bugün
- sözlükte niye kimse kavga etmiyor sorunsalı5
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası14
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi28
- ne kadar yaşlısın6
- dışarıya karşı sert erkek görünen kılıbık4
- sandviç dükkanı açmak3
- reis hangisine yetişsin3
- mutlu sözlük kadınları mutlu sözlük demektir3
- iltica36
- sözlükteki anaerkil düzen7
- nervio'nun erkek olması26
- heyt bea2
- baş meriç2
- pastırma yazı4
- sözlükteki gizli gaylerin meme sevdası maskesi2
- ayıp olmasın diye depeche mode dinlemek3
- izmir bombası12
- çalışarak zengin olmak5
- from gold from dust25
- sözlük meriçleri ve kanarya severler derneği2
- evlenince ayrı eve çıkmak3
- nihavent reyiz5
- devlet millet bağının kopması2
- saçını sarıya boyatan esmer kadın3
- meriç olmayanların incel veya gay olması2
- tek adam rejimi2
- game of thrones taki kerhaneci21
- başmeriç2
- bekir bozdağ7
- en son ne aldınız2
- sözlükteki ılık ve samimi aile ortamı2
- sözlük erkeklerinin karın kası fotoğrafları11
- osman arıkan nacar5
- 6 ekim istanbul un kurtuluşu4
- bahçeli'nin 2028 seçim ve erdoğan açıklaması3
- özelden muzunu atan yazar14
- seküler milliyetçiler3
- arapperest gürcüler4
- ak partilinin okumuşu2
- türkiye vs azerbaycan4
- bulgur pilavı vs pirinç pilavı8
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı12
- günün yorumu5
- yazılımcıların flört edememesi4
- arnavutça çanakkale türküsü2
- teker gel oğlum much much much2
- yazarların çektiği günbatımı fotoğrafları3
- gece sokakta halı taşıyan iki adam görmek8
- 4 ekim 2026 bursa da öldürülen kız4
- true'nun gündem hakkındaki açıklamaları4
"Düşte gibiyim, ölmüşüm sanki...
ikiye yarılmışlık. Nedir bilir misin? Bir yanda aklın…. bir yanda kalbin…
Geçmişin ve geleceğin ortasında kalan zavallı bir şimdicik.
Mabedden içeri attığında ne hisseder insan, söyle, hiç bilir misin? Secdeye başını koyduğunda?..
Derken büyük bir alışveriş mağazasına girdiğinde? Koca bir cipin içindeyken meselâ, müziğin sesini açarken?..
Hiç gördün mü onu, hani şu bir yandan sesi arş-ı a’laya çıkanı, öte yandan kalbi büzüştükçe büzüşeni… içine, daha da içine çekileni?..
Bir elinde Kur’an, bir elinde ben, tam da ortasından yarılanı?..
Gövdesi bir yanda, başı bir yanda, çarşının orta yerinde ayaklar altında sürüneni?..
* * *
insanı.
Hiç gördün mü?
Ne yapacağını bilmez hâlde, kurban diye kendini sunarken.
Gözyaşlarıyla kendini iyileştireni. Hüzünle. Çaresizlik içindeyken. Ağlaya ağlaya kendi yaralarını kendisi saranı.
Değil meydanlarda, mescidde bile kıyam edemeyeni. Ayağı kalkmak nedir bilmeyeni.
Secdeden başını kaldıramayan o zavallıyı.
Okuyanı. Hep okuyanı. insanı. Kendini.
Gördün mü hiç?
Kalabalıkların arasında yine kendisiyle konuşurken…
Otururken, yürürken, koşarken… her daim… bile isteye kendini unuturken?..
Sordun mu ona, kimsin sen dedin mi? Tuttun mu elinden, sildin mi gözyaşlarını? Başını okşayıp teselli ettin mi?
Taşradayım gelemiyorum yanına diye özür diledin mi?
* * *
Bağışlanmak.
Bilir misin nedir?
VE dahî bağışlamak.
Affetmek, görmemek değil, görmezlikten gelmek… ihmal etmek… bile isteye… kül gibi savurmak günahları havaya, nedir hiç düşündün mü?
* * *
— “el-Emnu min’allahi teâlâ küfrun.”
Ömer Nesefî’nin Metn-i Akaid’inden muktebes bir kaide bu. Bir inanç ilkesi.
Asırlarca inanma tarzımızı belirleyen ilkelerden biri.
Neymiş anlamı?
— “Tanrı’dan emin olmak küfürdür!”
Zıddı ye’stir. Ümitsizlik de haramdır inanana, emin olmak da.
inanıyor musun, o hâlde Tanrı’ya güvenmeyeceksin!
O senden emin olacak, ama sen aslâ ondan emin olmayacaksın!
Hiç de adilce değil denilebilir. Zalimce bile görünebilir. Fakat sakın öyle deme, sakın öyle görme! Aşıkların ahlâkına ihanet etme ey talib!
Aşık sevgilinin nazından hiç emin olur mu? Onun için “elde var bir” diyebilir mi? Sevgilinin tebessümünü garanti etmeyi başarabilir mi?
Aşıkın gaye-i kusvası kurbiyyettir. O kurban olup canını canına vermek ister… sevgilinin ellerinde ölmek…. kendinden geçmek ister.
Aşık elde var birdir. Garantidir. Aldatılmayı göze alandır; kandırılmayı… reddedilmeyi… hatta terkedilmeyi… bir kenara öylece atılmayı…
Birileri onu onunla, onun adıyla kandırabilirler; şikayet etmez. Kendisi için değil, adı için bile kurban olmaktan çekinmez.
Mertebe mertebe… derece derece… safha safha…
Yaşamak gerek. Almak için değil, bir de vermek için sevmek gerek. Vermek için, vermek suretiyle, vere vere… karşılıksız… hep kendini borçlu hissederek…
* * *
inkâr edemediğim için inanıyorum. Cazibesinden kaçamadığım için. Çaresizim.
Bir ömür boyu kendini borçlu hissetmenin adıdır inanmak, biliyorum.
Varlığa… yaşama… başkasına… öteye… ötelere borçlu hissetmek…
Aşık, defterinde alacak hanesi olmayanın vasfı. Hep verenin… aldatılsa bile güvenmek, emin olmak zorunda olanın… başkalarının koynunda olsa bile yâri sevmekten vazgeçmemenin…
Aşık, ele geçiren değil, bilâkis ele geçirilen, elde tutulan… “elde var bir” olan…
Güven veren ama güven duyması yasak olan.
* * *
Ümit kesme ama emîn de olma diyen sevgili!
Beni arada tutuyor ve usulca, korkuyla ümidin kucağına bırakıveriyor.
Güven verenler var oysa. Teminat verenler. Peşin peşin elini uzatanlar. Gönlümce aldatacaklarım var sırada. Bana yapılanları yapacaklarım. Sevmekten çok sevilmenin hazzını yaşayacaklarım. Naz edeceklerim. Dünya. Koca dünya.
Ama ben hiçbirini görmüyorum. Hiçbirini umursamıyorum. Hiçbirini hatırlamıyorum. Düşte gibiyim.
Ölmüşüm sanki."
kalp gibi kalp sahibi bir insanin kalbinden dökülen, kalemiyle, kağıdına özenle nakşettiği,unutamadığım mısralardır efendim
ikiye yarılmışlık. Nedir bilir misin? Bir yanda aklın…. bir yanda kalbin…
Geçmişin ve geleceğin ortasında kalan zavallı bir şimdicik.
Mabedden içeri attığında ne hisseder insan, söyle, hiç bilir misin? Secdeye başını koyduğunda?..
Derken büyük bir alışveriş mağazasına girdiğinde? Koca bir cipin içindeyken meselâ, müziğin sesini açarken?..
Hiç gördün mü onu, hani şu bir yandan sesi arş-ı a’laya çıkanı, öte yandan kalbi büzüştükçe büzüşeni… içine, daha da içine çekileni?..
Bir elinde Kur’an, bir elinde ben, tam da ortasından yarılanı?..
Gövdesi bir yanda, başı bir yanda, çarşının orta yerinde ayaklar altında sürüneni?..
* * *
insanı.
Hiç gördün mü?
Ne yapacağını bilmez hâlde, kurban diye kendini sunarken.
Gözyaşlarıyla kendini iyileştireni. Hüzünle. Çaresizlik içindeyken. Ağlaya ağlaya kendi yaralarını kendisi saranı.
Değil meydanlarda, mescidde bile kıyam edemeyeni. Ayağı kalkmak nedir bilmeyeni.
Secdeden başını kaldıramayan o zavallıyı.
Okuyanı. Hep okuyanı. insanı. Kendini.
Gördün mü hiç?
Kalabalıkların arasında yine kendisiyle konuşurken…
Otururken, yürürken, koşarken… her daim… bile isteye kendini unuturken?..
Sordun mu ona, kimsin sen dedin mi? Tuttun mu elinden, sildin mi gözyaşlarını? Başını okşayıp teselli ettin mi?
Taşradayım gelemiyorum yanına diye özür diledin mi?
* * *
Bağışlanmak.
Bilir misin nedir?
VE dahî bağışlamak.
Affetmek, görmemek değil, görmezlikten gelmek… ihmal etmek… bile isteye… kül gibi savurmak günahları havaya, nedir hiç düşündün mü?
* * *
— “el-Emnu min’allahi teâlâ küfrun.”
Ömer Nesefî’nin Metn-i Akaid’inden muktebes bir kaide bu. Bir inanç ilkesi.
Asırlarca inanma tarzımızı belirleyen ilkelerden biri.
Neymiş anlamı?
— “Tanrı’dan emin olmak küfürdür!”
Zıddı ye’stir. Ümitsizlik de haramdır inanana, emin olmak da.
inanıyor musun, o hâlde Tanrı’ya güvenmeyeceksin!
O senden emin olacak, ama sen aslâ ondan emin olmayacaksın!
Hiç de adilce değil denilebilir. Zalimce bile görünebilir. Fakat sakın öyle deme, sakın öyle görme! Aşıkların ahlâkına ihanet etme ey talib!
Aşık sevgilinin nazından hiç emin olur mu? Onun için “elde var bir” diyebilir mi? Sevgilinin tebessümünü garanti etmeyi başarabilir mi?
Aşıkın gaye-i kusvası kurbiyyettir. O kurban olup canını canına vermek ister… sevgilinin ellerinde ölmek…. kendinden geçmek ister.
Aşık elde var birdir. Garantidir. Aldatılmayı göze alandır; kandırılmayı… reddedilmeyi… hatta terkedilmeyi… bir kenara öylece atılmayı…
Birileri onu onunla, onun adıyla kandırabilirler; şikayet etmez. Kendisi için değil, adı için bile kurban olmaktan çekinmez.
Mertebe mertebe… derece derece… safha safha…
Yaşamak gerek. Almak için değil, bir de vermek için sevmek gerek. Vermek için, vermek suretiyle, vere vere… karşılıksız… hep kendini borçlu hissederek…
* * *
inkâr edemediğim için inanıyorum. Cazibesinden kaçamadığım için. Çaresizim.
Bir ömür boyu kendini borçlu hissetmenin adıdır inanmak, biliyorum.
Varlığa… yaşama… başkasına… öteye… ötelere borçlu hissetmek…
Aşık, defterinde alacak hanesi olmayanın vasfı. Hep verenin… aldatılsa bile güvenmek, emin olmak zorunda olanın… başkalarının koynunda olsa bile yâri sevmekten vazgeçmemenin…
Aşık, ele geçiren değil, bilâkis ele geçirilen, elde tutulan… “elde var bir” olan…
Güven veren ama güven duyması yasak olan.
* * *
Ümit kesme ama emîn de olma diyen sevgili!
Beni arada tutuyor ve usulca, korkuyla ümidin kucağına bırakıveriyor.
Güven verenler var oysa. Teminat verenler. Peşin peşin elini uzatanlar. Gönlümce aldatacaklarım var sırada. Bana yapılanları yapacaklarım. Sevmekten çok sevilmenin hazzını yaşayacaklarım. Naz edeceklerim. Dünya. Koca dünya.
Ama ben hiçbirini görmüyorum. Hiçbirini umursamıyorum. Hiçbirini hatırlamıyorum. Düşte gibiyim.
Ölmüşüm sanki."
kalp gibi kalp sahibi bir insanin kalbinden dökülen, kalemiyle, kağıdına özenle nakşettiği,unutamadığım mısralardır efendim
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar