bugün
- gocu29
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın4
- cimere şikayet eden yazar tipi5
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- sözlükteki karanlık kişiler4
- başkent istanbul olsun5
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler3
- özel sektörün acımasız olması3
- mora katliamı4
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- asrın soygunu11
- yağmurlu havaları seven insan6
- recep tayyip erdoğan3
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin2
- claudian clouds44
- iş yerindeki orospu çocukları6
- cinsel organla evlenen insanlar2
- ekrem imamoğlu2
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması4
- selam verilen kızın siklememesi4
- s'i l v'e r m'i s t3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- true nickli yazar22
- günün sözü12
- karton toplarken cin musallat olması2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- tai lung vs gocu22
- tai gocu kardeştir zall bizi birleştir2
- düşmanın sizi övmesi2
- purgatory2
- bahar feyzan3
- aşk5
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek4
- yazılımcıların flört edememesi6
- manisada okul saldırısı18
- çocuk yetiştirmek2
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- sabahları sevilen şeyler9
- habire1227
- kader2
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- kürtler asimile edilmelidir11
- yağmur sabahında2
- sabahları nefret edilen şeyler7
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sarı poşet kudurtması13
- sözlüktekiler kaç yaşında9
tüm bunlar çok eskiden de vardı ama şekli biraz farklıydı...
toplumdaki herhangi bir sorun biraz kendini göstermeye, birilerinin canını yakmaya başladığında hemen bir "günah keçisi" bulunur, sonra da bu "keçi" büyük bir törenle kurban edilerek vicdanlar rahatlatılırdı. keçinin kanı toprağı suladığında her şeyin yoluna gireceği, sorunların biteceği, eski güzel günlerin geleceği düşünülürdü...
tabi ki bunların hiçbiri olmazdı, çünkü adı üstünde, seçilen "keçi" çoğunlukla durumdan habersiz ve tamamen ilgisiz olurdu. gariban bir keçinin "ölümü" tüm toplumları ilgilendiren ve çoğu zaman kendi ürünleri olan sorunları nasıl çözsün ki?
mesela orta çağ Avrupa'sında insanlar pek yıkanmazlardı. yıkanmakla ilgili o kadar tuhaf inanışlar ve korkular vardı ki, modern insanlar için bunlar "batıl inanç" bile sayılmayıp, doğrudan aptallık statüsüne girer. tabi pislik içinde yaşayan insanlar için başta veba olmak üzere her türlü hastalığa yakalanmak çok doğaldır. ancak o dönemde tıp bilimi de günah ve batıl sayılırdı, çünkü "kutsal" insan bedenine onu yaşatmak amacıyla da olsa dokunmak, cehennemde sonsuza dek yanmak demekti.
haliyle orta çağ Avrupa'sı tam bir cehennemdi, başta veba olmak üzere her tür hastalık soyluyu ziyafetinde, yoksulu kulübesinde öldürüyordu. insanlar yıkanmak ve ilaç geliştirmek yerine başlarına gelen yıkımlar için "günah keçisi" arıyorlardı. sonuç olarak cadı avcıları önlerine geleni tutuklayıp ağaçlara bağlayarak yakıyorlardı. çünkü ne de olsa veba gibi hastalıklar "kötü ruhlar" yüzünden ortaya çıkıyordu ve bunları davet eden herkes yok edilmeliydi...
ancak ne var ki yakılan tüm o "günah keçileri" salgınları durdurmadı, hatta hafifletmedi bile. ne zaman ki tıp bilimi ilerlemeye başladı, bu hastalıklar o zaman önlendi. çünkü bunların gerçek sebepleri bulunmaya ve onlarla savaşılmaya başlanmıştı. yani artık günah keçileri aramaya gerek yoktu, en azından o konuda...
bunları yazıyorum çünkü dünya farklı bir çağda olmasına, bugün sırf viral için uzaya araba bile gönderiyor olmamıza rağmen eski delilikleri yaşamaya devam ediyoruz. dünyanın çeşitli ülkelerinde görünüşte hiçbir problemi olmayan gencecik insanlar ellerine silah alıp okullar basabiliyorlar, hırsızlık yapabiliyorlar. kendilerini tıka basa uyuşturucu ile doldurup çalıntı arabalarla tam gaz duvarlara kamikaze dalışı yapıyorlar. daha oyun oynayacakları yaşta sokaklarda tanımadıkları insanlarla akla zarar maceralara atılıyorlar, sonu hemen her zaman facia ile biten maceralara...
küçücük çocuklar kendilerinden büyük silahlarla birbirlerini öldürmek için siperlere gönderiliyorlar. sokak köşelerinde dilendirilip, hamamböceklerinin bile yaşamadığı yerlerde en ağır işlerde çalıştırılıyorlar. bir lokma ekmek bulunamadığı için dünyanın dört bir tarafında daha yürümeyi öğrenmeden, daha gülümsemeyi bile öğrenmeden milyonlarla ifade edilen sayılarla ölüme terkediliyorlar. sıcak ve sevgi dolu bir ev bulamadıkları için, "anne-baba" dedikleri kişilerden akla zarar eziyetler gördükleri için kaçıp, soğuk sokak köşelerinde donarak ölüyorlar.
şimdi bize bir günah keçisi lazım...
bizi tüm ölen, öldüren, intihar eden, cinayet işleyen, hırsızlık yapan, kısacası dünyadayken cehennemi tadan o masum meleklerin yok edilişlerinin getirdiği vicdan azabından kurtaracak bir "günah keçisi" lazım...
tabi ki sorumlular "biz yetişkinler" değiliz!
onlar için her şeyi yapmadık mı?
onlar için silah ve savaş dolu bir dünya hazırlamadık mı?
para ve gücü her şeyin önünde tutup onları karanlıkta yalnız bırakmadık mı?
kendi anlık zevklerimizi ve ölümlülere has sonu gelmez açlıklarımızı doyurmak için onları gözümüz kapalı kıyma makinesinin ağzından içeri itmedik mi?
onları kendi başarılarımız için bozuk para gibi harcayıp, sonra da utanmadan istatistiklere bakıp kafa sallamadık mı?
başarısızlıklarımızın ve yenilgilerimizin acısını güzelce onlardan çıkarmadık mı?
daha ne yapabiliriz ki, elimizden gelen her şeyi yapıyoruz! tabi ki sorumlular "biz" değiliz!
hadi, eziyet gören tüm çocuklar için bir günah keçisi bulalım; ancak böyle timsah göz yaşlarımızı döküp, alçak vicdanlarımızı birazcık rahatlatabiliriz...
toplumdaki herhangi bir sorun biraz kendini göstermeye, birilerinin canını yakmaya başladığında hemen bir "günah keçisi" bulunur, sonra da bu "keçi" büyük bir törenle kurban edilerek vicdanlar rahatlatılırdı. keçinin kanı toprağı suladığında her şeyin yoluna gireceği, sorunların biteceği, eski güzel günlerin geleceği düşünülürdü...
tabi ki bunların hiçbiri olmazdı, çünkü adı üstünde, seçilen "keçi" çoğunlukla durumdan habersiz ve tamamen ilgisiz olurdu. gariban bir keçinin "ölümü" tüm toplumları ilgilendiren ve çoğu zaman kendi ürünleri olan sorunları nasıl çözsün ki?
mesela orta çağ Avrupa'sında insanlar pek yıkanmazlardı. yıkanmakla ilgili o kadar tuhaf inanışlar ve korkular vardı ki, modern insanlar için bunlar "batıl inanç" bile sayılmayıp, doğrudan aptallık statüsüne girer. tabi pislik içinde yaşayan insanlar için başta veba olmak üzere her türlü hastalığa yakalanmak çok doğaldır. ancak o dönemde tıp bilimi de günah ve batıl sayılırdı, çünkü "kutsal" insan bedenine onu yaşatmak amacıyla da olsa dokunmak, cehennemde sonsuza dek yanmak demekti.
haliyle orta çağ Avrupa'sı tam bir cehennemdi, başta veba olmak üzere her tür hastalık soyluyu ziyafetinde, yoksulu kulübesinde öldürüyordu. insanlar yıkanmak ve ilaç geliştirmek yerine başlarına gelen yıkımlar için "günah keçisi" arıyorlardı. sonuç olarak cadı avcıları önlerine geleni tutuklayıp ağaçlara bağlayarak yakıyorlardı. çünkü ne de olsa veba gibi hastalıklar "kötü ruhlar" yüzünden ortaya çıkıyordu ve bunları davet eden herkes yok edilmeliydi...
ancak ne var ki yakılan tüm o "günah keçileri" salgınları durdurmadı, hatta hafifletmedi bile. ne zaman ki tıp bilimi ilerlemeye başladı, bu hastalıklar o zaman önlendi. çünkü bunların gerçek sebepleri bulunmaya ve onlarla savaşılmaya başlanmıştı. yani artık günah keçileri aramaya gerek yoktu, en azından o konuda...
bunları yazıyorum çünkü dünya farklı bir çağda olmasına, bugün sırf viral için uzaya araba bile gönderiyor olmamıza rağmen eski delilikleri yaşamaya devam ediyoruz. dünyanın çeşitli ülkelerinde görünüşte hiçbir problemi olmayan gencecik insanlar ellerine silah alıp okullar basabiliyorlar, hırsızlık yapabiliyorlar. kendilerini tıka basa uyuşturucu ile doldurup çalıntı arabalarla tam gaz duvarlara kamikaze dalışı yapıyorlar. daha oyun oynayacakları yaşta sokaklarda tanımadıkları insanlarla akla zarar maceralara atılıyorlar, sonu hemen her zaman facia ile biten maceralara...
küçücük çocuklar kendilerinden büyük silahlarla birbirlerini öldürmek için siperlere gönderiliyorlar. sokak köşelerinde dilendirilip, hamamböceklerinin bile yaşamadığı yerlerde en ağır işlerde çalıştırılıyorlar. bir lokma ekmek bulunamadığı için dünyanın dört bir tarafında daha yürümeyi öğrenmeden, daha gülümsemeyi bile öğrenmeden milyonlarla ifade edilen sayılarla ölüme terkediliyorlar. sıcak ve sevgi dolu bir ev bulamadıkları için, "anne-baba" dedikleri kişilerden akla zarar eziyetler gördükleri için kaçıp, soğuk sokak köşelerinde donarak ölüyorlar.
şimdi bize bir günah keçisi lazım...
bizi tüm ölen, öldüren, intihar eden, cinayet işleyen, hırsızlık yapan, kısacası dünyadayken cehennemi tadan o masum meleklerin yok edilişlerinin getirdiği vicdan azabından kurtaracak bir "günah keçisi" lazım...
tabi ki sorumlular "biz yetişkinler" değiliz!
onlar için her şeyi yapmadık mı?
onlar için silah ve savaş dolu bir dünya hazırlamadık mı?
para ve gücü her şeyin önünde tutup onları karanlıkta yalnız bırakmadık mı?
kendi anlık zevklerimizi ve ölümlülere has sonu gelmez açlıklarımızı doyurmak için onları gözümüz kapalı kıyma makinesinin ağzından içeri itmedik mi?
onları kendi başarılarımız için bozuk para gibi harcayıp, sonra da utanmadan istatistiklere bakıp kafa sallamadık mı?
başarısızlıklarımızın ve yenilgilerimizin acısını güzelce onlardan çıkarmadık mı?
daha ne yapabiliriz ki, elimizden gelen her şeyi yapıyoruz! tabi ki sorumlular "biz" değiliz!
hadi, eziyet gören tüm çocuklar için bir günah keçisi bulalım; ancak böyle timsah göz yaşlarımızı döküp, alçak vicdanlarımızı birazcık rahatlatabiliriz...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar