bugün
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek10
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- nesrin cavadzade9
- true'ya arkadan sahip olmak7
- hayatın renginin kalmaması7
- arapçada ene mi denir ana mı denir3
- tanga neden giyilir9
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması7
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik5
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- yahudi fıkraları6
- yalnız yaşamak6
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı8
- evlenmemeyi başarı olarak görmek7
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi6
- koklayarak öpen erkek5
- erecto birader biraderdir hedesi3
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı3
- regl dönemi çirkinliği8
- kesit ötesi ziya2
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- badelenmiş sözlük yazarları7
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- özgürlükçü eğitim paradoksu2
- namus takıntısı olan erkek17
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz9
- aktroller9
- yeşil burun adaları6
- idealize ettiğin kadının beklediğin gibi çıkmaması3
- ece irtem7
- belçika mısır maçı saat 22 de trt 1 de2
- ezan sesinin gittikçe rahatsız etmesi6
- sahilde yanına oturan adama sitem eden kadın2
- şu sıralar sözlük kızına kimsenin ilişmemesi3
- burçlara inanacak kadar gerizekalı olmak4
- şanzımanı dağıtmak2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- yanık tekerlek kokusu4
- 15 haziran 2026 isveç tunus maçı5
- evli kadınlara asılmak5
- hangi manifest kızısın7
- futbol9
- hoşlanılan kızın 550'yi 2'ye bölünce 225 bulması4
- firefox'un esamesinin artık hiç kalmaması2
- ankaradaki çıkılamayan yokuş3
- kızın size büyü yaptırdığına dair işaretler5
- ruhu iyileştiren şeyler6
- sevgili olmayalım ama arkadaş kalalım saçmalığı4
hazır aklıma gelmişken;
"Her ne kadar aklımız hep kesinlik peşinde koşsa da, doğamız gereği belirsizliğe doğru sürükleniriz."
diye bir laf var. Ama burada pis bir paradoks görüyorum ben.
Hep kesinlik peşinde koşan şey "hep kesinlik peşinde koşar".. O halde akıl şuan belirsiz görünen herşeyi tam şuanda yine kesinliğe bağlamaya çalışacak... Eğer burada bahsedilen belirsizlikten kasıt sadece "sürüklenme", yani "süreç" ise, akıl bu belirsizliği de şimdi ortadan kaldırmaya ve kesin bir bilgiye/formüle dayandırmaya çalışacaktır. Zorunlu olarak bu çabayı beklemeye alması/ertelemesi, bu işe girişmiş olduğu gerçeğini değiştirmez.
Belirsizliğe doğru sürüklenmek gelecekte ne olacağını kestirememekse aklımız bu belirsizliği kabul ederek - yada onu bütünün bir parçası sayarak yine kesin bir sonucun peşine düşecektir. En azından sonuna kadar kullanılan bir akıl bunu yapacaktır...
O halde, söylenen bu lafın aslında mantıklı (akla yatan) bir yanı da yok demektir. Daha doğrusu gereksiz bir laftır çünkü cümlenin ilk kısmında "aklımızın yapmaya çalıştığı şeyin" cümlenin ikinci kısmında yer alan "total gerçeğe" aykırı hareket etmek olduğu belirtilmeye çalışılıyor.
Yani aklın, doğamızın belirsizliğe sürüklenmesi tespitini ortaya koyması bizzat kendi varoluş sebebini inkar etmesi, kendi temel ilkesine ihanet etmesi anlamına geliyor, işte bu paradoks. Paradoks akılsızlık değil, aklın hata yapması. Yani bu hatalı bir tespit. Sonuna kadar gidilmemiş, yarım bırakılmış bir düşüncenin kelimelere dökülmesi. Yani aklın iş/zamanlama hatası yapması.
Demek ki burada aklın kabullenmesi gereken kilit nokta sonsuza kadar hata yapma olasılığının kalıcı olması. Aslında bu her ne kadar can sıkıcı olsa da hak iddia edilebilmesi/merhamet gösterilmesinin istenebilmesi sebebiyle rahatlatıcı olmalı. Bu da bizi kaçınılmaz ve en büyük sorunsala getirir; ego problemi, kibir.
bu haliyle; belirsizliği savunanlardan ziyade "kısır döngü" fikri bana daha yakın geliyor. lan kendimi hiç bu kadar nietzche'ye yakın görmemiştim. ürperdim.
"Her ne kadar aklımız hep kesinlik peşinde koşsa da, doğamız gereği belirsizliğe doğru sürükleniriz."
diye bir laf var. Ama burada pis bir paradoks görüyorum ben.
Hep kesinlik peşinde koşan şey "hep kesinlik peşinde koşar".. O halde akıl şuan belirsiz görünen herşeyi tam şuanda yine kesinliğe bağlamaya çalışacak... Eğer burada bahsedilen belirsizlikten kasıt sadece "sürüklenme", yani "süreç" ise, akıl bu belirsizliği de şimdi ortadan kaldırmaya ve kesin bir bilgiye/formüle dayandırmaya çalışacaktır. Zorunlu olarak bu çabayı beklemeye alması/ertelemesi, bu işe girişmiş olduğu gerçeğini değiştirmez.
Belirsizliğe doğru sürüklenmek gelecekte ne olacağını kestirememekse aklımız bu belirsizliği kabul ederek - yada onu bütünün bir parçası sayarak yine kesin bir sonucun peşine düşecektir. En azından sonuna kadar kullanılan bir akıl bunu yapacaktır...
O halde, söylenen bu lafın aslında mantıklı (akla yatan) bir yanı da yok demektir. Daha doğrusu gereksiz bir laftır çünkü cümlenin ilk kısmında "aklımızın yapmaya çalıştığı şeyin" cümlenin ikinci kısmında yer alan "total gerçeğe" aykırı hareket etmek olduğu belirtilmeye çalışılıyor.
Yani aklın, doğamızın belirsizliğe sürüklenmesi tespitini ortaya koyması bizzat kendi varoluş sebebini inkar etmesi, kendi temel ilkesine ihanet etmesi anlamına geliyor, işte bu paradoks. Paradoks akılsızlık değil, aklın hata yapması. Yani bu hatalı bir tespit. Sonuna kadar gidilmemiş, yarım bırakılmış bir düşüncenin kelimelere dökülmesi. Yani aklın iş/zamanlama hatası yapması.
Demek ki burada aklın kabullenmesi gereken kilit nokta sonsuza kadar hata yapma olasılığının kalıcı olması. Aslında bu her ne kadar can sıkıcı olsa da hak iddia edilebilmesi/merhamet gösterilmesinin istenebilmesi sebebiyle rahatlatıcı olmalı. Bu da bizi kaçınılmaz ve en büyük sorunsala getirir; ego problemi, kibir.
bu haliyle; belirsizliği savunanlardan ziyade "kısır döngü" fikri bana daha yakın geliyor. lan kendimi hiç bu kadar nietzche'ye yakın görmemiştim. ürperdim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar