni alkışladılar ya!
Edebiyatın önemine ve hayatın ilerleyişine olan bu inanç, bir din idi ve ben onun rahiplerinden biriydim. Beni şüpheye götüren ilk etken , bu inancın rahipleri arasındaki çekişmeyi fark etmek oldu...Bu inancın rahiplerinin hemen hepsi, yani tüm yazarlar, ahlaksız ve çoğunluk kötü, karaktersiz insanlardır. Bu insanlardan tiksiniyordum, kendimden de iğreniyordum ve bu yazarlar inancının bir aldatmaca olduğunu anlamıştım.
Şimdi anlıyorum ki, herşey tam olarak tımarhanede olduğu gibiydi. Fakat o zamanlar bunu belirsiz bir şekilde seziyordum ve bütün delilerin yaptığı gibi ben de benden başka herkesi deli sayıyordum.
Üçüncü Bölüm:
Herşey gelişiyor ve ben de gelişiyorum; herşeyle birlikte benim de niçin geliştiğim ileride ortaya çıkacaktır.
Benim için hayatın henüz araştırmadığım ve bana kurtuluş ümidi veren bir yanı daha vardı: Aile hayatı... Evlendim. Mutlu bir aile hayatının oluşturduğu yeni şartlar, beni hayatın anlamını araştırmaktan tamamen alıkoyuyordu. Mükemmelleşme çabası yerini kendimin ve ailemin rahat etmesi çabasına bırakmıştı. Böylece 15 yıl geçti. Yazarlığı faydasız bir iş olarak görmeme rağmen yazmaya son vermedim, tadını bir kez almıştım...Sonra şüphe anları sarıyordu beni. Dengemi yitirdim ve melankoliye düştüm. yinelendi daha sık daha sık ve hep aynı şekilde hayatın durduğu bu anlar hep aynı sorularla ortaya çıkıyordu: Niçin? Peki ya sonra ne olacak?
Dördüncü Bölüm:
Hakikat şuydu: Hayat anlamsız birşeydir...
Beni hayattan uzaklaştıran güç, iradeden daha yaman daha ağırdı. Daha önceki yaşama içgüdüsüne benzer bir güçtü bu, yalnız ters yönde. intihar fikri bana, aynen daha önceleri hayatımı geliştirme fikri gibi normal geliyordu. Bu düşünce öyle çekiciydi ki, bir an önce uygulamamak için her türlü çareye başvurmam gerekiyordu. Sebebi; çünkü denediğim hiçbir şey kalmasın istiyordum. Bunu başaramayacak olursam öteki işi nasıl olsa yaparım. evet ben yani mutlu insan, o sıralar her türlü ipi saklıyordum, her akşam üstümü değiştirdiğim odada dolapların arasında kendimi asmayayım diye. Ne istediğimi kendim de bilmiyordum. Hayattan korkuyordum, ondan kaçıyordum ve herşeye rağmen ondan yine de birşeyler ümit ediyordum.
Beni dünyaya getirmekle son derece aptalca ve kötü bir şaka yapmıştı birisi.
Bana istediğin kadar -hayatın anlamını kavrayamazsın düşünme yaşa- desinler, bunu yapamam. Çünkü daha önce çopk yaptım Şimdi elimden gelen beni ölüme götüren günü geceyi seyretmektir. işte bir tek bunu görüyorum; çünkü bu bir tek şey hakikattir. Geri kalan herşey yalan.
Sanat edebiyat...Uzun zaman kendimi, başarının ve insanların takdirinin etkisi altında bunlara inandırmaya denedim ki bu, insanın bir gün her şeyi, yani eserlerini ve onların hatırasını yok edecek olan ölümün geleceği gerçeğine aldırmaksızın adayabileceği birşeydir. Ama hemen ardından bunun da bir aldatmaca olduğunu gördüm. Anladım ki, sanat hayatın bir süsüdür, yaşamaya cezbetmedir. Oysa, hayat benim için cazibesini kaybetmişti, başkalarını nasıl cezbedebilirm ki?
Altıncı Bölüm:
Çünkü, bilgeliğin olduğu yerde fazlaca üzüntü var. Çok öğrenmek isteyen kişinin çok acı çekmesi gerek. Bilge nasıl ölüyorsa, deli de öyle ölüyor. Bu sebeple yaşamaktan tiksindim.
Yanılma yok bunda. Herşey boş. Doğmamış olana ne mutlu. Ölüm, hayattan daha iyi, hayattan kendini kurtarmak gerek.
Yedinci Bölüm:
Gördüm ki benim çevremin insanları, içinde bulunduğumuz bu korkunç durumdan kurtulmak için 4 yol bulmuşlar. Birinci çıkış yolu bilgisizlik yoluydu. ikinci çıkış yolu: insan hayatının umutsuzluğunu bilse de onun sunduğu nimetleri tadar, Üçüncü çıkış yolu; güç ve enerjinin çıkış yoludur. Esası şu: insan hayatın dert ve saçmalık olduğunu anlayınca onu yok etmelidir. Çok güçlü ve tutarlı insanlar böyle hareket ediyor. Dördüncü çıkış yolu ise zayıflık yolu. Esası Şu: insan hayatın dert ve saçmalık olduğunu kavradığı halde onu sürdürmeye son vermez, bundan bir şey çıkmayacağını bilerek. Bunlar bilir ölüm hayattan iyidir ama kendilerini öldürerek akıllıca davranma gücüne sahip olmadıkları için, sanki birşeyler bekliyor gibi yaparlar. Bu zayıflığın yoludur. Ben bu gruptayım.
Sekizinci Bölüm:
akla dayalı bilgiden çıkan sonuç şuydu: hayat bir beladır ve insanlar bunu bilirler. yaşamamak insanların elindedir ama onlar yine de yaşadılar ve yaşıyorlar.
inançtan çıkan sonuç şuydu: hayatın anlamını kavramak için, kendimi akıldan kurtarmalıyım, hani bu anlam olmadan var olmayan akıldan.
onbirinci bölüm:
anladım: hayatın anlamını kavramak için, herşeyden önce hayatın anlamsız ve kötü olmaması gerekir. ben ne diye bir süre böyle apaçık bir gerçeği görmeden dolaşmıştım?
onikinci bölüm:
gördüm ki, ben yalnızca tanrıya inanınca yaşıyordum.
onüçüncü bölüm:
gerçeğe ulaşmak için insan kendisini çevresinden soyutlamamalıdır. bunu yapabilmesi için de insanın sevgiye ihtiyacı vardır, evet demediğiyle barışması gerekir.
onbeşinci bölüm:
hayatımın anlamı bu inanç öğretisine dayalıdır ya da en azından onlardan ayrılamayacak kadar içiçedir. bunu anlamış durumdayım. eski katı aklımın ölçülerine göre bana ne kadar tuhaf görünse de, o kurtuluşun tek ümididir.
dı end...
sayfalar tükenir. kitap yaşlanmıştır artık. güzel bir kitabı bitirdikten sonra ön kapak ve arka kapağa uzun uzun bakıp sonra sondan başa ve de baştan sona sayfaları bi çırpıda çevirmek eşliğindeki hüzünlenme seremonisi olmazsa olmazı yerine getirilmelidir. getirilir. o kadar...
ve şimdi alıntılar:
Birinci Bölüm:
O zamanki tek gerçek inancım, mükemmelleşmeye olan inançtı. Ama bunu ifade edemiyordum. Fakat mükemmelleşmeye çalışıyordum.
ikinci Bölüm:
Dünyada bir genci olgun bir kadınla ilişkiye girmek kadar olgunlaştıran birşey yoktur.
Yazarlık çalışmalarına işte o sıralar başladım, hem de kibirden, çıkarcılıktan ve gururdan. Hayatımda yaptığım şeyleri, yazılarımda da yaptım. Ün ve para için yazıyordum ya, bunları elde etmek için kötünün göklere çıkarılması , iyinin ezilmesi gerekiyordu. Nitekim ben de öyle yaptım...Ne geçti elime? insanlar beni alkışladılar ya!
Edebiyatın önemine ve hayatın ilerleyişine olan bu inanç, bir din idi ve ben onun rahiplerinden biriydim. Beni şüpheye götüren ilk etken , bu inancın rahipleri arasındaki çekişmeyi fark etmek oldu...Bu inancın rahiplerinin hemen hepsi, yani tüm yazarlar, ahlaksız ve çoğunluk kötü, karaktersiz insanlardır. Bu insanlardan tiksiniyordum, kendimden de iğreniyordum ve bu yazarlar inancının bir aldatmaca olduğunu anlamıştım.
Şimdi anlıyorum ki, herşey tam olarak tımarhanede olduğu gibiydi. Fakat o zamanlar bunu belirsiz bir şekilde seziyordum ve bütün delilerin yaptığı gibi ben de benden başka herkesi deli sayıyordum.
Üçüncü Bölüm:
Herşey gelişiyor ve ben de gelişiyorum; herşeyle birlikte benim de niçin geliştiğim ileride ortaya çıkacaktır.
Benim için hayatın henüz araştırmadığım ve bana kurtuluş ümidi veren bir yanı daha vardı: Aile hayatı... Evlendim. Mutlu bir aile hayatının oluşturduğu yeni şartlar, beni hayatın anlamını araştırmaktan tamamen alıkoyuyordu. Mükemmelleşme çabası yerini kendimin ve ailemin rahat etmesi çabasına bırakmıştı. Böylece 15 yıl geçti. Yazarlığı faydasız bir iş olarak görmeme rağmen yazmaya son vermedim, tadını bir kez almıştım...Sonra şüphe anları sarıyordu beni. Dengemi yitirdim ve melankoliye düştüm. yinelendi daha sık daha sık ve hep aynı şekilde hayatın durduğu bu anlar hep aynı sorularla ortaya çıkıyordu: Niçin? Peki ya sonra ne olacak?
Dördüncü Bölüm:
Hakikat şuydu: Hayat anlamsız birşeydir...
Beni hayattan uzaklaştıran güç, iradeden daha yaman daha ağırdı. Daha önceki yaşama içgüdüsüne benzer bir güçtü bu, yalnız ters yönde. intihar fikri bana, aynen daha önceleri hayatımı geliştirme fikri gibi normal geliyordu. Bu düşünce öyle çekiciydi ki, bir an önce uygulamamak için her türlü çareye başvurmam gerekiyordu. Sebebi; çünkü denediğim hiçbir şey kalmasın istiyordum. Bunu başaramayacak olursam öteki işi nasıl olsa yaparım. evet ben yani mutlu insan, o sıralar her türlü ipi saklıyordum, her akşam üstümü değiştirdiğim odada dolapların arasında kendimi asmayayım diye. Ne istediğimi kendim de bilmiyordum. Hayattan korkuyordum, ondan kaçıyordum ve herşeye rağmen ondan yine de birşeyler ümit ediyordum.
Beni dünyaya getirmekle son derece aptalca ve kötü bir şaka yapmıştı birisi.
Bana istediğin kadar -hayatın anlamını kavrayamazsın düşünme yaşa- desinler, bunu yapamam. Çünkü daha önce çopk yaptım Şimdi elimden gelen beni ölüme götüren günü geceyi seyretmektir. işte bir tek bunu görüyorum; çünkü bu bir tek şey hakikattir. Geri kalan herşey yalan.
Sanat edebiyat...Uzun zaman kendimi, başarının ve insanların takdirinin etkisi altında bunlara inandırmaya denedim ki bu, insanın bir gün her şeyi, yani eserlerini ve onların hatırasını yok edecek olan ölümün geleceği gerçeğine aldırmaksızın adayabileceği birşeydir. Ama hemen ardından bunun da bir aldatmaca olduğunu gördüm. Anladım ki, sanat hayatın bir süsüdür, yaşamaya cezbetmedir. Oysa, hayat benim için cazibesini kaybetmişti, başkalarını nasıl cezbedebilirm ki?
Altıncı Bölüm:
Çünkü, bilgeliğin olduğu yerde fazlaca üzüntü var. Çok öğrenmek isteyen kişinin çok acı çekmesi gerek. Bilge nasıl ölüyorsa, deli de öyle ölüyor. Bu sebeple yaşamaktan tiksindim.
Yanılma yok bunda. Herşey boş. Doğmamış olana ne mutlu. Ölüm, hayattan daha iyi, hayattan kendini kurtarmak gerek.
Yedinci Bölüm:
Gördüm ki benim çevremin insanları, içinde bulunduğumuz bu korkunç durumdan kurtulmak için 4 yol bulmuşlar. Birinci çıkış yolu bilgisizlik yoluydu. ikinci çıkış yolu: insan hayatının umutsuzluğunu bilse de onun sunduğu nimetleri tadar, Üçüncü çıkış yolu; güç ve enerjinin çıkış yoludur. Esası şu: insan hayatın dert ve saçmalık olduğunu anlayınca onu yok etmelidir. Çok güçlü ve tutarlı insanlar böyle hareket ediyor. Dördüncü çıkış yolu ise zayıflık yolu. Esası Şu: insan hayatın dert ve saçmalık olduğunu kavradığı halde onu sürdürmeye son vermez, bundan bir şey çıkmayacağını bilerek. Bunlar bilir ölüm hayattan iyidir ama kendilerini öldürerek akıllıca davranma gücüne sahip olmadıkları için, sanki birşeyler bekliyor gibi yaparlar. Bu zayıflığın yoludur. Ben bu gruptayım.
Sekizinci Bölüm:
akla dayalı bilgiden çıkan sonuç şuydu: hayat bir beladır ve insanlar bunu bilirler. yaşamamak insanların elindedir ama onlar yine de yaşadılar ve yaşıyorlar.
inançtan çıkan sonuç şuydu: hayatın anlamını kavramak için, kendimi akıldan kurtarmalıyım, hani bu anlam olmadan var olmayan akıldan.
onbirinci bölüm:
anladım: hayatın anlamını kavramak için, herşeyden önce hayatın anlamsız ve kötü olmaması gerekir. ben ne diye bir süre böyle apaçık bir gerçeği görmeden dolaşmıştım?
onikinci bölüm:
gördüm ki, ben yalnızca tanrıya inanınca yaşıyordum.
onüçüncü bölüm:
gerçeğe ulaşmak için insan kendisini çevresinden soyutlamamalıdır. bunu yapabilmesi için de insanın sevgiye ihtiyacı vardır, evet demediğiyle barışması gerekir.
onbeşinci bölüm:
hayatımın anlamı bu inanç öğretisine dayalıdır ya da en azından onlardan ayrılamayacak kadar içiçedir. bunu anlamış durumdayım. eski katı aklımın ölçülerine göre bana ne kadar tuhaf görünse de, o kurtuluşun tek ümididir.
dı end...
sayfalar tükenir. kitap yaşlanmıştır artık. güzel bir kitabı bitirdikten sonra ön kapak ve arka kapağa uzun uzun bakıp sonra sondan başa ve de baştan sona sayfaları bi çırpıda çevirmek eşliğindeki hüzünlenme seremonisi olmazsa olmazı yerine getirilmelidir. getirilir. o kadar...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com