bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı83
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu13
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam18
- hamas denince akla gelenler11
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- gülşen in memeleri5
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- tinto brass7
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- reha muhtar vs erol köse2
- eoka'nın amacı4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- sobaları hazırlayın7
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- müslüman2
- ben geldim naneler2
- terapi niteliğindeki şeyler13
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- sizin derdiniz islam2
- bim vs a1012
- kişisel gelişim kitapları2
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan2
- miss universe 20265
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- kocaeli2
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- sözlükte kim kimle sevgili27
- türklerin özellikleri5
- begüm polat2
- mika kase3
- nervio43
- o 8 0 diyen biri vardı5
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- müge anlı2
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- filistinli hamas'ın müslümana muamelesi2
- mika raun vardı nerede şimdi2
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- liverpool fc4
- sözlüğün en şık erkeği12
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- cumali ceber2
hazır aklıma gelmişken;
"Her ne kadar aklımız hep kesinlik peşinde koşsa da, doğamız gereği belirsizliğe doğru sürükleniriz."
diye bir laf var. Ama burada pis bir paradoks görüyorum ben.
Hep kesinlik peşinde koşan şey "hep kesinlik peşinde koşar".. O halde akıl şuan belirsiz görünen herşeyi tam şuanda yine kesinliğe bağlamaya çalışacak... Eğer burada bahsedilen belirsizlikten kasıt sadece "sürüklenme", yani "süreç" ise, akıl bu belirsizliği de şimdi ortadan kaldırmaya ve kesin bir bilgiye/formüle dayandırmaya çalışacaktır. Zorunlu olarak bu çabayı beklemeye alması/ertelemesi, bu işe girişmiş olduğu gerçeğini değiştirmez.
Belirsizliğe doğru sürüklenmek gelecekte ne olacağını kestirememekse aklımız bu belirsizliği kabul ederek - yada onu bütünün bir parçası sayarak yine kesin bir sonucun peşine düşecektir. En azından sonuna kadar kullanılan bir akıl bunu yapacaktır...
O halde, söylenen bu lafın aslında mantıklı (akla yatan) bir yanı da yok demektir. Daha doğrusu gereksiz bir laftır çünkü cümlenin ilk kısmında "aklımızın yapmaya çalıştığı şeyin" cümlenin ikinci kısmında yer alan "total gerçeğe" aykırı hareket etmek olduğu belirtilmeye çalışılıyor.
Yani aklın, doğamızın belirsizliğe sürüklenmesi tespitini ortaya koyması bizzat kendi varoluş sebebini inkar etmesi, kendi temel ilkesine ihanet etmesi anlamına geliyor, işte bu paradoks. Paradoks akılsızlık değil, aklın hata yapması. Yani bu hatalı bir tespit. Sonuna kadar gidilmemiş, yarım bırakılmış bir düşüncenin kelimelere dökülmesi. Yani aklın iş/zamanlama hatası yapması.
Demek ki burada aklın kabullenmesi gereken kilit nokta sonsuza kadar hata yapma olasılığının kalıcı olması. Aslında bu her ne kadar can sıkıcı olsa da hak iddia edilebilmesi/merhamet gösterilmesinin istenebilmesi sebebiyle rahatlatıcı olmalı. Bu da bizi kaçınılmaz ve en büyük sorunsala getirir; ego problemi, kibir.
bu haliyle; belirsizliği savunanlardan ziyade "kısır döngü" fikri bana daha yakın geliyor. lan kendimi hiç bu kadar nietzche'ye yakın görmemiştim. ürperdim.
"Her ne kadar aklımız hep kesinlik peşinde koşsa da, doğamız gereği belirsizliğe doğru sürükleniriz."
diye bir laf var. Ama burada pis bir paradoks görüyorum ben.
Hep kesinlik peşinde koşan şey "hep kesinlik peşinde koşar".. O halde akıl şuan belirsiz görünen herşeyi tam şuanda yine kesinliğe bağlamaya çalışacak... Eğer burada bahsedilen belirsizlikten kasıt sadece "sürüklenme", yani "süreç" ise, akıl bu belirsizliği de şimdi ortadan kaldırmaya ve kesin bir bilgiye/formüle dayandırmaya çalışacaktır. Zorunlu olarak bu çabayı beklemeye alması/ertelemesi, bu işe girişmiş olduğu gerçeğini değiştirmez.
Belirsizliğe doğru sürüklenmek gelecekte ne olacağını kestirememekse aklımız bu belirsizliği kabul ederek - yada onu bütünün bir parçası sayarak yine kesin bir sonucun peşine düşecektir. En azından sonuna kadar kullanılan bir akıl bunu yapacaktır...
O halde, söylenen bu lafın aslında mantıklı (akla yatan) bir yanı da yok demektir. Daha doğrusu gereksiz bir laftır çünkü cümlenin ilk kısmında "aklımızın yapmaya çalıştığı şeyin" cümlenin ikinci kısmında yer alan "total gerçeğe" aykırı hareket etmek olduğu belirtilmeye çalışılıyor.
Yani aklın, doğamızın belirsizliğe sürüklenmesi tespitini ortaya koyması bizzat kendi varoluş sebebini inkar etmesi, kendi temel ilkesine ihanet etmesi anlamına geliyor, işte bu paradoks. Paradoks akılsızlık değil, aklın hata yapması. Yani bu hatalı bir tespit. Sonuna kadar gidilmemiş, yarım bırakılmış bir düşüncenin kelimelere dökülmesi. Yani aklın iş/zamanlama hatası yapması.
Demek ki burada aklın kabullenmesi gereken kilit nokta sonsuza kadar hata yapma olasılığının kalıcı olması. Aslında bu her ne kadar can sıkıcı olsa da hak iddia edilebilmesi/merhamet gösterilmesinin istenebilmesi sebebiyle rahatlatıcı olmalı. Bu da bizi kaçınılmaz ve en büyük sorunsala getirir; ego problemi, kibir.
bu haliyle; belirsizliği savunanlardan ziyade "kısır döngü" fikri bana daha yakın geliyor. lan kendimi hiç bu kadar nietzche'ye yakın görmemiştim. ürperdim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar