bugün
- sözlüğün en şişko kadın yazarı7
- tai lung17
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması17
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- kylie jenner6
- ameliyat olmak15
- sözlük kızlarının şişko olması4
- raikagetokatlayan4
- ulusalcılar5
- evin içinde atletsiz tişörtsüz dolaşmak2
- hoşgörü dini islam11
- sözlük kızları neden böyle değil sorunsalı4
- ateist dövmek11
- kemalistler16
- denize girmek4
- türklerin pis olması8
- velvet52
- usualsuspect'in istemeyeceği en son durum5
- şeyhin götüne priz sokmak5
- ümmetçiler4
- erector dedemiz5
- bu hesap gizlidir3
- ona bir cümle bırak10
- yakışıklı olmanın faydaları5
- velvet hanımkızımız8
- 0 0 719
- chp de 26 il başkanının görevden alınması2
- aktif gay3
- ahmet burak erdoğan8
- sevgililer nerede seks yapıyor9
- seni ne mutlu eder sorusu4
- hergün dondurma yenir mi4
- fatır suresi 41 ayet3
- almanya milli futbol takımı2
- aşure vs waffle8
- sarapci koala4
- türk kahvesi eşlikçisi6
- israil10
- tl4
- akepede kliklerin savaşı11
- türkiye14
- muşlettin amca2
- kemalist dünya27
- hiçbir şey bilmeyip üst kademede çalışmak5
- iremga3
- bugün ne yaptınız6
- kürtler sizden nefret ediyor5
- futbol33
- klavyenizde ben aslında yazdıktan sonra ne çıkıyor7
- kylian mbappe2
türkiye gibi, gelenekselci, en fazla bağıranın iktidar olduğu ülkelerde asla gerçekleşmeyecek yönetim şeklidir.
ülkemizde yıllardır süregelen iktidarlar, hep alt zeka seviyesinde eşitlikçi olmuşlardır. vatandaş da "aa bak aynı biz gibi" dediği tiplere "basmış oyu"... oysa bir politikacının aynı sen gibi olması (ya da öyle görünmesi) seni iyi yönetebileceği anlamına gelmez. sen zaten zeka-vizyon-müteşebbislik özelliklerinden birine ya da bir kaçına sahip olsaydın, sıradan bir vatandaş değil, ülkenin önde gelen başarılı insanlarından biri olurdun. sana senin gibi başarısız ve ortalama zekaya sahip politikacılar değil, seni silkeleyip kendine getirecek, atalet duygusundan arınmanı sağlayacak vizyoner devlet adamları lazımdır.
köylü sülo'dan halk adamı ecevite, kasımpaşalı tayyib'e kadar bu gelenek hep sürmüştür. halk kendine yakın bulduğuna vermiştir oyunu. oysa ülkeyi aldığı yerden daha ileriye götürmek için "halka benzemek" iş değil, halktan farklılaşıp * onu bir yerlere taşıyacak liderlik vasfını ortaya koymaktır önemli olan.
meritokrasi falan boş işler salla gitsin. bu aralar "demokrasi" moda. sokakta kime sorsan; "türban bizim demokratik hakkımız" diyor. dtp'ye sorsan bizim mehmetçiğimize kurşun sıkan kansızlar da demokrasi savaşçıları. bağlı bulundukları legal örgütün adı bile demokrasiyle başlıyor.
ya biz bu demokrasi kelimesinin içini kabak gibi oyup her halta salça yapmışız, ya da bizim bildiğimiz demokrasiyle bunların bildiği demokrasi birbirinden bir hayli farklı.
ne diyorduk; meritokrasi. boşver meritokrasiyi, tayyip'in ağzından çıkmayan kelimeyi bizim vatandaş kelimeden saymıyor. önce o bir kelime edecek, o kelimenin kızlığını bozacak, ondan sonra simitçisi, kestanecisi bu kelimeleri ağzına sakız yapacak.
ama meritokrasi kelimesini başbakanın ağzından çıkarmasını beklemeyin sakın. çünkü tanımda ne deniyor; "Yönetim gücünün, başarılı ve yetenekli olan kişilerden oluşması ilkesine dayanan yönetim biçimi." hiç de kasımpaşalı eski futbolcuların hasbelkader ülke yönetimine geldiği ya da getirtildiği yönetim biçimi demiyor. demek ki bu kavram bize uzak.
cumhurbaşkanının eşi türbanlı olur mu?
malezya olur muyuz?
türban üniversitelere serbest olsun mu?
meritokrasi mi? siktir et meritokrasiyi.
ülkemizde yıllardır süregelen iktidarlar, hep alt zeka seviyesinde eşitlikçi olmuşlardır. vatandaş da "aa bak aynı biz gibi" dediği tiplere "basmış oyu"... oysa bir politikacının aynı sen gibi olması (ya da öyle görünmesi) seni iyi yönetebileceği anlamına gelmez. sen zaten zeka-vizyon-müteşebbislik özelliklerinden birine ya da bir kaçına sahip olsaydın, sıradan bir vatandaş değil, ülkenin önde gelen başarılı insanlarından biri olurdun. sana senin gibi başarısız ve ortalama zekaya sahip politikacılar değil, seni silkeleyip kendine getirecek, atalet duygusundan arınmanı sağlayacak vizyoner devlet adamları lazımdır.
köylü sülo'dan halk adamı ecevite, kasımpaşalı tayyib'e kadar bu gelenek hep sürmüştür. halk kendine yakın bulduğuna vermiştir oyunu. oysa ülkeyi aldığı yerden daha ileriye götürmek için "halka benzemek" iş değil, halktan farklılaşıp * onu bir yerlere taşıyacak liderlik vasfını ortaya koymaktır önemli olan.
meritokrasi falan boş işler salla gitsin. bu aralar "demokrasi" moda. sokakta kime sorsan; "türban bizim demokratik hakkımız" diyor. dtp'ye sorsan bizim mehmetçiğimize kurşun sıkan kansızlar da demokrasi savaşçıları. bağlı bulundukları legal örgütün adı bile demokrasiyle başlıyor.
ya biz bu demokrasi kelimesinin içini kabak gibi oyup her halta salça yapmışız, ya da bizim bildiğimiz demokrasiyle bunların bildiği demokrasi birbirinden bir hayli farklı.
ne diyorduk; meritokrasi. boşver meritokrasiyi, tayyip'in ağzından çıkmayan kelimeyi bizim vatandaş kelimeden saymıyor. önce o bir kelime edecek, o kelimenin kızlığını bozacak, ondan sonra simitçisi, kestanecisi bu kelimeleri ağzına sakız yapacak.
ama meritokrasi kelimesini başbakanın ağzından çıkarmasını beklemeyin sakın. çünkü tanımda ne deniyor; "Yönetim gücünün, başarılı ve yetenekli olan kişilerden oluşması ilkesine dayanan yönetim biçimi." hiç de kasımpaşalı eski futbolcuların hasbelkader ülke yönetimine geldiği ya da getirtildiği yönetim biçimi demiyor. demek ki bu kavram bize uzak.
cumhurbaşkanının eşi türbanlı olur mu?
malezya olur muyuz?
türban üniversitelere serbest olsun mu?
meritokrasi mi? siktir et meritokrasiyi.
Gündemdeki Haberler