bugün

yalnızlık

aşk hakkında ne kadar çok konuşuluyorsa, yalnız hakkında da bir o kadar konuşuluyor. her biri, insan üzerindeki etkileri bakımından mutluluk tayfının iki ucunda yer alır. yalnızlığa yakıştırdığımız olumsuz bütün çağrışımların asıl kaynağının, hayatın ve var oluşun kaçınılamayacak noktaları olduğunu göz önünde bulundurmuyoruz çoğu zaman. "pazartesi sendromu, pazar günü akşam sonrası gelen stres hissi, bir şeyleri kaçırıyorum duygusu, depresif ve melankolik yönelimler" gibi bazı olgular, hayatın dışına itilmeye çalışılır. sanki hayat, her anı olması gerektiği gibi işleyen bir dizi olaydan ibaretmiş gibi. yüzümüze tokat gibi çarpan boşluk ve anlam eksikliği, sözü edilen kavramlar kötülenerek göz ardı edilmeye çalışılır. hal böyle olunca, yalnızlık ve gerçekleşeceğinden emin olduğumuz ölüm düşüncesi, hayatın o sürekli çok önemli olduğunu düşündüğümüz anlardan boşluk bulup hortlayıverir. biz kaçtıkça büyüyen bir çığ gibi hissederiz büyüklüğünü. asıl sorun şudur ki, aşkla ilişkilendirdiğimiz yalnızlıktan kurtuluş, ilişki denilen illet içerisinde belki de en büyük kaynağını bulur. insanın sürekli kendisine yabancılaştığı ve bir dizi eylemi ezberden yaptığı ilişki, kişinin daha öncesinde aklına bile getirmediği kimlik problemiyle onu karşı karşıya getirir. hayatı belli başlı bölümlere ayrılır. ilişkide ben, işte ben, yolda ben, bankada ben gibi birçok öznenin taşıyıcısı olur. bunca karmaşanın içinde, varsa eğer, özü hakkındaki soruların cevapları, belirli bir tutarlılık sunmadan artar.
( daha önce bundan çok daha farklı bir bakış açısı sunduysam da aşk ve yalnızlık başlıklarında)

benim sorum şu: ya eğer aşk denilen şey sadece sizi hiç tanımayan biriyle o ilk "çarpışma" anında hissettiğiniz şeyse? ( filmlerdeki çarpışmayı demiyorum) ya aşk denilen şey, ilişkinin ateşleyicisi olmaktan ziyade, bir ilişki yaşayabileceğimiz yanılsamasını yaratan, geçici bir çarpılmaysa?

neden mi soruyorum? belki de duygudaşlık kuramayacaksınız ama, şu yüzden: bir ilişki içerisindeyken, sizi derinden etkileyen bir düşünce/kitap/bakış açısı/film hakkında, hiç beklemediğiniz anda başka birinden duyduğunuz ilginç bir yorum sizi tam bam telinize basarsa? "ben bu kişiyle tanışmalıyım" hissi, ilişki içerisinde olduğunuz insana duyduğunuzu düşündüğünüz şeyden daha baskın hale gelirse? ne yapacağız? aşkın seyri içerisinde, aradan fışkıran ve hortlayan bu şey, yalnızlık hissinin hiç giderilmemesi olabilir mi? bi' kez daha yalnız olmadığımız yanılsamasıyla mı aşkın eline düşüyoruz, yani?
© copyright 2005 - 2026