bugün
- sedat pekmez33
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması7
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey9
- bir yazarı seven yazarı da sevmemek5
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- türkiye de iyi bir insan olmak4
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak8
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron9
- kısa şort giyen şişman kız4
- derealizasyon3
- yeşil gözlü bir kıza aşık olmak6
- annesizlik8
- onca zorluğun arasında mağaraya resim yapan tip5
- neden herkes aynı anda mutlu olmaya çalışıyor3
- tasavvuf4
- iran'ın bahreyn'deki abd donanmasını vurması5
- herkesin bir felsefesi olmasının imkansızlığı2
- macbook edinme sebepleri4
- fakir ve cahilken doğurmak5
- erkek regline isim önerileri4
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek5
- ona bir şey söyle12
- lahmacun yiyen erkeklerin kıro olması2
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders3
- seküler kız muhafazakar erkek birlikteliği7
- yaşayan en ünlü filozof2
- chp'nin hali ne olacak34
- müge anlı ile tatlı sert2
- fatoş pınar türker3
- chp tabanında kılıçdaroğlu'na destek yüzde 794
- otomatik şanzımanın bozulması2
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini17
- 12 haziran2
- 9 haziran 2026 barış yarkadaş'ın ağlaması2
- altının düşüşü6
- byd nin türkiye ye yapacagi yatirimdan vazgeçmesi6
- müze gezmek3
- eğitimsiz cahillerin okul okumayı aşağılaması5
- yalnızlık7
- potamya da doğmuş türk lider2
- bursa'da evden 20 ton çöp çıkarılması2
- ellerim bos gonlum hos5
- türk kızlarının sekste başarısız olması5
- selahattin demirtaş vs recep tayyip erdoğan3
- edirneli kız isimleri4
- teslimiyet3
- türkiye de protestonun lafta kalması4
- fatoş pınar türker'in sözlükte konuşulmaması2
"saat 1 i 39 geçiyor..
nisanın son demlerini yaşıyoruz..
ve belki de hayatın sunduğu şansların sonlarına yaklaşıyoruz..
o konuda net bir bilgi yok..!
saat 1,39
ve ben, uyandığım andan bu yana geçen süre bir yılı tamamlamak üzere..
içimde sürekli doğup batan bir güneş var..
benden gizli şarkılar söyleyen bin bir türlü nebatat..
saat 1,39 ve ben yalnızlığı bayram yerine çevirme denemelerindeyim…
kaybetmek bazen gereğinden fazla üzüyor…
suskun kalan bir sürü şiirle başbaşa kalıyorsun bir defa.. hiç çekilmiyor suskunlukları. o gözlerine bakarken, o gözlerinin bana baktığını görürken, o alaycı mı, sevecen mi, hisli mi, soğuk mu olduğunu bir türlü çözemediğim gülüşünü farkederken içimde tarih, felsefe ve sanat baştan yazılıyor…
umarsız bir şair efsane olma yolunda ilerliyor ruhumun derinliklerinde, bilge bir keşiş efsanevi laflar ediyor, binlerce yıl sonra konfiçyusa maledilecek laflar, klişe balıkçılar, evsiz şarapçılar ve bilimum babacan karakterleri televizyonların gerçek oluveriyor aniden ve haber vermeden hiç kimseye dünyayı gezip-görüp-geçirmiş oluyor adeta…
ve zihnimde bir cemal süreyya…
******
şimdi zihnimde cemal süreyya
oturmuş bir şiir yazıyor, kendi sesinden…
kulaklarımda paganini 25. sonatını yaratıyor
içli içli düet yapıyor cohenle tom waits
sen gelmişsin, bana katlanmaktan bahsediyorsun…
ben ölebilmenin kıyılarında gezmek için koşturuyorum yıllardır…
ve ya ölümsüzlüğü, ya hayatsızlığı arıyorum her satır arasında…
bulamadığım ama aradığım binlerce yol var, binlerce mısra arasında kaybolmuşluğum var…
ve eski mahallemizin arka bir sokağı gibi afeta zinhim…
geceleyin nerede olduğumu tam kestiremiyorum da, sen güldüğünde huzur doluyor içim..
sokağımı aydınlatıyorsun,
o top koşturduğum sokakta oturuyor olmanın huzurunu veriyorsun bana,
sonra arkanı dönüyorsun,
ve
sanırım gidiyorsun..
********
şimdi sen gidersen, benim içimdeki cemal süreyyanın sesi kısılır..
kendi sesinden şiirler yazamayabilir o zaman, bu kötü olabilir..
gidersen yollarına engel olasıca karlar yağabilir inşallah..!
ama bunlar benim umrumda olmayabilir..
sen gidersen ben başarısız bir yalancı olabilirim..
yani, şey, gitmek mi lazım..?
özür de dilerim sevgilim ama gidersen..
zira bütün bunların sadece benimle alakalı olduğunun ciddiyet ile farkındayım..
başarısızımdır zaten bu tip konularda, sevmek-sevilmek-özlemek konularında ciddi bir çözememişlik duygusu hakim..
hissi şeyler biliyorum ama, yine de ölüm kadar değil hani..
ben bu kadar zorlamamıştım ki seni…
cidden hayatımın çay bardağına doldurulmuş orta demli çayı..
şimdi çok zamansız değil mi gidecek bir yolun içinde olmak..
benlik bir sorun yok, ama şu yeni aldığım beyaz betta yok mu, o diyor ki giderse bana nazar değebilir..
sonra biliyosun eşini de aldım, o da beyaz, ben de beyazım diyor, o da bizi nazardan koruyor..
şimdi sen gideceksin diye sırf bu iki güzelim balığa kıyılır mı mangal kömürüm..
yalancı olmama değer mi bu gidiş, onu bari söyleseydin…
ölümünü anlatıyorum burada,
halbuki olan sadece bir resmini görmek, yine içinde sokağı aydınlatan bir gülüşle…
ve tabiki bu bir keşke değil, bu bir ah…
bu bir iç yanması, bu bir yanmak, bu bir içi acımak hali…
sana sevgilim diyorum..
bu bir ah değil
keşke de değil…
yaparım ben öyle küçük süprizler,
yüzüne söyleyemem belki diye -gözümü kapadığımda söyleyemiyorum zira-
ve belki de bu umutmaya başlamak için çok kötü bir yol…
ve ben belki de çok kötü bir yalancıyım."
nisanın son demlerini yaşıyoruz..
ve belki de hayatın sunduğu şansların sonlarına yaklaşıyoruz..
o konuda net bir bilgi yok..!
saat 1,39
ve ben, uyandığım andan bu yana geçen süre bir yılı tamamlamak üzere..
içimde sürekli doğup batan bir güneş var..
benden gizli şarkılar söyleyen bin bir türlü nebatat..
saat 1,39 ve ben yalnızlığı bayram yerine çevirme denemelerindeyim…
kaybetmek bazen gereğinden fazla üzüyor…
suskun kalan bir sürü şiirle başbaşa kalıyorsun bir defa.. hiç çekilmiyor suskunlukları. o gözlerine bakarken, o gözlerinin bana baktığını görürken, o alaycı mı, sevecen mi, hisli mi, soğuk mu olduğunu bir türlü çözemediğim gülüşünü farkederken içimde tarih, felsefe ve sanat baştan yazılıyor…
umarsız bir şair efsane olma yolunda ilerliyor ruhumun derinliklerinde, bilge bir keşiş efsanevi laflar ediyor, binlerce yıl sonra konfiçyusa maledilecek laflar, klişe balıkçılar, evsiz şarapçılar ve bilimum babacan karakterleri televizyonların gerçek oluveriyor aniden ve haber vermeden hiç kimseye dünyayı gezip-görüp-geçirmiş oluyor adeta…
ve zihnimde bir cemal süreyya…
******
şimdi zihnimde cemal süreyya
oturmuş bir şiir yazıyor, kendi sesinden…
kulaklarımda paganini 25. sonatını yaratıyor
içli içli düet yapıyor cohenle tom waits
sen gelmişsin, bana katlanmaktan bahsediyorsun…
ben ölebilmenin kıyılarında gezmek için koşturuyorum yıllardır…
ve ya ölümsüzlüğü, ya hayatsızlığı arıyorum her satır arasında…
bulamadığım ama aradığım binlerce yol var, binlerce mısra arasında kaybolmuşluğum var…
ve eski mahallemizin arka bir sokağı gibi afeta zinhim…
geceleyin nerede olduğumu tam kestiremiyorum da, sen güldüğünde huzur doluyor içim..
sokağımı aydınlatıyorsun,
o top koşturduğum sokakta oturuyor olmanın huzurunu veriyorsun bana,
sonra arkanı dönüyorsun,
ve
sanırım gidiyorsun..
********
şimdi sen gidersen, benim içimdeki cemal süreyyanın sesi kısılır..
kendi sesinden şiirler yazamayabilir o zaman, bu kötü olabilir..
gidersen yollarına engel olasıca karlar yağabilir inşallah..!
ama bunlar benim umrumda olmayabilir..
sen gidersen ben başarısız bir yalancı olabilirim..
yani, şey, gitmek mi lazım..?
özür de dilerim sevgilim ama gidersen..
zira bütün bunların sadece benimle alakalı olduğunun ciddiyet ile farkındayım..
başarısızımdır zaten bu tip konularda, sevmek-sevilmek-özlemek konularında ciddi bir çözememişlik duygusu hakim..
hissi şeyler biliyorum ama, yine de ölüm kadar değil hani..
ben bu kadar zorlamamıştım ki seni…
cidden hayatımın çay bardağına doldurulmuş orta demli çayı..
şimdi çok zamansız değil mi gidecek bir yolun içinde olmak..
benlik bir sorun yok, ama şu yeni aldığım beyaz betta yok mu, o diyor ki giderse bana nazar değebilir..
sonra biliyosun eşini de aldım, o da beyaz, ben de beyazım diyor, o da bizi nazardan koruyor..
şimdi sen gideceksin diye sırf bu iki güzelim balığa kıyılır mı mangal kömürüm..
yalancı olmama değer mi bu gidiş, onu bari söyleseydin…
ölümünü anlatıyorum burada,
halbuki olan sadece bir resmini görmek, yine içinde sokağı aydınlatan bir gülüşle…
ve tabiki bu bir keşke değil, bu bir ah…
bu bir iç yanması, bu bir yanmak, bu bir içi acımak hali…
sana sevgilim diyorum..
bu bir ah değil
keşke de değil…
yaparım ben öyle küçük süprizler,
yüzüne söyleyemem belki diye -gözümü kapadığımda söyleyemiyorum zira-
ve belki de bu umutmaya başlamak için çok kötü bir yol…
ve ben belki de çok kötü bir yalancıyım."
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
