bugün
- bir kadının en güzel bölgesi11
- regl dönemi dengesizlikleri3
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı6
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak3
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak3
- deve besleyip sidiğini satmak2
- seni seviyordum ama sen beni anlamadın3
- ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler4
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- dişlerini fırçalamayan kadınla öpüşmek2
- pazar günü mesai yapmak3
- michael olise3
- elektrikli bisiklet terörü2
- badem dolgulu kruvasan3
- kabızlık nasıl geçer3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- ingiltere8
- fransa7
- güneş yüzlü çocuğa mektup2
- evde kalmış sözlük kızı2
- vantilatörü kendine çevirmek10
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- dünyanın en güzel tatlısı11
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı6
- trakya ve istanbul da çekirge istilası3
- bugün ispanya arjantin maçı saat 22 de trt 1 de3
- 2026 dünya kupası13
- dünya9
- futbol3
- türklerin ileri olduğu konular21
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- günün şiiri8
- iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye3
- kalp kırmak2
- devlet bahçeli3
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi3
- dinsize inanır mısın17
- antipanik hanımın elleri2
- en gey özelliğiniz8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- thomas tuchel6
- yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması3
- haluk levent bahis yazışmaları2
- burçlara inanan erkek15
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
hakk'a yürümüş büyük yönetmen. önce william goldman, birkaç gün sonra bertolucci. kara kasım falan herhalde bu sinema için.
kendisinden sonra lavaboya işemeli sanat filmleri yapan bir sürü dangalak türemiş, keza onu takip etmek yerine noe, xavier dolan falan seven nesiller yetişmiştir lakin ustanın sanatını taklit/takdir etmeyi dahi başaramamışlardır. the last emperor, the conformist, the sheltering sky (çölde çay) ve stealing beauty gibi başyapıtlara, the dreamers gibi sevsem mi tiksinsem mi yıllardır karar veremediğim bir filme imza atmıştır.
eva green'in memelerini yakından gören az sayıda erkekten biri olan bertolucci kişisel geçmişimde de mühim bir yer tutar. son yıllarda tecavüz sahnesinin gerçek olduğu iddialarıyla hak ettiği üzere çarmıha gerilen yönetmenin bu meselenin çıkışına yol açan filmi, paris'te son tango benim için minik bir anı barındırır.
bir zamanlar christiano ronaldo'nun kim olduğunu bilmediğini iddia eden, tamamen pozdan ibaret entel ayağı bir kadınla takılıyordum. kendisi yedi yirmi dört polonya sineması, beş kişinin okuduğu kitaplar, leş mekanlar üçgeninde bahis açıp asabımı bozmaktaydı. kötü de seviştiği için bir noktada neden beraber olduğumu sorgulayıp kızdan hiç hoşlanmadığımı, sırf -çok afedersiniz- "hate fuck" icra etmek üzere beraber olduğumu fark etmiştim. sadece ondan değil temsil ettiği her şeyden nefret ediyordum ki o zamanlar komik isimli yerli gruplar, ceyl'an ertem'ler türememişlerdi bile. cenk taner'e razıydı bu tipler... bir ceza kesesim vardı her sahtekara, o yüzden yaka yaka yatmaya devam ediyordum.
ancak 350 gram uğruna çekilebilen pseudo-entelliğin bir hududu olduğu için de giderek terk etme isteğiyle dolmuştum. nihayet bir gece yarısı içip içip en sevdiği filme değilse de benimle içinde yaşamak istediği filme karar verdiğini bunun da paris'te son tango olduğunu söyledi. gece üçte beni o halde arayıp uykumdan uyandırarak... aşırı steril sevişen, vanilyalığın zirvesinde bir kadın için ne iddialı sözler bunlar üstat... artık nasıl patlama noktasına gelmişsem, o ana kadar yarı entelektüel biri olarak muhafaza ettiğim salon erkeği çizgimi kaynama noktasına erişen bir su ısıtıcısı gibi tak diye terk ettim ve hala eş dost ortamında mavra konusu olan ve sadece filmi izleyenlerin anlayacağı şu serzenişi dillendirdim:
"tamam bu gece yarısı da anladık ki entelsin. tamam paris'te son tango. amaaaaa madem y.rrrrrrraaaak yemeye bu kadar meraklısın o zaman bir kalıp tereyağı al gel..."
***
karşıdan gelen sunturlu bir küfür hatırlıyorum sadece, telefon kapanmadan evvel. o entel ayağı ağzından ilk kez ve son kez küfür duymuş, maskeyi yırtmış, illüzyonu devirmiş, simülasyonu bozmuş, hedefime ulaşmıştım.
kendisinden sonra lavaboya işemeli sanat filmleri yapan bir sürü dangalak türemiş, keza onu takip etmek yerine noe, xavier dolan falan seven nesiller yetişmiştir lakin ustanın sanatını taklit/takdir etmeyi dahi başaramamışlardır. the last emperor, the conformist, the sheltering sky (çölde çay) ve stealing beauty gibi başyapıtlara, the dreamers gibi sevsem mi tiksinsem mi yıllardır karar veremediğim bir filme imza atmıştır.
eva green'in memelerini yakından gören az sayıda erkekten biri olan bertolucci kişisel geçmişimde de mühim bir yer tutar. son yıllarda tecavüz sahnesinin gerçek olduğu iddialarıyla hak ettiği üzere çarmıha gerilen yönetmenin bu meselenin çıkışına yol açan filmi, paris'te son tango benim için minik bir anı barındırır.
bir zamanlar christiano ronaldo'nun kim olduğunu bilmediğini iddia eden, tamamen pozdan ibaret entel ayağı bir kadınla takılıyordum. kendisi yedi yirmi dört polonya sineması, beş kişinin okuduğu kitaplar, leş mekanlar üçgeninde bahis açıp asabımı bozmaktaydı. kötü de seviştiği için bir noktada neden beraber olduğumu sorgulayıp kızdan hiç hoşlanmadığımı, sırf -çok afedersiniz- "hate fuck" icra etmek üzere beraber olduğumu fark etmiştim. sadece ondan değil temsil ettiği her şeyden nefret ediyordum ki o zamanlar komik isimli yerli gruplar, ceyl'an ertem'ler türememişlerdi bile. cenk taner'e razıydı bu tipler... bir ceza kesesim vardı her sahtekara, o yüzden yaka yaka yatmaya devam ediyordum.
ancak 350 gram uğruna çekilebilen pseudo-entelliğin bir hududu olduğu için de giderek terk etme isteğiyle dolmuştum. nihayet bir gece yarısı içip içip en sevdiği filme değilse de benimle içinde yaşamak istediği filme karar verdiğini bunun da paris'te son tango olduğunu söyledi. gece üçte beni o halde arayıp uykumdan uyandırarak... aşırı steril sevişen, vanilyalığın zirvesinde bir kadın için ne iddialı sözler bunlar üstat... artık nasıl patlama noktasına gelmişsem, o ana kadar yarı entelektüel biri olarak muhafaza ettiğim salon erkeği çizgimi kaynama noktasına erişen bir su ısıtıcısı gibi tak diye terk ettim ve hala eş dost ortamında mavra konusu olan ve sadece filmi izleyenlerin anlayacağı şu serzenişi dillendirdim:
"tamam bu gece yarısı da anladık ki entelsin. tamam paris'te son tango. amaaaaa madem y.rrrrrrraaaak yemeye bu kadar meraklısın o zaman bir kalıp tereyağı al gel..."
***
karşıdan gelen sunturlu bir küfür hatırlıyorum sadece, telefon kapanmadan evvel. o entel ayağı ağzından ilk kez ve son kez küfür duymuş, maskeyi yırtmış, illüzyonu devirmiş, simülasyonu bozmuş, hedefime ulaşmıştım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar