bugün
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar8
- nervio17
- sözlük kızlarının kahveleri9
- uludağ sözlük size ne kattı13
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- şarapçı koala yalnız değildir9
- aykolik adamdır4
- sözlükte yazan ünlüler3
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir6
- mel mel bey birader2
- fusya semsiyeli yabanci14
- mutlu ama tekerlek olsun4
- dışarıdaki insanların çok iyi olması3
- bir kadının en zevk aldığı an5
- sarapci koala44
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı20
- amin feryadi2
- dinen kabul edilir ağlama biçimi3
- sözlükteki mağara adamları3
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i7
- recep tayyip erdoğan8
- sorgulanmayan eğitim2
- barbunya2
- yazın anlamının kadın ayağı olması3
- keşan3
- 2026 ekonomik krizi2
- sigara içmeyenleri anlamamak5
- sevmediğiniz insanla devamlı karşılaşmak3
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci19
- kıvırcık saç8
- 4 kez üst üste cumaya gitmemek5
- melissa vargas'dan tokat yemek5
- gece 2 de komşu kızının balkonda seksting yapması4
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi5
- bireysel emeklilik2
- serhat kılıç20
- bazılarına gereken cevabı reis'in vermesi2
- bir kızın aşkı size naptırabilir5
- piercing takmanın zorluğu5
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü13
- çağla idi3
- arkadaşlar görüşürüz2
- hiçbir şeyin tat vermemesi4
- rica ediyorum kimse beni savunmasın2
- otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi4
- hazret ktc2
- tik tok2
- kelebek saç kesimi4
- tai lung42
- iktidarsız erkek2
Nietzsche'nin nihilizminde yine de yaşamı olumlayan bir taraf var. Adam amor fati demiş, daha ne olsun.
Peki ya Max Stirner'ınkini ne yapacağız?
Gerçi ona nihilist demek ne kadar doğrudur, orası tartışılır. Ancak Nietzsche'ye kıyasla epey serttir ve görüşlerini sonuna kadar götürmesi bakımından daha dürüsttür.
Nietzsche'nin karamsar addedilmesini hiçbir zaman anlayamadım zaten. Schopenhauer'i sonradan reddetmesindeki en büyük etken, ihtiyarın yaşam karşıtı duruşu ve inzivayla intiharı çözüm olarak gören yaklaşımıydı diye biliyorum. Onu da geçtim stoacıların ve hristiyanların çileciğini bu kadar alaya alıp en nihayetinde amor fati'ye ulaşmasına ne demeli?
(bu konuda birilerinin beni aydınlatmasını isterim.)
gelelim stirner'a. hayatı hakkında pek bir şey bilmiyorum. yani söyledikleri yaşadıklarıyla uyuşuyor mu falan burasını sallayalım. (Kaldı ki ne Schopenhauer intihar etti, ne de Nietzsche söylemleri kadar cesur bir kişiliğe sahipti. en azından öyle söyleniyor.)
Stirner değer tanımama işini öyle bir noktaya vardırır ki, ona göre başkasının benimle aynı haklara sahip olabileceği gerçeği bile beni ilgilendirmez. Hümanizme sokayım bana bir şey olmasın. birey sadece devletin karşısında yer almaz. devlet bana haklar tanıdığını söyleyebilecek yetkiye sahip değildir. Bana hak tanıdığını iddia ediyorsa, demek ki bu hakları zamanında benden çalmıştır ve devlet benim olanı bana lütfediyordur şu an. Birey aynı zamanda diğer bireylerin de karşısındadır. mutlak özgürüz, her şeyi isteyebiliriz. Başka bir insan isteğimle benim aramda duruyorsa onun da canı cehenneme. Oysa hobbes'a göre devletin biricik varoluş sebebi insanlar arasındaki bu çatışmanın üçüncü bir güç tarafından engellenebilmesi, en azından bir düzene sokulabilmesi değil miydi?
gece gece buraya nasıl geldim bilmiyorum. nihilizmin lüks bir akım olduğunu düşünüyorum. Değerleri istediğimiz kadar yok sayalım, kıyısından köşesinden gene bu değerlerin aurasına kapılıp ayırdına bile varmadan onları savunmuyor muyuz? intihar edebilecek cesaretiniz yoksa nihilist olmayın arkadaş. bu yüzden:
(bkz: aleksey niliç kirilov)
Peki ya Max Stirner'ınkini ne yapacağız?
Gerçi ona nihilist demek ne kadar doğrudur, orası tartışılır. Ancak Nietzsche'ye kıyasla epey serttir ve görüşlerini sonuna kadar götürmesi bakımından daha dürüsttür.
Nietzsche'nin karamsar addedilmesini hiçbir zaman anlayamadım zaten. Schopenhauer'i sonradan reddetmesindeki en büyük etken, ihtiyarın yaşam karşıtı duruşu ve inzivayla intiharı çözüm olarak gören yaklaşımıydı diye biliyorum. Onu da geçtim stoacıların ve hristiyanların çileciğini bu kadar alaya alıp en nihayetinde amor fati'ye ulaşmasına ne demeli?
(bu konuda birilerinin beni aydınlatmasını isterim.)
gelelim stirner'a. hayatı hakkında pek bir şey bilmiyorum. yani söyledikleri yaşadıklarıyla uyuşuyor mu falan burasını sallayalım. (Kaldı ki ne Schopenhauer intihar etti, ne de Nietzsche söylemleri kadar cesur bir kişiliğe sahipti. en azından öyle söyleniyor.)
Stirner değer tanımama işini öyle bir noktaya vardırır ki, ona göre başkasının benimle aynı haklara sahip olabileceği gerçeği bile beni ilgilendirmez. Hümanizme sokayım bana bir şey olmasın. birey sadece devletin karşısında yer almaz. devlet bana haklar tanıdığını söyleyebilecek yetkiye sahip değildir. Bana hak tanıdığını iddia ediyorsa, demek ki bu hakları zamanında benden çalmıştır ve devlet benim olanı bana lütfediyordur şu an. Birey aynı zamanda diğer bireylerin de karşısındadır. mutlak özgürüz, her şeyi isteyebiliriz. Başka bir insan isteğimle benim aramda duruyorsa onun da canı cehenneme. Oysa hobbes'a göre devletin biricik varoluş sebebi insanlar arasındaki bu çatışmanın üçüncü bir güç tarafından engellenebilmesi, en azından bir düzene sokulabilmesi değil miydi?
gece gece buraya nasıl geldim bilmiyorum. nihilizmin lüks bir akım olduğunu düşünüyorum. Değerleri istediğimiz kadar yok sayalım, kıyısından köşesinden gene bu değerlerin aurasına kapılıp ayırdına bile varmadan onları savunmuyor muyuz? intihar edebilecek cesaretiniz yoksa nihilist olmayın arkadaş. bu yüzden:
(bkz: aleksey niliç kirilov)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar