bugün
- bedelini ödeyen yazarlar17
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan5
- arkadaşlar ne yesek9
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- filistin37
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- redbull5
- fon kurdum para yatırır mısınız8
- adana lezzet festivali5
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- seksten önce dua etmek10
- sözlük kızlarının tantunici7
- israil'i allah cezalandıracak9
- kalpteki boşluk hissi4
- bu kalp seni unutur mu5
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler5
- allah beni izmir'e dönmeye mecbur bırakmasın3
- güzelsen koy resmini görelim6
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- hayat yaşamaya değer mi5
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- antipanik'e bir şey söyle22
- tarhana çorbası12
- silvermist'e iki şey söyle20
- ayağı kesip camdan dışarı atmak3
- izmir tulum4
- özelden şeftalisini atan yazar14
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- gocu'yu özlemek4
- sapık şarkı sözleri10
- sözlük kızalarının takosu5
- nöbetteyim sözlük3
- izmir8
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak9
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
- porno entelektüelliği8
- sözlük kızlarının kombinleri15
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- uludağ sözlük yazarlarının kalpleri3
- yakışıklı olgun erkekler6
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- fıstık vs fındık3
- alttaki yazara bir şey söyle24
- biraya patlayan şeker katıp ölmeyi beklemek3
- manifest erkeği3
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
herhangi bir canlıya yapılabilecek en büyük, adice ve aşağılıkça olan eylem.
geçen akşam bir anons verildi. ve aslında birden fazla kez tekrar edildi. abim ve annem içeride, bense mutfaktaydım. annemler ne diyor anlamadılar ben bir şeyler anladım. bilirsiniz, o anonsların ne denli havada dağıldığını.
bir çocuk kaybolmuştu. bulanların veya görenlerin zabıta noktasına bildirmeleri önemle rica ediliyordu.
anons duyuldu ve duyulduğuyla kaldı.
ertesi gün abim işten yemeğe geldiğinde dün akşamki anons edilen çocuğun bulunduğunu söyledi.
ancak metruk bir binada, bir valizin içinde.
kaybolan çocuk, 5 yaşında küçük bir kız çocuğuydu. ve yaşıtlarına göre daha cılız, ufak tefek olduğunu duymuştuk.
6 kardeşten en küçük olanıydı, babası kamyon şoförüydü. pek istenmemiş bir çocuk olduğunu duydum.
ismi eylül'dü.
mahallelerindeki, teyzesinin binasında oturan 25 yaşındaki uyuşturucu bağımlısı gençten şüphe ediliyordu.
eylül teyzesine yemek yemeye gidiyordu bazen annesi evde yokken. aslında teyzesi annesini uyarmıştı. binalarında dengesiz bir insanın bulunduğu konusunda.
ve bu insan, eylül'ün abisinin arkadaşıydı aslında.
olay şöyle gelişmişti;
eylül sokakta oynuyordu. arkadaşları eve gitti, eylül kaldı. sonra o geldi. eylülü motoruna bindirdi ve evine götürdü. eylül belki de onu abisinin arkadaşı olarak bildiği ve daha minicik bir çocuk olduğu için bir şeyden şüphe etmedi, belki de o eylül'ü zorladı. - şahsın annesinin psikolojik sorunları olduğu, ve 1.5 aydır hastanede tedavi gördüğünü duydum. babasının ise bir dükkanı varmış ilçede. - yani evde tekti.
ilerleyen saatlerde eylül'ün teyzesi şahsı elinde bir valizle apartmandan çıkarken gördü. nerden bilsindi o valizin içerisinde küçük yeğeni olduğunu? bir arkadaşıda gördü onu. nereye diye sordu. ben gidiyorum bir daha gelmeyeceğim dedi.
saatler ilerledi, eylül eve gitmedi. ailesi merak etmeye başladı ve kayıp ilanında bulundular.
mahalleli, jandarma, polis her yerde eylül'ü aradı. işin en acı ve insanı delirten yanıysa aramalara o da katılmıştı. herkesle her yerde eylül'ü aradı.
önce ifadesi alınıp salınmıştı, daha sonra söylediği dengesiz sözlerle tekrar göz altına alındı ve suçunu itiraf etti.
eylülü kaçırmıştı ve tecavüz etmişti. ve boğarak öldürmüştü.
eylül'ün yüzü morluk içindeydi. çığlıklarını susturmak için ağzını kapatmıştı belli ki. belki de o esnada boğulmuştu eylül.
olay esnasında aldığı ilacın etkisinde olduğunu, kendine geldiğinde eylül'ün öldüğünü farkettiğini söyledi. daha sonra da onu sürekli gittiği, 99 depreminden sonra terkedilen inşaat halindeki terkedilmiş binanın bir odasına attı.
ve eylül artık yok. günahsız, masum, minicik bir can, hayalini dahi edemeyeceği bir şekilde öldürüldü.
sindiremiyorum arkadaşlar. sindiremiyorum.
aklıma ölmeden önceki korkusu, yaşadıkları, yaşamış olabileceği şeyler geliyor. sindiremiyorum.
yorum dahi yapamıyorum.
korkuyorum, iğreniyorum, üzülüyorum, ürperiyorum, içim acıyor. içim ağrıyor.
o şerefsize yapılacak veya yapılabilecek hiçbir şey, eylül'ün nasıl korkarak, canı yanarak, belki de anne! diye ağlayıp bağırarak öldüğü gerçeğini değiştirmeyecek.
olan kalanlara olmadı. yakınlarının canı elbette yandı ama hiçbiri eylül'ün acısı kadar büyük olmadı.
biliyorum. böyle bir şey ilk kez olmuyor ancak ben bu kadar yakından ilk kez şahit oluyorum.
kaynaklarım gerek haber siteleri, gerekse yapanı/yapılanı tanıyan arkadaşlarım.
kelimeler kifayetsiz kalır ya hani bazı durumlarda, işte bu onlardan biri.
o mahlukata ne şekilde işkence yapılırsa yapılsın, hiçbiri yeterli olmayacak.
günlerce, aylarca hatta yıllarca ölmek için yalvaracak raddeye gelmesini ama ölememesini diliyorum!
ve eğer gerçekten bu kötülere müdahale edebilecek bir güç varsa, artık yalvarıyorum etsin!
geçen akşam bir anons verildi. ve aslında birden fazla kez tekrar edildi. abim ve annem içeride, bense mutfaktaydım. annemler ne diyor anlamadılar ben bir şeyler anladım. bilirsiniz, o anonsların ne denli havada dağıldığını.
bir çocuk kaybolmuştu. bulanların veya görenlerin zabıta noktasına bildirmeleri önemle rica ediliyordu.
anons duyuldu ve duyulduğuyla kaldı.
ertesi gün abim işten yemeğe geldiğinde dün akşamki anons edilen çocuğun bulunduğunu söyledi.
ancak metruk bir binada, bir valizin içinde.
kaybolan çocuk, 5 yaşında küçük bir kız çocuğuydu. ve yaşıtlarına göre daha cılız, ufak tefek olduğunu duymuştuk.
6 kardeşten en küçük olanıydı, babası kamyon şoförüydü. pek istenmemiş bir çocuk olduğunu duydum.
ismi eylül'dü.
mahallelerindeki, teyzesinin binasında oturan 25 yaşındaki uyuşturucu bağımlısı gençten şüphe ediliyordu.
eylül teyzesine yemek yemeye gidiyordu bazen annesi evde yokken. aslında teyzesi annesini uyarmıştı. binalarında dengesiz bir insanın bulunduğu konusunda.
ve bu insan, eylül'ün abisinin arkadaşıydı aslında.
olay şöyle gelişmişti;
eylül sokakta oynuyordu. arkadaşları eve gitti, eylül kaldı. sonra o geldi. eylülü motoruna bindirdi ve evine götürdü. eylül belki de onu abisinin arkadaşı olarak bildiği ve daha minicik bir çocuk olduğu için bir şeyden şüphe etmedi, belki de o eylül'ü zorladı. - şahsın annesinin psikolojik sorunları olduğu, ve 1.5 aydır hastanede tedavi gördüğünü duydum. babasının ise bir dükkanı varmış ilçede. - yani evde tekti.
ilerleyen saatlerde eylül'ün teyzesi şahsı elinde bir valizle apartmandan çıkarken gördü. nerden bilsindi o valizin içerisinde küçük yeğeni olduğunu? bir arkadaşıda gördü onu. nereye diye sordu. ben gidiyorum bir daha gelmeyeceğim dedi.
saatler ilerledi, eylül eve gitmedi. ailesi merak etmeye başladı ve kayıp ilanında bulundular.
mahalleli, jandarma, polis her yerde eylül'ü aradı. işin en acı ve insanı delirten yanıysa aramalara o da katılmıştı. herkesle her yerde eylül'ü aradı.
önce ifadesi alınıp salınmıştı, daha sonra söylediği dengesiz sözlerle tekrar göz altına alındı ve suçunu itiraf etti.
eylülü kaçırmıştı ve tecavüz etmişti. ve boğarak öldürmüştü.
eylül'ün yüzü morluk içindeydi. çığlıklarını susturmak için ağzını kapatmıştı belli ki. belki de o esnada boğulmuştu eylül.
olay esnasında aldığı ilacın etkisinde olduğunu, kendine geldiğinde eylül'ün öldüğünü farkettiğini söyledi. daha sonra da onu sürekli gittiği, 99 depreminden sonra terkedilen inşaat halindeki terkedilmiş binanın bir odasına attı.
ve eylül artık yok. günahsız, masum, minicik bir can, hayalini dahi edemeyeceği bir şekilde öldürüldü.
sindiremiyorum arkadaşlar. sindiremiyorum.
aklıma ölmeden önceki korkusu, yaşadıkları, yaşamış olabileceği şeyler geliyor. sindiremiyorum.
yorum dahi yapamıyorum.
korkuyorum, iğreniyorum, üzülüyorum, ürperiyorum, içim acıyor. içim ağrıyor.
o şerefsize yapılacak veya yapılabilecek hiçbir şey, eylül'ün nasıl korkarak, canı yanarak, belki de anne! diye ağlayıp bağırarak öldüğü gerçeğini değiştirmeyecek.
olan kalanlara olmadı. yakınlarının canı elbette yandı ama hiçbiri eylül'ün acısı kadar büyük olmadı.
biliyorum. böyle bir şey ilk kez olmuyor ancak ben bu kadar yakından ilk kez şahit oluyorum.
kaynaklarım gerek haber siteleri, gerekse yapanı/yapılanı tanıyan arkadaşlarım.
kelimeler kifayetsiz kalır ya hani bazı durumlarda, işte bu onlardan biri.
o mahlukata ne şekilde işkence yapılırsa yapılsın, hiçbiri yeterli olmayacak.
günlerce, aylarca hatta yıllarca ölmek için yalvaracak raddeye gelmesini ama ölememesini diliyorum!
ve eğer gerçekten bu kötülere müdahale edebilecek bir güç varsa, artık yalvarıyorum etsin!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar