bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı36
- ispanya15
- futbol12
- arjantin15
- dünya17
- 2026 dünya kupası21
- marc cucurella5
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak4
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- şehir kurma oyunları5
- lisede hocaların herşeyi bilmesi2
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- eve dönmek2
- arjantin milli futbol takımı5
- tefeciden borç almak4
- arjantin'in çok kötü oynaması3
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- le cola'nın 67 tl olması3
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- kemal kılıçdaroğlu7
- iran abd savaşında yazarların tuttukları taraf2
- siyah tekel poşeti2
- arjantin'e kırmızı kart çıkmama nedeni2
- dünya kupası3
- kuveyt dinarı2
- lamine yamal2
- vozol4
- allah varsa beni milli yapsın7
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- lionel messi5
- haluk levent vs serdar ortaç6
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle2
- sapık7
- christopher nolan5
- ispanya şimdiye kadar 1 kez dünya şampiyonu oldu2
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak5
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- gocu nerede8
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- merak etmemenin huzuru5
- oğuzhan uğur9
- reyzen tevfik2
- siyonistlerin arjantin'i desteklemesi4
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- bakkala sigara almaya yollanacak yazarlar4
- sözelci5
doğru tahmin, yine kalbim kırıldı. ne çektim bu erkeklerden... bu kadar ayran gönüllü ve duygusal olmasam olmaz mıydı?
kendisinin aynı nickle burada da yazarlığı varmış, görünce şok oldum. ben sekizinci nesilim ya o yedinci nesilmiş. bence yıl değil de ay farkı var aramızda. doğum günlerimiz arasında da 18 gün var zaten. yılı da aynı evet. ... yazdıklarının azımsanamayacak bir kısmını öncelerden okumuşum, ilgimi çeken, katıldığım ve oyladığım yazılardı. duyurusunu da görüp cevap vermeyi unutmuşum.
ismi b. tüm adını yazmayacağım, kendisi benden korkuyor ve onun hakkında yazmamdan rahatsız oluyor. her hikayeme baktığı için rahatsız olduğunu düşünmemiştim. bazen insanlar çelişkili davranıyor. yine de onu korkuttuğum için üzgünüm.
onda da bendeki çocuksuluk var, kullandığı kelimeler, bakışı, gülüşü... sinirlenişi bile çocuksu. sanırım bana benzediği için aşık oldum ona. ilk görüşte aşk. ilkinde belli etmedim ona, heyecanımı saklamayı başardım sanırım. ikincisinde çok heyecanlıydım, bunu gizleyemedim. bir daha da görüşemedik ne yazık ki. ben çok acele ettim ve beni yanlış anladı. yanlış tanıdı. lanet olası regl dönemim normalden 12 gün daha erken başladı ve her şeyin içine etmeme sebebiyet verdi. ... onu düşünüyordum hep, tıpkı filmlerdeki gibi. o aşık olma sahneleri gibi ağırlaştırılmış şekilde canlandı gülüşü aklımda. o tatlı ses tonunu bazen unutuyorum bazen hatırlıyorum. sevişirkenki nazikliği ve anlayışı çok tatlıydı. kendisi de çok tatlı zaten. bunun farkında, keşke olmasa. ama o şımarıklığı da o kadar tatlı ki. bir daha sevişemeyecek olmamız üzücü. teninin kokusu çok özel bir koku değildi ama yatıştırıcıydı. en çok aklımda kalan ise, koltuğa uzanıp tavana bakarak bir şeyler anlatırken gözlerinin parlaması. yeşil gözlü olsa ve on kilo daha zayıf olsa kendisini daha çok beğenirmiş. hahaha... sana tanıdık geldi mi bu laflar? bingo! benim laflarım bunlar, 48 kiloyken diyordum ya on kilo daha alsam ve mavi gözlü olsam diye... ben onda kendimi gördüm, keşke görmeseydim, onu unutmak çok zor olacak. ama bir daha asla ulaşmayacağım ona. ama eğer ki o benimle konuşmak isterse kapım ona hep açık. ha tamam belki de sarısın maviş birini bulana dekkk. "sarışın ve mavi gözlü değilim ama"; bunu iki üç kere söyledi. çünkü hayalimdeki erkeğin böyle biri olduğunu yazmıştım. yani sensin bu eminem. senden başkası yalan ya. üf valla sen hariç herkes üzdü beni. ... onu çizmiştim, çok da benzemişti, benzemek ne kelime aynısı oldu işte. biliyorsun bu konudaki yeteneğimi. liseden beri bu portre çiziminde hırslıyım. çizimlerime de ne kadar bağlı olduğumu herkes bilir. ama onun o sözlerinden sonra buruşturup defteriyle beraber çöpe attım. bana öyle üzücü şeyler söyledi ki. kendimi iğrenç hissettim. kendimden korktum, kendim olmaktan rahatsızlık duydum. bir daha yazarsam tiksinirmiş benden. sayesinde ben kendimden tiksindim. ama ben kötü biri değilim, sadece bu aşk konusunda aceleci ve çocuksuyum. sonuçlarını ve etkilerini düşünmeden hareket ediyorum. çok üzgünüm böyle olduğu için. gerçekten benim için mükemmel biriydi, kendi ellerimle kaçırdım onu. buradan tekrar özür diliyorum ondan, gerçi hiç okumayacak ama olsun. sen de okumuyorsun zaten eminem.
ilk görüşte aşkı ikinci kez yaşayışım bu, ilki lisedeki samet'ti. o anı hiç unutmuyorum, ilk aşkımdı, servisteydik ve o servis kapısının camını aralamış gülüyordu. kalbimin eridiği, istemsizce gülümsediğim o anı ölene kadar unutmam sanırım. tatlı zamanlardı. samet için yaptıklarımı b.'a yapsam beni savcılığa şikayet ederdi sanırım. gerçi samet ara ara beni cesaretlendirmişti, umut vermişti. ve iki yıl boyunca onu görme fırsatım olmuştu. her gün aynı servise biniyorduk zaten. ama b.'ı bir daha asla göremeyeceğim. bu yüzden kızıyorum kendime. acele edip onu kızdırmasaydım eğer nadir de olsa görebilirdim onu. takılmalık olarak başlayıp normal bir ilişkiye dönerdi belki. en azından onu tanımış olurdum. hiçbir şey olmasa bile bir şeyler olurdu yani.
atom fiziğine de profesörlüğe de lanet olsun. itliği, kumarbazlığı, serseriliği öğreneceğim. artık kötü bir insan olup, üzülmeyip, üzeceğim. bundan zevk de alacağım. çünkü böyleleri mutlu oluyor bu hayatta. böyleleri kazanıyor. kalbim artık minnoş bir ev kedisi değil, adı tekir olan bir sokak kedisi! hırçın, asi ve başı dik...
eminem, lütfen bu sefer sen bana sarıl...
kendisinin aynı nickle burada da yazarlığı varmış, görünce şok oldum. ben sekizinci nesilim ya o yedinci nesilmiş. bence yıl değil de ay farkı var aramızda. doğum günlerimiz arasında da 18 gün var zaten. yılı da aynı evet. ... yazdıklarının azımsanamayacak bir kısmını öncelerden okumuşum, ilgimi çeken, katıldığım ve oyladığım yazılardı. duyurusunu da görüp cevap vermeyi unutmuşum.
ismi b. tüm adını yazmayacağım, kendisi benden korkuyor ve onun hakkında yazmamdan rahatsız oluyor. her hikayeme baktığı için rahatsız olduğunu düşünmemiştim. bazen insanlar çelişkili davranıyor. yine de onu korkuttuğum için üzgünüm.
onda da bendeki çocuksuluk var, kullandığı kelimeler, bakışı, gülüşü... sinirlenişi bile çocuksu. sanırım bana benzediği için aşık oldum ona. ilk görüşte aşk. ilkinde belli etmedim ona, heyecanımı saklamayı başardım sanırım. ikincisinde çok heyecanlıydım, bunu gizleyemedim. bir daha da görüşemedik ne yazık ki. ben çok acele ettim ve beni yanlış anladı. yanlış tanıdı. lanet olası regl dönemim normalden 12 gün daha erken başladı ve her şeyin içine etmeme sebebiyet verdi. ... onu düşünüyordum hep, tıpkı filmlerdeki gibi. o aşık olma sahneleri gibi ağırlaştırılmış şekilde canlandı gülüşü aklımda. o tatlı ses tonunu bazen unutuyorum bazen hatırlıyorum. sevişirkenki nazikliği ve anlayışı çok tatlıydı. kendisi de çok tatlı zaten. bunun farkında, keşke olmasa. ama o şımarıklığı da o kadar tatlı ki. bir daha sevişemeyecek olmamız üzücü. teninin kokusu çok özel bir koku değildi ama yatıştırıcıydı. en çok aklımda kalan ise, koltuğa uzanıp tavana bakarak bir şeyler anlatırken gözlerinin parlaması. yeşil gözlü olsa ve on kilo daha zayıf olsa kendisini daha çok beğenirmiş. hahaha... sana tanıdık geldi mi bu laflar? bingo! benim laflarım bunlar, 48 kiloyken diyordum ya on kilo daha alsam ve mavi gözlü olsam diye... ben onda kendimi gördüm, keşke görmeseydim, onu unutmak çok zor olacak. ama bir daha asla ulaşmayacağım ona. ama eğer ki o benimle konuşmak isterse kapım ona hep açık. ha tamam belki de sarısın maviş birini bulana dekkk. "sarışın ve mavi gözlü değilim ama"; bunu iki üç kere söyledi. çünkü hayalimdeki erkeğin böyle biri olduğunu yazmıştım. yani sensin bu eminem. senden başkası yalan ya. üf valla sen hariç herkes üzdü beni. ... onu çizmiştim, çok da benzemişti, benzemek ne kelime aynısı oldu işte. biliyorsun bu konudaki yeteneğimi. liseden beri bu portre çiziminde hırslıyım. çizimlerime de ne kadar bağlı olduğumu herkes bilir. ama onun o sözlerinden sonra buruşturup defteriyle beraber çöpe attım. bana öyle üzücü şeyler söyledi ki. kendimi iğrenç hissettim. kendimden korktum, kendim olmaktan rahatsızlık duydum. bir daha yazarsam tiksinirmiş benden. sayesinde ben kendimden tiksindim. ama ben kötü biri değilim, sadece bu aşk konusunda aceleci ve çocuksuyum. sonuçlarını ve etkilerini düşünmeden hareket ediyorum. çok üzgünüm böyle olduğu için. gerçekten benim için mükemmel biriydi, kendi ellerimle kaçırdım onu. buradan tekrar özür diliyorum ondan, gerçi hiç okumayacak ama olsun. sen de okumuyorsun zaten eminem.
ilk görüşte aşkı ikinci kez yaşayışım bu, ilki lisedeki samet'ti. o anı hiç unutmuyorum, ilk aşkımdı, servisteydik ve o servis kapısının camını aralamış gülüyordu. kalbimin eridiği, istemsizce gülümsediğim o anı ölene kadar unutmam sanırım. tatlı zamanlardı. samet için yaptıklarımı b.'a yapsam beni savcılığa şikayet ederdi sanırım. gerçi samet ara ara beni cesaretlendirmişti, umut vermişti. ve iki yıl boyunca onu görme fırsatım olmuştu. her gün aynı servise biniyorduk zaten. ama b.'ı bir daha asla göremeyeceğim. bu yüzden kızıyorum kendime. acele edip onu kızdırmasaydım eğer nadir de olsa görebilirdim onu. takılmalık olarak başlayıp normal bir ilişkiye dönerdi belki. en azından onu tanımış olurdum. hiçbir şey olmasa bile bir şeyler olurdu yani.
atom fiziğine de profesörlüğe de lanet olsun. itliği, kumarbazlığı, serseriliği öğreneceğim. artık kötü bir insan olup, üzülmeyip, üzeceğim. bundan zevk de alacağım. çünkü böyleleri mutlu oluyor bu hayatta. böyleleri kazanıyor. kalbim artık minnoş bir ev kedisi değil, adı tekir olan bir sokak kedisi! hırçın, asi ve başı dik...
eminem, lütfen bu sefer sen bana sarıl...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar