bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- tanımadığı kadına tokat atan adam18
- aleksey batrakov23
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir9
- 394
- nükleer bomba7
- kırıkkaleli olmak istemek8
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı25
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı6
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- yagmurcu çık açıkla10
- canın edirne ciğeri tavası çekmesi5
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar4
- iskilipli atıf hoca20
- ismail kartal16
- damla sakızlı muhallebi4
- emre belözoğlu6
- sözlük kürdü55
- hayırlı ramazanlar uludağ sözlük3
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil15
- kablosuz mouse13
- durkheimın intihar teorisi7
- dedenize sahip çıkar mısınız6
- arap götü9
- değişik meslekler4
- sözlük dedeleri6
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- al pacino denince akla gelen ilk film3
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- öylesine bir şeyler yaz5
- favlayan yazarın asıl amacı12
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- kale3112 tarzı entry girmek8
- mazot 3 euro olabilirmiş4
- atatürk düşmanı5
- millette manyak para var21
- yazarların akşama dair planları7
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- okan buruk4
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- doların 50 tl olması7
- arda güler'in ankara'da doğması3
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- cevheri güven4
- anın görüntüsü32
- melis babadağ'ın ayakları3
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
1451'de cenova'da doğan kolomb efendi gençliğini marko polo'nun çin maceralarını okuyarak ve izlanda, ingiltere ve yunan adalarına giden gemilerde geçirdi. uzak doğuya olan merakı onu yeni ticaret yolları aramaya itti. kartografi ve coğrafya çalıştı. içinden bir ses batıya giderse uzak doğuya giden yeni ticaret yolları bulabileceğini söylüyordu.
koltuğunun altına bir sürü haritayla birlikte acayip planlar sıkıştırıp avrupa'nın zenginlerini tabi ki en zengin olarak krallarını dolaşmaya başladı. tam kimsenin onu siklemediğini düşünmeye başlamışken bir rahibin etkisiyle gaza gelen ispanya kraliçesi kolombla iddiaya girmeyi kabul etti.
kral ferdinand ve kraliçe isabella'nın sağladığı finansmanla ağustos 1492'de ispanya'dan yola çıktı. herkes kolombun iyi bir denizci olduğu hususunda mutabıktır lakin kolombun denizciliği ne kadar tartışılmazsa adamlığı da o derece tartışmalıdır.
kolomb atlantikte yol almaya başlayınca karayı ilk görecek adamına bir yıllık maaşından daha fazla bir ödül vaadetti. 12 ekim'de "kara göründüüü" diye çığıran adamına karadaki ışıkları iki gün önce kendisinin gördüğünü söyleyerek nanik yaptı. ispanya'ya yazdığı mektuplarsa tam bir faciaydı ki onları ayrı bir yerde ele almak lazım.
havasını alan denizcinin gördüğü kara havai adalarından başka bir yer değildi. kolomb burada fazla kalmadı. biraz tropik meyve, birkaç papağan ve adadan kaçırdığı yerlilerden uzun yolculuğa dayanabilenlerle ispanya'ya döndü. (mart 1493) bu aslında oldukça büyük bir başarıydı. kolombun anlattığına göre denizin diğer tarafındaki ada uysal, yeni lordlarını memnun etmek üzere bekleşen yerlilerle doluydu. bu nedenle kolomb kraliçe ve krala bol bol altın vaadetmişti.
1493 eylülü'nde yanına 1300 kişilik ufak bir ordu alarak tekrar yola çıktı. ama bu defaki misafirler yerlilerin pek hoşuna gitmemişlerdi. yerlilerin altın biblolarına el koydular, çeşitli terbiyesizlikler yaptılar ve beyaz insanın gittiği her yere savaş götürme huyu buraya da sirayet etti.
1498'de hispaniola adını verdiği adaya gideyim derken yolunu şaşırıp geniş toprakların bulunduğu bir kara parçasına vardı. burası muhtemelen tezini doğrulayan çin'in doğu kıyılarıydı. sonra kardeşini hispaniola'da yalnız bıraktığını hatırlayıp adaya geri döndü. lakin döndüğünde adadakiler savaşmaktan,salgın hastalıklardan ve açlıktan kırılmışlardı. kolombus'un durumu iyileştirmek için başvurduğu her yol işi biraz daha içinden çıkılmaz hale getirdi.
kral ve kraliçe kolmombus'un yediği naneleri öğrenince adaya bir müfettiş gönderdiler. müfettiş kolombu kelepçeleyip ispanya'ya postaladı. cezalandırılmaktan kıl payı yırtan kahramanımız bir daha hispaniola'ya ayak basmamaya mahkum edildi.
bu defa kolmombu kaderi çağırıyordu. bitmek tükenmek bilmeyen talepleriyle kralı yıldıran kolomb hindistan sandığı topraklara son bir yolculuk için finsansman buldu. bir kaç gemiyle sevilla dan denize açıldı.
ama bu son yolculuk tam bir fiyasko oldu. bugün panamanın bulunduğu yere gelen kolomb öncekilerin aksine hiç de misafirperver olmayan yerlilerle karşılaştı. kaaya çıkamayan kolombun gemilerini de yerlilerle iş birliği yapan gemi kurtları kemiriyordu. sonuçta götü güç bela kurtarıp kendilerini jamaikaya attılar. buradan kanolarla hispaniolaya bir kaç elçi gönderdi ama hispaniola valisi yardım etmeye hiç istekli değildi.
sonunda her nasılsa ispanya'ya dönen kolomb burada hayatını kaybetti. muhtemelen dünyanın başına ne kadar büyük bir bela açtığının farkına hiçbir zaman varamadı.
koltuğunun altına bir sürü haritayla birlikte acayip planlar sıkıştırıp avrupa'nın zenginlerini tabi ki en zengin olarak krallarını dolaşmaya başladı. tam kimsenin onu siklemediğini düşünmeye başlamışken bir rahibin etkisiyle gaza gelen ispanya kraliçesi kolombla iddiaya girmeyi kabul etti.
kral ferdinand ve kraliçe isabella'nın sağladığı finansmanla ağustos 1492'de ispanya'dan yola çıktı. herkes kolombun iyi bir denizci olduğu hususunda mutabıktır lakin kolombun denizciliği ne kadar tartışılmazsa adamlığı da o derece tartışmalıdır.
kolomb atlantikte yol almaya başlayınca karayı ilk görecek adamına bir yıllık maaşından daha fazla bir ödül vaadetti. 12 ekim'de "kara göründüüü" diye çığıran adamına karadaki ışıkları iki gün önce kendisinin gördüğünü söyleyerek nanik yaptı. ispanya'ya yazdığı mektuplarsa tam bir faciaydı ki onları ayrı bir yerde ele almak lazım.
havasını alan denizcinin gördüğü kara havai adalarından başka bir yer değildi. kolomb burada fazla kalmadı. biraz tropik meyve, birkaç papağan ve adadan kaçırdığı yerlilerden uzun yolculuğa dayanabilenlerle ispanya'ya döndü. (mart 1493) bu aslında oldukça büyük bir başarıydı. kolombun anlattığına göre denizin diğer tarafındaki ada uysal, yeni lordlarını memnun etmek üzere bekleşen yerlilerle doluydu. bu nedenle kolomb kraliçe ve krala bol bol altın vaadetmişti.
1493 eylülü'nde yanına 1300 kişilik ufak bir ordu alarak tekrar yola çıktı. ama bu defaki misafirler yerlilerin pek hoşuna gitmemişlerdi. yerlilerin altın biblolarına el koydular, çeşitli terbiyesizlikler yaptılar ve beyaz insanın gittiği her yere savaş götürme huyu buraya da sirayet etti.
1498'de hispaniola adını verdiği adaya gideyim derken yolunu şaşırıp geniş toprakların bulunduğu bir kara parçasına vardı. burası muhtemelen tezini doğrulayan çin'in doğu kıyılarıydı. sonra kardeşini hispaniola'da yalnız bıraktığını hatırlayıp adaya geri döndü. lakin döndüğünde adadakiler savaşmaktan,salgın hastalıklardan ve açlıktan kırılmışlardı. kolombus'un durumu iyileştirmek için başvurduğu her yol işi biraz daha içinden çıkılmaz hale getirdi.
kral ve kraliçe kolmombus'un yediği naneleri öğrenince adaya bir müfettiş gönderdiler. müfettiş kolombu kelepçeleyip ispanya'ya postaladı. cezalandırılmaktan kıl payı yırtan kahramanımız bir daha hispaniola'ya ayak basmamaya mahkum edildi.
bu defa kolmombu kaderi çağırıyordu. bitmek tükenmek bilmeyen talepleriyle kralı yıldıran kolomb hindistan sandığı topraklara son bir yolculuk için finsansman buldu. bir kaç gemiyle sevilla dan denize açıldı.
ama bu son yolculuk tam bir fiyasko oldu. bugün panamanın bulunduğu yere gelen kolomb öncekilerin aksine hiç de misafirperver olmayan yerlilerle karşılaştı. kaaya çıkamayan kolombun gemilerini de yerlilerle iş birliği yapan gemi kurtları kemiriyordu. sonuçta götü güç bela kurtarıp kendilerini jamaikaya attılar. buradan kanolarla hispaniolaya bir kaç elçi gönderdi ama hispaniola valisi yardım etmeye hiç istekli değildi.
sonunda her nasılsa ispanya'ya dönen kolomb burada hayatını kaybetti. muhtemelen dünyanın başına ne kadar büyük bir bela açtığının farkına hiçbir zaman varamadı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar