bugün
- casperlar daltonlar redkitler şirinler4
- monica bellucci'ye aşık olmak3
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması6
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- çerçeve yasa30
- türbede dua etmenin şirk olması14
- sokakta öpüşmek7
- engelleyen insan kibri6
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- mısır'ın mekke anlaşması'na katılmaması2
- ben bir ceviz agacıyım6
- yurt dışı çıkış harcı8
- sürekli kendini öven insan6
- beyazconverse6
- dilan4
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- apo milletvekili olursa olacaklar3
- ey sözlük ahalisi öyle aşığım ki3
- romelu lukaku8
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması8
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor6
- mezarlıkta ağlayan kızın asıl amacı5
- nervio hamferdi3
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- arkadaşlar bakar mısınız3
- nakşibendi tarikatının halidi kolundanım6
- satürnün halkasına imam hatip açmak6
- yazarların son içtiği içecek4
- g i l d e d l i l y11
- sözlükten giden yazarların hemen unutulması2
- yumurtalı ekmeğe french toast diyen elitist2
- sadece başlığı açacak kadar düşünebilmek4
- rüyalar aleminden ruhlar alemine geçiş3
- yumurtayı sucuklu yiyen insan kibri3
- evde fare görmek6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı10
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- biliyorum ama soylemem3
- arkadaşlar nick altılarda kavga etmeyiniz5
- dump atan erkek mi olur aw4
- askeri imam hatip lisesi5
- insanları kuşaklara ayırmak vs burçlara ayırmak3
- ümmetçilerin apo sevgisi6
- arkadaşlar salam3
- dağ evi3
- sözlüğün dili olsa da konuşsa4
- beş parmaktan kilo analizi yapmak2
- hangi üye hangisiydi hepsi karıştı6
- fake hesapları ciddiye alamamak2
vicdan işidir.
SIR
1919 yılı idi.
istanbul baştan aşağı ingilizlerin işgali altındaydı.
Liseyi yeni bitirmiştim.
Güzel bir kızdım.
Dünürler gelmeye başladılar.
Biri avukatmış.
Gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı; beğendim.
Nişanlandık.
Nişanlımı seviyordum.
Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler hazırlıyordum.
Ama çok geçmedi ki mahallede bir dedikodu yayıldı.
Ayşe'nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş, dediler.
Alt üst oldum.
Babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu.
Yıkıldım.
Nişan atıp, ayrıldık.
Aradan 5 yıl geçti.
Evlenmiştim.
Bir de çocuğum olmuştu.
1924 yılıydı.
Artık ülkemiz özgürdü.
Bir gün Beyoğlu'nda rastladım ona.
Oğlum yanımdaydı.
Beni görünce titredi, ceketini düğmeledi.
Saygı göstererek durdu önümde.
Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim, dedi.
Olur, dedim
Bir büroya girdik.
Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda adı yazıyordu; içerde yardımcıları çalışıyordu.
Siz gerçekten avukat mısınız, dedim.
Evet, dedi.
Peki, avukatsınız da neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz, diye sordum.
Durdu, başı öne eğildi.
Beni affedin, dedi.
istanbul işgal altındaydı.
Her taraf ingiliz askeri kaynıyordu.
Her şeyi didik didik arıyorlardı.
Biz de Anadoluya Milli kuvvetlere ancak, cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk.
Bu ülke için hayati bir işti.
Bunu size bile söyleyemezdim
SIR
1919 yılı idi.
istanbul baştan aşağı ingilizlerin işgali altındaydı.
Liseyi yeni bitirmiştim.
Güzel bir kızdım.
Dünürler gelmeye başladılar.
Biri avukatmış.
Gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı; beğendim.
Nişanlandık.
Nişanlımı seviyordum.
Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler hazırlıyordum.
Ama çok geçmedi ki mahallede bir dedikodu yayıldı.
Ayşe'nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş, dediler.
Alt üst oldum.
Babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu.
Yıkıldım.
Nişan atıp, ayrıldık.
Aradan 5 yıl geçti.
Evlenmiştim.
Bir de çocuğum olmuştu.
1924 yılıydı.
Artık ülkemiz özgürdü.
Bir gün Beyoğlu'nda rastladım ona.
Oğlum yanımdaydı.
Beni görünce titredi, ceketini düğmeledi.
Saygı göstererek durdu önümde.
Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim, dedi.
Olur, dedim
Bir büroya girdik.
Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda adı yazıyordu; içerde yardımcıları çalışıyordu.
Siz gerçekten avukat mısınız, dedim.
Evet, dedi.
Peki, avukatsınız da neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz, diye sordum.
Durdu, başı öne eğildi.
Beni affedin, dedi.
istanbul işgal altındaydı.
Her taraf ingiliz askeri kaynıyordu.
Her şeyi didik didik arıyorlardı.
Biz de Anadoluya Milli kuvvetlere ancak, cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk.
Bu ülke için hayati bir işti.
Bunu size bile söyleyemezdim
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar