bugün
- erkekler neden az yaşar7
- yazarların imza parfümleri10
- üni mezunu kız meslek lisesi mezunu erkek evliliği3
- andriy shevchenko3
- bana karpuzlu soda getir kardeşim diyen erkek3
- kıskanmak6
- bir insanı sevmek11
- devlet gücü6
- sevgilinin beni terk etme demesi3
- m r e r e c t o5
- akp'ye katılan belediye başkanları8
- çırılçıplak şekilde ağlarken dünya kupası izlemek2
- chp'nin belediyeleri kaybedecek olması7
- haitinin gol atmış olması5
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı13
- dünya kupasında başarısız olmamızın tesellisi2
- çırılçıplak şekilde uyurken yatağa işemek3
- oyuncu koltugu4
- 24 haziran 2026 venezuela depremi3
- 2026 dünya kupası23
- ibadet4
- fakirin sevmesi hak mıdır13
- mutluluğun fark edilmemesi6
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler7
- çalmak2
- güney afrika güney kore maçı saat 4 te trt spor da3
- aylık 386 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- kılıçdaroğlu tipi louserlık5
- insan5
- atatürk e yahudi diyen oç nin kaynağı3
- akp seçmeni2
- lionel messi11
- anlamak3
- cristiano ronaldo dos santos aveiro3
- my number one3
- zalican2
- naruto dayi3
- düşün ki o bunu okuyor16
- karsan jest2
- duygusal yankı2
- ameliyat olmak8
- futbol16
- 25 haziran 2026 venezuela depremi3
- dünya8
- falıma bakmak isteyen var mı24
- yazarların saç şekillendirme taktikleri4
- sözlük kızlarının vücutları15
- velvet13
- dil3
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi9
koyu bir atatürkçü olan benim yüzüme tokat gibi çarpmış filmdir.zaten amacı da budur.hayatımda atatürk hakkında okuduğum,izlediğim eserlerden
en cesuru,en farklısıydı.zaten,"1881 yılında selanik'te doğdu,annesi zübeyde hanım,babası ali rıza bey......" diye başlayan ve "saat 9'u 5
geçe dolmabahçe sarayında bütün saatler kendiliğinden durdu." diye biten bir ezbere daha ihtiyacımız yoktu.
bu belgesel benim yüzüme tokat gibi çarptı dedim.çünkü;
atatürk'ün bir süper kahraman olmadığını anlattı bana.
ben nasıl 1 hafta görmeyince annemi özlüyorsam onun da özlediğini anlattı.
cephelerden cephelere koşarken,sürgün edilirken annesini 3-4 yılda bir kere gördüğünü düşündürttü ve kendimi onun yerine koymamı sağladı.
annesinin gurur duyacağı bir evlat olmasına rağmen,ölürken bile onun yanında olmamasından,onu hayatı boyunca hep yalnız bırakmasından dolayı
içinde hep bir vicdan azabı kaldığını düşündürttü.
cephelerde korkusuzca savaştığını,cesaretini,zekasını hepimiz biliyorduk zaten.
savaştan sonra emrinde ölen askerler için belki de sessiz sessiz ağladığını düşündürttü.
atatürk hakkında çok şey bildiğini iddia eden beni bile utandıran bir filmdi.
film zaten atatürk'ü anlatmıyordu.
mustafa diye bir adamı anlatıyordu bana.
bunu ayrımını yapamayan insanlara söyleyecek söz yok zaten.
filmin üzerimde en kötü etkisi,film sonrası atatürk üzerinden prim yapmaya çalışanları fark etmem oldu belki de.
sevdiğim bir yazardı bekir coşkun.
ama baktım ki hiç bir fırsatı kaçırmamış.
hemen ortalığı ayağa kaldıracak,atatürk'ü putlaştıran bünyelere ilaç gibi gelecek bir yazı döşenmiş.
sokaktaki adam bu ayrımı yapamayabilir.
ama türkiye'nin en çok satan gazetelerinden birinde yazan bir adam bu ayrımı yapmalı.
mustafa filmini yapan can dündar zamanında sarı zeybek filmini de yapmıştı.
o zaman en kral atatürkçü ilan edilen can dündar şimdi vatan haini.
bizim ülkemiz böyledir işte.
en entel gördüğün köşe yazarı bile yeri gelir sokaktaki adamla aynı seviyeye iner.
bekir coşkun'un artık göbeğini kaşıyan adam'ı eleştirmeye hakkı yoktur.
o da artık onlardan biridir benim gözümde.
kısaca film beni mustafa diye bir adamla tanıştırdı.
atatürk tanrı değildi,insanüstü bir varlık değildi.
onu insan olarak hatırlayacak ve kabullenecek bir halka ihtiyacı vardı.
memnun oldum mustafa...
en cesuru,en farklısıydı.zaten,"1881 yılında selanik'te doğdu,annesi zübeyde hanım,babası ali rıza bey......" diye başlayan ve "saat 9'u 5
geçe dolmabahçe sarayında bütün saatler kendiliğinden durdu." diye biten bir ezbere daha ihtiyacımız yoktu.
bu belgesel benim yüzüme tokat gibi çarptı dedim.çünkü;
atatürk'ün bir süper kahraman olmadığını anlattı bana.
ben nasıl 1 hafta görmeyince annemi özlüyorsam onun da özlediğini anlattı.
cephelerden cephelere koşarken,sürgün edilirken annesini 3-4 yılda bir kere gördüğünü düşündürttü ve kendimi onun yerine koymamı sağladı.
annesinin gurur duyacağı bir evlat olmasına rağmen,ölürken bile onun yanında olmamasından,onu hayatı boyunca hep yalnız bırakmasından dolayı
içinde hep bir vicdan azabı kaldığını düşündürttü.
cephelerde korkusuzca savaştığını,cesaretini,zekasını hepimiz biliyorduk zaten.
savaştan sonra emrinde ölen askerler için belki de sessiz sessiz ağladığını düşündürttü.
atatürk hakkında çok şey bildiğini iddia eden beni bile utandıran bir filmdi.
film zaten atatürk'ü anlatmıyordu.
mustafa diye bir adamı anlatıyordu bana.
bunu ayrımını yapamayan insanlara söyleyecek söz yok zaten.
filmin üzerimde en kötü etkisi,film sonrası atatürk üzerinden prim yapmaya çalışanları fark etmem oldu belki de.
sevdiğim bir yazardı bekir coşkun.
ama baktım ki hiç bir fırsatı kaçırmamış.
hemen ortalığı ayağa kaldıracak,atatürk'ü putlaştıran bünyelere ilaç gibi gelecek bir yazı döşenmiş.
sokaktaki adam bu ayrımı yapamayabilir.
ama türkiye'nin en çok satan gazetelerinden birinde yazan bir adam bu ayrımı yapmalı.
mustafa filmini yapan can dündar zamanında sarı zeybek filmini de yapmıştı.
o zaman en kral atatürkçü ilan edilen can dündar şimdi vatan haini.
bizim ülkemiz böyledir işte.
en entel gördüğün köşe yazarı bile yeri gelir sokaktaki adamla aynı seviyeye iner.
bekir coşkun'un artık göbeğini kaşıyan adam'ı eleştirmeye hakkı yoktur.
o da artık onlardan biridir benim gözümde.
kısaca film beni mustafa diye bir adamla tanıştırdı.
atatürk tanrı değildi,insanüstü bir varlık değildi.
onu insan olarak hatırlayacak ve kabullenecek bir halka ihtiyacı vardı.
memnun oldum mustafa...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar