bugün
- bir ilişkiyi kim yönetir17
- sandalye8
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- en gıcık olunan insan davranışı4
- yapsam yaptım derim3
- pandela 319
- velvet48
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek5
- aleyna tilki5
- sikişirken hüzünlenmek4
- kürt hareketinin devşirme olması15
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- fondöten sürmek3
- brokoli3
- xiaomi redmi a32
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı3
- samsung3
- ciguli kral16
- sokuk yazarlar3
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- ümraniye de erkeğin iffetiyle oynayan kadın2
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- elektriği ödeyen adam7
- amedspor12
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- mony tontana11
- memduh bashgan9
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- bik bik kaç yaşında10
- ahtapot yemek9
- yürüyüş flörtü9
- 2026 dünya kupası33
- taksim delisi cenk4
- deniz göktaş34
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- m r e r e c t o4
- evde kalmış kız kurusu7
- scary movie 63
- ismet el pedro nunez de balboa luis albertoevi3
- sözlükte kavga olacak hissi5
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- birader yazarlar bey biraderlerdir3
- sikmek icin entry ni beğendi6
- fuhuş operasyonunda veresiye defteri bulunması3
- kanada8
- fas7
fakir insanların zengin memleketi.
eğer her hangi bir köyünde önünden geçtiğiniz evde ekmek pişiyorsa -ki burada insanlar ekmeklerini kendi pişirirler- bir ekmeğin ne kadar güzel koktuğuna tanık olabilirsiniz.hiç tanımadığınız yaşlı bir nine sizi bağrına basıp ''oğul'' diye sevebilir.üzerine yağ sürülmüş köy ekmeğini yerken büyükşehirlerde balkonda mangal yapıp,sokaktaki çocukların ağızlarının suyunu akıttıran eşşoğlubeşkulaklar gelir gözünüzün önüne.
eğer festival zamanına denk gelirseniz cengelek yaylasında ömrünüzde yemiş olduğunuz en lezzetli döneri yersiniz.
yazın cennet olur şavşat,yeşilin binbir rengini görür,dokunur,koklarsınız.
iki gün kalsanız üçüncü gün , başka şehirlerde size hiç garip gelmeyen eksoz kokusu burada sizi kusturur.
eğer yanınızda yöreyi tanıyan bir arkadaşınız varsa yakın köylere ormanın içinden yaya giderek,arabayla yılankavi yollardan dolaşarak gidenlere oranla daha çabuk varabilirsiniz.(ulaşım inanılmaz pahalıdır,çünkü yollar çok kötü ve dolambaçlıdır,örneğin 17 kilometrelik şavşat-tepeköy yolunu arabayla 40 dakikaya anca aşarsınız)1 saatlik bir orman yürüyüşüne bile çıkıyor olsanız yanınıza mutlaka ateşli silah veya kesici alet alın,yolunu şaşırmış bir yaban hayvanı bazen çok tehlikeli olabiliyor.
ilçe merkezi hariç bütün köyler kaynak suyu kullanır,bunun için köylerde su içtiğiniz çeşmelerde vana aramayın.
insanları inanılmaz sıcakkanlıdır.hiç abartmıyorum yolda kalmanız veya benzer bir aksilik durumunda kapısını çaldığınız her evde misafir olabilirsiniz.tanımadığınız bu evde sizin için oğluna,kızına sakladığı temiz çarşafları çıkaran,,sabahın köründe taze süt içebilesiniz diye ahırda inekle boğuşan,arıcı elbiselerini giyip kovandan hakiki petek balı çıkaran bu yaşlı,romatizmalı insanları görünce insanlığınızdan utanırsınız.
ayrılık vakti gelince elinizi cebinize atıp ege'deki pansiyon ücretlerinin 3 katı bir parayı ev sahibi yaşlı amcanın cebine koymak istersiniz,kendilerine hakaret edilmiş sayarlar,işte o an dünyada bu yaşlı dedenin bakır ve çay fabrikalarında kütleşmiş,sakat parmaklı elleri kadar mübarek,kutsal bir el olmadığına yemin edebilirsiniz.
''hakkını helal et bir isteğin var mı dede çarşıdan'' diyebilirsiniz ancak utanmış ve mahcup sesinizle...
yaşlı nine yazmasıyla ağzını tutarken,yaşlı dede bir an kafasını önüne eğer,bastonuyla toprağı eşelerken dünyanın en sert yüreğini bile yumuşatacak o sesle;
-''var ama oğul nasıl diyem bilmamki misafira karşi ayiptur,na der sora koni komşi''der.
yaşlı dedenin canını sıkan şeyin samanlığın yan yatan direği olduğunu öğrenirsiniz.3 metre boyunda futbol topu çapında bir direk ha yıkıldım ha yıkılacam diye size bakmaktadır.eğer direk yıkılırsa samanlığın çatısı da çökecektir.
diğer arkadaşınız bir sırıkla çatıyı hafiften kaldırırken siz de direği yerine oturtursunuz.iki tane de 10luk çivi çaktıktan sonra sağlamlığını muayene ederken yaşlı dede size dönüp;
-ay oğul kusurumuza kalmiyasın abu nalet futuğ olmasa ben sani heç çiğardurdum orya'' der.
gömleğinizi giydikten sonra dedeye göre tamiri imkansız olmayan ancak sizin iki dakikada hallettiğiniz çatı için binbir türlü iltifat alırsınız.
oğullarını yazdan yaza gören bu yaşlı insanların hayır duasını aldıktan sonra bu güzel yer daha içten daha samimi görünür size.
işte öyle bir memlekettir şavşat.
eğer her hangi bir köyünde önünden geçtiğiniz evde ekmek pişiyorsa -ki burada insanlar ekmeklerini kendi pişirirler- bir ekmeğin ne kadar güzel koktuğuna tanık olabilirsiniz.hiç tanımadığınız yaşlı bir nine sizi bağrına basıp ''oğul'' diye sevebilir.üzerine yağ sürülmüş köy ekmeğini yerken büyükşehirlerde balkonda mangal yapıp,sokaktaki çocukların ağızlarının suyunu akıttıran eşşoğlubeşkulaklar gelir gözünüzün önüne.
eğer festival zamanına denk gelirseniz cengelek yaylasında ömrünüzde yemiş olduğunuz en lezzetli döneri yersiniz.
yazın cennet olur şavşat,yeşilin binbir rengini görür,dokunur,koklarsınız.
iki gün kalsanız üçüncü gün , başka şehirlerde size hiç garip gelmeyen eksoz kokusu burada sizi kusturur.
eğer yanınızda yöreyi tanıyan bir arkadaşınız varsa yakın köylere ormanın içinden yaya giderek,arabayla yılankavi yollardan dolaşarak gidenlere oranla daha çabuk varabilirsiniz.(ulaşım inanılmaz pahalıdır,çünkü yollar çok kötü ve dolambaçlıdır,örneğin 17 kilometrelik şavşat-tepeköy yolunu arabayla 40 dakikaya anca aşarsınız)1 saatlik bir orman yürüyüşüne bile çıkıyor olsanız yanınıza mutlaka ateşli silah veya kesici alet alın,yolunu şaşırmış bir yaban hayvanı bazen çok tehlikeli olabiliyor.
ilçe merkezi hariç bütün köyler kaynak suyu kullanır,bunun için köylerde su içtiğiniz çeşmelerde vana aramayın.
insanları inanılmaz sıcakkanlıdır.hiç abartmıyorum yolda kalmanız veya benzer bir aksilik durumunda kapısını çaldığınız her evde misafir olabilirsiniz.tanımadığınız bu evde sizin için oğluna,kızına sakladığı temiz çarşafları çıkaran,,sabahın köründe taze süt içebilesiniz diye ahırda inekle boğuşan,arıcı elbiselerini giyip kovandan hakiki petek balı çıkaran bu yaşlı,romatizmalı insanları görünce insanlığınızdan utanırsınız.
ayrılık vakti gelince elinizi cebinize atıp ege'deki pansiyon ücretlerinin 3 katı bir parayı ev sahibi yaşlı amcanın cebine koymak istersiniz,kendilerine hakaret edilmiş sayarlar,işte o an dünyada bu yaşlı dedenin bakır ve çay fabrikalarında kütleşmiş,sakat parmaklı elleri kadar mübarek,kutsal bir el olmadığına yemin edebilirsiniz.
''hakkını helal et bir isteğin var mı dede çarşıdan'' diyebilirsiniz ancak utanmış ve mahcup sesinizle...
yaşlı nine yazmasıyla ağzını tutarken,yaşlı dede bir an kafasını önüne eğer,bastonuyla toprağı eşelerken dünyanın en sert yüreğini bile yumuşatacak o sesle;
-''var ama oğul nasıl diyem bilmamki misafira karşi ayiptur,na der sora koni komşi''der.
yaşlı dedenin canını sıkan şeyin samanlığın yan yatan direği olduğunu öğrenirsiniz.3 metre boyunda futbol topu çapında bir direk ha yıkıldım ha yıkılacam diye size bakmaktadır.eğer direk yıkılırsa samanlığın çatısı da çökecektir.
diğer arkadaşınız bir sırıkla çatıyı hafiften kaldırırken siz de direği yerine oturtursunuz.iki tane de 10luk çivi çaktıktan sonra sağlamlığını muayene ederken yaşlı dede size dönüp;
-ay oğul kusurumuza kalmiyasın abu nalet futuğ olmasa ben sani heç çiğardurdum orya'' der.
gömleğinizi giydikten sonra dedeye göre tamiri imkansız olmayan ancak sizin iki dakikada hallettiğiniz çatı için binbir türlü iltifat alırsınız.
oğullarını yazdan yaza gören bu yaşlı insanların hayır duasını aldıktan sonra bu güzel yer daha içten daha samimi görünür size.
işte öyle bir memlekettir şavşat.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar