bugün
- sebahattin şirin14
- çerçeve yasa23
- eski türkiye5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle11
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
- hiçbir servet zamanı satın alamaz11
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- aslolan fenerbahce dir vs frank lucas3
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- romelu lukaku8
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek6
- kalp krizi7
- aslolan fenerbahce dir andavalı4
- bu plak para eder mi2
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı7
- apo piçtir piç kalacak11
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı3
- 73 yıllık sigara2
- profilini gizli tutma nedeni9
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- türk milletine kurulan pusu7
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu13
- atilla kaya2
- numan kurtulmuş2
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak5
- fatih tekke4
- terörist mecliste konuşma mı yapar4
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- kendi doğum gününü unutmak3
- aym'nin evlenen kadin nufus kaydi karari2
- ekşide yazar olmak vs uludağda birader olmak3
- hangi film karakteri olmak isterdiniz2
- en sevdiğin eşofmana çamaşır suyu dökülmesi5
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet7
- mel melin palavra sıkması7
- en namuslu kadın bile dudaktan öpüşmüştür5
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- galatasaray ın yeni transferi3
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- sözlüğe taze kan ihtiyacı5
- intihar edenler hiç korkmuyor mu5
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- sağlık2
- nihavent kardeşimizin sözlüğe teşrif etmesi4
- en güzel reçel6
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- büyük oyunu görmek4
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak5
- ihtiyar yazar5
Ekşimtırak bir yaşanmışlık başlıyor şimdiki zamana münhasır;
geçmiş zamana kalacak acı tecrübeler var çokça şimdikinin içinde, geçmişinin özünde! miş'li zamanın küflenmiş raflarına doluşacak delişmen ama bir o kadar da hislere ayraç koyan tecrübe-yaşanmışlık sevinin ölümsüzlüğünde ama aslında kökeninde... Anlamak yok, anlatmak istenenler haybede saklanan birer koz, kelebek olmadan önce tırtılın kaldığı örtüde... Ama insan bu, kozanın ya da heybenin içinden tüm sıfat ve fillere olumsuzluk ekleyiveriyor en acımasız halleriyle.
Bir aşk;
Güzel başlar en yalın haliyle.
En gerçek coşkunluğu ile akar durur iç deryalarının oluk tartmaz kıvrımlarına. Meylettiği gönülle -ama bedenle değil- çiftleşmek ve aynı olan ama ayrı meyvesi olan ağaçta yine ayrı olarak ama bir bütün bakmak isteyerek açar gönlünü koşulsuzluğa, heyecana, tarifsiz kıpırtıya, dipsiz keşif, köşksüz ve köksüz alemlere iç yakıcılığıyla.
Sonra başlar zamanın doğum sancıları, içte büyüyen farklılıkların, tutarsızlıkların, bencilliklerin, aymazlıkların, dahasını istemelerin; yani kısaca doyumun; - bir bebek bekleyen kadın bedeninde oluşan vücut çatlakların oluştuğu pürüzlü yüzeyde, sancıdır son noktayı koyan pek çokça. Bu pürüzlü yüzeyde, zamanın doğum sancıları kendini hissettirdiğinde, zaten bilinçte, biliçaltıda hazır eder kendini, yaklaşmakta olan doğumun her şeyi değiştireceğine ve belki de bitireceğine.
Bu gebeliğin bitişi akabinde insan çoğalır; hisler tükenir canfeza duyguların yılgınlığıyla...
taraflardan biri kırgın fakat hala istekli, muhatabın öteki yanı şefkatli fakat kızgın, artık vereceği bir şey olmadığından. muştulanan birine güzel-özgür haber deminde, diğerine kahrolmak tazeliğinde, hem de her mevsiminde...
doğru mudur bilinmez ama; iki taraflı ilişkilerin birinde seven, ötekinde sevilen dururmuş; yani biri aşık diğeri maşuk olurmuş, yani biri kavuşan, diğeri kavuşulan olurmuş; roller kişinin karakteriyle ve aslında en çok da verdikleriyle değil, zulalarında sakladıklarıyla biçimlenir, kimlikler bellenirmiş. biri etkin, diğeri edilgen bu yüzden olurmuş.
Yani hayatta ne görünen tamdır, ne de yaşanan bilenen kadardır; hep dahası, hep ilerisi vardır. Ama insan son noktayı bir yerde koyar; koyduğu nokta ile de o konuyu kapatır.
Haa sonradan o noktanın virgül deminde olup, konunun ve durumun devam etmesi olasılığı da varmış; en çok da bu sıkar, bu yakarmış can. Yeniden gelen, yineden olan Havva ya da adem. Ezberler zati akılda kalem kalem, tutam tutam. işte burada baskın olan, ilkinde anlaşılamayan ama bu defa çok da fazla can yakan sevenle-sevilenin artık imbiğinden akan gerçeklerin sahneye koyulması olurmuş. Yani sevilen çoktan bitirmişken fakat ezberini tazelerken, seven hep o filiz olan dalları ile baharı beklemenenin mahcubiyeti ile çiçek çiçek açar sevdiğine, yârına, yarınına, özlemine, hayaline, bergüzar tadındaki anısının kahramanına!..
Tükenen tükenmiş, biten bitmiştir. Aslında istenenin ne olduğunu kişi-ler bilmiştir:
Ya iki elma, aynı dalda iki olup bir görmeye devam edermiş;
Ya iki elma, aynı dalda bir olup, bir görmeye devam edermiş;
Ya da iki elma, aynı dalda iki olup, ayrık, iki görmeye meyledermiş. Birinde anı tatlı, diğerinde de anı iç çektiren bir anı oluverirmiş.
geçmiş zamana kalacak acı tecrübeler var çokça şimdikinin içinde, geçmişinin özünde! miş'li zamanın küflenmiş raflarına doluşacak delişmen ama bir o kadar da hislere ayraç koyan tecrübe-yaşanmışlık sevinin ölümsüzlüğünde ama aslında kökeninde... Anlamak yok, anlatmak istenenler haybede saklanan birer koz, kelebek olmadan önce tırtılın kaldığı örtüde... Ama insan bu, kozanın ya da heybenin içinden tüm sıfat ve fillere olumsuzluk ekleyiveriyor en acımasız halleriyle.
Bir aşk;
Güzel başlar en yalın haliyle.
En gerçek coşkunluğu ile akar durur iç deryalarının oluk tartmaz kıvrımlarına. Meylettiği gönülle -ama bedenle değil- çiftleşmek ve aynı olan ama ayrı meyvesi olan ağaçta yine ayrı olarak ama bir bütün bakmak isteyerek açar gönlünü koşulsuzluğa, heyecana, tarifsiz kıpırtıya, dipsiz keşif, köşksüz ve köksüz alemlere iç yakıcılığıyla.
Sonra başlar zamanın doğum sancıları, içte büyüyen farklılıkların, tutarsızlıkların, bencilliklerin, aymazlıkların, dahasını istemelerin; yani kısaca doyumun; - bir bebek bekleyen kadın bedeninde oluşan vücut çatlakların oluştuğu pürüzlü yüzeyde, sancıdır son noktayı koyan pek çokça. Bu pürüzlü yüzeyde, zamanın doğum sancıları kendini hissettirdiğinde, zaten bilinçte, biliçaltıda hazır eder kendini, yaklaşmakta olan doğumun her şeyi değiştireceğine ve belki de bitireceğine.
Bu gebeliğin bitişi akabinde insan çoğalır; hisler tükenir canfeza duyguların yılgınlığıyla...
taraflardan biri kırgın fakat hala istekli, muhatabın öteki yanı şefkatli fakat kızgın, artık vereceği bir şey olmadığından. muştulanan birine güzel-özgür haber deminde, diğerine kahrolmak tazeliğinde, hem de her mevsiminde...
doğru mudur bilinmez ama; iki taraflı ilişkilerin birinde seven, ötekinde sevilen dururmuş; yani biri aşık diğeri maşuk olurmuş, yani biri kavuşan, diğeri kavuşulan olurmuş; roller kişinin karakteriyle ve aslında en çok da verdikleriyle değil, zulalarında sakladıklarıyla biçimlenir, kimlikler bellenirmiş. biri etkin, diğeri edilgen bu yüzden olurmuş.
Yani hayatta ne görünen tamdır, ne de yaşanan bilenen kadardır; hep dahası, hep ilerisi vardır. Ama insan son noktayı bir yerde koyar; koyduğu nokta ile de o konuyu kapatır.
Haa sonradan o noktanın virgül deminde olup, konunun ve durumun devam etmesi olasılığı da varmış; en çok da bu sıkar, bu yakarmış can. Yeniden gelen, yineden olan Havva ya da adem. Ezberler zati akılda kalem kalem, tutam tutam. işte burada baskın olan, ilkinde anlaşılamayan ama bu defa çok da fazla can yakan sevenle-sevilenin artık imbiğinden akan gerçeklerin sahneye koyulması olurmuş. Yani sevilen çoktan bitirmişken fakat ezberini tazelerken, seven hep o filiz olan dalları ile baharı beklemenenin mahcubiyeti ile çiçek çiçek açar sevdiğine, yârına, yarınına, özlemine, hayaline, bergüzar tadındaki anısının kahramanına!..
Tükenen tükenmiş, biten bitmiştir. Aslında istenenin ne olduğunu kişi-ler bilmiştir:
Ya iki elma, aynı dalda iki olup bir görmeye devam edermiş;
Ya iki elma, aynı dalda bir olup, bir görmeye devam edermiş;
Ya da iki elma, aynı dalda iki olup, ayrık, iki görmeye meyledermiş. Birinde anı tatlı, diğerinde de anı iç çektiren bir anı oluverirmiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar