bugün
- eski eşle tekrar evlenmek5
- 19 yaşında kızla yatmak5
- bu saatte hala uyumama sebebi2
- ankara nın en güzel yanı2
- bisikletlilerin trafikteki meşruiyeti sorunsalı2
- tamar tanrıyar'ın berat albayrak'ı tehdit etmesi4
- versuch2
- dünyaya artık gök taşı çarpmaması2
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- ona bir şey söyle10
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- genç görünmeye çalışmak7
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- kadir inanır22
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- demokratik kongo cumhuriyeti5
- içtim şarabı13
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız8
- anın görüntüsü22
- gitme diye yalvarmak6
- genç olmanın en güzel yanı5
- 1 temmuz kabotaj bayramı4
- sözlükteki gizli düşmanım10
- eski işyerine tekrar başlamak4
- kemalist dünya24
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- sabaha kadar okunacak kitap4
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- dua edince iletildi mesajı gelmesi3
- kadınlar2
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- öldükten sonra bana ne olacak5
- her insanın bir cini olması8
- amerika birleşik devletleri7
- true'nun çaylak olması16
- velvet28
- x in memeleri3
- portekiz5
- kolombiya4
- abd'yi yenmiş olduk bu da bir başarı3
- uludağ sözlüğün boşalması3
- 28 haziran 2026 kolombiya portekiz maçı2
- dünya12
- üniversitelerin gereksiz olması16
- şarapçı bey koala birader3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- 30 haziran 2026 hollanda fas maçı3
Bazı araştırmacılar bir bilgisayar simülasyonunda yaşadığımız olasılığının yüksek olduğunu söylüyor ve gerçeğin nasıl bulunacağını bildiklerini düşünüyorlar.
Yıllar boyunca, bazı bilimkurgu filmleri ve romanları dünyamızın aslında göründüğü gibi olmadığı, belki de Matrikste (bu bağlam için belki de en çok bilinen sözcük bu) yaşıyor olduğumuz fikrini yaydı.
Geçtiğimiz yıllarda, filozof ve fizikçiler, 2003te Philosophical Quarterlyde Bir Bilgisayar Simülasyonunda mı Yaşıyorsunuz? adlı makalesini yayımlayan filozof Nick Bostrom tarafından başlatılan bu düşüncenin üzerinde daha çok araştırma yapmaya başladılar. Temel olarak, Bostrom, programlama gücünün hızla büyümesinin bir gün bütün evrenimizde dijital bir simülasyon yaratabileceğimize işaret ettiğini tartışıyor. Ayrıca, imkan olduğunda, birden fazla simülasyonun yaratılamayacağını düşünmek için hiçbir neden bulunmuyor.
Dolayısıyla, biz ya onun tarihi benliğinin simülasyonunu yaratabilmenin eşiğinde sadece gerçek evrende yaşıyor ya da çok sayıdaki bilgisayar simülasyonunun birinin içerisindeyiz. Bu açıdan baktığımızda, varlıksal olasılıkların bizim aslen varoluşumuza karşı olduğu görülecektir.
Fakat bu hipotezi nasıl test ederiz? Dünyamız gerçek değilse, sınırlar nerede? Hiç kimsenin tırmanamadığı mecazi kayalıklar, hiçbir zaman aşamadığımız sınırlar nerede? Jim Carreyin, Truman Showun sonunda, simülasyonun ötesindeki dünyaya geçmek için adım attığı sınır nerede?
Bu sorulara bilimin yardımıyla, ya da en azından bizlerin, yaşayan varlıkların sayısal olarak temsilcileri olduğumuz bir dünyanın sınırlarını tanımlayan simüle edilmiş bilim yardımıyla bu sorulara cevap verebiliriz.
Geçtiğimiz yıldan beri, içerisinde fizik profesörü Martin Savageın da bulunduğu Washington Üniversitesindeki araştırmacılar, olası bir çözüme önayak oluyorlar ve bizim gerçek olmadığımızı gösteren sınırları bulmak için nereye bakacaklarını bilebildiklerini düşünüyorlar.
Temel düşünce, bilgisayarların dünyamızda bugün yaratabildiği evrenimizin sınırlı en küçük yapı taşları simülasyonlarına göz atmak ve daha sonrasında içerisinde yaşadığımız dünyada ve bugüne kadar yaptığımız en sıradan simülasyonlarda mevcut olan bir işaret aramaktır.
Simülasyonları yeterli büyüklükte yaparsanız, evrenimize benzer bir şey ortaya çıkacaktır, diyor Savage bir açıklamasında. Daha sonra, bu, şimdiki küçük çaplı simülasyonlarda benzeri bulunan, evrenimizdeki küçük bir işareti aramak meselesi haline gelecektir.
içeriden simülasyonu nasıl tespit edersiniz
Beyniniz çoktan hata vermeye başladı ise hadi baştan alalım. Evrenin simülasyonu hakkında zaten az bir şeyler biliyoruz çünkü onu biz kendimiz takip etmeye başladık. Şimdiye kadar, hatasız bir şekilde, elektromanyetizmayı ve tanecikler gibi atomaltı parçaları birleştiren güçlü kuvvet (strong force) olarak bilinen şeyi simüle edebiliyoruz. Programlama gücü katlanarak büyüdüğünden, atom ve molekülleri ve hatta organizma ve bütün evreni teorik olarak simüle edebileceğiz.
Bugünkü ve gelecekteki tüm bilgisayar simülasyonlarının proglamlama kaynaklarının sınırsız sayıda çalışmak zorunda olduğunu varsayarak, kapsamlı bir evren hazırlarken biraz hile yapmaları gerekiyor. Özellikle, sınırlı programlama kaynakları ile bilim adamlarının uzay zaman ve sınırsız ses (bu şeylerin evrenimizin simüle etmek için sınırsız kaynaklara ihtiyaç duyduğu parçaları olarak öngörelim) olarak adlandırdığı şeyi simüle etmek imkansız olur.
Bu sınırın altında çalışarak, bir simülasyon, bir algoritmaya ya da tamamen simüle edilemeyen bu elementler için benzer bir diğer teknolojiye ihtiyaç duyabilir. Bu benim bahsettiğim, Savage ve ekibinin aramayı umut ettiği işaretleri bırakan bir tür hile.
Gerçek olmadığımızı gösteren işaret
Böylelikle evrenimizin Big Bang değil de yumuşak bir tuş darbesi ile başladığını söyleyen işaret nerede?
Bu sorunun olası cevaplarını verebilecek birçok fiziksel bilgi bulunuyor, fakat Savage ve onun ekibi ultra yüksek enerjili kozmik ışınlarda, dünyamızda bunun bir sınır olarak ortaya çıkabileceğini düşünüyor.
Son söz, şayet biz birer bilgisayar simülasyonunda yaşıyor isek, bu kozmik ışınlar aslında simülasyonun üzerine kurulduğu yapıyı yansıtır (Savage ve ekibi, onu, süper bilgisayarların, çoktan üzerinde çalışılmakta olan yukarıda adı geçen simülasyonları yaratmak için kullandığı latis yapıya benzetiyor).
Evrenin gerçekte yapılardan öte birlerden ve sıfırlardan ulaştığı görmemizin önündeki problem bu kozmik ışınların nadir olması ve bunların sır perdesini aralamada yeterli veri üretecek duruma gelmesinin zaman almasıdır.
Sayısal köleler değiliz
Dünyamız bilim gerçeğinden çok bilimkurgu üzerine kurulu ise, size güzel haberler var. Araştırmacılar görülemeyen birileri tarafından yönetilen sayısal köleler olma ihtimalimizin olmadığını söylüyor.
Kaynak: http://www.cnet.com/news/...-for-signs-were-not-real/
Nick Bostromun Bir Bilgisayar Simülasyonunda mı Yaşıyorsunuz? adlı makalesi : http://www.simulation-argument.com/simulation.html
Yıllar boyunca, bazı bilimkurgu filmleri ve romanları dünyamızın aslında göründüğü gibi olmadığı, belki de Matrikste (bu bağlam için belki de en çok bilinen sözcük bu) yaşıyor olduğumuz fikrini yaydı.
Geçtiğimiz yıllarda, filozof ve fizikçiler, 2003te Philosophical Quarterlyde Bir Bilgisayar Simülasyonunda mı Yaşıyorsunuz? adlı makalesini yayımlayan filozof Nick Bostrom tarafından başlatılan bu düşüncenin üzerinde daha çok araştırma yapmaya başladılar. Temel olarak, Bostrom, programlama gücünün hızla büyümesinin bir gün bütün evrenimizde dijital bir simülasyon yaratabileceğimize işaret ettiğini tartışıyor. Ayrıca, imkan olduğunda, birden fazla simülasyonun yaratılamayacağını düşünmek için hiçbir neden bulunmuyor.
Dolayısıyla, biz ya onun tarihi benliğinin simülasyonunu yaratabilmenin eşiğinde sadece gerçek evrende yaşıyor ya da çok sayıdaki bilgisayar simülasyonunun birinin içerisindeyiz. Bu açıdan baktığımızda, varlıksal olasılıkların bizim aslen varoluşumuza karşı olduğu görülecektir.
Fakat bu hipotezi nasıl test ederiz? Dünyamız gerçek değilse, sınırlar nerede? Hiç kimsenin tırmanamadığı mecazi kayalıklar, hiçbir zaman aşamadığımız sınırlar nerede? Jim Carreyin, Truman Showun sonunda, simülasyonun ötesindeki dünyaya geçmek için adım attığı sınır nerede?
Bu sorulara bilimin yardımıyla, ya da en azından bizlerin, yaşayan varlıkların sayısal olarak temsilcileri olduğumuz bir dünyanın sınırlarını tanımlayan simüle edilmiş bilim yardımıyla bu sorulara cevap verebiliriz.
Geçtiğimiz yıldan beri, içerisinde fizik profesörü Martin Savageın da bulunduğu Washington Üniversitesindeki araştırmacılar, olası bir çözüme önayak oluyorlar ve bizim gerçek olmadığımızı gösteren sınırları bulmak için nereye bakacaklarını bilebildiklerini düşünüyorlar.
Temel düşünce, bilgisayarların dünyamızda bugün yaratabildiği evrenimizin sınırlı en küçük yapı taşları simülasyonlarına göz atmak ve daha sonrasında içerisinde yaşadığımız dünyada ve bugüne kadar yaptığımız en sıradan simülasyonlarda mevcut olan bir işaret aramaktır.
Simülasyonları yeterli büyüklükte yaparsanız, evrenimize benzer bir şey ortaya çıkacaktır, diyor Savage bir açıklamasında. Daha sonra, bu, şimdiki küçük çaplı simülasyonlarda benzeri bulunan, evrenimizdeki küçük bir işareti aramak meselesi haline gelecektir.
içeriden simülasyonu nasıl tespit edersiniz
Beyniniz çoktan hata vermeye başladı ise hadi baştan alalım. Evrenin simülasyonu hakkında zaten az bir şeyler biliyoruz çünkü onu biz kendimiz takip etmeye başladık. Şimdiye kadar, hatasız bir şekilde, elektromanyetizmayı ve tanecikler gibi atomaltı parçaları birleştiren güçlü kuvvet (strong force) olarak bilinen şeyi simüle edebiliyoruz. Programlama gücü katlanarak büyüdüğünden, atom ve molekülleri ve hatta organizma ve bütün evreni teorik olarak simüle edebileceğiz.
Bugünkü ve gelecekteki tüm bilgisayar simülasyonlarının proglamlama kaynaklarının sınırsız sayıda çalışmak zorunda olduğunu varsayarak, kapsamlı bir evren hazırlarken biraz hile yapmaları gerekiyor. Özellikle, sınırlı programlama kaynakları ile bilim adamlarının uzay zaman ve sınırsız ses (bu şeylerin evrenimizin simüle etmek için sınırsız kaynaklara ihtiyaç duyduğu parçaları olarak öngörelim) olarak adlandırdığı şeyi simüle etmek imkansız olur.
Bu sınırın altında çalışarak, bir simülasyon, bir algoritmaya ya da tamamen simüle edilemeyen bu elementler için benzer bir diğer teknolojiye ihtiyaç duyabilir. Bu benim bahsettiğim, Savage ve ekibinin aramayı umut ettiği işaretleri bırakan bir tür hile.
Gerçek olmadığımızı gösteren işaret
Böylelikle evrenimizin Big Bang değil de yumuşak bir tuş darbesi ile başladığını söyleyen işaret nerede?
Bu sorunun olası cevaplarını verebilecek birçok fiziksel bilgi bulunuyor, fakat Savage ve onun ekibi ultra yüksek enerjili kozmik ışınlarda, dünyamızda bunun bir sınır olarak ortaya çıkabileceğini düşünüyor.
Son söz, şayet biz birer bilgisayar simülasyonunda yaşıyor isek, bu kozmik ışınlar aslında simülasyonun üzerine kurulduğu yapıyı yansıtır (Savage ve ekibi, onu, süper bilgisayarların, çoktan üzerinde çalışılmakta olan yukarıda adı geçen simülasyonları yaratmak için kullandığı latis yapıya benzetiyor).
Evrenin gerçekte yapılardan öte birlerden ve sıfırlardan ulaştığı görmemizin önündeki problem bu kozmik ışınların nadir olması ve bunların sır perdesini aralamada yeterli veri üretecek duruma gelmesinin zaman almasıdır.
Sayısal köleler değiliz
Dünyamız bilim gerçeğinden çok bilimkurgu üzerine kurulu ise, size güzel haberler var. Araştırmacılar görülemeyen birileri tarafından yönetilen sayısal köleler olma ihtimalimizin olmadığını söylüyor.
Kaynak: http://www.cnet.com/news/...-for-signs-were-not-real/
Nick Bostromun Bir Bilgisayar Simülasyonunda mı Yaşıyorsunuz? adlı makalesi : http://www.simulation-argument.com/simulation.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar