bugün
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi16
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi8
- true denen arkadaş4
- kedi9
- naber lan it diye mesaj atan sevgili9
- 14 onlyfansçinin mallarına el konulması3
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek7
- en iyi antidepresan13
- tanrıyı güldürmek için yapılacak şeyler5
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi7
- milli takımı destekleme zorunluğu5
- babanın ölmesi7
- kötülük yapan kişiye verilecek en güzel cevap3
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek16
- uzun samsun3
- milli futbolcuların sigara içtiği iddiası5
- biradereaux2
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak3
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- cedidacer2
- lgs 20263
- şirinler köyüne yeni şirin2
- neden yalnızsın5
- playstation4
- eyjafjallajökull denince akla gelenler4
- true denilen yazar18
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu3
- kemal kılıçdaroğlu8
- sokrates'in soru sorarak günü kurtarması3
- 13 haziran2
- erkeksii bayan buse6
- yahudi madalyası almış gürcü5
- diyanetin abd'deki villaları15
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor22
- uludağ sözlük bitmiş4
- özşen madencilik işçilerinin direnişi10
- chp'nin hali ne olacak53
- zaman baba12
- sözlükte başlayan aşklar4
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- barış yarkadaş7
- zengin kaltakları4
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- zaman baba bey biraderin bey birader olması3
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- 30 il için sarı kodlu uyarı2
- mor semsiyeli yabanci16
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- başka sözlükler heves uludağ bir tutkudur4
yazar olmayan bir arkadaşımın başına gelen dehşet bir hikayedir.
-alıntıdır-
merhabalar,
sizlerle 13 ekim 2018 saat 21:00-22:00 civarında babama yapılan saldırıyı paylaşmak istiyorum.
yer: istanbul ataşehir içerenköy mahallesi
saat 20:30 civarı evimin olduğu sokağa girdim. babamı çalıştığı servis aracında oturup müzik dinlerken gördüm ve yanından geçerek eve girdim. yarım saat geçti veya geçmedi yemek yediğim sırada alt komşum telefonla arayarak "baban yerde yatıyor in bak" dedi. hemen aşağıya indim. ben aşağı indiğimde yerde yatan babamın başında 10 yaklaşık toplanmıştı (3-4 bekçi ve komşular). aradan 2-3 dk geçti, yunuslar, bir sivil araç (sivil polis olabileceklerini düşünüyorum emin değilim) içerisinde dört kişi ve de üç farklı bekçi daha geldi. bu kadar kolluk kuvvetinin gelmesine şaşırdım.
adının tufan olduğunu öğrendiğim bekçi "alkollüydü tökezledi, yüz üstü düştü, gözlüğü geldi" dedi.
bize söylenenlere olayın sıcaklığıyla inanmış bulunduk. babamın nabzı düşüktü fakat nefes alıyordu. bilinç kapalıydı. bekçi tufan ve yanındaki iki bekçi ambulansa haber verdiklerini söylediler fakat bu söylemin üzerinden 20dk geçmiş ve ambulans gelmemişti. tekrar 112'yi aramalarını söyledim aradılar ve o da yaklaşık 10dk sonra geldi. komşularımdan bir tanesi 112 yi aradı ve ambulansın yarım saattir gelmediğini nerede kaldıklarını sordu. 112 servisi bize çağrının 6 dk önce geldiğini iletti. yani önceden açılan bir çağrı olmamış, tekrar aramalarını istediğimde çağrı ilk defa iletilmişti.
adının tufan olduğunu öğrendiğim bekçinin elinde babamın ehliyeti vardı, fotoğrafını çekiyordu. ambulans geldi ehliyetini komşulardan biri alıp bana verdi. bekçi tufan durumu takip edebilmek için telefon numaramı aldı. sonrasında hemen ataşehir fatih sultan mehmet hastanesi acil servisine gittik. doktor ilk görüştüğümüzde durumunun kritik olduğunu, ciğerlerine sıvı kaçtığını, beyine bakmak için tomografi çekeceklerini iletti. tomografi çekilmek için odadan çıkardıklarında, babamın omuzunda tırnak izlerinin olduğunu fark ettik. bir boğuşma, tutma vb. temas olduğu belliydi. tomografi sonucunda beyinde bir hasar olmadığı tespit edildi. göz ve çevresinde, elmacık kemiğinde kırıklar olduğu, gözünün de şuan görmediği ve şişlikten kaynaklanabiliceğini belirterek, kırıkların sonrasında ameliyatla düzeltileceğini söylediler. babamın yoğun bakıma yatırılması gerektiği, ama boş yer olmadığı için en yakındaki yoğun bakım ünitesi olan tuzla okan üniversitesi hastanesinde yer olduğunu ambulans ile oraya sevk edileceğini ilettiler. 14 ekim 2018 gece saat 2 gibi oraya ulaştık. ambulansı eniştem, halam ve ben araba ile takip attik. arabada giderken tanıdığım bir bekçi arkadaşa "nezih sokakta akşam bir olay oldu, bir bekçi benim telefon numaramı aldı ama aramadı. beni geri arayabilir mi ? sizin konuştuğunu bir grup falan vardır, bi sorar mısın?" dedim. 5 dk sonra beni, bekçi tufan aradı. kendisine "dürüstçe söyle aranızda bir dalaşma oldu mu?" dediğimde bana "yok, öyle birşey olmadı. düştü gözünde gözlük vardı düşünce yüzüne çarptı" dedi. sonrasında telefonu halam aldığında aynı şeyleri o da sordu, ona da verdiği cevap farklı değildi.
babamın kullandığı gözlük yakın gözlüğüydü ki zaten dışarıda kullanmazdı. kaldı ki düştüğünde yüzüne çarpıp göz ve göz çevresine zarar veren gözlük de kırılmamıştı. bu sebeple yüzündeki tahribatın düşme sonucu olmadığına dair şüphelerimiz iyice artmıştı. buna ek olarak gecenin başında kardeşim ambulansı beklerken, bekçilerin kendi aralarında "alkollüydü, düştü deriz" şeklinde konuşmalarını duymuş. aynı şekilde kalabalıkta yeralan çocukluk arkadaşım da bekçi tufan ve başka bir bekçinin de aralarında sessizce konuştuğunu duymuş ve "hayırdır kardeşim bir sıkıntı mı var?" demiş. bekçitufan'da "yok abi, sizlik bir şey değil" cevabını vermiş.
biz okan üniversitesi hastasine varmadan 2-3 dk önce ambulans giriş yapmış ve görevliler yoğun bakım kapısında babamı içeri almak için bekliyorlardı. babamı içeri alındıktan sonra saat gece 03:00-03:30 civarı doktor bizimle görüşmek için odasına çağırdı. beyin filmlerinin temiz olduğunu, emin olmak için bir de kendilerinin çekeceklerini, fsm hastanesinde uyutulduğunu ve ilacın etkisinin geçmesinin biraz zaman alacağını belirtti. ayrıca göz çevresinde kırıkların olduğunu, görme kaybının olabileceğini söyledi. bizimle saat 15:00-16:00 gibi tekrar görüşerek son durumu aktaracağını söyledi.
14 ekim saat 15:00 de yoğun bakım ünitesinin önüne geldik. babamın kendine geldiğini söylediler. hala yoğun bakım odasında olan babamın yanına halam ve ben girdik.
babam kendine gelmişti. halam "ne oldu, nasıl düştün?" diye sorduğunda babam "ne düşmesi, düşen adam böyle mi olur?, dövdüler. içlerinden birisi bana yaklaşıp elini cebime attı. güvenlik amirliği yapmış insanım ben, sen nasıl elini cebime atarsın? bilmiyor musun elini cebin içine sokamayacağını? ben nereden bileyim cebime uyuşturucu bırakmayacağını dedim. sonra biri tuttu diğerleri vurdu. böyle düşme mi olur. gözümü hissetmiyorum, dişim kırılmış, çenemi zor oynatıyorum" dedi. bunun üzerine şüphelerimizde haksız olmadığımızı anlamıştık. bugün 15 ekim 2018 halam okan üniversitesi hastanenine gitti ve oradaki hemşireler de olay için düşme değil, darp demişler.
bu bekçi dehşeti ile ilgili biz gerekli yerlere başvurularımızı ve şikayetlerimizi yapacağız, yine de bu olayın olabildiğince kişiye ulaşmasını ve insanların bilgilenmesini istiyoruz. olayın üzerinin örtülmesini istemiyoruz.
teşekkürler.
-alıntıdır-
-alıntıdır-
merhabalar,
sizlerle 13 ekim 2018 saat 21:00-22:00 civarında babama yapılan saldırıyı paylaşmak istiyorum.
yer: istanbul ataşehir içerenköy mahallesi
saat 20:30 civarı evimin olduğu sokağa girdim. babamı çalıştığı servis aracında oturup müzik dinlerken gördüm ve yanından geçerek eve girdim. yarım saat geçti veya geçmedi yemek yediğim sırada alt komşum telefonla arayarak "baban yerde yatıyor in bak" dedi. hemen aşağıya indim. ben aşağı indiğimde yerde yatan babamın başında 10 yaklaşık toplanmıştı (3-4 bekçi ve komşular). aradan 2-3 dk geçti, yunuslar, bir sivil araç (sivil polis olabileceklerini düşünüyorum emin değilim) içerisinde dört kişi ve de üç farklı bekçi daha geldi. bu kadar kolluk kuvvetinin gelmesine şaşırdım.
adının tufan olduğunu öğrendiğim bekçi "alkollüydü tökezledi, yüz üstü düştü, gözlüğü geldi" dedi.
bize söylenenlere olayın sıcaklığıyla inanmış bulunduk. babamın nabzı düşüktü fakat nefes alıyordu. bilinç kapalıydı. bekçi tufan ve yanındaki iki bekçi ambulansa haber verdiklerini söylediler fakat bu söylemin üzerinden 20dk geçmiş ve ambulans gelmemişti. tekrar 112'yi aramalarını söyledim aradılar ve o da yaklaşık 10dk sonra geldi. komşularımdan bir tanesi 112 yi aradı ve ambulansın yarım saattir gelmediğini nerede kaldıklarını sordu. 112 servisi bize çağrının 6 dk önce geldiğini iletti. yani önceden açılan bir çağrı olmamış, tekrar aramalarını istediğimde çağrı ilk defa iletilmişti.
adının tufan olduğunu öğrendiğim bekçinin elinde babamın ehliyeti vardı, fotoğrafını çekiyordu. ambulans geldi ehliyetini komşulardan biri alıp bana verdi. bekçi tufan durumu takip edebilmek için telefon numaramı aldı. sonrasında hemen ataşehir fatih sultan mehmet hastanesi acil servisine gittik. doktor ilk görüştüğümüzde durumunun kritik olduğunu, ciğerlerine sıvı kaçtığını, beyine bakmak için tomografi çekeceklerini iletti. tomografi çekilmek için odadan çıkardıklarında, babamın omuzunda tırnak izlerinin olduğunu fark ettik. bir boğuşma, tutma vb. temas olduğu belliydi. tomografi sonucunda beyinde bir hasar olmadığı tespit edildi. göz ve çevresinde, elmacık kemiğinde kırıklar olduğu, gözünün de şuan görmediği ve şişlikten kaynaklanabiliceğini belirterek, kırıkların sonrasında ameliyatla düzeltileceğini söylediler. babamın yoğun bakıma yatırılması gerektiği, ama boş yer olmadığı için en yakındaki yoğun bakım ünitesi olan tuzla okan üniversitesi hastanesinde yer olduğunu ambulans ile oraya sevk edileceğini ilettiler. 14 ekim 2018 gece saat 2 gibi oraya ulaştık. ambulansı eniştem, halam ve ben araba ile takip attik. arabada giderken tanıdığım bir bekçi arkadaşa "nezih sokakta akşam bir olay oldu, bir bekçi benim telefon numaramı aldı ama aramadı. beni geri arayabilir mi ? sizin konuştuğunu bir grup falan vardır, bi sorar mısın?" dedim. 5 dk sonra beni, bekçi tufan aradı. kendisine "dürüstçe söyle aranızda bir dalaşma oldu mu?" dediğimde bana "yok, öyle birşey olmadı. düştü gözünde gözlük vardı düşünce yüzüne çarptı" dedi. sonrasında telefonu halam aldığında aynı şeyleri o da sordu, ona da verdiği cevap farklı değildi.
babamın kullandığı gözlük yakın gözlüğüydü ki zaten dışarıda kullanmazdı. kaldı ki düştüğünde yüzüne çarpıp göz ve göz çevresine zarar veren gözlük de kırılmamıştı. bu sebeple yüzündeki tahribatın düşme sonucu olmadığına dair şüphelerimiz iyice artmıştı. buna ek olarak gecenin başında kardeşim ambulansı beklerken, bekçilerin kendi aralarında "alkollüydü, düştü deriz" şeklinde konuşmalarını duymuş. aynı şekilde kalabalıkta yeralan çocukluk arkadaşım da bekçi tufan ve başka bir bekçinin de aralarında sessizce konuştuğunu duymuş ve "hayırdır kardeşim bir sıkıntı mı var?" demiş. bekçitufan'da "yok abi, sizlik bir şey değil" cevabını vermiş.
biz okan üniversitesi hastasine varmadan 2-3 dk önce ambulans giriş yapmış ve görevliler yoğun bakım kapısında babamı içeri almak için bekliyorlardı. babamı içeri alındıktan sonra saat gece 03:00-03:30 civarı doktor bizimle görüşmek için odasına çağırdı. beyin filmlerinin temiz olduğunu, emin olmak için bir de kendilerinin çekeceklerini, fsm hastanesinde uyutulduğunu ve ilacın etkisinin geçmesinin biraz zaman alacağını belirtti. ayrıca göz çevresinde kırıkların olduğunu, görme kaybının olabileceğini söyledi. bizimle saat 15:00-16:00 gibi tekrar görüşerek son durumu aktaracağını söyledi.
14 ekim saat 15:00 de yoğun bakım ünitesinin önüne geldik. babamın kendine geldiğini söylediler. hala yoğun bakım odasında olan babamın yanına halam ve ben girdik.
babam kendine gelmişti. halam "ne oldu, nasıl düştün?" diye sorduğunda babam "ne düşmesi, düşen adam böyle mi olur?, dövdüler. içlerinden birisi bana yaklaşıp elini cebime attı. güvenlik amirliği yapmış insanım ben, sen nasıl elini cebime atarsın? bilmiyor musun elini cebin içine sokamayacağını? ben nereden bileyim cebime uyuşturucu bırakmayacağını dedim. sonra biri tuttu diğerleri vurdu. böyle düşme mi olur. gözümü hissetmiyorum, dişim kırılmış, çenemi zor oynatıyorum" dedi. bunun üzerine şüphelerimizde haksız olmadığımızı anlamıştık. bugün 15 ekim 2018 halam okan üniversitesi hastanenine gitti ve oradaki hemşireler de olay için düşme değil, darp demişler.
bu bekçi dehşeti ile ilgili biz gerekli yerlere başvurularımızı ve şikayetlerimizi yapacağız, yine de bu olayın olabildiğince kişiye ulaşmasını ve insanların bilgilenmesini istiyoruz. olayın üzerinin örtülmesini istemiyoruz.
teşekkürler.
-alıntıdır-
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar