bugün
- millileri eleştiren kemalistlerin sus pus olması5
- kadir mısıroğlu'nun soyu12
- macron sabah koşusu yapacak diye park kapatmak4
- kemalist dünya7
- nemden nefes alamamak2
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı22
- allah5
- galatasaray lobisi5
- saian dan aforizmalar2
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi5
- aylık 312 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- cemevinde hain kemal sloganları2
- arda güler'in 24 yıl sonra dünya kupası golü3
- nilsu berfin aktaş2
- yavşak bir kardeşe sahip olmak2
- üniversitelerin gereksiz olması4
- devlet bahçeli3
- kemalistler8
- 85 milyon kişi uludağ sözlük'ü okuyor12
- aşure3
- her haltı atatürkçü olanlar yiyor13
- demet evgar10
- araplar puta taparken türkler tek tanrıya inanırdı6
- arda güler2
- 24 haziran 2026 venezuela depremi8
- en son ne aldınız2
- yeni bir kitaba başlama sorunu2
- 25 haziran 2026 ekvador almanya maçı2
- yazarların imza parfümleri14
- hiranur vakfı'na sahte kemik yaşı davasında hapis3
- uğurcan çakır2
- venezuela6
- hızlı para kazanmanın yolları11
- dinleri masonlar kontrol ediyor5
- şu an ihtiyacım var dediğin şey6
- akp'ye katılan belediye başkanları11
- 2026 dünya kupası22
- türkiye abd maçını izleyecek misiniz8
- kadınların yüzlerine sürekli bir şeyler sürmesi6
- bir insanı sevmek11
- erkekler neden az yaşar10
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler9
- mehdi hayatta ama herkes tanımıyor7
- sözlüğün tadının kaçması4
- falıma bakmak isteyen var mı24
- türk kızı egosu6
- futbol17
- dünya11
- fakirin sevmesi hak mıdır12
- mutluluğun fark edilmemesi8
------------------
O akşam ilk kez konuştuğum Atatürk’le aramızda şunlar geçti:
– Senin ismin nedir?
– Cemal!..
– Sonu yok mu bunun?
– Var, Cemalettin…
Bunun üzerine Atatürk birden bana doğru ilerliyerek:
– Haaa… dedi. Isimler Kemalettin olur, fakat Cemalettin olmaz. Sen yine Cemal kal. Dinin Cemali miydin ki, sana bu ismi koydular? Aradan yarım saat geçmişti. Yemek devam ediyordu. (…)
Fakat Atatürk, bu Cemal adına tutulmuş olacak ki yeniden seslendi:
– Bu Cemalettin ismini kim koydu sana?
Artık adamakıllı korkmağa başlamıştım;
– Babam, diye cevap verdim.
– Öyle ise baban ne adammış senin. Diye sertçe çıkıştı.
Bunun üzerine:
– Ben babamı tanımıyorum. Deyince yüzü daha da sertleşti:
– Babamı tanımıyorum ne demek? Sen babasız mı doğdun? Baban yok mu senin?..
– Ben dokuz aylıkken babam ölmüş.
Atatürk üzüldüğümü yüzümden okumuş olacak ki, birden sesini yumuşattı:
– Ananı tanıyorsun ya yeter!.. Dedi. Ve biraz durduktan sonra ekledi: Ben de babamı tanımıyorum ya… (…)
Atatürk tekrar beni çağırdı. Yemek istiyecek sanıyordum. Fakat O’nun aklı hep benim ismimde değil miymiş.
– Ulan, bu ismi sen mi koydun, baban mı? Diye bar bar bağırmaya başladı.
Çok korkmağa başlamıştım. Benim korktuğumu görünce daha fazla bağırıyordu. Artık elim ayağım titremeğe başlamıştı. Ayakta duracak halim yoktu. Belki daha fazla kızar da koğulurum, diye gözünden uzaklaşmağa karar verdim. Saat üçe doğru sofrayı bırakarak yatmağa gittim.
O gece sabaha dek gözümü uyku tutmadı. Yattığım yerde dua ediyordum. Kabusla karışık korkulu rüyalar gördüm. Yavaş yavaş geldiğime pişman bile olmağa başlamıştım. Bu isim de başıma iş açıyordu galiba… Nereden bulmuşlardı bu “Cemal”i de, bana takmışlardı?[4]
[4] Cemal Granda, Atatürk’ün uşağının gizli defteri, Hazırlayan: Turhan Gürkan, Istanbul 1971, Fer Yayınları, sayfa 19-21.
--------------
O akşam ilk kez konuştuğum Atatürk’le aramızda şunlar geçti:
– Senin ismin nedir?
– Cemal!..
– Sonu yok mu bunun?
– Var, Cemalettin…
Bunun üzerine Atatürk birden bana doğru ilerliyerek:
– Haaa… dedi. Isimler Kemalettin olur, fakat Cemalettin olmaz. Sen yine Cemal kal. Dinin Cemali miydin ki, sana bu ismi koydular? Aradan yarım saat geçmişti. Yemek devam ediyordu. (…)
Fakat Atatürk, bu Cemal adına tutulmuş olacak ki yeniden seslendi:
– Bu Cemalettin ismini kim koydu sana?
Artık adamakıllı korkmağa başlamıştım;
– Babam, diye cevap verdim.
– Öyle ise baban ne adammış senin. Diye sertçe çıkıştı.
Bunun üzerine:
– Ben babamı tanımıyorum. Deyince yüzü daha da sertleşti:
– Babamı tanımıyorum ne demek? Sen babasız mı doğdun? Baban yok mu senin?..
– Ben dokuz aylıkken babam ölmüş.
Atatürk üzüldüğümü yüzümden okumuş olacak ki, birden sesini yumuşattı:
– Ananı tanıyorsun ya yeter!.. Dedi. Ve biraz durduktan sonra ekledi: Ben de babamı tanımıyorum ya… (…)
Atatürk tekrar beni çağırdı. Yemek istiyecek sanıyordum. Fakat O’nun aklı hep benim ismimde değil miymiş.
– Ulan, bu ismi sen mi koydun, baban mı? Diye bar bar bağırmaya başladı.
Çok korkmağa başlamıştım. Benim korktuğumu görünce daha fazla bağırıyordu. Artık elim ayağım titremeğe başlamıştı. Ayakta duracak halim yoktu. Belki daha fazla kızar da koğulurum, diye gözünden uzaklaşmağa karar verdim. Saat üçe doğru sofrayı bırakarak yatmağa gittim.
O gece sabaha dek gözümü uyku tutmadı. Yattığım yerde dua ediyordum. Kabusla karışık korkulu rüyalar gördüm. Yavaş yavaş geldiğime pişman bile olmağa başlamıştım. Bu isim de başıma iş açıyordu galiba… Nereden bulmuşlardı bu “Cemal”i de, bana takmışlardı?[4]
[4] Cemal Granda, Atatürk’ün uşağının gizli defteri, Hazırlayan: Turhan Gürkan, Istanbul 1971, Fer Yayınları, sayfa 19-21.
--------------
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar