bugün
- bugün de meme atan olmaması5
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı7
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek7
- lahmacunu elle yiyen kız18
- olduğundan genç göstermek10
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır8
- bütün kapalılar imha edilsin diyen kadın2
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı2
- citroen in volkswagen den daha pahalı olması4
- sözlük kadınları5
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı4
- akıllarını erkek analiziyle yitiren sözlük kızları4
- evlilikteki en büyük sorun3
- ez te hezdikim6
- dünya kupasından banane diyen erkek7
- femboy erkeklere yürüyen dayılar3
- 22 haziran 20262
- meslek seçiminde ilgi alanları mı maddiyat mi4
- üniversite sınavına geç kalmak7
- alevilerde muhammed ismi5
- kadınlar porno izler mi sorunsalı4
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı6
- istanbul6
- balkonu camla kaplatmak7
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan4
- paris te son tango2
- wc den elenerek dünyada dalga konusu olmamız4
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı49
- opel omega b2
- 2026 dünya kupası14
- milli takımımızın balonu patladı7
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- akıllarını kadın analiziyle yitiren erkek yazarlar2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- futbol13
- elmas bey biraderin çaylak olması5
- red bull2
- sigaranın içinde 4 bin çeşit zehir olması2
- 22 yaşında kız 41 yaşında erkek ilişkisi2
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- yenidünya2
- yazarların en sevdiği meyve9
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler6
- pornoyu bırakmak5
- güne bir şarkı bırak18
- fransız arabalarının tekerlekli tabut olması2
- fas'ın dünya kupasında dördüncü olması2
- köyde gece tuvalete gitmek6
- iran4
Ne olduğundan çok nasıl yapıldığı daha önemlidir ve bu genel olarak "korku" ile yapılır.
ülkemizi ele alırsak; seksen dönemi dendi ki;
"kominizm gelecek. herkesi köleleştirip, kişiliğimize, malımıza ve hatta namuzumuza el koyacak." bu bir şekilde korku yarattı.
diğer bir taraftan;
"faşizm gelecek. kendi gibi düşünmeyen herkesi ve her şeyi yok edecek." bu da bir şekilde korku yarattı.
diğer bir taraftan;
"din elden gidiyor!" bu başlı başına bir korkuydu zaten.
Sonrasında darbe oldu ve bu korkular yerini güven ortamına bıraktı. sonrasında halk askerden korktu, kendisine samimi gelen ve herkesi kucaklayacağını vaad eden özal'ı başa getirdi. Süngü kısa vadede güvenilir olsa da her zaman korkulan bir şeydi.
Bu kısa bir örnekti ve tüm insanlık tarihine baktığımızda bir çok örneği görülebilir. Ancak daha derin incelendiğinde ve düşünüldüğünde görülecektir ki korku üzerinden yapılan siyaset kısa vadede işe yarasa da uzun vadede geçerliliğini kaybedecektir. Çünkü bu korkuların çoğu sunni ve gerçekleşmeyecek şeylerdir.
işte burada devreye siyaset bilimi giriyor. Bu korkuları yönlendirebilir ve değiştirebilirseniz, sürekli hakim güç olursunuz.
Gerekirse kendi ikiz kulelerinizi ve vatandaşlarınızı öldürürsünüz. sonra bunları yapan teröristlerin peşine düşer, operasyonlar yaparsınız. korkuyu yaratır ve bunu yönetirsiniz.
bunu başka bir ülke yaptığında kolaylıkla görebilir ancak kendi içinizde olduğunda kabul etmek istemezsiniz.
gezide yan yana durup; "diktatör tayyeap'e karşı direniyoruz" diyenlerin babaları, birbirini faşist ya da kominist diyerek döven, vuran kişilerdi. Demek ki korkular değişince, taraflar da değişebiliyormuş.
Burada önemli olan, bu korkuyu kimin yarattığı ve yönetmeye çalıştığıdır.
Gönül ister ki siyaset korku üzerinden değil de gerçekten bir plan dahilinde ve insanlık menfaati için yapılsın. Ancak "insan, insanın kurtudur" diye düşünürsek, menfaatler çakıştığında, ortada ne hümanizm kalıyor ne de değerler.
düzetlme : imla
ülkemizi ele alırsak; seksen dönemi dendi ki;
"kominizm gelecek. herkesi köleleştirip, kişiliğimize, malımıza ve hatta namuzumuza el koyacak." bu bir şekilde korku yarattı.
diğer bir taraftan;
"faşizm gelecek. kendi gibi düşünmeyen herkesi ve her şeyi yok edecek." bu da bir şekilde korku yarattı.
diğer bir taraftan;
"din elden gidiyor!" bu başlı başına bir korkuydu zaten.
Sonrasında darbe oldu ve bu korkular yerini güven ortamına bıraktı. sonrasında halk askerden korktu, kendisine samimi gelen ve herkesi kucaklayacağını vaad eden özal'ı başa getirdi. Süngü kısa vadede güvenilir olsa da her zaman korkulan bir şeydi.
Bu kısa bir örnekti ve tüm insanlık tarihine baktığımızda bir çok örneği görülebilir. Ancak daha derin incelendiğinde ve düşünüldüğünde görülecektir ki korku üzerinden yapılan siyaset kısa vadede işe yarasa da uzun vadede geçerliliğini kaybedecektir. Çünkü bu korkuların çoğu sunni ve gerçekleşmeyecek şeylerdir.
işte burada devreye siyaset bilimi giriyor. Bu korkuları yönlendirebilir ve değiştirebilirseniz, sürekli hakim güç olursunuz.
Gerekirse kendi ikiz kulelerinizi ve vatandaşlarınızı öldürürsünüz. sonra bunları yapan teröristlerin peşine düşer, operasyonlar yaparsınız. korkuyu yaratır ve bunu yönetirsiniz.
bunu başka bir ülke yaptığında kolaylıkla görebilir ancak kendi içinizde olduğunda kabul etmek istemezsiniz.
gezide yan yana durup; "diktatör tayyeap'e karşı direniyoruz" diyenlerin babaları, birbirini faşist ya da kominist diyerek döven, vuran kişilerdi. Demek ki korkular değişince, taraflar da değişebiliyormuş.
Burada önemli olan, bu korkuyu kimin yarattığı ve yönetmeye çalıştığıdır.
Gönül ister ki siyaset korku üzerinden değil de gerçekten bir plan dahilinde ve insanlık menfaati için yapılsın. Ancak "insan, insanın kurtudur" diye düşünürsek, menfaatler çakıştığında, ortada ne hümanizm kalıyor ne de değerler.
düzetlme : imla
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar