bugün
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması7
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük9
- gram altın8
- annesizlik4
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak4
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- türk dizileri2
- hassas biri olmak2
- seküler kız muhafazakar erkek birlikteliği4
- türk kızlarının sekste başarısız olması3
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini16
- evrim3
- chp'nin hali ne olacak33
- iran'ın bahreyn'deki abd donanmasını vurması3
- the boys vs invincible2
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- kaç gösteriyorum diyen kadının yaşını tahmin etmek2
- cinsel taciz6
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini8
- sizi en çok ne üzer2
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak12
- başarılı sigara bırakma teknikleri10
- kimseye borç vermeyen insan11
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- babam ve oğlum filmindeki saçma duygusallık8
- sedat pekmez24
- m r e r e c t o19
- en sevdiğiniz müzik türü10
- diamond bosphoruss denen yazar22
- sözlük kızlarının favori sözlük erkekleri6
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı7
- matrix2
- star wars2
- beyazsemsiyeliyabanci48
- yalnızlık4
- koca bulmak5
- satrançtaki en güçsüz taş3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle61
- uysaljakoben buraya bak aslanım6
- gocu27
- sözlükte erkekleri istemiyoruz24
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi6
- onca zorluğun arasında mağaraya resim yapan tip3
- türk kızının bumble da yazdığı erkek kriterleri2
- iran'dan israil'e tehdit3
- belfastta cihatçının kafa kesmesi4
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- tai lung11
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler6
- ilgi manyağı olmak5
Bir tunç Okan filmi olmanın ötesinde türk sinemasının yüzakı olan, realist sinema anlayışının en güzel filmlerinden biri. Filmin genel karakteristiğini analiz etmeden bu filme dair yapılan tüm yorumlar, sadece yazmak için yazmak klişesinden öteye geçemeyecektir. Bu filmin genel karakteristiğini incelediğimizde feodalizm ile modern batı toplumu arasındaki temel farklılıkların ortak insanımsal yaşanımlar üzerinden çok keskin bir dil ve olabilecek en yalın dil ile ortaya konulduğu görülür. Bu film bir çatışma filmidir, daha net bir ifade ile söylersek medeniyetler çatışması dediğimiz postülanın paradigmasının özünü oluşturan ''içselleşmiş yabancılaşma'' dürtüsünün en yalın şekilde ortaya konulduğu filmdir.
Yeni bir hayat kurabilmek umuduyla topraklarını terkedip gurbet ellerinde çalışmaya gitmek için bir serüvene atılan insanların, isveçe geldiklerinde ''insanlık''kavramından soyutlanıp, insancıklar kavramının altına indirgenildikleri apaçık bir şekilde görülür, batı toplumunun sevdayı,aşkı,birlikteliği,eğlenceyi tüketme tarzları ile feodalizmin hüküm sürdüğü topraklardan gelen insancıkların tarzları arasındaki jilet gibi kesen farklılıklar karşısında insancıkların farkındalıklarında ortaya çıkan travmanın dillendirişili muazzam bir şekilde yansıtılmıştır. Bir fare deliği olarak betimlenebilecek otobüsün içinde yaşayan insancıkların geceleri peynir bulabilmek için delikten teker teker çıkmaya başladıkları o anları her gördüğünüzde, birazdan yeni bir yozlaşma edimiyle karşılaşacağınızı anlarsınız, delikten çıktıkları anda artık her yer onlar için bir fare kapanı ambiansına bürünmektedir, bu bir sanrı olmanın ötesinde bir gerçekliktir, uğruna terkedilen toprakların mı,yoksa terkedilmek uğruna gelinen toprakların mı bir gerçeklik olup olmadığı bir metafordur artık, varolan tüm terminolojiler birleşse bile bu metafor devam eder. insancıklardan birinin telefon kulubesinde şehvetle şevişen isveçli çifti gördüğünde, köyünde tarlada çalışırken öpmeye bile kıyamadığı yavuklusunu gözünün ününe getirmesi anında sürüklenmiş olduğu başıboş boşluk o kadar derindir ki, o derinlik diğer insancığın nehire düşmesi esnasında oradan geçen isveçlinin suya bakıp ''pislik'' dedikten sonra yürümeye devam etmesi sahnesini gördüğümüz anda bizide nefessiz bırakır, o buz gibi suyun içinde debelenen ''o kişi yada o insancık''değildir, tüm bir insanlıktır.
Yeni bir hayat kurabilmek umuduyla topraklarını terkedip gurbet ellerinde çalışmaya gitmek için bir serüvene atılan insanların, isveçe geldiklerinde ''insanlık''kavramından soyutlanıp, insancıklar kavramının altına indirgenildikleri apaçık bir şekilde görülür, batı toplumunun sevdayı,aşkı,birlikteliği,eğlenceyi tüketme tarzları ile feodalizmin hüküm sürdüğü topraklardan gelen insancıkların tarzları arasındaki jilet gibi kesen farklılıklar karşısında insancıkların farkındalıklarında ortaya çıkan travmanın dillendirişili muazzam bir şekilde yansıtılmıştır. Bir fare deliği olarak betimlenebilecek otobüsün içinde yaşayan insancıkların geceleri peynir bulabilmek için delikten teker teker çıkmaya başladıkları o anları her gördüğünüzde, birazdan yeni bir yozlaşma edimiyle karşılaşacağınızı anlarsınız, delikten çıktıkları anda artık her yer onlar için bir fare kapanı ambiansına bürünmektedir, bu bir sanrı olmanın ötesinde bir gerçekliktir, uğruna terkedilen toprakların mı,yoksa terkedilmek uğruna gelinen toprakların mı bir gerçeklik olup olmadığı bir metafordur artık, varolan tüm terminolojiler birleşse bile bu metafor devam eder. insancıklardan birinin telefon kulubesinde şehvetle şevişen isveçli çifti gördüğünde, köyünde tarlada çalışırken öpmeye bile kıyamadığı yavuklusunu gözünün ününe getirmesi anında sürüklenmiş olduğu başıboş boşluk o kadar derindir ki, o derinlik diğer insancığın nehire düşmesi esnasında oradan geçen isveçlinin suya bakıp ''pislik'' dedikten sonra yürümeye devam etmesi sahnesini gördüğümüz anda bizide nefessiz bırakır, o buz gibi suyun içinde debelenen ''o kişi yada o insancık''değildir, tüm bir insanlıktır.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
