bugün
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı48
- milli maçı izlemeyen erkek12
- avustralyalıların iri yarı olması5
- tanrıyı görmek için 12 yıldır oturmayan adam5
- migros anal market3
- nestory irankunda3
- arda güler6
- türkiye'nin avustralya'ya 2 0 yenilmesi3
- bir kızı doyurmak4
- aylık 346 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak12
- çok fena boşladım3
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı20
- su molası4
- vincenzo montella6
- avustralya 0 türkiye 74
- devşirme türk2
- abd iranın anlaş ama ması 14 haziran 20262
- avustralya milli futbol takımı4
- new york knicks3
- istiridye mantarı2
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi18
- türkiye a milli futbol takımı2
- futbol maçı izleyen sözlük kızı4
- kürdistan a milli futbol takımı2
- ozan güven ahmet kural ikilisi2
- zall yüzünden gol yememiz5
- türk bayraklı tişört2
- özel okulların dolup taştığı kriz ülkesi2
- dünya kupası2
- kadir mısıroğlu2
- muhabbet kuşu2
- uludağ sözlük burada zall nerede4
- milli takım gruptan çıksın soyunurum3
- muşlettin geldi topu aldı vurdu goooooolll4
- sarunas jasikevicius2
- en iyi antidepresan18
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı9
- sabah sabah kahvaltıya gelen misafir2
- kenan yıldız2
- kemal kılıçdaroğlu14
- ioçk adam mıdır2
- alagavat olmak istiyorum ne yapmalıyım2
- chp'nin hali ne olacak58
- dalmaçyalı köpeğin beneklerine iğne batırmak2
- isviçre'nin nüfusu 10 milyonla sınırlama referandu3
- nervio adlı yazarın dillere destan güzelliği9
- mutlu bir ilişkinin anahtarı8
- şirinler köyüne yeni şirin13
- sözlük yazarlarının ruh hali9
Benim çevremdekiler (ki yaşı kırkını geçkin insanlardan oluşuyor çoğu) doksanlardan itibaren gsnin prim yaptığı zamanlarda karılı kızlı ortam varsa en iyi yerlerden maç için yer ayırtır maç ayağına karıya kıza yürümek için aportta beklerler, çoğu maçı bile izlemez, iki tane tezahürat bile bilmezdi. işlerine gelmediği zaman, kötü oldukları sezon "yeaaaaaaaaaa fitbol ne kadar banal bişey yeaaaaaaaaa..." ya da "hala fitbol mu seyrediyorsunuz yeaa" cümlelerini duyabiliyoruz. Şimdi bu gelenek kendi başkan ve yöneticileri tarafından da bizzat devam ettiriliyor.
Bu camianın kazandıkları başarıları "kutu satma" mefhumu ortaya çıkmadan önce milli bir olay gibi gören toplum, bu kutuları satmak için kin ve nefrete ve dahi düşmanlığa sevk edilince işler önce bi değişmeye başladı. Kutu satmak için birbirini desteklemek değil; ölümüne kin gütmek gerekirdi çünkü. Centilmenlik ancak çooook seyrek görüldüğü zamanlarda bir William Wallace miti gibi olurdu; haftalarca konuşulur, gündem yaratır ve özlem duyulan bir olgu olduğu nidalarıyla bu kaosu yaratan yayıncı şerefsizlerce kuruyuncaya, içi boşaltılıncaya kadar sömürülebilirdi.
O zamanlarda topyekün desteklendiklerini unutan bu andaval tayfa öteki sarışın kardeşinin kendini "cumhuriyet" ilan ettiği zamanki kibir ve ukalalığa gömüldü zamanla. Sandı ki Türkiye ve Türk futbolu kendilerinden oluşuyor... Ama anlaşıldı ki bileğinin yetmediği yerde keseleri, keselerinin yetmediği yerde de duaları devreye giriveriyordu.
Türkiye'nin Galatasaray'ını bir rüyaya sürükleyen; Hatemoğlu takım elbiseli, emekli albay traşlı teknik adamı Signor Terim oldu bir anda. Olduğu anda da yaptığı her hareketten, her jest ve mimikten anasından Stefano Bemer'lerle, Aubercy'lerle doğduğu izlenimi yaratan; transfer olduğu ülkenin filmlerine hayranlığından olsa gerek üç tel saçını briyantinle geriye yatırarak Don Terim'e dönüşen bir figür oluştu... işte o andan itibaren şu an tartışmaya başladığınız konuyu doğuran değişim başlayıverdi. O Türkiye'nin Terim'inin görgüsüzlüğü futbolculara da yansıdı, çığ oldu büyüdü ve durdurulamaz bir magandalığa dönüştü.
Oysa biz onu Emre Belözoğlu'na tokadı çakıp elinden lüks arabasının anahtarını aldığında sevmiştik. O zaman harbiden "Godfather"dı çünkü. Sporcusunu ve taraftarını iyiye yönlendiriyor ve rol model oluyordu.
Sonra yer altı ve tarikatlar da dahil olmak üzere aldıkları destekler, verdikleri rüşvetler ortaya çıkmasına rağmen kalitesizlik, teknik-taktik ve analitik düşünme yoksunluğu ve "kazanmak için her yol mübah ulan" anlayışının giderek yozlaşan yeni jenerasyonlara yansımasıyla ahan da bu tribünler çıktı ortaya.
Ben şu an hangi takımdan olurlarsa olsunlar kızmıyorum artık bu tribünlere. Ne için orada olduğunun bilincinde olmayan aptal sürüler haline dönüştüler bana göre.
Ama illa derseniz ki "başlığın altına yorum yapman gerekiyor", o zaman size rahatlıkla şunu söyleyebilirim:
Galatasaray taraftarı 1991 yılında otobüs durağında beklerken sırf boynunda Beşiktaş atkısı olduğu için otuz kişi tarafından dövülerek öldürülen mühendis Oktay'ın, 2002 yılında da iki Leeds United taraftarının katilleridir.
Aralarından Alparslan abi gibi değerli insanları çıkartmış olsalar bile (en azından bizim dönek kebapçı amigo gibi değildi rahmetli) genel olarak toplumda statü olarak nerede duracağını bilemeyen, fransızlıkla lümpenlik arasında gidip gelen boş bir topluluktur.
Beni okuduğunuz için teşekkür ederim.
Bu camianın kazandıkları başarıları "kutu satma" mefhumu ortaya çıkmadan önce milli bir olay gibi gören toplum, bu kutuları satmak için kin ve nefrete ve dahi düşmanlığa sevk edilince işler önce bi değişmeye başladı. Kutu satmak için birbirini desteklemek değil; ölümüne kin gütmek gerekirdi çünkü. Centilmenlik ancak çooook seyrek görüldüğü zamanlarda bir William Wallace miti gibi olurdu; haftalarca konuşulur, gündem yaratır ve özlem duyulan bir olgu olduğu nidalarıyla bu kaosu yaratan yayıncı şerefsizlerce kuruyuncaya, içi boşaltılıncaya kadar sömürülebilirdi.
O zamanlarda topyekün desteklendiklerini unutan bu andaval tayfa öteki sarışın kardeşinin kendini "cumhuriyet" ilan ettiği zamanki kibir ve ukalalığa gömüldü zamanla. Sandı ki Türkiye ve Türk futbolu kendilerinden oluşuyor... Ama anlaşıldı ki bileğinin yetmediği yerde keseleri, keselerinin yetmediği yerde de duaları devreye giriveriyordu.
Türkiye'nin Galatasaray'ını bir rüyaya sürükleyen; Hatemoğlu takım elbiseli, emekli albay traşlı teknik adamı Signor Terim oldu bir anda. Olduğu anda da yaptığı her hareketten, her jest ve mimikten anasından Stefano Bemer'lerle, Aubercy'lerle doğduğu izlenimi yaratan; transfer olduğu ülkenin filmlerine hayranlığından olsa gerek üç tel saçını briyantinle geriye yatırarak Don Terim'e dönüşen bir figür oluştu... işte o andan itibaren şu an tartışmaya başladığınız konuyu doğuran değişim başlayıverdi. O Türkiye'nin Terim'inin görgüsüzlüğü futbolculara da yansıdı, çığ oldu büyüdü ve durdurulamaz bir magandalığa dönüştü.
Oysa biz onu Emre Belözoğlu'na tokadı çakıp elinden lüks arabasının anahtarını aldığında sevmiştik. O zaman harbiden "Godfather"dı çünkü. Sporcusunu ve taraftarını iyiye yönlendiriyor ve rol model oluyordu.
Sonra yer altı ve tarikatlar da dahil olmak üzere aldıkları destekler, verdikleri rüşvetler ortaya çıkmasına rağmen kalitesizlik, teknik-taktik ve analitik düşünme yoksunluğu ve "kazanmak için her yol mübah ulan" anlayışının giderek yozlaşan yeni jenerasyonlara yansımasıyla ahan da bu tribünler çıktı ortaya.
Ben şu an hangi takımdan olurlarsa olsunlar kızmıyorum artık bu tribünlere. Ne için orada olduğunun bilincinde olmayan aptal sürüler haline dönüştüler bana göre.
Ama illa derseniz ki "başlığın altına yorum yapman gerekiyor", o zaman size rahatlıkla şunu söyleyebilirim:
Galatasaray taraftarı 1991 yılında otobüs durağında beklerken sırf boynunda Beşiktaş atkısı olduğu için otuz kişi tarafından dövülerek öldürülen mühendis Oktay'ın, 2002 yılında da iki Leeds United taraftarının katilleridir.
Aralarından Alparslan abi gibi değerli insanları çıkartmış olsalar bile (en azından bizim dönek kebapçı amigo gibi değildi rahmetli) genel olarak toplumda statü olarak nerede duracağını bilemeyen, fransızlıkla lümpenlik arasında gidip gelen boş bir topluluktur.
Beni okuduğunuz için teşekkür ederim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar