bugün
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- bana gel film izleriz diyen erkek14
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması14
- arkadaşlar nasılsınız9
- kavalali mehmet ali pasa3
- sözlük yazarlarına bir şey söyle7
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- mekke anlaşması11
- kendine bir soru sor5
- cansever18
- gratisin içini merak etmek4
- insan sevmemek6
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- sokakta kavga teknikleri2
- sözlüğün kırbacı5
- recep tayyip erdoğan3
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler3
- simko317
- pkklı anaları3
- merfulu2
- kafamın içindeki sesler5
- tavuk pilav4
- kitabını sikerim2
- küçük bir ilçede yaşamak2
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam2
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- hewal ebo9
- nick vermeden bir yazara seslen3
- sarapci koala7
- futbol24
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- muzlu süt içen erkeğin namusu3
- behzat ç şule2
- victor osimhen9
- günlük tutan erkek13
- bazı boklar yenildi2
- ümit özdağ6
- kek yiyen erkek3
- en sevdiği şehir istanbul olan insan3
- tai lung16
- samsunspor4
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- öldükten sonra hiçbir şey olmama inancı3
- kamos5
kendi tecrübemden ötürü önermeyeceğim marka.
efendim, durumu şöyle anlatayım.
uzun süren eğitim hayatımda çok fazla para kazanmadığım için çoğu zaman giyim kuşam ve dolayısı ile ayakkabı ihtiyacımı annem ve babam karşılarlardı. ben de durum böyle olunca kalite, tarz bilmem ne bakmadan uygun fiyatlı olan seçenekleri tercih ederdim. bu yüzden de çok uzun süre toplu ayakkabı satan mağazaların en ucuz modelleri arasından tarzını sevdiğim bir tanesini alır çıkardım. gene böyle aldığım ve senelerce dağ, taş, yağmur, çamur demeden 4-5 sene boyunca tüm kış giydiğim ve artık epeyce aşınan botlarımı "artık para kazanıyorum, gidip doğru düzgün bir bot alayım" diyerek değiştirmeye karar verdim. tabi uzun seneler bu alış verişi kendim yapmayınca tarz, mağaza bilgim çok yok. bu tarz bilgisi olan arkadaşlara danıştım, bana özdilek park istanbul içinde instreet adında bir mağazada güzel ürünler olduğundan ve fiyatlarının da indirimli olduğundan bahsettiler. ben o an itibari ile ısparta'da yaşıyordum ve yıl başı için istanbul'a gelecektim. artık çok kötü durumda olan botlarımı değiştireceğim için atmış ve nispeten daha iyi durumdaki spor ayakkabılarımı giymiş istanbul'a gitmiştim.
neyse efendim, takvimler 31 aralık 2015'i gösterdiğinde sabahtan mevzu bahis avm'ye gidip instreet mağazasını buldum. bakındım bakındım, bir iki model arasında kaldım. ama şimdi 300 liraya yakın para verecek olunca, dedim başka yerlere de bakayım, bir bilgi edineyim. bir iki mağazaya da girip çıktıktan sonra instreetten lumberjack'in bir modelini alıp çıktım. hatta eve giderken spor ayakkabılarımı da belediyenin kıyafet ve ayakkabı için koyduğu kutulardan birine attım. çok mutluydum, kendi paramla bi bot almıştım. yaptığım iş bir mermer fabrikasının kalite kontrolü olunca sürekli fabrika içinde dolanmak hatta yeri gelince kasaların, mermer blokların üzerine çıkmamız gerekiyordu. yeni botlarımla fabrikada çok rahat edecektim. ki ettim de.
ta ki şubat ayının ortalarında sağ ayağımın baş parmağın boğumunda bir şeylerin battığını hissedene kadar. lan dedim, çiviye falan bastık da deldik mi acaba. altına baktım, bi şey yok. hemen çıkardım, salla salla bir şey düşmüyor. çoraba moraba da baktım, batan çıkan bir şey yok. sonra ne oluyor lan diye botun içine bir baktım, tabanlığı erimiş. eriyen yer batma hissi veriyormuş. ayrıca topuk çevresinde de botun yan çeperi ve tabanı arasındaki bölgede aşınmalar başlamış. lan dedim ne oldu, 300 lira verdiğim bot bir buçuk ay sonra bu hale geldiyse seneye kışı çıkartması mümkün değil.
ay sonu işten çıktım ve antalya'ya geri göndüm. tabi antalya'da havalar ısınmış, artık bota çok ihtiyaç yok. ben de botları giymiyorum. ama bir iş için istanbul'a giderlen botları giydim. fişi de yanıma aldım. hemen instreet'e gittim. dedim bu nasıl iş. bana botu bırakmam gerektiğini, kontrole göndereceklerini bunun da bir kaç gün süreceğini söylediler. antalya'dan geliyorum dediğimde ise antalya'da özdilek avm içinde de mağazalarının olduğunu, oraya da götürebileceğimi söylediler. antalya'ya dönünce gittim ve botu bıraktım. aradan 20-25* gün geçtikten sonra botumun geldiğini söylediler. neymiş, ne olmuş diye öğrenmeye gittiğimde bana "üretim kalitesi yönünden bir sorun yok, kullanım hatası" dediler. tamam ben ufak tefek birisi değilim, 120 kilo adamım ama ucuza alınan botlar 4-5 sene dayanırken, epey para verdiğim botların bir buçuk ay sonra bu hale gelmesi ve bunun firmanın üretim kalitesi standartlarına uygun olduğunu duymak beni çok sinirlendirdi. sonuçta ben bir endüstri mühendisiyim, işimin parçalarından birisi kalite kontrol ve hatta en son işim de kalite kontrol. aldığım bir ürünün kalitesinde böyle bir noksanla karşılaşmak ve firmanın takındığı tavır beni deli etti. mağaza yetkilisine "yani 300 liraya satılan ürünün bir buçuk ay sonra bu hale gelmesi firmanın kalite standartlarınca kabul edilebilir bir şey mi?" diye sorunca sanki benim sorduğum şey oymuş gibi bana "bu markanın üreticisi de distribütörü de biziz" dedi. "isterseniz müşteri temsilciliğimizle bir görüşün, ama farklı bir sonuç çıkacağını sanmam" diye de ekledi. ben sinirimden aramadım.
havalar iyice düzeldi, ben de botumu kutusuna kaldırdım. ta ki ekim, kasım gibi havalar soğuyuncaya dek. kutusundan çıkardım ve giydim. aradan bir iki gün geçti ufak bir su birikintisine bastım ve botlar içine su aldı. lan ne oluyor diye bir baktım ki bot hai uzun süre giyilen ayakkabıların kıvrılan kısmının yanları atar ya, oralardan atmış. lan dedim, lan dedim. param olsa, yakıcam botları, gidip yeni bir bot alıcam. ama yok. bir müddet de öyle giydim botları. geçen çakıllı bir yerden yürüyorum, altına taş takıldı. çıkartmak için altını çevirdiğimde bir baktım, altında da bazı yerler dümdüz olmuş.
sonuç olarak, az buz para vermedim. bu kışı çıkarsın başka bi şey istemiyorum kendisinden.
efendim, durumu şöyle anlatayım.
uzun süren eğitim hayatımda çok fazla para kazanmadığım için çoğu zaman giyim kuşam ve dolayısı ile ayakkabı ihtiyacımı annem ve babam karşılarlardı. ben de durum böyle olunca kalite, tarz bilmem ne bakmadan uygun fiyatlı olan seçenekleri tercih ederdim. bu yüzden de çok uzun süre toplu ayakkabı satan mağazaların en ucuz modelleri arasından tarzını sevdiğim bir tanesini alır çıkardım. gene böyle aldığım ve senelerce dağ, taş, yağmur, çamur demeden 4-5 sene boyunca tüm kış giydiğim ve artık epeyce aşınan botlarımı "artık para kazanıyorum, gidip doğru düzgün bir bot alayım" diyerek değiştirmeye karar verdim. tabi uzun seneler bu alış verişi kendim yapmayınca tarz, mağaza bilgim çok yok. bu tarz bilgisi olan arkadaşlara danıştım, bana özdilek park istanbul içinde instreet adında bir mağazada güzel ürünler olduğundan ve fiyatlarının da indirimli olduğundan bahsettiler. ben o an itibari ile ısparta'da yaşıyordum ve yıl başı için istanbul'a gelecektim. artık çok kötü durumda olan botlarımı değiştireceğim için atmış ve nispeten daha iyi durumdaki spor ayakkabılarımı giymiş istanbul'a gitmiştim.
neyse efendim, takvimler 31 aralık 2015'i gösterdiğinde sabahtan mevzu bahis avm'ye gidip instreet mağazasını buldum. bakındım bakındım, bir iki model arasında kaldım. ama şimdi 300 liraya yakın para verecek olunca, dedim başka yerlere de bakayım, bir bilgi edineyim. bir iki mağazaya da girip çıktıktan sonra instreetten lumberjack'in bir modelini alıp çıktım. hatta eve giderken spor ayakkabılarımı da belediyenin kıyafet ve ayakkabı için koyduğu kutulardan birine attım. çok mutluydum, kendi paramla bi bot almıştım. yaptığım iş bir mermer fabrikasının kalite kontrolü olunca sürekli fabrika içinde dolanmak hatta yeri gelince kasaların, mermer blokların üzerine çıkmamız gerekiyordu. yeni botlarımla fabrikada çok rahat edecektim. ki ettim de.
ta ki şubat ayının ortalarında sağ ayağımın baş parmağın boğumunda bir şeylerin battığını hissedene kadar. lan dedim, çiviye falan bastık da deldik mi acaba. altına baktım, bi şey yok. hemen çıkardım, salla salla bir şey düşmüyor. çoraba moraba da baktım, batan çıkan bir şey yok. sonra ne oluyor lan diye botun içine bir baktım, tabanlığı erimiş. eriyen yer batma hissi veriyormuş. ayrıca topuk çevresinde de botun yan çeperi ve tabanı arasındaki bölgede aşınmalar başlamış. lan dedim ne oldu, 300 lira verdiğim bot bir buçuk ay sonra bu hale geldiyse seneye kışı çıkartması mümkün değil.
ay sonu işten çıktım ve antalya'ya geri göndüm. tabi antalya'da havalar ısınmış, artık bota çok ihtiyaç yok. ben de botları giymiyorum. ama bir iş için istanbul'a giderlen botları giydim. fişi de yanıma aldım. hemen instreet'e gittim. dedim bu nasıl iş. bana botu bırakmam gerektiğini, kontrole göndereceklerini bunun da bir kaç gün süreceğini söylediler. antalya'dan geliyorum dediğimde ise antalya'da özdilek avm içinde de mağazalarının olduğunu, oraya da götürebileceğimi söylediler. antalya'ya dönünce gittim ve botu bıraktım. aradan 20-25* gün geçtikten sonra botumun geldiğini söylediler. neymiş, ne olmuş diye öğrenmeye gittiğimde bana "üretim kalitesi yönünden bir sorun yok, kullanım hatası" dediler. tamam ben ufak tefek birisi değilim, 120 kilo adamım ama ucuza alınan botlar 4-5 sene dayanırken, epey para verdiğim botların bir buçuk ay sonra bu hale gelmesi ve bunun firmanın üretim kalitesi standartlarına uygun olduğunu duymak beni çok sinirlendirdi. sonuçta ben bir endüstri mühendisiyim, işimin parçalarından birisi kalite kontrol ve hatta en son işim de kalite kontrol. aldığım bir ürünün kalitesinde böyle bir noksanla karşılaşmak ve firmanın takındığı tavır beni deli etti. mağaza yetkilisine "yani 300 liraya satılan ürünün bir buçuk ay sonra bu hale gelmesi firmanın kalite standartlarınca kabul edilebilir bir şey mi?" diye sorunca sanki benim sorduğum şey oymuş gibi bana "bu markanın üreticisi de distribütörü de biziz" dedi. "isterseniz müşteri temsilciliğimizle bir görüşün, ama farklı bir sonuç çıkacağını sanmam" diye de ekledi. ben sinirimden aramadım.
havalar iyice düzeldi, ben de botumu kutusuna kaldırdım. ta ki ekim, kasım gibi havalar soğuyuncaya dek. kutusundan çıkardım ve giydim. aradan bir iki gün geçti ufak bir su birikintisine bastım ve botlar içine su aldı. lan ne oluyor diye bir baktım ki bot hai uzun süre giyilen ayakkabıların kıvrılan kısmının yanları atar ya, oralardan atmış. lan dedim, lan dedim. param olsa, yakıcam botları, gidip yeni bir bot alıcam. ama yok. bir müddet de öyle giydim botları. geçen çakıllı bir yerden yürüyorum, altına taş takıldı. çıkartmak için altını çevirdiğimde bir baktım, altında da bazı yerler dümdüz olmuş.
sonuç olarak, az buz para vermedim. bu kışı çıkarsın başka bi şey istemiyorum kendisinden.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar