bugün
- velvet5
- ey insan4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle15
- sebahattin şirin14
- hiçbir servet zamanı satın alamaz12
- çalışmak özgürlük müdür5
- cıvık çift5
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak7
- çerçeve yasa22
- hepinizin agzina biber surcem7
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- sözlükte kadın yazar olması5
- blackberry6
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- bu saatte yemek yemek4
- apo piçtir piç kalacak12
- canınız sıkılınca ne yapıyorsunuz4
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- sözlük prenseslerinin fotoğrafları4
- arkadaşlar ben şişman miyim4
- kalp krizi8
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı7
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- ekşi sözlük referans18
- anın görüntüsü15
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- tenis oynayan erkek4
- beşer esad kardeşi ve kuzeninin ölüm cezası3
- su tabancasından su içen çocuk4
- profilini gizli tutma nedeni9
- sözlüğün kapanması4
- romelu lukaku7
- mony tontana3
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- türk milletine kurulan pusu7
- vize dolandırıcılarına 6 ilde operasyon2
- eski türkiye5
- estetik ameliyat olan kişiyi ziyaret etmek3
- burçlara inanmak3
- renault 92
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- mel melin palavra sıkması7
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- dümbük2
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
------------------
O akşam ilk kez konuştuğum Atatürk’le aramızda şunlar geçti:
– Senin ismin nedir?
– Cemal!..
– Sonu yok mu bunun?
– Var, Cemalettin…
Bunun üzerine Atatürk birden bana doğru ilerliyerek:
– Haaa… dedi. Isimler Kemalettin olur, fakat Cemalettin olmaz. Sen yine Cemal kal. Dinin Cemali miydin ki, sana bu ismi koydular? Aradan yarım saat geçmişti. Yemek devam ediyordu. (…)
Fakat Atatürk, bu Cemal adına tutulmuş olacak ki yeniden seslendi:
– Bu Cemalettin ismini kim koydu sana?
Artık adamakıllı korkmağa başlamıştım;
– Babam, diye cevap verdim.
– Öyle ise baban ne adammış senin. Diye sertçe çıkıştı.
Bunun üzerine:
– Ben babamı tanımıyorum. Deyince yüzü daha da sertleşti:
– Babamı tanımıyorum ne demek? Sen babasız mı doğdun? Baban yok mu senin?..
– Ben dokuz aylıkken babam ölmüş.
Atatürk üzüldüğümü yüzümden okumuş olacak ki, birden sesini yumuşattı:
– Ananı tanıyorsun ya yeter!.. Dedi. Ve biraz durduktan sonra ekledi: Ben de babamı tanımıyorum ya… (…)
Atatürk tekrar beni çağırdı. Yemek istiyecek sanıyordum. Fakat O’nun aklı hep benim ismimde değil miymiş.
– Ulan, bu ismi sen mi koydun, baban mı? Diye bar bar bağırmaya başladı.
Çok korkmağa başlamıştım. Benim korktuğumu görünce daha fazla bağırıyordu. Artık elim ayağım titremeğe başlamıştı. Ayakta duracak halim yoktu. Belki daha fazla kızar da koğulurum, diye gözünden uzaklaşmağa karar verdim. Saat üçe doğru sofrayı bırakarak yatmağa gittim.
O gece sabaha dek gözümü uyku tutmadı. Yattığım yerde dua ediyordum. Kabusla karışık korkulu rüyalar gördüm. Yavaş yavaş geldiğime pişman bile olmağa başlamıştım. Bu isim de başıma iş açıyordu galiba… Nereden bulmuşlardı bu “Cemal”i de, bana takmışlardı?[4]
[4] Cemal Granda, Atatürk’ün uşağının gizli defteri, Hazırlayan: Turhan Gürkan, Istanbul 1971, Fer Yayınları, sayfa 19-21.
--------------
O akşam ilk kez konuştuğum Atatürk’le aramızda şunlar geçti:
– Senin ismin nedir?
– Cemal!..
– Sonu yok mu bunun?
– Var, Cemalettin…
Bunun üzerine Atatürk birden bana doğru ilerliyerek:
– Haaa… dedi. Isimler Kemalettin olur, fakat Cemalettin olmaz. Sen yine Cemal kal. Dinin Cemali miydin ki, sana bu ismi koydular? Aradan yarım saat geçmişti. Yemek devam ediyordu. (…)
Fakat Atatürk, bu Cemal adına tutulmuş olacak ki yeniden seslendi:
– Bu Cemalettin ismini kim koydu sana?
Artık adamakıllı korkmağa başlamıştım;
– Babam, diye cevap verdim.
– Öyle ise baban ne adammış senin. Diye sertçe çıkıştı.
Bunun üzerine:
– Ben babamı tanımıyorum. Deyince yüzü daha da sertleşti:
– Babamı tanımıyorum ne demek? Sen babasız mı doğdun? Baban yok mu senin?..
– Ben dokuz aylıkken babam ölmüş.
Atatürk üzüldüğümü yüzümden okumuş olacak ki, birden sesini yumuşattı:
– Ananı tanıyorsun ya yeter!.. Dedi. Ve biraz durduktan sonra ekledi: Ben de babamı tanımıyorum ya… (…)
Atatürk tekrar beni çağırdı. Yemek istiyecek sanıyordum. Fakat O’nun aklı hep benim ismimde değil miymiş.
– Ulan, bu ismi sen mi koydun, baban mı? Diye bar bar bağırmaya başladı.
Çok korkmağa başlamıştım. Benim korktuğumu görünce daha fazla bağırıyordu. Artık elim ayağım titremeğe başlamıştı. Ayakta duracak halim yoktu. Belki daha fazla kızar da koğulurum, diye gözünden uzaklaşmağa karar verdim. Saat üçe doğru sofrayı bırakarak yatmağa gittim.
O gece sabaha dek gözümü uyku tutmadı. Yattığım yerde dua ediyordum. Kabusla karışık korkulu rüyalar gördüm. Yavaş yavaş geldiğime pişman bile olmağa başlamıştım. Bu isim de başıma iş açıyordu galiba… Nereden bulmuşlardı bu “Cemal”i de, bana takmışlardı?[4]
[4] Cemal Granda, Atatürk’ün uşağının gizli defteri, Hazırlayan: Turhan Gürkan, Istanbul 1971, Fer Yayınları, sayfa 19-21.
--------------
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar