bugün
- velvet32
- migros'a sorulacak tek soru13
- kliniğe gittim klinikten geldim6
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi5
- tostumu yaptım5
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması6
- sadece sözlük kızları tarafından açık oylanmak3
- victor osimhen14
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması11
- fenerbahçe biraz sert biraz katı13
- livakovic'in barcelona transferi5
- kadınlardaki aşırı özgüvenin nedeni5
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı6
- ikinci entrynin başlık üzerindeki muazzam etkisi2
- osuruktan şiirler58
- adnan menderes'in yıktırdığı tarihi eserler3
- aleksey batrakov20
- genelev3
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip14
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- abdullah öcalan13
- sözlük ne zaman bu kadar sıkıcı hale geldi2
- yasakçı zihniyet15
- bik bik kız kaçırdı9
- ekşi sözlük21
- yazarlara gelen son mesaj3
- alparslan kuytul13
- babo dünyayı düzdün doymadın4
- dincinin içinde yaşadığı hasta hayal dünyası3
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- tarhana çorbası7
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- gazze de 186 yardım çalışanının öldürülmesi3
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti8
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- yılmaz güney filmleri6
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- ismail kartal16
- kredi kartı2
- ona bir şey söyle5
- yıllık izin3
- avanosun nevşehirde olması5
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- bugün ne yapsam9
- yılmaz güney büyüklüğü4
- reels izleme bağımlılığı6
- her şeyi hatırlayan insan9
- müsavat dervişoğlu8
- bir uykusuz eleman var uyuyamıyor geceleri2
- muslettin amca6
"...bu hasta edecek kadar güzel görüntüleri görmekten bıktım."
yol götürür bi yerlere. sabır ey yolcu! italyan köyü...yeşil...otel odasında eski bir yatak, pencereler açık ve yağmur yağıyor. yağmur güzel yağar. şair pardesüsüyle yağmur üzerinde çalışmalar yapmadan öylece uyur. kıvrılarak...umutsuz , sakin, tütün kokuları içinde. hayır en çok toprak. toprak kokusu...
sonra tavanı akan koca bir ev var. delinin evi...yeşil yeşil şişeler konmuş, kocaman kocaman yağan yağmurun altına. iç duvarı olmayan yere kapı konması kadar mantıklı. en azından duvardaki 1+1 eşittir 1 yazısı kadar mantıklı... bi parça ekmek bi bardak şarap ve cigara. suskunluklar...damla sesleri geliyor. sonra votka kokusu. evet bir kitap yakılmalı. bir şiir kitabı...bir şiir kitabını yakmak bir matematik kitabını yakmaktan neden daha acıtı ve ısıtıcıdır? cızır cızır cızır. damlalar, cızırtılar, alkol kokusunun sesi ne güzel...
şair irkilir sonra, büyük sözler söylemek zamanıdır şimdi:
"Büyük aşkları bilirsin, öpüşmek yok, hiçbirşey yok, çok saf, bu yüzden büyük.
Duygular, dile getirilmeyen duygular unutulmazdır."
köyün delisi sığamaz artık köye, söylenmesi gereken şeycikler vardır insanlara. meydan bir sahne gibiyken, figüranlar hakkını verirken herşeyin, meydan-ı şehirden seslenir bizim deli : "...sadece doğaya bak, hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin...bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz. deli bir adam size kendinizden utanmanız gerektiğini söylüyorsa, ne biçim bir dünya burası? "
bir mum sönmeden taşınmalı. hem de o rüzgarda. hem de bu soğukta. itinayla sabır sınanır. itinayla. ayak sesleri, mumun çıtırtısı, çakmaklara gaz, çakmaklara gaz. ayak sesleri, nefes nefese bir içsel yarış.
'her birşeye özel anlamlar yükleme densizliği köyü' buradan biraz uzaklarda. geçmişin izlerini ararken bir şair, bu izlemesi biraz da zor filmde, altıüstü basit bir izleyici, yani ben, imrenerek sakinliğe biraz saygı duysam hiç fena olmaz. italyanların meşhur bir sözü vardır. ama ben bilmiyorum. şiire benziyor bu film , işte bunu biliyorum.
ve tekrarlanmalı bi kez daha: "deli bir adam size kendinizden utanmanız gerektiğini söylüyorsa, ne biçim bir dünya burası? " o biçim bir dünya...
Beethoven girer...
yol götürür bi yerlere. sabır ey yolcu! italyan köyü...yeşil...otel odasında eski bir yatak, pencereler açık ve yağmur yağıyor. yağmur güzel yağar. şair pardesüsüyle yağmur üzerinde çalışmalar yapmadan öylece uyur. kıvrılarak...umutsuz , sakin, tütün kokuları içinde. hayır en çok toprak. toprak kokusu...
sonra tavanı akan koca bir ev var. delinin evi...yeşil yeşil şişeler konmuş, kocaman kocaman yağan yağmurun altına. iç duvarı olmayan yere kapı konması kadar mantıklı. en azından duvardaki 1+1 eşittir 1 yazısı kadar mantıklı... bi parça ekmek bi bardak şarap ve cigara. suskunluklar...damla sesleri geliyor. sonra votka kokusu. evet bir kitap yakılmalı. bir şiir kitabı...bir şiir kitabını yakmak bir matematik kitabını yakmaktan neden daha acıtı ve ısıtıcıdır? cızır cızır cızır. damlalar, cızırtılar, alkol kokusunun sesi ne güzel...
şair irkilir sonra, büyük sözler söylemek zamanıdır şimdi:
"Büyük aşkları bilirsin, öpüşmek yok, hiçbirşey yok, çok saf, bu yüzden büyük.
Duygular, dile getirilmeyen duygular unutulmazdır."
köyün delisi sığamaz artık köye, söylenmesi gereken şeycikler vardır insanlara. meydan bir sahne gibiyken, figüranlar hakkını verirken herşeyin, meydan-ı şehirden seslenir bizim deli : "...sadece doğaya bak, hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin...bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz. deli bir adam size kendinizden utanmanız gerektiğini söylüyorsa, ne biçim bir dünya burası? "
bir mum sönmeden taşınmalı. hem de o rüzgarda. hem de bu soğukta. itinayla sabır sınanır. itinayla. ayak sesleri, mumun çıtırtısı, çakmaklara gaz, çakmaklara gaz. ayak sesleri, nefes nefese bir içsel yarış.
'her birşeye özel anlamlar yükleme densizliği köyü' buradan biraz uzaklarda. geçmişin izlerini ararken bir şair, bu izlemesi biraz da zor filmde, altıüstü basit bir izleyici, yani ben, imrenerek sakinliğe biraz saygı duysam hiç fena olmaz. italyanların meşhur bir sözü vardır. ama ben bilmiyorum. şiire benziyor bu film , işte bunu biliyorum.
ve tekrarlanmalı bi kez daha: "deli bir adam size kendinizden utanmanız gerektiğini söylüyorsa, ne biçim bir dünya burası? " o biçim bir dünya...
Beethoven girer...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar