bugün
- habire128
- galatasaray ne zaman transfer yapacak10
- özgür özel'in chp de veda konuşması6
- her şeyin üst üste gelmesi8
- hangi manifest kızısın12
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası6
- başını alıp gitmek isteyen insan5
- kabataş olayı görüntüleri27
- lahmacun yiyecek kadar düşmek8
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak6
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk4
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- istanbul un çok pahalı olması27
- safran7
- eti çikolatalı gofret3
- kürtler3
- cumhuriyet halk partisi2
- meyveli lahmacun7
- şaka maka true'nun 60 ında da kaldıracak olması3
- başbiraderin kahve biraderleri4
- fatih sultan mehmet'in alkol kullanması3
- cemal süreya'nın evli kadın aşkı3
- küçük prens'in aslında bir distopya olması2
- ciguli kral5
- volkswagen beetle5
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj5
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- çalışan kadın tercih etme sebepleri2
- sanayi tipi kavurmalı tost5
- en sevilmeyen ev işleri14
- kıvameddin efendi4
- türkiye cumhuriyeti ortak paydası4
- ne kadar geri zekalı varsa hepsi uludağ sözlük te4
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- gönül almaya çalışan erkek11
- dünya kaç renklidir4
- gocu25
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- marc cucurella9
- ciddiye alınmamak4
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz3
- haluk levent son açıklaması7
- diş fırçalamak2
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak7
- sitede büyüyen çocuk3
- erdogan ve trump'ın yakın ilişkisi4
- nebi barlas2
- mehdi bir ihtiyaçtır3
Nietzsche'nin nihilizminde yine de yaşamı olumlayan bir taraf var. Adam amor fati demiş, daha ne olsun.
Peki ya Max Stirner'ınkini ne yapacağız?
Gerçi ona nihilist demek ne kadar doğrudur, orası tartışılır. Ancak Nietzsche'ye kıyasla epey serttir ve görüşlerini sonuna kadar götürmesi bakımından daha dürüsttür.
Nietzsche'nin karamsar addedilmesini hiçbir zaman anlayamadım zaten. Schopenhauer'i sonradan reddetmesindeki en büyük etken, ihtiyarın yaşam karşıtı duruşu ve inzivayla intiharı çözüm olarak gören yaklaşımıydı diye biliyorum. Onu da geçtim stoacıların ve hristiyanların çileciğini bu kadar alaya alıp en nihayetinde amor fati'ye ulaşmasına ne demeli?
(bu konuda birilerinin beni aydınlatmasını isterim.)
gelelim stirner'a. hayatı hakkında pek bir şey bilmiyorum. yani söyledikleri yaşadıklarıyla uyuşuyor mu falan burasını sallayalım. (Kaldı ki ne Schopenhauer intihar etti, ne de Nietzsche söylemleri kadar cesur bir kişiliğe sahipti. en azından öyle söyleniyor.)
Stirner değer tanımama işini öyle bir noktaya vardırır ki, ona göre başkasının benimle aynı haklara sahip olabileceği gerçeği bile beni ilgilendirmez. Hümanizme sokayım bana bir şey olmasın. birey sadece devletin karşısında yer almaz. devlet bana haklar tanıdığını söyleyebilecek yetkiye sahip değildir. Bana hak tanıdığını iddia ediyorsa, demek ki bu hakları zamanında benden çalmıştır ve devlet benim olanı bana lütfediyordur şu an. Birey aynı zamanda diğer bireylerin de karşısındadır. mutlak özgürüz, her şeyi isteyebiliriz. Başka bir insan isteğimle benim aramda duruyorsa onun da canı cehenneme. Oysa hobbes'a göre devletin biricik varoluş sebebi insanlar arasındaki bu çatışmanın üçüncü bir güç tarafından engellenebilmesi, en azından bir düzene sokulabilmesi değil miydi?
gece gece buraya nasıl geldim bilmiyorum. nihilizmin lüks bir akım olduğunu düşünüyorum. Değerleri istediğimiz kadar yok sayalım, kıyısından köşesinden gene bu değerlerin aurasına kapılıp ayırdına bile varmadan onları savunmuyor muyuz? intihar edebilecek cesaretiniz yoksa nihilist olmayın arkadaş. bu yüzden:
(bkz: aleksey niliç kirilov)
Peki ya Max Stirner'ınkini ne yapacağız?
Gerçi ona nihilist demek ne kadar doğrudur, orası tartışılır. Ancak Nietzsche'ye kıyasla epey serttir ve görüşlerini sonuna kadar götürmesi bakımından daha dürüsttür.
Nietzsche'nin karamsar addedilmesini hiçbir zaman anlayamadım zaten. Schopenhauer'i sonradan reddetmesindeki en büyük etken, ihtiyarın yaşam karşıtı duruşu ve inzivayla intiharı çözüm olarak gören yaklaşımıydı diye biliyorum. Onu da geçtim stoacıların ve hristiyanların çileciğini bu kadar alaya alıp en nihayetinde amor fati'ye ulaşmasına ne demeli?
(bu konuda birilerinin beni aydınlatmasını isterim.)
gelelim stirner'a. hayatı hakkında pek bir şey bilmiyorum. yani söyledikleri yaşadıklarıyla uyuşuyor mu falan burasını sallayalım. (Kaldı ki ne Schopenhauer intihar etti, ne de Nietzsche söylemleri kadar cesur bir kişiliğe sahipti. en azından öyle söyleniyor.)
Stirner değer tanımama işini öyle bir noktaya vardırır ki, ona göre başkasının benimle aynı haklara sahip olabileceği gerçeği bile beni ilgilendirmez. Hümanizme sokayım bana bir şey olmasın. birey sadece devletin karşısında yer almaz. devlet bana haklar tanıdığını söyleyebilecek yetkiye sahip değildir. Bana hak tanıdığını iddia ediyorsa, demek ki bu hakları zamanında benden çalmıştır ve devlet benim olanı bana lütfediyordur şu an. Birey aynı zamanda diğer bireylerin de karşısındadır. mutlak özgürüz, her şeyi isteyebiliriz. Başka bir insan isteğimle benim aramda duruyorsa onun da canı cehenneme. Oysa hobbes'a göre devletin biricik varoluş sebebi insanlar arasındaki bu çatışmanın üçüncü bir güç tarafından engellenebilmesi, en azından bir düzene sokulabilmesi değil miydi?
gece gece buraya nasıl geldim bilmiyorum. nihilizmin lüks bir akım olduğunu düşünüyorum. Değerleri istediğimiz kadar yok sayalım, kıyısından köşesinden gene bu değerlerin aurasına kapılıp ayırdına bile varmadan onları savunmuyor muyuz? intihar edebilecek cesaretiniz yoksa nihilist olmayın arkadaş. bu yüzden:
(bkz: aleksey niliç kirilov)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar