bugün
- en lezzetli balık15
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin10
- karşı cinsteki en itici özellik12
- yeni biriyle nerede tanışılır9
- ben geldim naneler13
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- online listesindeki sıralama mantığı9
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- size takılan lakaplar7
- online listesi neden kaldırıldı10
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri4
- mansur yavaş14
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- gocu33
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- sevmediğin biriyle sevişmek4
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- en son neye çok üzüldünüz12
- inci sözlük8
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- jeffrey dahmer vs nuri alço2
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- game of thrones taki kerhaneci21
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- b c d y z i4
- how'i met your mother marshall4
- chatgpt2
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- uludağ sözlük halısaha turnuvası3
- arkadaşlar5
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- ismet kalk çay koy kanka3
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın4
- başkent istanbul olsun11
- whalefall2
- true nickli yazar22
- mamudo gurban niye doğdun9
- kurtlar vadisi pusu'nun incelenmesi2
- yazılımcıların flört edememesi7
- gecenin geç saatlerinde entry girmek5
- insanların sizden uzak durması7
Meksika’nın Chiapas eyaletinde, bir polis memurunun arıların kovanına ateş etmesi yüzünden 70 polis, katil arı (Afrikalılaşmış arı) saldırısına uğradı. 10’u ağır olmak üzere saldırıya uğrayan polislerin hepsi yaralandı. Katil arıların en tehlikeli arı türlerinden oldukları biliniyor.
Yıl: 1957…
Yer: São Paul, Brezilya…
Brezilya her zamankinden daha sıcaktır. Öyle ki; terin damlası yere düşmeden buharlaşır. Bölge ahalisi bile ortalıkta fazlaca dolanmaz, buldukları gölgeye kıvrılırlar. Tropikal iklim kuşağında olan ülkede o günlerde rüzgar “püf” diye bile esmez. Serinlemek için soluğu denizde alanlar bile, sıcak su ile karşılaşır, haşlanmaktan kıl payı kurtulurlar.
Bütün bu şartlara rağmen, bilim aşkıyla yılmadan çalışan biri vardır: Warwick Estevam Kerr… Kerr Brezilyalı bir biyologtur ve o sıcağın altında çadır misali laboratuarında incelemeler yapar. Güneş bulunduğu yeri ısıttıkça ısıtır ama o oralı olmaz. Mutludur. içi içine sığmaz. Bu mutluluğun sebebi, sipariş ettiği arıların gelmiş olmasıdır.
Warwick Kerr 26 adet Tanzanya kraliçe bal arısı getirtmiştir. Bu kişisel teşebbüsü değildir, Brezilya federal ve eyalet otoritelerinin emriyle çalışmaktadır (1956). Çalışmanın amacı, tropikal ortama uygun arıların üretilmesini ve bu şekilde bal gelirinin artmasını sağlamaktır. Kariyerinin dönüm noktasındadır. Eğer proje başarıya ulaşabilirse hatırı sayılır biyologların arasında yer alacaktır.
Ancak çok dikkatli olmalıdır. Olur da arılar kaçarsa, kontrolsüz bir çoğalma felakete sebep olabilir. Bunun için asistanlarını tembihler, her kilidi tekrar tekrar kontrol eder, arıları defalarca sayar.
Ne var ki; bütün bu tedbirlere rağmen, arılar bir fırsatını bulur kaçarlar. 26 Tanzanya kraliçe arısı, Brezilya semalarında özgürdür artık.
…ve korkulan başa gelir, kraliçe arılar bölgedeki diğer arılarla çoğalmaya başlar. Bir kraliçe arının bir koloni oluşturabileceğini düşünürsek, 26 yeni tür arı kolonisi kurulmaya başlar. Kırma arıların ne gibi özelliklere sahip olacakları ise merak konusudur.
Kerr, saçını başını yolar, asistanlarını paylar ama iş işten geçmiştir. Şimdi Kerr; kaybolan emeklerine mi, yoksa kırma arı tehlikesine mi yanmalıdır? Kırma arıların tehlikeli olabileceğini bilir, zira kırma ırkların (pitbull gibi) genelde daha tehlikeli oldukları bilinen bir gerçektir.
Biyolog’un düşündüğü gibi, karma arılar daha tehlikelidir ve öldürücü etkiler bırakabilirler. Daha sonra Africanized bee (Afrikalılaşmış arı) ve katil arılar adını alan ve hızlı bir şekilde çoğalmaya devam eden bu bal arıları Amerika kıtasını hızla kaplarlar. Önce Meksika’ya (1989), ardından da ABD’nin güneyine (1997) yayılırlar. Kovanlarını üs gibi kullanır, civarda adeta kuş uçurtmazlar. Üstelik istedikleri yerlere kovan kurarlar: Bazen bir evin saçağına bazen de bir tarlanın ortasına.
Velev ki biri kovan veya bir ferdlerine zarar versin, anında bulur ve misilleme yaparlar. Yine de kendilerine zarar vermeyenlere pek yanaşmaz, insanoğlu kadar vahşi olamazlar.
Bu arıların bal üretimi normallerinden daha fazla olduğu için, bazı arı yetiştiricileri tarafından yetiştirilirler. Ancak çoğu yetiştirici buna yanaşmaz, çünkü Afrikalılaşmış arıların yetiştiriciliğe uygun olmayan bazı özellikleri vardır:
Daha sık oğul verirler.
Mevsimsel yiyecek azlığına bağlı olarak göç etme eğilimindedirler.
Arı yetiştiricisinin kovanlarıyla uğraşmasına tepki olarak daha sık kaçarlar. (Bir arı kolonisi topluca kovandan ayrılıp başka bir yere yerleşir. Ara ki bulasın.)
Kolonilerin kendilerini savunma gücü daha fazladır.
Avrupalı akrabalarından daha sık yer oyuklarında yaşarlar.
Kovan çevresindeki alarm bölgeleri daha geniştir ve kovanı daha agresif bir şekilde korurlar.
Kovan içindeki “nöbetçi” arıların yüzdesi, normallerinden çok daha fazladır.
Bunun yanında uzun süreli besin toplayamamaya dayanıksızdırlar. Kışların çok soğuk geçtiği veya yazların çok kurak olduğu bölgelere yayılamazlar.
Yıl: 1957…
Yer: São Paul, Brezilya…
Brezilya her zamankinden daha sıcaktır. Öyle ki; terin damlası yere düşmeden buharlaşır. Bölge ahalisi bile ortalıkta fazlaca dolanmaz, buldukları gölgeye kıvrılırlar. Tropikal iklim kuşağında olan ülkede o günlerde rüzgar “püf” diye bile esmez. Serinlemek için soluğu denizde alanlar bile, sıcak su ile karşılaşır, haşlanmaktan kıl payı kurtulurlar.
Bütün bu şartlara rağmen, bilim aşkıyla yılmadan çalışan biri vardır: Warwick Estevam Kerr… Kerr Brezilyalı bir biyologtur ve o sıcağın altında çadır misali laboratuarında incelemeler yapar. Güneş bulunduğu yeri ısıttıkça ısıtır ama o oralı olmaz. Mutludur. içi içine sığmaz. Bu mutluluğun sebebi, sipariş ettiği arıların gelmiş olmasıdır.
Warwick Kerr 26 adet Tanzanya kraliçe bal arısı getirtmiştir. Bu kişisel teşebbüsü değildir, Brezilya federal ve eyalet otoritelerinin emriyle çalışmaktadır (1956). Çalışmanın amacı, tropikal ortama uygun arıların üretilmesini ve bu şekilde bal gelirinin artmasını sağlamaktır. Kariyerinin dönüm noktasındadır. Eğer proje başarıya ulaşabilirse hatırı sayılır biyologların arasında yer alacaktır.
Ancak çok dikkatli olmalıdır. Olur da arılar kaçarsa, kontrolsüz bir çoğalma felakete sebep olabilir. Bunun için asistanlarını tembihler, her kilidi tekrar tekrar kontrol eder, arıları defalarca sayar.
Ne var ki; bütün bu tedbirlere rağmen, arılar bir fırsatını bulur kaçarlar. 26 Tanzanya kraliçe arısı, Brezilya semalarında özgürdür artık.
…ve korkulan başa gelir, kraliçe arılar bölgedeki diğer arılarla çoğalmaya başlar. Bir kraliçe arının bir koloni oluşturabileceğini düşünürsek, 26 yeni tür arı kolonisi kurulmaya başlar. Kırma arıların ne gibi özelliklere sahip olacakları ise merak konusudur.
Kerr, saçını başını yolar, asistanlarını paylar ama iş işten geçmiştir. Şimdi Kerr; kaybolan emeklerine mi, yoksa kırma arı tehlikesine mi yanmalıdır? Kırma arıların tehlikeli olabileceğini bilir, zira kırma ırkların (pitbull gibi) genelde daha tehlikeli oldukları bilinen bir gerçektir.
Biyolog’un düşündüğü gibi, karma arılar daha tehlikelidir ve öldürücü etkiler bırakabilirler. Daha sonra Africanized bee (Afrikalılaşmış arı) ve katil arılar adını alan ve hızlı bir şekilde çoğalmaya devam eden bu bal arıları Amerika kıtasını hızla kaplarlar. Önce Meksika’ya (1989), ardından da ABD’nin güneyine (1997) yayılırlar. Kovanlarını üs gibi kullanır, civarda adeta kuş uçurtmazlar. Üstelik istedikleri yerlere kovan kurarlar: Bazen bir evin saçağına bazen de bir tarlanın ortasına.
Velev ki biri kovan veya bir ferdlerine zarar versin, anında bulur ve misilleme yaparlar. Yine de kendilerine zarar vermeyenlere pek yanaşmaz, insanoğlu kadar vahşi olamazlar.
Bu arıların bal üretimi normallerinden daha fazla olduğu için, bazı arı yetiştiricileri tarafından yetiştirilirler. Ancak çoğu yetiştirici buna yanaşmaz, çünkü Afrikalılaşmış arıların yetiştiriciliğe uygun olmayan bazı özellikleri vardır:
Daha sık oğul verirler.
Mevsimsel yiyecek azlığına bağlı olarak göç etme eğilimindedirler.
Arı yetiştiricisinin kovanlarıyla uğraşmasına tepki olarak daha sık kaçarlar. (Bir arı kolonisi topluca kovandan ayrılıp başka bir yere yerleşir. Ara ki bulasın.)
Kolonilerin kendilerini savunma gücü daha fazladır.
Avrupalı akrabalarından daha sık yer oyuklarında yaşarlar.
Kovan çevresindeki alarm bölgeleri daha geniştir ve kovanı daha agresif bir şekilde korurlar.
Kovan içindeki “nöbetçi” arıların yüzdesi, normallerinden çok daha fazladır.
Bunun yanında uzun süreli besin toplayamamaya dayanıksızdırlar. Kışların çok soğuk geçtiği veya yazların çok kurak olduğu bölgelere yayılamazlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar