bugün
- nickten isim tahmini yapmak72
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- hikayeyi devam ettir30
- kalabalıklar içinde yalnız olmak10
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- hayattan zevk alamamak15
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi8
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- gocunun nerede olması12
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- rüyamda kadın olmuştum6
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- uyumayın konuşalım5
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- uysaljakoben16
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- temiz nevresimler içinde uyumak4
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- yazarların öldükten sonraki planları4
- habire12 adamdır37
- yeşilçam filmi izlemek6
- biber dolması olsa da yesek5
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- yazarların sözlükte bulunma amaçları4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- yeni parti50
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak3
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- makine mühendisliği3
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- mesajlara geç cevap veren insanlar3
- spora yeni başlayacaklara tavsiyeler3
- sokakta kavga teknikleri3
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- habire1259
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- gecenin bu saatinde acıkmak3
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- yazarların zeka seviyeleri7
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler3
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı7
- mesajlaşılan kızın silik yemesi3
- cem küçük5
- erector eski nesil hesapları nereden buluyor6
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- nick vermeden bir yazara seslen16
- güzel kızların pizza yemesi7
sene 2015. kız arkadaşım yüksek lisansı için abd'deydi ve çok nadir görüşebiliyorduk elbette ki. 6 ayda bir o gelirdi, 3-4 ayda bir de ben giderdim. hayatımda kimseyi de o kadar sevmemiştim diyorum şimdi dönüp bakınca arkama.
yine türkiye ziyaretinin son günleri geliyordu. uzakta olduğumuz için hayata ve şansımıza sövdüğümüz zamanlardı. -e o zaman neden kız bıraktı gitti diyenler olabilir, fakat öyle olmamıştı. zaten abd de tanışmıştık dönüp şaşkın şaşkın bakıyorum o zamanki halime. lan ne de aşıkmışım diye. resmen geçirdiğimiz her saniye, her an benim için öyle kıymetliydi ki. rüyada gibi hissediyordum çok aşıktım.-
ve an gelmişti yine. az kalmıştı uçak kalkış saatine. e tabi normalde 2 saat önce dış hatlarda olacaksa, abd'nin ekstra prosedürleri için 3 saat öncesi gelmiştik havalimanına. sonra salya sümük, gözlerimiz ağlamaktan şişmiş bi şekilde girdik pasaport sırasına. kız arkadaşım hadi git artık bak polisler problem çıkarır yolcu değilsin falan derken sıra geldi. hadi dedim sen ilerle.. gitti pasaport kontrolüne sonra geçti bana bakıyor. ilk başta gözleri doldu, el sallamaya başladı. sonra yaptığım harekete anlam veremedi çünkü ben de pasaport kontrol kapısına doğru ilerliyordum. o an nasıl aptal oldu anlatamam, çok keyifliydi izlemesi şaşkınlığını.
pasaport memuru tamam geç diye beni içeri yönlendirdiğinde şaşkınlıktan konuşamıyordu kız arkadaşım. evet ben de bi bilet almıştım. belki amerika bileti alacak kadar ne param vardı, ne de oraya gitsem kalabilecek bir vaktim vardı. yurtdışına en ucuz uçak biletini almıştım. evet o uçağa binmeyecektim ve acil durum diyerek geri dönüp çıkaıp evime gidecektim havalimanından. ama sırf onunla 3 saat daha çok zaman geçireyim, uçak kapısına ben uğurlayayım diye böyle bir sürpriz yapmak gelmişti aklıma.
sonra girdik bi lounge'a oturduk. hayatımın en aşk dolu 2 saatiydi belki de. yemek yedik, bilgisayarı açtık bir şeyler izledik. sarıldık.. sonra vakit geldi, uçak kapısına kadar eşlik ettim. eğer bu kadar sevdiğiniz bir insanla görüşebilmek için yalnızca 10 gününüz varsa 2-3 saat bile öyle kıymetli oluyor ki. el salladı, gözyaşlarını sildi ve kapıdan geçti. ben de havalimanından çıktım evime döndüm. 10 saat sonra 'indim' diye mesajını attı. işte o an yine hayatın acımasız haliyle yüzleşmiştim. çok değil, 10 saat önce sarıldığın kokladığın insan yine bir telefondaki videoya dönüşmüştü.
sonra ne olduğunu merak edenler olursa, bitti elbette. çok güzeldi çok aşıktım ama ona rağmen maalesef mesafeleri yenebilmek çok da mümkün değilmiş, bunu anladım. siz siz olun, bünyenizi ve duygularınızı bu kadar zorlamayın. *
yine türkiye ziyaretinin son günleri geliyordu. uzakta olduğumuz için hayata ve şansımıza sövdüğümüz zamanlardı. -e o zaman neden kız bıraktı gitti diyenler olabilir, fakat öyle olmamıştı. zaten abd de tanışmıştık dönüp şaşkın şaşkın bakıyorum o zamanki halime. lan ne de aşıkmışım diye. resmen geçirdiğimiz her saniye, her an benim için öyle kıymetliydi ki. rüyada gibi hissediyordum çok aşıktım.-
ve an gelmişti yine. az kalmıştı uçak kalkış saatine. e tabi normalde 2 saat önce dış hatlarda olacaksa, abd'nin ekstra prosedürleri için 3 saat öncesi gelmiştik havalimanına. sonra salya sümük, gözlerimiz ağlamaktan şişmiş bi şekilde girdik pasaport sırasına. kız arkadaşım hadi git artık bak polisler problem çıkarır yolcu değilsin falan derken sıra geldi. hadi dedim sen ilerle.. gitti pasaport kontrolüne sonra geçti bana bakıyor. ilk başta gözleri doldu, el sallamaya başladı. sonra yaptığım harekete anlam veremedi çünkü ben de pasaport kontrol kapısına doğru ilerliyordum. o an nasıl aptal oldu anlatamam, çok keyifliydi izlemesi şaşkınlığını.
pasaport memuru tamam geç diye beni içeri yönlendirdiğinde şaşkınlıktan konuşamıyordu kız arkadaşım. evet ben de bi bilet almıştım. belki amerika bileti alacak kadar ne param vardı, ne de oraya gitsem kalabilecek bir vaktim vardı. yurtdışına en ucuz uçak biletini almıştım. evet o uçağa binmeyecektim ve acil durum diyerek geri dönüp çıkaıp evime gidecektim havalimanından. ama sırf onunla 3 saat daha çok zaman geçireyim, uçak kapısına ben uğurlayayım diye böyle bir sürpriz yapmak gelmişti aklıma.
sonra girdik bi lounge'a oturduk. hayatımın en aşk dolu 2 saatiydi belki de. yemek yedik, bilgisayarı açtık bir şeyler izledik. sarıldık.. sonra vakit geldi, uçak kapısına kadar eşlik ettim. eğer bu kadar sevdiğiniz bir insanla görüşebilmek için yalnızca 10 gününüz varsa 2-3 saat bile öyle kıymetli oluyor ki. el salladı, gözyaşlarını sildi ve kapıdan geçti. ben de havalimanından çıktım evime döndüm. 10 saat sonra 'indim' diye mesajını attı. işte o an yine hayatın acımasız haliyle yüzleşmiştim. çok değil, 10 saat önce sarıldığın kokladığın insan yine bir telefondaki videoya dönüşmüştü.
sonra ne olduğunu merak edenler olursa, bitti elbette. çok güzeldi çok aşıktım ama ona rağmen maalesef mesafeleri yenebilmek çok da mümkün değilmiş, bunu anladım. siz siz olun, bünyenizi ve duygularınızı bu kadar zorlamayın. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar