bugün
- kendin hakkında bir entry bırak7
- apo'nun villası11
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- date'e çıkmak isteyen burnunu yaptırmış kız3
- diablo 56
- hoşgeldin kocacığım7
- gs sarısı ile gs kırmızısını karıştırmak3
- sinek as'a parfüm önerileri4
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- tom barrack7
- rtük ün evlendirme programlarını yasaklaması3
- arwen4
- müslüman bir millet olmamız2
- erkekler neden evlenmek ister15
- anadoludaki belediyeye dönmüş üniversiteler2
- silvermist yazare2
- para yok huzur var11
- adananın görseli2
- rad suresi 26 ayet4
- günlük 200 liraya çalışmak2
- tokmakçının anlamını bilmeyen kız5
- dede tavsiyeleri6
- çomartokrasi4
- hangi sözlük kızısın10
- kürdü sevin21
- spor yaparken tayt giymenin asıl amacı5
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya12
- saddam hüseyin9
- rock grubu kurmak için köyden beyoğluna gelmek6
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı18
- regl olan kadına söylenmemesi gerekenler7
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez9
- gregor samsa3
- günün sözü11
- seninle şöyle olabildik6
- yusuf suresi 39 ayet2
- sizi bütün milletlere üstün kıldığımı hatırlayın5
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- olympique marseille4
- erkek aşagı erkek yukarı6
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- sözlük erkeklerini annelerine şikayet etmek3
- araba alınca yapılacak şımarıklıklar8
- etiyopya2
- borsada dönen dönerler4
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz3
- güne almanca bir cümle bırak11
- beşiktaş7
- oy kullanmak suretiyle hükümeti devirmeye çalışmak3
- husilerin artık çok olmaya başlaması3
hayvanları küçümsemeyerek, kedi hayvanından hayata dair gerçekleri öğrenen kişinin mezuniyet ilamıdır.
içindekiler:
1- Anne babası belirsiz tiplerle ilk tanışma
2- Şans diye bir şey varsa, benim asla sahip olamayacağım gerçeği
3- Her an her şeye hazırlıklı olunmasının gerektiği (bkz: stand by)
4- Yeni neslin şanslı olduğu gerçeği
not: gerçek bir hikayeden yuvarlanmıştır.
--spoiler--
4-5 yaşlarındayım. Evet inanması zor ama bir zamanlar o yaşlardayım, Neyse kalp ilacımı almayı unuttuğum günlerden birinde, ne diyordum. Haa! kedi yavrusu seviyoruz dadaşlar diyarında ki apartmanımızın önünde.
Anne babası belirsiz tiplerle ilk tanıştığım, sık sık meydana gelen depremlerin etkisi ile altıma yapmışlığımın olduğu dönemler, ayrıca nerdee o eski bayramlar! Ebeveynleri belirsiz o tipe bir şey battı ve kediyi kucaklayıp bizi kovalamaya karar verdi aniden.
Madem bir kovalayan var, biz de kaçan kovalanır deyimini tamamlayalım diyerek kaçmaya koyulduk. Çil yavrusu gibi (gerçekten yavruyuz bu ara da) kaçışmaya başladık. Ayrılırsak dikkati dağılır diye dağıldık ya da beni tanıdılar siz kaçın diyerek kendimi ateşe attım. Tam emin değilim. Bilin bakalım küçük çöp kime çıktı? Bilemediniz! Bana tabii. Tamir edilmesi imkansız olan kanı bozuk, herkesi bıraktı benim yakamı bırakmadı. Düştü peşime.
Bağıra bağıra koşar iken bir yokuş fark ettim. Oh be! tamam şimdi kurtuldum diyerek, yokuş aşağı koşturmaya başladım. Hikayemizin kötü başrolü rampanın başında durdu. Neden durdu? Niçin durdu? Kafamda deli sorular. Yırttım galiba (ama neyi bilmeden) diye içimden nara atmam ile, kediyi havaya fırlatması ve benim kediye kafamın üzerinde yerin var demem bir oldu. Malum misafirperverlikte aceleci olmak gerek. Hayatta şansın benden yana olmayacağı, yokuş aşağı havaya fırlatılmış bir kedinin milyonda bilmem kaç ihtimal ile iniş pisti olarak başımı kullanmasından belli olmuştu. işte ilk estağfirullah diyerek, şans oyunlarına tövbe edişim de tam bu zamanlara denk gelmiştir.
iki korkak bir hamama yakışır misali, kedicik korkuyor ben korkuyorum. Ama ben kediyi tırmalamıyorum. Tam bu esnada kedicik yanağımdan bir dal alıp, beni ümitlendirmek suretiyle duygularımla oynadı. Sonradan vicdan azabı duymuş olmalı ki, ahirete intikal etmeye karar verdi. işte tam bu evrede, devreye sevgili anneciğim giriyor. Annemin yanacığımdaki tırnak izlerinin ihtiraslı bir kız arkadaş tarafından meydana getirilmediğini fark etmesi pek uzun sürmedi. Hiç uzun sürmedi. Sürmedi işte. Çirkinim evet!
Yeri gelmişken anneme;
Tırnak izleriyle, kediciğin vefatını Hercule Poirot'dan ödünç aldığı gri hücreler yardımıyla analiz ettikten sonra, kediciğin kuduz olduğu sonucuna ulaşarak hayatımı kurtardığı için teşekkür etmek istiyorum. Ve hemen geri alıyorum. Çünkü akabinde 40 gün boyunca gezmelerdeyiz edasıyla sizin anlayacağınız annemin beni gezmeye gidiyoruz diye kandırması ile, aç olmamasına rağmen karnım, iğne taarruzuna uğramıştır.
Bahsi geçen iğneler, koca koca bilgisayarların ebat ve nesildaşı olan iğneler. Diğer 10 tanesinin saldırı mevkisini söylemem pek mümkün görünmüyor. Günümüzde kuduz hastalığının, bir iki iğnelik işi var. Yeni nesil çok şanslı vesselam.
--spoiler--
içindekiler:
1- Anne babası belirsiz tiplerle ilk tanışma
2- Şans diye bir şey varsa, benim asla sahip olamayacağım gerçeği
3- Her an her şeye hazırlıklı olunmasının gerektiği (bkz: stand by)
4- Yeni neslin şanslı olduğu gerçeği
not: gerçek bir hikayeden yuvarlanmıştır.
--spoiler--
4-5 yaşlarındayım. Evet inanması zor ama bir zamanlar o yaşlardayım, Neyse kalp ilacımı almayı unuttuğum günlerden birinde, ne diyordum. Haa! kedi yavrusu seviyoruz dadaşlar diyarında ki apartmanımızın önünde.
Anne babası belirsiz tiplerle ilk tanıştığım, sık sık meydana gelen depremlerin etkisi ile altıma yapmışlığımın olduğu dönemler, ayrıca nerdee o eski bayramlar! Ebeveynleri belirsiz o tipe bir şey battı ve kediyi kucaklayıp bizi kovalamaya karar verdi aniden.
Madem bir kovalayan var, biz de kaçan kovalanır deyimini tamamlayalım diyerek kaçmaya koyulduk. Çil yavrusu gibi (gerçekten yavruyuz bu ara da) kaçışmaya başladık. Ayrılırsak dikkati dağılır diye dağıldık ya da beni tanıdılar siz kaçın diyerek kendimi ateşe attım. Tam emin değilim. Bilin bakalım küçük çöp kime çıktı? Bilemediniz! Bana tabii. Tamir edilmesi imkansız olan kanı bozuk, herkesi bıraktı benim yakamı bırakmadı. Düştü peşime.
Bağıra bağıra koşar iken bir yokuş fark ettim. Oh be! tamam şimdi kurtuldum diyerek, yokuş aşağı koşturmaya başladım. Hikayemizin kötü başrolü rampanın başında durdu. Neden durdu? Niçin durdu? Kafamda deli sorular. Yırttım galiba (ama neyi bilmeden) diye içimden nara atmam ile, kediyi havaya fırlatması ve benim kediye kafamın üzerinde yerin var demem bir oldu. Malum misafirperverlikte aceleci olmak gerek. Hayatta şansın benden yana olmayacağı, yokuş aşağı havaya fırlatılmış bir kedinin milyonda bilmem kaç ihtimal ile iniş pisti olarak başımı kullanmasından belli olmuştu. işte ilk estağfirullah diyerek, şans oyunlarına tövbe edişim de tam bu zamanlara denk gelmiştir.
iki korkak bir hamama yakışır misali, kedicik korkuyor ben korkuyorum. Ama ben kediyi tırmalamıyorum. Tam bu esnada kedicik yanağımdan bir dal alıp, beni ümitlendirmek suretiyle duygularımla oynadı. Sonradan vicdan azabı duymuş olmalı ki, ahirete intikal etmeye karar verdi. işte tam bu evrede, devreye sevgili anneciğim giriyor. Annemin yanacığımdaki tırnak izlerinin ihtiraslı bir kız arkadaş tarafından meydana getirilmediğini fark etmesi pek uzun sürmedi. Hiç uzun sürmedi. Sürmedi işte. Çirkinim evet!
Yeri gelmişken anneme;
Tırnak izleriyle, kediciğin vefatını Hercule Poirot'dan ödünç aldığı gri hücreler yardımıyla analiz ettikten sonra, kediciğin kuduz olduğu sonucuna ulaşarak hayatımı kurtardığı için teşekkür etmek istiyorum. Ve hemen geri alıyorum. Çünkü akabinde 40 gün boyunca gezmelerdeyiz edasıyla sizin anlayacağınız annemin beni gezmeye gidiyoruz diye kandırması ile, aç olmamasına rağmen karnım, iğne taarruzuna uğramıştır.
Bahsi geçen iğneler, koca koca bilgisayarların ebat ve nesildaşı olan iğneler. Diğer 10 tanesinin saldırı mevkisini söylemem pek mümkün görünmüyor. Günümüzde kuduz hastalığının, bir iki iğnelik işi var. Yeni nesil çok şanslı vesselam.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar