bugün
- ekşi sözlük referans12
- torpil peşinde koşan tip4
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları6
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- online 40 yazar ne yapıyor5
- gizli artılayan yazar3
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- kaybolan futbolcusu için müge anlı'ya çıkan takım2
- bir insanın muadilini bulmak5
- yazarların para ödediği yapay zekalar4
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- en gey özelliğiniz7
- mekke anlaşması15
- yanlışlıkla gey olmak9
- wc'ye telefonsuz girmek7
- gey erkeklerin buluşma noktası3
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde9
- din ve ahlak3
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- nihal atsız2
- merfulu9
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- mükemmeliyetçi insan2
- kulağın pıtı gibi olması3
- günlük tutan erkek19
- hastane randevusu2
- rodrigo mora6
- sözlük kızlarının acayip tatlı olması3
- kod yazarken müzik dinlemek2
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- sıcak hava vs soğuk hava2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- arda güler5
- her yerde sümkürebilen insan6
- sen neye inanıyorsun2
- ev almak isteyenlere tavsiye4
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- evde köpek beslemek2
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- halkını düşünmeyen lider4
- sözlükteki herkesin çok zeki olması3
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- seçimi yine akepe kazanacak3
- gratisin içini merak etmek8
- adnan menderes2
- merhabalarr5
- başakşehir çam ve sakura devlet hastanesi3
- gocu8
''beni gözünde bir aşk romanı kahramanı olarak canlandırdı ve benim şovalyelere yaraşır bağlılığımda sınırsız bir hoşgörü bulacağını umdu. beni masal kahramanlarına benzetmekte ve kendiliğinden uydurduğu bu yanlış izlenimlere göre davranmakta öyle diretti ki, kendisine aklı başında bir insan gözüyle bakamıyordum doğrusu.
çılgınca tutkusu ve kendisiyle ilgili düşüncelerimi söylediğimde ne kadar ciddi olduğumu anlamakta gösterdiği yeteneksizlik de artık geçti. kendisini sevmediğimi anlaması için görülmedik bir çaba harcaması gerekti.''
heathcliff
'bunu açıklamam mümkün değil. ama mutlaka sen ve de herkes insanın kendisi dışında da bir varlığının olduğunu ya da olması gerektiğini düşünüyordur. sadece bu bedende hapissem, yaradılışımın anlamı ne olabilir? bu dünyada hangi büyük acıları çektiysem bu acılar heathcliff'in de acıları oldu. o acıların her birini en başından ver müşahede ettim ve hissettim. hayatta en büyük düşüncem odur. her şey yok olsaydı ve bir tek o kalsaydı da ben var olmaya devam ederdim. her şey yerli yerinde olsaydı ve bir tek o yok olsaydı bütün kainat tümüyle bana yabancı bir yer olurdu. kendimi onun bir parçası gibi hissetmezdim. linton'a olan sevgim ormandaki yeşillikler gibidir. kış gelince ağaçlar nasıl değişiyorsa eminim zamanla benim bu sevgimde değişecektir. heatcliff'e olan sevgimse o ormandaki ölümsüz kayalıklar gibidir. kayalıkların görüntüsü pek hoş değildir ama onlarsız olmaz. nelly, ben heathcliff'im. o hep ama hep benim aklımda illa keyif verici bir düşünce olarak değil, nasıl ki ben kendimi düşünmekten hep keyif almıyorsam. ama o sanki benmişim gibi hep aklımda. onun için bizim ayrılacağımızdan bahsetme bir daha. bu olabilecek bir şey değil.''
cathy
gibi acı satırlara sahip kitap...
fakat o ''nelly, i am heathcliff!'' cümlesini bir türlü aşamadım.
o kadar tanıdık ki...
onun acısının senin acın, onun düşüncelerinin senin düşüncen, onun hislerinin senin hislerin olduğu; onun yerine düşünüp, onun yerine üzüldüğün, onun yerine acı çekip, sadece o mutluysa mutlu olduğun ve yavaş yavaş, farkında olmadan kendi ellerinle yarattığın 'o', içinde öyle bir hale geliyor ki, 'sen'i kaybediyorsun.
o geriye dönüp kendini aradığında, aradığın şeyin neye benzediğini dahi hatırlayacak kadar 'o'na dönüştüğünü farkettiğin o an var ya. hani kendine hiç bu kadar yabancı, bu kadar unutulmuş, uzak kaldığını farketmediğin, o ciddi şekilde kanadığın o an var ya, bana hep bi birhan keskin dizesiniz hatırlatır.
"seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp,
sanki senden bahsetmiyormuş gibi,
sanki benden bahsetmiyormuşum gibi,
hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi,
fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana"
çılgınca tutkusu ve kendisiyle ilgili düşüncelerimi söylediğimde ne kadar ciddi olduğumu anlamakta gösterdiği yeteneksizlik de artık geçti. kendisini sevmediğimi anlaması için görülmedik bir çaba harcaması gerekti.''
heathcliff
'bunu açıklamam mümkün değil. ama mutlaka sen ve de herkes insanın kendisi dışında da bir varlığının olduğunu ya da olması gerektiğini düşünüyordur. sadece bu bedende hapissem, yaradılışımın anlamı ne olabilir? bu dünyada hangi büyük acıları çektiysem bu acılar heathcliff'in de acıları oldu. o acıların her birini en başından ver müşahede ettim ve hissettim. hayatta en büyük düşüncem odur. her şey yok olsaydı ve bir tek o kalsaydı da ben var olmaya devam ederdim. her şey yerli yerinde olsaydı ve bir tek o yok olsaydı bütün kainat tümüyle bana yabancı bir yer olurdu. kendimi onun bir parçası gibi hissetmezdim. linton'a olan sevgim ormandaki yeşillikler gibidir. kış gelince ağaçlar nasıl değişiyorsa eminim zamanla benim bu sevgimde değişecektir. heatcliff'e olan sevgimse o ormandaki ölümsüz kayalıklar gibidir. kayalıkların görüntüsü pek hoş değildir ama onlarsız olmaz. nelly, ben heathcliff'im. o hep ama hep benim aklımda illa keyif verici bir düşünce olarak değil, nasıl ki ben kendimi düşünmekten hep keyif almıyorsam. ama o sanki benmişim gibi hep aklımda. onun için bizim ayrılacağımızdan bahsetme bir daha. bu olabilecek bir şey değil.''
cathy
gibi acı satırlara sahip kitap...
fakat o ''nelly, i am heathcliff!'' cümlesini bir türlü aşamadım.
o kadar tanıdık ki...
onun acısının senin acın, onun düşüncelerinin senin düşüncen, onun hislerinin senin hislerin olduğu; onun yerine düşünüp, onun yerine üzüldüğün, onun yerine acı çekip, sadece o mutluysa mutlu olduğun ve yavaş yavaş, farkında olmadan kendi ellerinle yarattığın 'o', içinde öyle bir hale geliyor ki, 'sen'i kaybediyorsun.
o geriye dönüp kendini aradığında, aradığın şeyin neye benzediğini dahi hatırlayacak kadar 'o'na dönüştüğünü farkettiğin o an var ya. hani kendine hiç bu kadar yabancı, bu kadar unutulmuş, uzak kaldığını farketmediğin, o ciddi şekilde kanadığın o an var ya, bana hep bi birhan keskin dizesiniz hatırlatır.
"seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp,
sanki senden bahsetmiyormuş gibi,
sanki benden bahsetmiyormuşum gibi,
hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi,
fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar