bugün
- gocu29
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın5
- büyüye inanmayan kadın3
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- cimere şikayet eden yazar tipi5
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- başkent istanbul olsun5
- sözlükteki karanlık kişiler4
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler3
- günün sözü13
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- özel sektörün acımasız olması3
- mora katliamı4
- yağmurlu havaları seven insan6
- asrın soygunu11
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- recep tayyip erdoğan3
- claudian clouds44
- iş yerindeki orospu çocukları6
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin2
- cinsel organla evlenen insanlar2
- ekrem imamoğlu2
- selam verilen kızın siklememesi4
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- true nickli yazar22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- s'i l v'e r m'i s t3
- karton toplarken cin musallat olması2
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- tai lung vs gocu22
- tai gocu kardeştir zall bizi birleştir2
- düşmanın sizi övmesi2
- bahar feyzan3
- purgatory2
- aşk5
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek4
- yazılımcıların flört edememesi6
- manisada okul saldırısı18
- çocuk yetiştirmek2
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- sabahları sevilen şeyler9
- habire1227
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- kürtler asimile edilmelidir11
- kader2
- yağmur sabahında2
- sabahları nefret edilen şeyler7
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sarı poşet kudurtması13
izlenmesi gerekli olmayan bir psikolojik gerilim.
ilk yarısını '' ulan waz' a harcayacağım zamanı sıvaza harcasam daha iyiydi. hem kol egzersizi de yapmış olurdum'' diye söylene söylene izledim. afişdeki ' seven ve saw buluştu' lafına kandık ve girdik. şimdi şöyle birşey, karayip korsanları'nda will turner'ın babasını oynayan stellan skarsgaard abimiz böyle gayet sert bir dedektiftir. onun yanına da hafiften sharon stone' a benzeyen güzel göğüslü, güzel kalçalı bir çaylak verirler. kadın polis daha ilk işinde çete üyelerinin tacizine uğrar, ' hey bebek, kötü çocuk malafatı ister misin', ' bir polis için yatılmayacak kadar kötü değilsin' vb cümlelerle taciz edilir. sert adamın gelip olayı yatıştırmasından sonra ofise giderler, burada da orman kaçkını tipli bir ayımsı dedektif bizim güzel ablaya sarkar. ' gergin olmalısın. seni rahatlatacak şeylerim var' diyerek yekten asılır ama ablamız son ilişkisinden ötürü erkek milletinden soğumuştur. akşam stellan abi kızı evine bırakırken hatuna bir de o asılır. ' evim darmadağın, bir hatun eli değmesi lazım ehere mehere' diye yavşamasına ablamızdan ' ancak rüyanda görürsün' diye mastürbasyon yapmasını tembihleyen bir cevap alır. demek ki amerika'da kadın polis olmak, gebze'de barış gelini olmaktan zordur. bu sırada bir de katil vardır, insanları çifter çifter öldürüyordur. kadın ceset yanmış gibidir, erkeğin ise göğsü vücudu paramparça edilmiş hatta merzukası bile salam misali dilimlenmiştir. acar dedektiflerimiz bu sapığın peşine düşerler. izler onları manyak bir bilimadamına götürür. adam yakayı ele vereceğini anlayınca bayıltıcı iğneyle ateş eder bunlara ve kaçmaya çalışır. ' yahu filmin daha başı, katil bu kadar çabuk çıkar mı ortaya?' diyenleriniz haklıdır. çünkü bu doktor kişisi bizlere sadece çözüme giden yolda gerekli ipuçlarını veren bir nevi mesajcıdır. bencil gen diye bir herzenin üzerinde çalışmaktadır beyefendi, ki bu filmimizin ana temasını oluşturur: ' kimse sevdiği için ölmez, herkes kendini düşünür önce'. mottomuz budur... ara verildiğinde arkadaşıma ' yine izlenmesi gereksiz yarak kürek filmlerden birine çattık' dedim ama demez olaydım. ah o ikinci yarı yok mu o ikinci yarı?.. hele o final...
kısa notlarımıza devam edelim; dedektifler arabada konuşurken bizim sert adam güzel ortağına ' eğer şanslıysan biri seni sevecektir. onu bulduğunda sıkı sıkı sarıl iki elinle' diyerek, hayvani görüntüsünün altında ince bir ruh taşıdığını ortaya koyar. buradan anlarız ki stellan abimiz eşcinseldir. zaten filmin başlarında da elinde şampanyayla zencinin evine girdiğinde kıllanmadık değildi hani. eee gayet normal; sen bu adamı karayip korsanları' nda senelerce bir geminin içinde tutarsan, orada fosilleşirse ve kadın yüzüne hasret kalırsa ne olacaktı başka? şöyle bir de ipucu verelim; film bariz şekilde eşcinsel aşkın yüceliğine vurgu yapmaktadır. salondan çıkan her erkeğin gözlerinde ardını dövdürecek klas bir aktif arayan bakışları yakalamamak imkansızdı. o derece etkilendik.
sevginin anlamını bulmak için ( fakat aynı zamanda intikam tandanslı bir arayışdır bu) onu bunu kesen kadına bir tavsiyede bulunup yazımızı bitirelim: be güzel ablam, ne gerek vardı ortalığı mezbahaya çevirmeye? alaydın selvi boylum al yazmalım filmini, izleyeydin sakin kafayla, çözecektin işi: sevgi emektir bebişim...
ilk yarısını '' ulan waz' a harcayacağım zamanı sıvaza harcasam daha iyiydi. hem kol egzersizi de yapmış olurdum'' diye söylene söylene izledim. afişdeki ' seven ve saw buluştu' lafına kandık ve girdik. şimdi şöyle birşey, karayip korsanları'nda will turner'ın babasını oynayan stellan skarsgaard abimiz böyle gayet sert bir dedektiftir. onun yanına da hafiften sharon stone' a benzeyen güzel göğüslü, güzel kalçalı bir çaylak verirler. kadın polis daha ilk işinde çete üyelerinin tacizine uğrar, ' hey bebek, kötü çocuk malafatı ister misin', ' bir polis için yatılmayacak kadar kötü değilsin' vb cümlelerle taciz edilir. sert adamın gelip olayı yatıştırmasından sonra ofise giderler, burada da orman kaçkını tipli bir ayımsı dedektif bizim güzel ablaya sarkar. ' gergin olmalısın. seni rahatlatacak şeylerim var' diyerek yekten asılır ama ablamız son ilişkisinden ötürü erkek milletinden soğumuştur. akşam stellan abi kızı evine bırakırken hatuna bir de o asılır. ' evim darmadağın, bir hatun eli değmesi lazım ehere mehere' diye yavşamasına ablamızdan ' ancak rüyanda görürsün' diye mastürbasyon yapmasını tembihleyen bir cevap alır. demek ki amerika'da kadın polis olmak, gebze'de barış gelini olmaktan zordur. bu sırada bir de katil vardır, insanları çifter çifter öldürüyordur. kadın ceset yanmış gibidir, erkeğin ise göğsü vücudu paramparça edilmiş hatta merzukası bile salam misali dilimlenmiştir. acar dedektiflerimiz bu sapığın peşine düşerler. izler onları manyak bir bilimadamına götürür. adam yakayı ele vereceğini anlayınca bayıltıcı iğneyle ateş eder bunlara ve kaçmaya çalışır. ' yahu filmin daha başı, katil bu kadar çabuk çıkar mı ortaya?' diyenleriniz haklıdır. çünkü bu doktor kişisi bizlere sadece çözüme giden yolda gerekli ipuçlarını veren bir nevi mesajcıdır. bencil gen diye bir herzenin üzerinde çalışmaktadır beyefendi, ki bu filmimizin ana temasını oluşturur: ' kimse sevdiği için ölmez, herkes kendini düşünür önce'. mottomuz budur... ara verildiğinde arkadaşıma ' yine izlenmesi gereksiz yarak kürek filmlerden birine çattık' dedim ama demez olaydım. ah o ikinci yarı yok mu o ikinci yarı?.. hele o final...
kısa notlarımıza devam edelim; dedektifler arabada konuşurken bizim sert adam güzel ortağına ' eğer şanslıysan biri seni sevecektir. onu bulduğunda sıkı sıkı sarıl iki elinle' diyerek, hayvani görüntüsünün altında ince bir ruh taşıdığını ortaya koyar. buradan anlarız ki stellan abimiz eşcinseldir. zaten filmin başlarında da elinde şampanyayla zencinin evine girdiğinde kıllanmadık değildi hani. eee gayet normal; sen bu adamı karayip korsanları' nda senelerce bir geminin içinde tutarsan, orada fosilleşirse ve kadın yüzüne hasret kalırsa ne olacaktı başka? şöyle bir de ipucu verelim; film bariz şekilde eşcinsel aşkın yüceliğine vurgu yapmaktadır. salondan çıkan her erkeğin gözlerinde ardını dövdürecek klas bir aktif arayan bakışları yakalamamak imkansızdı. o derece etkilendik.
sevginin anlamını bulmak için ( fakat aynı zamanda intikam tandanslı bir arayışdır bu) onu bunu kesen kadına bir tavsiyede bulunup yazımızı bitirelim: be güzel ablam, ne gerek vardı ortalığı mezbahaya çevirmeye? alaydın selvi boylum al yazmalım filmini, izleyeydin sakin kafayla, çözecektin işi: sevgi emektir bebişim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar