bugün
- sarapci koala35
- azerbaycan türkçesi daha güzel olan kelimeler11
- tas kafalı çocuklara hırt diyenlerin asıl amacı5
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek7
- milyon dolarlık füzelere rakip2
- soslu adana kebap15
- trt kürdi3
- trt araplara satılıyor3
- camdan binalar6
- insan haklari evrensel beyannamesi2
- her tas kafalıya hırsız katil muamelesi yapmak2
- pkk'nın silah bırakmasını takip edecek kurul31
- türkiye de sosyalist devrim olma ihtimali5
- 0 0 73
- osuruktan şiirler54
- tantuni15
- pkk kürt ağa ve kürt feodallere ne yapmış26
- kullanılmayan kitaplar ne yapılabilir3
- asansörde sessizlik2
- izmir bok kokuyor deyince seri eksilenmek22
- her eve rüzgar türbini7
- en zor zamanlarını tek başına atlatan insan8
- laik teyzelerin fenotipi34
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı15
- yalnızlık rahatlıktır8
- togg13
- futbol19
- zorunlu eğitim10
- islam barış dinidir22
- recep tayyip erdoğan16
- süper lig12
- mevlid kandili10
- her gün ne yapıyorsunuz9
- abd'nin suriye'yi terör listesinden çıkarması2
- işkembe çorbası6
- beyaz götlü yabancılara tapmak suriyelilere sövmek7
- ne kadar dikkatlisin7
- hayvan gibi gözleme yemek6
- hiç bir bayanla seksting yaptınız mı7
- evlenmek yerine karıya gitmek6
- türkiye8
- sözlük kızlarının kombinleri10
- trabzonspor8
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- sözlükte tayyip erdoğan ı savunmak8
- kışın eve kapanıp novella yazmak4
- kahve10
- togg gören sikik çapulcu6
- ciğerci apo5
- persac6
tek adam şevket süreyya aydemirin mustafa kemali doğumu, çocukluğu, ailesi, gençliği, çanakkale savaşı, kurtuluş savaşı ve savaş sonrasında ayrıntılı olarak ele aldığı biyografik bir üçleme. ilk cilt çocukluğu ve gençliğinden başlayıp samsuna çıkışına kadar olan kısmı, ikinci cilt kurtuluş savaşı evresini son cilt savaştan sonra ölümüne kadar olan evresini anlatıyor.
şevket süreyyanın savaş sonrası mustafa kemal ve çevresi ile sıkı ilişkileri olması ve çoğu tarihi kişilikle birebir konuşma fırsatı yakalamış olması sebebi ile ortaya ayrıntılı ve ilk ağızdan bilgilerle dolu kapsamlı bir çalışma çıkmış.
kitap sadece mustafa kemalin değil aynı zamanda döneminde ayrıntılı olarak anlaşılmasını sağlıyor. örneğin mustafa kemal samsuna ayak bastıktan sonra giriştiği kongreler hareketi döneminde istanbul hükümeti tarafından görevinden azlediliyor ve bir nevi başıboş bir insan olarak anadoluda yalnız başına kalıyor. cepte para yok, destek veren nüfüzlu insanlar yok, hatta o kadar ki temsil heyeti ankaraya geçeceği zaman arabalara koyacak benzin ve iaşe için bile binbir güçlükle bir bankadan borç alınabiliyor. bunun gibi bilinmedik birçok ayrıntı kitapta ele alınmış.
okuduğumuz tarih kitaplarının ne kadar yüzeysel olduğunu bu seriyi okuyunca anladım.
kitap genel olarak dönemi, insanları ve olayları iyi analiz etmiş olsa bile şevket süreyyanın atatürk hayranlığı yer yer onu objektiflikten uzaklaştırmış ve onu atatürkü aklama çabasına sokmuş.
şurası açık ki atatürk dindar bir insan değildi. belki allah inancına da sahip değildi bunu bilemiyoruz. savaş sonrası dönemde de çeşitli inkılaplarla dinin ülkedeki etkinliğini kırmak ve seküler bir toplum oluşturma çabalarına girişmiştir. bu uğurda gerekli ve ülkeye faydalı bazı icraatler yapıp din simsarlarının önünü kesse bile bazende dinine bağlı zararsız insanlara hücum etmiş ve onlara zarar vermiştir. işte bu bahislerde şevket süreyya atatürkü hep haklı çıkarmış ve ona toz kondurmamıştır. fakat gene de hakkını vermek lazım atatürkü efsaneleştirmekten uzak normal bir insan olarak göstermeyi de bilmiş. zaaflarını, hatalarını, heyecanlarını, yalnızlığını okuyucuya yansıtmış.
hasılı okunması gereken bir çalışma olduğu muhakkak.
şevket süreyyanın savaş sonrası mustafa kemal ve çevresi ile sıkı ilişkileri olması ve çoğu tarihi kişilikle birebir konuşma fırsatı yakalamış olması sebebi ile ortaya ayrıntılı ve ilk ağızdan bilgilerle dolu kapsamlı bir çalışma çıkmış.
kitap sadece mustafa kemalin değil aynı zamanda döneminde ayrıntılı olarak anlaşılmasını sağlıyor. örneğin mustafa kemal samsuna ayak bastıktan sonra giriştiği kongreler hareketi döneminde istanbul hükümeti tarafından görevinden azlediliyor ve bir nevi başıboş bir insan olarak anadoluda yalnız başına kalıyor. cepte para yok, destek veren nüfüzlu insanlar yok, hatta o kadar ki temsil heyeti ankaraya geçeceği zaman arabalara koyacak benzin ve iaşe için bile binbir güçlükle bir bankadan borç alınabiliyor. bunun gibi bilinmedik birçok ayrıntı kitapta ele alınmış.
okuduğumuz tarih kitaplarının ne kadar yüzeysel olduğunu bu seriyi okuyunca anladım.
kitap genel olarak dönemi, insanları ve olayları iyi analiz etmiş olsa bile şevket süreyyanın atatürk hayranlığı yer yer onu objektiflikten uzaklaştırmış ve onu atatürkü aklama çabasına sokmuş.
şurası açık ki atatürk dindar bir insan değildi. belki allah inancına da sahip değildi bunu bilemiyoruz. savaş sonrası dönemde de çeşitli inkılaplarla dinin ülkedeki etkinliğini kırmak ve seküler bir toplum oluşturma çabalarına girişmiştir. bu uğurda gerekli ve ülkeye faydalı bazı icraatler yapıp din simsarlarının önünü kesse bile bazende dinine bağlı zararsız insanlara hücum etmiş ve onlara zarar vermiştir. işte bu bahislerde şevket süreyya atatürkü hep haklı çıkarmış ve ona toz kondurmamıştır. fakat gene de hakkını vermek lazım atatürkü efsaneleştirmekten uzak normal bir insan olarak göstermeyi de bilmiş. zaaflarını, hatalarını, heyecanlarını, yalnızlığını okuyucuya yansıtmış.
hasılı okunması gereken bir çalışma olduğu muhakkak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar