bugün
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi12
- yahudi madalyası almış gürcü5
- zaman baba bey biraderin bey birader olması3
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- en iyi antidepresan10
- erkeksii bayan buse6
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek15
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi4
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor22
- mor semsiyeli yabanci16
- naber lan it diye mesaj atan sevgili5
- true denilen yazar18
- tanrıyı güldürmek için yapılacak şeyler3
- playstation3
- barış yarkadaş7
- iğrenç bulup ama genede bağımlılık şeyler2
- uludağ sözlük bitmiş3
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- başka sözlükler heves uludağ bir tutkudur4
- chp'nin hali ne olacak53
- diyanetin abd'deki villaları15
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi3
- sözlükte başlayan aşklar3
- zengin kaltakları3
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- yılan4
- özşen madencilik işçilerinin direnişi9
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- müfredatın felsefeyi boğması üzerine2
- amigurumi2
- eyjafjallajökull denince akla gelenler3
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- insanlığa katkısı olmayan üniversite mezunu4
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler16
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor12
- babanın ölmesi3
- gizli rum vs gizli ermeni2
- yeni üniversite kazanmış kız azgınlığı4
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı8
- bodruma yüzme havuzu inşa etmek2
- bahçalarda barım var2
- abd milli futbol takımı4
- bira bardagi2
- genco erkal vs ibrahim erkal2
- kötü biri olduğunu bilmek7
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- yaz3
- evrimdeki aşağılamaya katlanan homo sapiens3
- 2026 abd kanada meksika dünya kupası3
yazar olmayan bir arkadaşımın başına gelen dehşet bir hikayedir.
-alıntıdır-
merhabalar,
sizlerle 13 ekim 2018 saat 21:00-22:00 civarında babama yapılan saldırıyı paylaşmak istiyorum.
yer: istanbul ataşehir içerenköy mahallesi
saat 20:30 civarı evimin olduğu sokağa girdim. babamı çalıştığı servis aracında oturup müzik dinlerken gördüm ve yanından geçerek eve girdim. yarım saat geçti veya geçmedi yemek yediğim sırada alt komşum telefonla arayarak "baban yerde yatıyor in bak" dedi. hemen aşağıya indim. ben aşağı indiğimde yerde yatan babamın başında 10 yaklaşık toplanmıştı (3-4 bekçi ve komşular). aradan 2-3 dk geçti, yunuslar, bir sivil araç (sivil polis olabileceklerini düşünüyorum emin değilim) içerisinde dört kişi ve de üç farklı bekçi daha geldi. bu kadar kolluk kuvvetinin gelmesine şaşırdım.
adının tufan olduğunu öğrendiğim bekçi "alkollüydü tökezledi, yüz üstü düştü, gözlüğü geldi" dedi.
bize söylenenlere olayın sıcaklığıyla inanmış bulunduk. babamın nabzı düşüktü fakat nefes alıyordu. bilinç kapalıydı. bekçi tufan ve yanındaki iki bekçi ambulansa haber verdiklerini söylediler fakat bu söylemin üzerinden 20dk geçmiş ve ambulans gelmemişti. tekrar 112'yi aramalarını söyledim aradılar ve o da yaklaşık 10dk sonra geldi. komşularımdan bir tanesi 112 yi aradı ve ambulansın yarım saattir gelmediğini nerede kaldıklarını sordu. 112 servisi bize çağrının 6 dk önce geldiğini iletti. yani önceden açılan bir çağrı olmamış, tekrar aramalarını istediğimde çağrı ilk defa iletilmişti.
adının tufan olduğunu öğrendiğim bekçinin elinde babamın ehliyeti vardı, fotoğrafını çekiyordu. ambulans geldi ehliyetini komşulardan biri alıp bana verdi. bekçi tufan durumu takip edebilmek için telefon numaramı aldı. sonrasında hemen ataşehir fatih sultan mehmet hastanesi acil servisine gittik. doktor ilk görüştüğümüzde durumunun kritik olduğunu, ciğerlerine sıvı kaçtığını, beyine bakmak için tomografi çekeceklerini iletti. tomografi çekilmek için odadan çıkardıklarında, babamın omuzunda tırnak izlerinin olduğunu fark ettik. bir boğuşma, tutma vb. temas olduğu belliydi. tomografi sonucunda beyinde bir hasar olmadığı tespit edildi. göz ve çevresinde, elmacık kemiğinde kırıklar olduğu, gözünün de şuan görmediği ve şişlikten kaynaklanabiliceğini belirterek, kırıkların sonrasında ameliyatla düzeltileceğini söylediler. babamın yoğun bakıma yatırılması gerektiği, ama boş yer olmadığı için en yakındaki yoğun bakım ünitesi olan tuzla okan üniversitesi hastanesinde yer olduğunu ambulans ile oraya sevk edileceğini ilettiler. 14 ekim 2018 gece saat 2 gibi oraya ulaştık. ambulansı eniştem, halam ve ben araba ile takip attik. arabada giderken tanıdığım bir bekçi arkadaşa "nezih sokakta akşam bir olay oldu, bir bekçi benim telefon numaramı aldı ama aramadı. beni geri arayabilir mi ? sizin konuştuğunu bir grup falan vardır, bi sorar mısın?" dedim. 5 dk sonra beni, bekçi tufan aradı. kendisine "dürüstçe söyle aranızda bir dalaşma oldu mu?" dediğimde bana "yok, öyle birşey olmadı. düştü gözünde gözlük vardı düşünce yüzüne çarptı" dedi. sonrasında telefonu halam aldığında aynı şeyleri o da sordu, ona da verdiği cevap farklı değildi.
babamın kullandığı gözlük yakın gözlüğüydü ki zaten dışarıda kullanmazdı. kaldı ki düştüğünde yüzüne çarpıp göz ve göz çevresine zarar veren gözlük de kırılmamıştı. bu sebeple yüzündeki tahribatın düşme sonucu olmadığına dair şüphelerimiz iyice artmıştı. buna ek olarak gecenin başında kardeşim ambulansı beklerken, bekçilerin kendi aralarında "alkollüydü, düştü deriz" şeklinde konuşmalarını duymuş. aynı şekilde kalabalıkta yeralan çocukluk arkadaşım da bekçi tufan ve başka bir bekçinin de aralarında sessizce konuştuğunu duymuş ve "hayırdır kardeşim bir sıkıntı mı var?" demiş. bekçitufan'da "yok abi, sizlik bir şey değil" cevabını vermiş.
biz okan üniversitesi hastasine varmadan 2-3 dk önce ambulans giriş yapmış ve görevliler yoğun bakım kapısında babamı içeri almak için bekliyorlardı. babamı içeri alındıktan sonra saat gece 03:00-03:30 civarı doktor bizimle görüşmek için odasına çağırdı. beyin filmlerinin temiz olduğunu, emin olmak için bir de kendilerinin çekeceklerini, fsm hastanesinde uyutulduğunu ve ilacın etkisinin geçmesinin biraz zaman alacağını belirtti. ayrıca göz çevresinde kırıkların olduğunu, görme kaybının olabileceğini söyledi. bizimle saat 15:00-16:00 gibi tekrar görüşerek son durumu aktaracağını söyledi.
14 ekim saat 15:00 de yoğun bakım ünitesinin önüne geldik. babamın kendine geldiğini söylediler. hala yoğun bakım odasında olan babamın yanına halam ve ben girdik.
babam kendine gelmişti. halam "ne oldu, nasıl düştün?" diye sorduğunda babam "ne düşmesi, düşen adam böyle mi olur?, dövdüler. içlerinden birisi bana yaklaşıp elini cebime attı. güvenlik amirliği yapmış insanım ben, sen nasıl elini cebime atarsın? bilmiyor musun elini cebin içine sokamayacağını? ben nereden bileyim cebime uyuşturucu bırakmayacağını dedim. sonra biri tuttu diğerleri vurdu. böyle düşme mi olur. gözümü hissetmiyorum, dişim kırılmış, çenemi zor oynatıyorum" dedi. bunun üzerine şüphelerimizde haksız olmadığımızı anlamıştık. bugün 15 ekim 2018 halam okan üniversitesi hastanenine gitti ve oradaki hemşireler de olay için düşme değil, darp demişler.
bu bekçi dehşeti ile ilgili biz gerekli yerlere başvurularımızı ve şikayetlerimizi yapacağız, yine de bu olayın olabildiğince kişiye ulaşmasını ve insanların bilgilenmesini istiyoruz. olayın üzerinin örtülmesini istemiyoruz.
teşekkürler.
-alıntıdır-
-alıntıdır-
merhabalar,
sizlerle 13 ekim 2018 saat 21:00-22:00 civarında babama yapılan saldırıyı paylaşmak istiyorum.
yer: istanbul ataşehir içerenköy mahallesi
saat 20:30 civarı evimin olduğu sokağa girdim. babamı çalıştığı servis aracında oturup müzik dinlerken gördüm ve yanından geçerek eve girdim. yarım saat geçti veya geçmedi yemek yediğim sırada alt komşum telefonla arayarak "baban yerde yatıyor in bak" dedi. hemen aşağıya indim. ben aşağı indiğimde yerde yatan babamın başında 10 yaklaşık toplanmıştı (3-4 bekçi ve komşular). aradan 2-3 dk geçti, yunuslar, bir sivil araç (sivil polis olabileceklerini düşünüyorum emin değilim) içerisinde dört kişi ve de üç farklı bekçi daha geldi. bu kadar kolluk kuvvetinin gelmesine şaşırdım.
adının tufan olduğunu öğrendiğim bekçi "alkollüydü tökezledi, yüz üstü düştü, gözlüğü geldi" dedi.
bize söylenenlere olayın sıcaklığıyla inanmış bulunduk. babamın nabzı düşüktü fakat nefes alıyordu. bilinç kapalıydı. bekçi tufan ve yanındaki iki bekçi ambulansa haber verdiklerini söylediler fakat bu söylemin üzerinden 20dk geçmiş ve ambulans gelmemişti. tekrar 112'yi aramalarını söyledim aradılar ve o da yaklaşık 10dk sonra geldi. komşularımdan bir tanesi 112 yi aradı ve ambulansın yarım saattir gelmediğini nerede kaldıklarını sordu. 112 servisi bize çağrının 6 dk önce geldiğini iletti. yani önceden açılan bir çağrı olmamış, tekrar aramalarını istediğimde çağrı ilk defa iletilmişti.
adının tufan olduğunu öğrendiğim bekçinin elinde babamın ehliyeti vardı, fotoğrafını çekiyordu. ambulans geldi ehliyetini komşulardan biri alıp bana verdi. bekçi tufan durumu takip edebilmek için telefon numaramı aldı. sonrasında hemen ataşehir fatih sultan mehmet hastanesi acil servisine gittik. doktor ilk görüştüğümüzde durumunun kritik olduğunu, ciğerlerine sıvı kaçtığını, beyine bakmak için tomografi çekeceklerini iletti. tomografi çekilmek için odadan çıkardıklarında, babamın omuzunda tırnak izlerinin olduğunu fark ettik. bir boğuşma, tutma vb. temas olduğu belliydi. tomografi sonucunda beyinde bir hasar olmadığı tespit edildi. göz ve çevresinde, elmacık kemiğinde kırıklar olduğu, gözünün de şuan görmediği ve şişlikten kaynaklanabiliceğini belirterek, kırıkların sonrasında ameliyatla düzeltileceğini söylediler. babamın yoğun bakıma yatırılması gerektiği, ama boş yer olmadığı için en yakındaki yoğun bakım ünitesi olan tuzla okan üniversitesi hastanesinde yer olduğunu ambulans ile oraya sevk edileceğini ilettiler. 14 ekim 2018 gece saat 2 gibi oraya ulaştık. ambulansı eniştem, halam ve ben araba ile takip attik. arabada giderken tanıdığım bir bekçi arkadaşa "nezih sokakta akşam bir olay oldu, bir bekçi benim telefon numaramı aldı ama aramadı. beni geri arayabilir mi ? sizin konuştuğunu bir grup falan vardır, bi sorar mısın?" dedim. 5 dk sonra beni, bekçi tufan aradı. kendisine "dürüstçe söyle aranızda bir dalaşma oldu mu?" dediğimde bana "yok, öyle birşey olmadı. düştü gözünde gözlük vardı düşünce yüzüne çarptı" dedi. sonrasında telefonu halam aldığında aynı şeyleri o da sordu, ona da verdiği cevap farklı değildi.
babamın kullandığı gözlük yakın gözlüğüydü ki zaten dışarıda kullanmazdı. kaldı ki düştüğünde yüzüne çarpıp göz ve göz çevresine zarar veren gözlük de kırılmamıştı. bu sebeple yüzündeki tahribatın düşme sonucu olmadığına dair şüphelerimiz iyice artmıştı. buna ek olarak gecenin başında kardeşim ambulansı beklerken, bekçilerin kendi aralarında "alkollüydü, düştü deriz" şeklinde konuşmalarını duymuş. aynı şekilde kalabalıkta yeralan çocukluk arkadaşım da bekçi tufan ve başka bir bekçinin de aralarında sessizce konuştuğunu duymuş ve "hayırdır kardeşim bir sıkıntı mı var?" demiş. bekçitufan'da "yok abi, sizlik bir şey değil" cevabını vermiş.
biz okan üniversitesi hastasine varmadan 2-3 dk önce ambulans giriş yapmış ve görevliler yoğun bakım kapısında babamı içeri almak için bekliyorlardı. babamı içeri alındıktan sonra saat gece 03:00-03:30 civarı doktor bizimle görüşmek için odasına çağırdı. beyin filmlerinin temiz olduğunu, emin olmak için bir de kendilerinin çekeceklerini, fsm hastanesinde uyutulduğunu ve ilacın etkisinin geçmesinin biraz zaman alacağını belirtti. ayrıca göz çevresinde kırıkların olduğunu, görme kaybının olabileceğini söyledi. bizimle saat 15:00-16:00 gibi tekrar görüşerek son durumu aktaracağını söyledi.
14 ekim saat 15:00 de yoğun bakım ünitesinin önüne geldik. babamın kendine geldiğini söylediler. hala yoğun bakım odasında olan babamın yanına halam ve ben girdik.
babam kendine gelmişti. halam "ne oldu, nasıl düştün?" diye sorduğunda babam "ne düşmesi, düşen adam böyle mi olur?, dövdüler. içlerinden birisi bana yaklaşıp elini cebime attı. güvenlik amirliği yapmış insanım ben, sen nasıl elini cebime atarsın? bilmiyor musun elini cebin içine sokamayacağını? ben nereden bileyim cebime uyuşturucu bırakmayacağını dedim. sonra biri tuttu diğerleri vurdu. böyle düşme mi olur. gözümü hissetmiyorum, dişim kırılmış, çenemi zor oynatıyorum" dedi. bunun üzerine şüphelerimizde haksız olmadığımızı anlamıştık. bugün 15 ekim 2018 halam okan üniversitesi hastanenine gitti ve oradaki hemşireler de olay için düşme değil, darp demişler.
bu bekçi dehşeti ile ilgili biz gerekli yerlere başvurularımızı ve şikayetlerimizi yapacağız, yine de bu olayın olabildiğince kişiye ulaşmasını ve insanların bilgilenmesini istiyoruz. olayın üzerinin örtülmesini istemiyoruz.
teşekkürler.
-alıntıdır-
güncel Önemli Başlıklar