bugün
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması31
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı18
- dikili bir ağacının olmaması4
- türkiye fransa maçı saat 21 45 te atv de3
- türkçe vs arapça vs farsça3
- sarışın bir bayanla sevişmek3
- ecevit denince akla gelen şeyler22
- mustafa kemal atatürk5
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta2
- feto2
- apoya villa yapılmasını destekleyen akpliler3
- hewal ebo9
- arapça rock2
- miçotakis'in bm de türkiye mesajı6
- ateist bir erkekle evlenir miydiniz3
- slim sigaraların yasaklanacak olmasını takmamanız2
- orospu çocuğu abdullah öcalan5
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler7
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- simko315
- meksika açmazı macerası8
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- cedidacer7
- nick vermeden bir yazara seslen6
- ölüm orucu5
- manifest6
- cuma akşamı istanbul trafiği2
- sözlükte ki türk düşmanları10
- allah bize salat etti3
- cuma akşam evde kalan yazarlar2
- rakıya verilen paranın göze batmaması5
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- apoya küfür edince deliren akpli2
- memduh bashgan10
- yan keskiyle parmak kesmek2
- karnıkara2
- türkiye 0 7 fransa5
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler7
- çok şükür ki atatürkçü ve tırk değilim5
- istiklal caddesi2
- türk olmayan türkler5
- atatürk diyor ki12
- israil azerbaycan kardeşliği4
- türklerin dinsiz bir millet olması4
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek6
- tarih kitaplarının aşırı yalandan ibaret olması4
- ligin ilk ikisinde amedspor'un ve cimbomun olması3
- roman çöpü hagi4
- ölen birini özlemek2
- dişimi acaba lan bu2
''beni gözünde bir aşk romanı kahramanı olarak canlandırdı ve benim şovalyelere yaraşır bağlılığımda sınırsız bir hoşgörü bulacağını umdu. beni masal kahramanlarına benzetmekte ve kendiliğinden uydurduğu bu yanlış izlenimlere göre davranmakta öyle diretti ki, kendisine aklı başında bir insan gözüyle bakamıyordum doğrusu.
çılgınca tutkusu ve kendisiyle ilgili düşüncelerimi söylediğimde ne kadar ciddi olduğumu anlamakta gösterdiği yeteneksizlik de artık geçti. kendisini sevmediğimi anlaması için görülmedik bir çaba harcaması gerekti.''
heathcliff
'bunu açıklamam mümkün değil. ama mutlaka sen ve de herkes insanın kendisi dışında da bir varlığının olduğunu ya da olması gerektiğini düşünüyordur. sadece bu bedende hapissem, yaradılışımın anlamı ne olabilir? bu dünyada hangi büyük acıları çektiysem bu acılar heathcliff'in de acıları oldu. o acıların her birini en başından ver müşahede ettim ve hissettim. hayatta en büyük düşüncem odur. her şey yok olsaydı ve bir tek o kalsaydı da ben var olmaya devam ederdim. her şey yerli yerinde olsaydı ve bir tek o yok olsaydı bütün kainat tümüyle bana yabancı bir yer olurdu. kendimi onun bir parçası gibi hissetmezdim. linton'a olan sevgim ormandaki yeşillikler gibidir. kış gelince ağaçlar nasıl değişiyorsa eminim zamanla benim bu sevgimde değişecektir. heatcliff'e olan sevgimse o ormandaki ölümsüz kayalıklar gibidir. kayalıkların görüntüsü pek hoş değildir ama onlarsız olmaz. nelly, ben heathcliff'im. o hep ama hep benim aklımda illa keyif verici bir düşünce olarak değil, nasıl ki ben kendimi düşünmekten hep keyif almıyorsam. ama o sanki benmişim gibi hep aklımda. onun için bizim ayrılacağımızdan bahsetme bir daha. bu olabilecek bir şey değil.''
cathy
gibi acı satırlara sahip kitap...
fakat o ''nelly, i am heathcliff!'' cümlesini bir türlü aşamadım.
o kadar tanıdık ki...
onun acısının senin acın, onun düşüncelerinin senin düşüncen, onun hislerinin senin hislerin olduğu; onun yerine düşünüp, onun yerine üzüldüğün, onun yerine acı çekip, sadece o mutluysa mutlu olduğun ve yavaş yavaş, farkında olmadan kendi ellerinle yarattığın 'o', içinde öyle bir hale geliyor ki, 'sen'i kaybediyorsun.
o geriye dönüp kendini aradığında, aradığın şeyin neye benzediğini dahi hatırlayacak kadar 'o'na dönüştüğünü farkettiğin o an var ya. hani kendine hiç bu kadar yabancı, bu kadar unutulmuş, uzak kaldığını farketmediğin, o ciddi şekilde kanadığın o an var ya, bana hep bi birhan keskin dizesiniz hatırlatır.
"seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp,
sanki senden bahsetmiyormuş gibi,
sanki benden bahsetmiyormuşum gibi,
hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi,
fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana"
çılgınca tutkusu ve kendisiyle ilgili düşüncelerimi söylediğimde ne kadar ciddi olduğumu anlamakta gösterdiği yeteneksizlik de artık geçti. kendisini sevmediğimi anlaması için görülmedik bir çaba harcaması gerekti.''
heathcliff
'bunu açıklamam mümkün değil. ama mutlaka sen ve de herkes insanın kendisi dışında da bir varlığının olduğunu ya da olması gerektiğini düşünüyordur. sadece bu bedende hapissem, yaradılışımın anlamı ne olabilir? bu dünyada hangi büyük acıları çektiysem bu acılar heathcliff'in de acıları oldu. o acıların her birini en başından ver müşahede ettim ve hissettim. hayatta en büyük düşüncem odur. her şey yok olsaydı ve bir tek o kalsaydı da ben var olmaya devam ederdim. her şey yerli yerinde olsaydı ve bir tek o yok olsaydı bütün kainat tümüyle bana yabancı bir yer olurdu. kendimi onun bir parçası gibi hissetmezdim. linton'a olan sevgim ormandaki yeşillikler gibidir. kış gelince ağaçlar nasıl değişiyorsa eminim zamanla benim bu sevgimde değişecektir. heatcliff'e olan sevgimse o ormandaki ölümsüz kayalıklar gibidir. kayalıkların görüntüsü pek hoş değildir ama onlarsız olmaz. nelly, ben heathcliff'im. o hep ama hep benim aklımda illa keyif verici bir düşünce olarak değil, nasıl ki ben kendimi düşünmekten hep keyif almıyorsam. ama o sanki benmişim gibi hep aklımda. onun için bizim ayrılacağımızdan bahsetme bir daha. bu olabilecek bir şey değil.''
cathy
gibi acı satırlara sahip kitap...
fakat o ''nelly, i am heathcliff!'' cümlesini bir türlü aşamadım.
o kadar tanıdık ki...
onun acısının senin acın, onun düşüncelerinin senin düşüncen, onun hislerinin senin hislerin olduğu; onun yerine düşünüp, onun yerine üzüldüğün, onun yerine acı çekip, sadece o mutluysa mutlu olduğun ve yavaş yavaş, farkında olmadan kendi ellerinle yarattığın 'o', içinde öyle bir hale geliyor ki, 'sen'i kaybediyorsun.
o geriye dönüp kendini aradığında, aradığın şeyin neye benzediğini dahi hatırlayacak kadar 'o'na dönüştüğünü farkettiğin o an var ya. hani kendine hiç bu kadar yabancı, bu kadar unutulmuş, uzak kaldığını farketmediğin, o ciddi şekilde kanadığın o an var ya, bana hep bi birhan keskin dizesiniz hatırlatır.
"seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp,
sanki senden bahsetmiyormuş gibi,
sanki benden bahsetmiyormuşum gibi,
hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi,
fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar