bugün
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi19
- sırrı süreyya önder28
- damarsız tüysüz manisa yaprağı6
- elinin içine hapşıran insan4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur17
- göğüs kıllarım çıkmıyor15
- bizim uygulamamız bu şekilde4
- az veren candan cok veren maldan5
- sözlükteki linç tayfa6
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- sözlükteki linç kültürü12
- askerlik anıları3
- silver ile evlenecek erkek53
- herkesin kendini zeki sanması4
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- hristolojiye göre kıyamet alametleri2
- ad hominem icat oldu mertlik bozuldu2
- arap eli öpmek dudak karartmaz3
- dün gece ne oldu12
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- deccaliyet çağı5
- alman turistlere turist rehberliği4
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- sedef hastalığı4
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması4
- yeni bir bilgi paylaşamamak3
- sarapci koala59
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak12
- güne bir şarkı bırak3
- isa2
- supernatural3
- insan olmaya çeyrek kala8
- stt geçmiş kremle intihar etmek4
- bazı şarkıları dinlemekten korkmak2
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması8
- insan olmaya ceyrek kala4
- stt geçmiş kondom kullanmak3
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- gocu35
- sözlük yazarlarının yuvaları3
- popeyes6
- arif kocabıyık9
- fikir değiştirmek döneklik midir8
- araba sileceği5
- iki tas çorba5
- ellerim bos gonlum hos28
hakk'a yürümüş büyük yönetmen. önce william goldman, birkaç gün sonra bertolucci. kara kasım falan herhalde bu sinema için.
kendisinden sonra lavaboya işemeli sanat filmleri yapan bir sürü dangalak türemiş, keza onu takip etmek yerine noe, xavier dolan falan seven nesiller yetişmiştir lakin ustanın sanatını taklit/takdir etmeyi dahi başaramamışlardır. the last emperor, the conformist, the sheltering sky (çölde çay) ve stealing beauty gibi başyapıtlara, the dreamers gibi sevsem mi tiksinsem mi yıllardır karar veremediğim bir filme imza atmıştır.
eva green'in memelerini yakından gören az sayıda erkekten biri olan bertolucci kişisel geçmişimde de mühim bir yer tutar. son yıllarda tecavüz sahnesinin gerçek olduğu iddialarıyla hak ettiği üzere çarmıha gerilen yönetmenin bu meselenin çıkışına yol açan filmi, paris'te son tango benim için minik bir anı barındırır.
bir zamanlar christiano ronaldo'nun kim olduğunu bilmediğini iddia eden, tamamen pozdan ibaret entel ayağı bir kadınla takılıyordum. kendisi yedi yirmi dört polonya sineması, beş kişinin okuduğu kitaplar, leş mekanlar üçgeninde bahis açıp asabımı bozmaktaydı. kötü de seviştiği için bir noktada neden beraber olduğumu sorgulayıp kızdan hiç hoşlanmadığımı, sırf -çok afedersiniz- "hate fuck" icra etmek üzere beraber olduğumu fark etmiştim. sadece ondan değil temsil ettiği her şeyden nefret ediyordum ki o zamanlar komik isimli yerli gruplar, ceyl'an ertem'ler türememişlerdi bile. cenk taner'e razıydı bu tipler... bir ceza kesesim vardı her sahtekara, o yüzden yaka yaka yatmaya devam ediyordum.
ancak 350 gram uğruna çekilebilen pseudo-entelliğin bir hududu olduğu için de giderek terk etme isteğiyle dolmuştum. nihayet bir gece yarısı içip içip en sevdiği filme değilse de benimle içinde yaşamak istediği filme karar verdiğini bunun da paris'te son tango olduğunu söyledi. gece üçte beni o halde arayıp uykumdan uyandırarak... aşırı steril sevişen, vanilyalığın zirvesinde bir kadın için ne iddialı sözler bunlar üstat... artık nasıl patlama noktasına gelmişsem, o ana kadar yarı entelektüel biri olarak muhafaza ettiğim salon erkeği çizgimi kaynama noktasına erişen bir su ısıtıcısı gibi tak diye terk ettim ve hala eş dost ortamında mavra konusu olan ve sadece filmi izleyenlerin anlayacağı şu serzenişi dillendirdim:
"tamam bu gece yarısı da anladık ki entelsin. tamam paris'te son tango. amaaaaa madem y.rrrrrrraaaak yemeye bu kadar meraklısın o zaman bir kalıp tereyağı al gel..."
***
karşıdan gelen sunturlu bir küfür hatırlıyorum sadece, telefon kapanmadan evvel. o entel ayağı ağzından ilk kez ve son kez küfür duymuş, maskeyi yırtmış, illüzyonu devirmiş, simülasyonu bozmuş, hedefime ulaşmıştım.
kendisinden sonra lavaboya işemeli sanat filmleri yapan bir sürü dangalak türemiş, keza onu takip etmek yerine noe, xavier dolan falan seven nesiller yetişmiştir lakin ustanın sanatını taklit/takdir etmeyi dahi başaramamışlardır. the last emperor, the conformist, the sheltering sky (çölde çay) ve stealing beauty gibi başyapıtlara, the dreamers gibi sevsem mi tiksinsem mi yıllardır karar veremediğim bir filme imza atmıştır.
eva green'in memelerini yakından gören az sayıda erkekten biri olan bertolucci kişisel geçmişimde de mühim bir yer tutar. son yıllarda tecavüz sahnesinin gerçek olduğu iddialarıyla hak ettiği üzere çarmıha gerilen yönetmenin bu meselenin çıkışına yol açan filmi, paris'te son tango benim için minik bir anı barındırır.
bir zamanlar christiano ronaldo'nun kim olduğunu bilmediğini iddia eden, tamamen pozdan ibaret entel ayağı bir kadınla takılıyordum. kendisi yedi yirmi dört polonya sineması, beş kişinin okuduğu kitaplar, leş mekanlar üçgeninde bahis açıp asabımı bozmaktaydı. kötü de seviştiği için bir noktada neden beraber olduğumu sorgulayıp kızdan hiç hoşlanmadığımı, sırf -çok afedersiniz- "hate fuck" icra etmek üzere beraber olduğumu fark etmiştim. sadece ondan değil temsil ettiği her şeyden nefret ediyordum ki o zamanlar komik isimli yerli gruplar, ceyl'an ertem'ler türememişlerdi bile. cenk taner'e razıydı bu tipler... bir ceza kesesim vardı her sahtekara, o yüzden yaka yaka yatmaya devam ediyordum.
ancak 350 gram uğruna çekilebilen pseudo-entelliğin bir hududu olduğu için de giderek terk etme isteğiyle dolmuştum. nihayet bir gece yarısı içip içip en sevdiği filme değilse de benimle içinde yaşamak istediği filme karar verdiğini bunun da paris'te son tango olduğunu söyledi. gece üçte beni o halde arayıp uykumdan uyandırarak... aşırı steril sevişen, vanilyalığın zirvesinde bir kadın için ne iddialı sözler bunlar üstat... artık nasıl patlama noktasına gelmişsem, o ana kadar yarı entelektüel biri olarak muhafaza ettiğim salon erkeği çizgimi kaynama noktasına erişen bir su ısıtıcısı gibi tak diye terk ettim ve hala eş dost ortamında mavra konusu olan ve sadece filmi izleyenlerin anlayacağı şu serzenişi dillendirdim:
"tamam bu gece yarısı da anladık ki entelsin. tamam paris'te son tango. amaaaaa madem y.rrrrrrraaaak yemeye bu kadar meraklısın o zaman bir kalıp tereyağı al gel..."
***
karşıdan gelen sunturlu bir küfür hatırlıyorum sadece, telefon kapanmadan evvel. o entel ayağı ağzından ilk kez ve son kez küfür duymuş, maskeyi yırtmış, illüzyonu devirmiş, simülasyonu bozmuş, hedefime ulaşmıştım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar