bugün
- yazarların imza parfümleri10
- kıskanmak6
- devlet gücü6
- bir insanı sevmek11
- chp'nin belediyeleri kaybedecek olması7
- çırılçıplak şekilde uyurken yatağa işemek3
- akp'ye katılan belediye başkanları8
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı13
- oyuncu koltugu4
- 24 haziran 2026 venezuela depremi3
- 2026 dünya kupası23
- ibadet4
- çalmak2
- haitinin gol atmış olması4
- aylık 386 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- fakirin sevmesi hak mıdır13
- akp seçmeni2
- mutluluğun fark edilmemesi6
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler7
- kılıçdaroğlu tipi louserlık5
- insan5
- atatürk e yahudi diyen oç nin kaynağı3
- erkekler neden az yaşar4
- lionel messi11
- cristiano ronaldo dos santos aveiro3
- m r e r e c t o4
- zalican2
- anlamak3
- my number one3
- karsan jest2
- naruto dayi3
- duygusal yankı2
- düşün ki o bunu okuyor16
- ameliyat olmak8
- 25 haziran 2026 venezuela depremi3
- yazarların saç şekillendirme taktikleri4
- futbol16
- dünya8
- falıma bakmak isteyen var mı24
- dil3
- sözlük kızlarının vücutları15
- velvet13
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi9
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi14
- yılmaz güney12
- gülüm diyen kız10
- ingiliz şapkası takmıyor diye türkleri asmak10
- kolu kıllı kız4
- berhan şimşek2
- evde sağlık hizmeti yönetmeliği yürürlükte2
itiraf ediyorum ve artık dayanamıyorum!!!
Çevremde vah yazık kıza, hadi ayaklanalım, hadi yürüyelim diyenleri gördükçe dayanamıyorum! Bu kadar iki yüzlülüğe şahit olmak istemiyorum! Geçmişimi hatırlayıp göz yaşlarına boğulmayı istemiyorum! Keşke herkes gerçekten bir şey yapmak isteyenlerden olsaydı, keşke böyle üzülmeseydi kadınlar, kadınlarımız, bizler...
Yaklaşık 7 yaşındaydım, ilk okuldaydım henüz 1. sınıf. Tek bildiğim sokağa çıkıp oynamak, koşmak, eğlenmek arada bir de ailemden kaçamak çikolata yerdim tabi. Kızlardı bana çok çıkma kızım sokağa, ayrılma kapının önünden bir şey olur sana dayanamayız derlerdi. Eh tabi el kadar çocuğum dinler miyim hiç! Evimin önünden en fazla 10 metre uzaklaşıp bir okul bahçesi tarzı bir yerde çocuklarla beraber oynamaya gittim. Sonuçta çok uzaklaşmamıştım. Hem herkes burdaydı ne olacaktı? Uzun süre oynadıktan sonra yorgun düştüm, kenarda banklara oturayım bir soluklanayım dedim. O sırada yanıma tahmini 20-25 yaşları arasında bir ağabey geldi. Halimi hatrımı sordu, teşekkür ettim ağabeyime. Her ne kadar tanımasam da o bir ağabeydi. Benimde vardı. Kendi ağabeyimden biliyordum onlar küçük çocukları severdi, korurlardı onları. Eğer biri kötü bir şey söylerse döverlerdi hatta, kıyamazlardı biricik kardeşlerine. Bir süre sonra bu genç ağabeyin garip olduğunu farkettim, ne bileyim ben garipti. Bana sessiz bir şekilde; " sen çok güzelsin, maşallah. Bu yaşta bu kadar güzel olma." diyip gülümsemişti. Çocuk aklı işte korktum tabi ki. Annemin, babamın sözleri geldi aklıma. "uzaklaşma kızım kapının önünden, bir şey gelir başına"... Hayır ben güzel değilim, hatta çok çirkinim diyebildim. Çığlık atarcasına etrafıma baktım. Bununla da yetinmeyip " bize gidelim mi? Çikolata falan alırız eğleniriz?" dediği anda kalbimin yerinden çıkacağını hissetmiştim. Korkudan titremeye başladım. O sırada keşke dedim keşke çıkmasaydım dışarı. Ayağım bacağım olmasaydı da çıkamasaydım. Annemle oturup oyun oynasaydım ama çıkamasaydım dışarı. Elim ayağıma dolaştı yapabildiğim tek şey "annem kızar ağabey, ben oyun oynayayım" diyip kaçmak olmuştu.Bırakın oyun oynamayı, evime nasıl vardığımı hatırlayamıyorum. Çıkmamıştım dışarı ondan sonra, çıkamamıştım aylarca...
Ve şimdi büyüdüm hala hatırladığımda tüylerim diken diken olur hala titrerim korkudan... Büyüdükçe büyüdüm ve reşit oldum. Her genç kız gibi kuaförlere gidip saç yaptırmaktan keyif alırdım. Burası küçük şehir çok fazla seçeneğim yoktu. Hep aynı yere gitmekten de sıkılmıştım. Farklı bir yer deneyeyim dedim, arkadaşlarımın sıkça gittiği bir bayan kuaförünü tercih ettim bu sefer. Bayan kuaförü adı fakat ama içeride sadece erkek çalışanlar var. Doğal dedim, hep öyle olmuştur zaten. Saçlarımın maşallahı vardı, belime kadar uzatmıştım. Bakmayı severdim onlara, sürekli taramak, örmek, şekil vermek hoşuma gidiyordu. Oturdum o rahat koltuklardan birine ve saçıma fön istediğimi söyledim. Hemen hanımefendi diyip tahminimce aralarında en küçük olan elemanlarını bana yönlendirdiler. Yaşı da 19-20dir sanırım. Yaşıtım. Hiçbir sorun yoktu, çok da güzel yapıyordu işini. Hayran olduğum saçlarım güzel oldukça ben de mutlu oluyordum tabi ki. Saçlarımın elektiriklenmesini, kabarmasını önlemek ve daha uzun süre dayanıklı olması için krem sürmek istedi. iyi olur dedim, üstünden sürekli bir daha geçmek istemiyordum sonuçta. Saçıma krem sürerken göğüslerime elinin değmesiyle tedirgin oldum. Saçım uzun sonuçta, çarpmıştır eli herhalde. Yanlış anlamayayım ayıp dedim. 1 parça saça 5 kere krem sürmesinin yanı sıra 5inde de eli göğüslerime değiyordu. Değmek derken hafifletiyorum, hala utanıyorum, hala acı çekiyorum. En sonunda teşekkür edip kaçmak istedim oradan. Arkamı döndüğümde "eleman" tuvalete kaçmıştı çoktan. 2. sefer hayatımdan utandım. Yine annemin, babamın sesi kulaklarımdaydı. 19 yaşındaydım ama hala uzaklaşmamam gerekiyordu kapının önünden, başıma bir şey gelirdi. Bu sefer söylemek zorundaydım birilerine ama ailem olmazdı. Öldürürlerdi, ben kimsenin ölümüne sebep olmak istemezdim. Günahdı, ayıptı yapamazdım. Çevremde aile dostumuz sayılacak bir doktor hanıma açtım bu konuyu ve bir kaç yaşı kemale ermiş, aklı selim insanlara. Dedim lütfen yardım et, ben her gün o kuaförün önünden geçmek zorundayım ya daha kötüsü olursa? Bu 4-5 kişiden aldığım cevap ortak paydada birleşiyordu. "AMMA ABARTTIN HA, KAÇ KiŞiNiN BAŞINA GELiYOR BUNLAR, BOŞVER TAKMA KAFANA!"
Fiziksel veya fiziksele yakın bu 2 olay değildi sadece yaşadıklarım, yolda yürümeye çalışmak imkansız. Her köşe başında laf atmayı bekleyen yanlarından geçmeye korkacağınız erkeklerle dolu etraf. Ve şimdi bu insanlar kalkmış yürüyelim, ayaklanalım, yazık, günah diyor. Ben bakmaya utanıyorum suratlarına. Benim de mi ölmemi beklediler acaba? Keşke ölseymişim eğer akıllanacak olsalardı. Yazık diyorum sözlük. Yazık bana, yazık kadınlarımıza, yazık bu 2 yüzlü insanlara. Samimiyetsiz herkes! Güvenmeyin, aldanmayın! Bu isyan eden insanların %90 bana ve benim gibilere yardım etmedi hatta taciz de bile bulunmuşlardır belki. Duyarlı olun lütfen. Konuşmaya geldiğinde kurtarmayın devleti, yakınınızdaki örneklere yardım edin...
O hayran olduğum saçım mı? Kestirdim hepsini.
edit: eksileyen insanlar gerçekten merak ettim neden eksilediğinizi. Gerçekleri duymaktan korktuğunuz için mi yada bir kadın olduğumu belirttiğim için mi rahatsızlık duydunuz?
Çevremde vah yazık kıza, hadi ayaklanalım, hadi yürüyelim diyenleri gördükçe dayanamıyorum! Bu kadar iki yüzlülüğe şahit olmak istemiyorum! Geçmişimi hatırlayıp göz yaşlarına boğulmayı istemiyorum! Keşke herkes gerçekten bir şey yapmak isteyenlerden olsaydı, keşke böyle üzülmeseydi kadınlar, kadınlarımız, bizler...
Yaklaşık 7 yaşındaydım, ilk okuldaydım henüz 1. sınıf. Tek bildiğim sokağa çıkıp oynamak, koşmak, eğlenmek arada bir de ailemden kaçamak çikolata yerdim tabi. Kızlardı bana çok çıkma kızım sokağa, ayrılma kapının önünden bir şey olur sana dayanamayız derlerdi. Eh tabi el kadar çocuğum dinler miyim hiç! Evimin önünden en fazla 10 metre uzaklaşıp bir okul bahçesi tarzı bir yerde çocuklarla beraber oynamaya gittim. Sonuçta çok uzaklaşmamıştım. Hem herkes burdaydı ne olacaktı? Uzun süre oynadıktan sonra yorgun düştüm, kenarda banklara oturayım bir soluklanayım dedim. O sırada yanıma tahmini 20-25 yaşları arasında bir ağabey geldi. Halimi hatrımı sordu, teşekkür ettim ağabeyime. Her ne kadar tanımasam da o bir ağabeydi. Benimde vardı. Kendi ağabeyimden biliyordum onlar küçük çocukları severdi, korurlardı onları. Eğer biri kötü bir şey söylerse döverlerdi hatta, kıyamazlardı biricik kardeşlerine. Bir süre sonra bu genç ağabeyin garip olduğunu farkettim, ne bileyim ben garipti. Bana sessiz bir şekilde; " sen çok güzelsin, maşallah. Bu yaşta bu kadar güzel olma." diyip gülümsemişti. Çocuk aklı işte korktum tabi ki. Annemin, babamın sözleri geldi aklıma. "uzaklaşma kızım kapının önünden, bir şey gelir başına"... Hayır ben güzel değilim, hatta çok çirkinim diyebildim. Çığlık atarcasına etrafıma baktım. Bununla da yetinmeyip " bize gidelim mi? Çikolata falan alırız eğleniriz?" dediği anda kalbimin yerinden çıkacağını hissetmiştim. Korkudan titremeye başladım. O sırada keşke dedim keşke çıkmasaydım dışarı. Ayağım bacağım olmasaydı da çıkamasaydım. Annemle oturup oyun oynasaydım ama çıkamasaydım dışarı. Elim ayağıma dolaştı yapabildiğim tek şey "annem kızar ağabey, ben oyun oynayayım" diyip kaçmak olmuştu.Bırakın oyun oynamayı, evime nasıl vardığımı hatırlayamıyorum. Çıkmamıştım dışarı ondan sonra, çıkamamıştım aylarca...
Ve şimdi büyüdüm hala hatırladığımda tüylerim diken diken olur hala titrerim korkudan... Büyüdükçe büyüdüm ve reşit oldum. Her genç kız gibi kuaförlere gidip saç yaptırmaktan keyif alırdım. Burası küçük şehir çok fazla seçeneğim yoktu. Hep aynı yere gitmekten de sıkılmıştım. Farklı bir yer deneyeyim dedim, arkadaşlarımın sıkça gittiği bir bayan kuaförünü tercih ettim bu sefer. Bayan kuaförü adı fakat ama içeride sadece erkek çalışanlar var. Doğal dedim, hep öyle olmuştur zaten. Saçlarımın maşallahı vardı, belime kadar uzatmıştım. Bakmayı severdim onlara, sürekli taramak, örmek, şekil vermek hoşuma gidiyordu. Oturdum o rahat koltuklardan birine ve saçıma fön istediğimi söyledim. Hemen hanımefendi diyip tahminimce aralarında en küçük olan elemanlarını bana yönlendirdiler. Yaşı da 19-20dir sanırım. Yaşıtım. Hiçbir sorun yoktu, çok da güzel yapıyordu işini. Hayran olduğum saçlarım güzel oldukça ben de mutlu oluyordum tabi ki. Saçlarımın elektiriklenmesini, kabarmasını önlemek ve daha uzun süre dayanıklı olması için krem sürmek istedi. iyi olur dedim, üstünden sürekli bir daha geçmek istemiyordum sonuçta. Saçıma krem sürerken göğüslerime elinin değmesiyle tedirgin oldum. Saçım uzun sonuçta, çarpmıştır eli herhalde. Yanlış anlamayayım ayıp dedim. 1 parça saça 5 kere krem sürmesinin yanı sıra 5inde de eli göğüslerime değiyordu. Değmek derken hafifletiyorum, hala utanıyorum, hala acı çekiyorum. En sonunda teşekkür edip kaçmak istedim oradan. Arkamı döndüğümde "eleman" tuvalete kaçmıştı çoktan. 2. sefer hayatımdan utandım. Yine annemin, babamın sesi kulaklarımdaydı. 19 yaşındaydım ama hala uzaklaşmamam gerekiyordu kapının önünden, başıma bir şey gelirdi. Bu sefer söylemek zorundaydım birilerine ama ailem olmazdı. Öldürürlerdi, ben kimsenin ölümüne sebep olmak istemezdim. Günahdı, ayıptı yapamazdım. Çevremde aile dostumuz sayılacak bir doktor hanıma açtım bu konuyu ve bir kaç yaşı kemale ermiş, aklı selim insanlara. Dedim lütfen yardım et, ben her gün o kuaförün önünden geçmek zorundayım ya daha kötüsü olursa? Bu 4-5 kişiden aldığım cevap ortak paydada birleşiyordu. "AMMA ABARTTIN HA, KAÇ KiŞiNiN BAŞINA GELiYOR BUNLAR, BOŞVER TAKMA KAFANA!"
Fiziksel veya fiziksele yakın bu 2 olay değildi sadece yaşadıklarım, yolda yürümeye çalışmak imkansız. Her köşe başında laf atmayı bekleyen yanlarından geçmeye korkacağınız erkeklerle dolu etraf. Ve şimdi bu insanlar kalkmış yürüyelim, ayaklanalım, yazık, günah diyor. Ben bakmaya utanıyorum suratlarına. Benim de mi ölmemi beklediler acaba? Keşke ölseymişim eğer akıllanacak olsalardı. Yazık diyorum sözlük. Yazık bana, yazık kadınlarımıza, yazık bu 2 yüzlü insanlara. Samimiyetsiz herkes! Güvenmeyin, aldanmayın! Bu isyan eden insanların %90 bana ve benim gibilere yardım etmedi hatta taciz de bile bulunmuşlardır belki. Duyarlı olun lütfen. Konuşmaya geldiğinde kurtarmayın devleti, yakınınızdaki örneklere yardım edin...
O hayran olduğum saçım mı? Kestirdim hepsini.
edit: eksileyen insanlar gerçekten merak ettim neden eksilediğinizi. Gerçekleri duymaktan korktuğunuz için mi yada bir kadın olduğumu belirttiğim için mi rahatsızlık duydunuz?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar