bugün
- gammazlığı elinden alınan yazar16
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- yanlışlıkla gey olmak7
- halkını düşünmeyen lider4
- günlük tutan erkek19
- wc'ye telefonsuz girmek5
- halk başkanlık sistemini istiyor7
- arda güler4
- her yerde sümkürebilen insan6
- g o k u5
- başakşehir çam ve sakura devlet hastanesi2
- yeşil kuşak projesi3
- stres atamamak2
- sigara yasağı3
- ev almak isteyenlere tavsiye2
- ay diyen erkek3
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- defterini kalpli kağıtla kaplayan erkek3
- merhabalarr5
- gratisin içini merak etmek8
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- diriliş ertuğrul ve kuruluş osman izleyip coşmak2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- erkeğe şiddet uygulayan kadın4
- tuğralı dobloya binip ekonomi çoh eyi demek2
- merfulu6
- 12 inci nesil olmanın çok ayıp olması2
- sözlükte kavga olacak hissi4
- fatih ergenekon2
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde5
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- gocu7
- mekke anlaşması14
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- modern insan dertlerini şımarıkça olması2
- çok su içmek2
- kötü biri olduğunu fark etmek2
- domdomusa4
- kendini fazla ciddiye almak2
- arkadaşlar nasılsınız11
- kendinden sıkılmak2
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri6
- spor olsun diye her yere yürüyen insan2
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi3
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- cansever18
- simko317
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- kavalali mehmet ali pasa4
"yaşamlarımız birer kısır döngü içerisinde dönüyor gibi. biz kadınlara biçilen toplumsal cinsiyet rolleri ile büyürken hep birilerine bağlı tanımlanıyoruz; birilerinin kız çocuğu, birilerinin eşi, birilerinin annesi
ama en kutsalı (!), hayattaki en önemli başarı (!), bir kadının yaşamazsa olmazı anne olmak
birçok insan bu durumu kadınlığın bir parçası olarak görür de her kadını bununla özdeşleştirir. çocuğu olmayan ya da olmasını tercih etmeyen kadınların üzerinde, anne kadınların, üstünlük kurduğu bir durumdur bu! ama, biz kadın bilinci taşıyan kadınlar, tüm bu rollerin çok uzağında bir hayatı kurgulamak için çaba gösteriyoruz, anne
bize devletin bekası için reva görüleni reddedip; yaşamın, erkler, egemenler tarafından şekillendirilmiş olanın dışında, bizim için daha mümkün olduğunu önce kendimize, sonra da bu umudu taşıyan tüm kadınlara kanıtlamanın derdindeyiz. anne, biz feminist aklımızı, cesaretimizi ve kararlılığımızı yaşamın tüm damarlarına akıtmak için mücadele ediyoruz. neden mi?
çünkü, anne, biliyoruz ki; erkler annelik safsatası altında, kadının özgür cinselliğini, aile içinde köle olarak kalmasını kontrol altına almak isterler. ama erkekler, kendileri için, yaşamsal pratiklerini babalık görevleri üzerinden tanımlamaz, babalıklarını yücelikle kutsamaz, cinselliklerini özgürce yaşamak için kendilerine çifte standart uygularlar. bir yandan, kadının özgür cinselliğine ket vururken, diğer taraftan toplumun tüm araçlarıyla; kadınların bedenini cinsellik üzerinden sömürmekten ve bir imge olarak erkeğin arzusuna sunmaktan çekinmezler.
çünkü biliyoruz ki; erkler annelik üzerine uzun uzun söylemler çekerler ve hayatları boyunca yaşamalarının mümkün olmadığı bu deneyimi büyülü sözlerle anlatır dururlar. ama erkekler, bu sorumluluğun nasıl bir yük olduğunu hiç bilmezler, çünkü tüm bakım emeğini kadının üzerine yüklemekten çekinmezler. biz kadınları, istesek de istemesek de, bu ücretsiz kölelik düzenine mahkum etmek en çok işlerine gelen şeydir. böylece, kadınların kendilerine ait zamanlarından çalarlar, kendilerine pay ederler. ne tür bir erkeklik olursa olsun aynı mekanizmalarla işler süreç. bundandır ki meinhof zor- korkunç zor sözleriyle başladığı konuşmasında ne haklıdır şunları söylerken; tabii eğer erkeksen ve çocuklarla ilgilenen bir karın varsa o zaman her şey daha kolaydır ve işler yolunda gider ama kadınsan ve bu görevi üstlenecek bir karın yoksa yani, her şeyi kendin yapmak zorundasındır. işte bundandır ki; biz, kendi hayatlarımızın öznesi olmak isteyen kadınlar, annelik görevlerini yerine getirmediğimiz ve verili kadınlık rollerini değiştirmeye kalktığımız için erk tarafından suçlu ilan ediliriz.
çünkü biliyoruz ki; erkler üçer çocuk çığırtkanlığı yapıp dururken ve her fırsatta kadınları doğurmaya zorlayan söylemlerini tekrarlarken, biz kadınları bu çocuklara bakmanın yükümlülüğünde bırakıp ev emeğine hapsetmekten hiç bahsetmezler. sözde, kadın istihdamı için kadınlara özel yasa değişikliğinden bahseden egemenler; doğum ve annelik izinlerinin uzatılmasına, kamu ve özel sektörde esnek ve yarı zamanlı kadın istihdamının teşvikine ilişkin pek çok düzenlemelerin, kadınların uzun süreli istihdamında olumsuz sonuçlara yol açacağını bilirler. sadece kendi işlerine gelen bu tür düzenlemelerle, bir kere daha bizleri anneliğe ve eve mahkum ederler. kadının iş hayatındaki varlığının desteklenmesine yönelik çözüm olarak, biz kadınların her seferinde dile getirdiği; sadece annelerin değil babaların da bulunduğu her iş yerine kreş talebini görmezden gelirler. sahte göstermelik yasaları, yaşamlarımızda sadece anne sıfatı ile var olmamızı koşullar.
çünkü biliyoruz ki, erkler biz kadınları zorunlu anneliğe mecbur kılmak için kürtaj hakkımıza el koymaya çalışırken, yirmi ikisi çocuk otuz dört canı roboskide katletmelerini, haklarımıza saldırı yoluyla meşrulaştırmaya çalışırlar. kürtajın bir cinayet olduğu vurgusu ile topluma yaydıkları baskı ile birlikte biz kadınların bedenlerine, yaşamlarına, haklarına saldırıyı kendilerine hak görür, ama erkek devlet tarafından öldürülen çocukların hesabını sorduğumuzda ne haktan ne hukuktan bahsederler. kadının karnındaki embriyonun derdine düşenler, yaklaşık bir sene önce sokak ortasında vurulan ve kaybetmenin acısını hala yaşadığımız 14 yaşındaki berkinin katillerini bulmak, araştırmak bir yana; katil polise emri kendilerinin verdiğini söylemekten ve berkini terörist diye damgalamaktan utanmazlar. gülsüm elvanı, çocuğunun katillerine hesap sordu diye yuhalatan, cumartesi annelerinin yıllardır süren dirayetli direnişini görmezden gelen erkek zihniyet, kadınların bedenlerini ve istenen ya da istenmeyen gebeliklerini geblizle (gebe, bebek,lohusa izleme sistemi), takibe almaktan ve kadınları bununla tehdit edip ailelerine deşifre etmekten çekinmezler.
çünkü, anne, biliyoruz ki, erkler annelliği bambaşka bolca süslemelerle dolu tanımlara sokar, yüceltir, kadını sadece bununla değerli kılarlar; ama bir annenin sadece boşanmak istediği için çocuğu tarafından öldürülmesini hazırlayan altyapıyı günden güne işlemekten vazgeçmezler. erkek adalet, erkeğin kadınlara karşı başlattıkları bu kıyımda her türlü saldırıyı görmezden gelir, öldüren sevgiyi her koşulda destekler. çocuklarının gözü önünde annelerini dövmeyi, hatta öldürmeyi kendilerine hak bilen erkek cesaretini, sadece sevdiği(!) için öldürmekten beter edebilecek bir vahşetle, kadını öldüremiyorsa, hayatta en sevdiği küçük kız kardeşini işkenceyle yakarak katleden erkek zihniyetini pışpışlar ve tüm bu yaşanılanları erkek dayanışmasını sağlayacak tüm araçları geliştirerek; sanki olağan,normal birer vakaya dönüştürürler ve anne, çocuk, yüce, saygı, değer, sevgi kavramlarını paramparça ederler.
bu yüzdendir ki, anne, bizler; annesine yazdığı mektupta biz başka çocuklar için endişe duyan çocuklarız diyen ve filistindeki tüm çocuklar için savaşan rachel corrie gibi tüm çocukları kendi çocuklarımız gibi severiz. yaşam haklarına sahip çıktığımız tüm canlılara olduğu gibi çocuklara da sonsuz saygı ile yaklaşırız. bizler, anne olmayı birer hane içi görev gibi yaşamak zorunda olmaktan ve çocukları birer gelecek güvencesi gibi görmektense; sadece kendi kararımızla, yaşamı paylaşmak, çoğaltmak için anne olmayı tercih ederiz. tüm annelerin çocukları için verdikleri mücadeleyi anne olmasak da sahiplenir, kadınların kendi sözlerini söyledikleri her alanda dayanışma göstermeyi kendimize sorumluluk biliriz. kadınların ve çocukların erkek şiddeti tarafından katledilmediği, anneliğin bir sıfat değil, kadınların yaşamındaki herhangi tercihten biri olduğu günler için mücadelemiz sürüyor. işte, benim sana bir gün değil her gün için hediyem "
kaynak: mor masa ritueli
çünkü, anne, biliyoruz ki; erkler annelik safsatası altında, kadının özgür cinselliğini, aile içinde köle olarak kalmasını kontrol altına almak isterler. ama erkekler, kendileri için, yaşamsal pratiklerini babalık görevleri üzerinden tanımlamaz, babalıklarını yücelikle kutsamaz, cinselliklerini özgürce yaşamak için kendilerine çifte standart uygularlar. bir yandan, kadının özgür cinselliğine ket vururken, diğer taraftan toplumun tüm araçlarıyla; kadınların bedenini cinsellik üzerinden sömürmekten ve bir imge olarak erkeğin arzusuna sunmaktan çekinmezler.
çünkü biliyoruz ki; erkler annelik üzerine uzun uzun söylemler çekerler ve hayatları boyunca yaşamalarının mümkün olmadığı bu deneyimi büyülü sözlerle anlatır dururlar. ama erkekler, bu sorumluluğun nasıl bir yük olduğunu hiç bilmezler, çünkü tüm bakım emeğini kadının üzerine yüklemekten çekinmezler. biz kadınları, istesek de istemesek de, bu ücretsiz kölelik düzenine mahkum etmek en çok işlerine gelen şeydir. böylece, kadınların kendilerine ait zamanlarından çalarlar, kendilerine pay ederler. ne tür bir erkeklik olursa olsun aynı mekanizmalarla işler süreç. bundandır ki meinhof zor- korkunç zor sözleriyle başladığı konuşmasında ne haklıdır şunları söylerken; tabii eğer erkeksen ve çocuklarla ilgilenen bir karın varsa o zaman her şey daha kolaydır ve işler yolunda gider ama kadınsan ve bu görevi üstlenecek bir karın yoksa yani, her şeyi kendin yapmak zorundasındır. işte bundandır ki; biz, kendi hayatlarımızın öznesi olmak isteyen kadınlar, annelik görevlerini yerine getirmediğimiz ve verili kadınlık rollerini değiştirmeye kalktığımız için erk tarafından suçlu ilan ediliriz.
çünkü biliyoruz ki; erkler üçer çocuk çığırtkanlığı yapıp dururken ve her fırsatta kadınları doğurmaya zorlayan söylemlerini tekrarlarken, biz kadınları bu çocuklara bakmanın yükümlülüğünde bırakıp ev emeğine hapsetmekten hiç bahsetmezler. sözde, kadın istihdamı için kadınlara özel yasa değişikliğinden bahseden egemenler; doğum ve annelik izinlerinin uzatılmasına, kamu ve özel sektörde esnek ve yarı zamanlı kadın istihdamının teşvikine ilişkin pek çok düzenlemelerin, kadınların uzun süreli istihdamında olumsuz sonuçlara yol açacağını bilirler. sadece kendi işlerine gelen bu tür düzenlemelerle, bir kere daha bizleri anneliğe ve eve mahkum ederler. kadının iş hayatındaki varlığının desteklenmesine yönelik çözüm olarak, biz kadınların her seferinde dile getirdiği; sadece annelerin değil babaların da bulunduğu her iş yerine kreş talebini görmezden gelirler. sahte göstermelik yasaları, yaşamlarımızda sadece anne sıfatı ile var olmamızı koşullar.
çünkü biliyoruz ki, erkler biz kadınları zorunlu anneliğe mecbur kılmak için kürtaj hakkımıza el koymaya çalışırken, yirmi ikisi çocuk otuz dört canı roboskide katletmelerini, haklarımıza saldırı yoluyla meşrulaştırmaya çalışırlar. kürtajın bir cinayet olduğu vurgusu ile topluma yaydıkları baskı ile birlikte biz kadınların bedenlerine, yaşamlarına, haklarına saldırıyı kendilerine hak görür, ama erkek devlet tarafından öldürülen çocukların hesabını sorduğumuzda ne haktan ne hukuktan bahsederler. kadının karnındaki embriyonun derdine düşenler, yaklaşık bir sene önce sokak ortasında vurulan ve kaybetmenin acısını hala yaşadığımız 14 yaşındaki berkinin katillerini bulmak, araştırmak bir yana; katil polise emri kendilerinin verdiğini söylemekten ve berkini terörist diye damgalamaktan utanmazlar. gülsüm elvanı, çocuğunun katillerine hesap sordu diye yuhalatan, cumartesi annelerinin yıllardır süren dirayetli direnişini görmezden gelen erkek zihniyet, kadınların bedenlerini ve istenen ya da istenmeyen gebeliklerini geblizle (gebe, bebek,lohusa izleme sistemi), takibe almaktan ve kadınları bununla tehdit edip ailelerine deşifre etmekten çekinmezler.
çünkü, anne, biliyoruz ki, erkler annelliği bambaşka bolca süslemelerle dolu tanımlara sokar, yüceltir, kadını sadece bununla değerli kılarlar; ama bir annenin sadece boşanmak istediği için çocuğu tarafından öldürülmesini hazırlayan altyapıyı günden güne işlemekten vazgeçmezler. erkek adalet, erkeğin kadınlara karşı başlattıkları bu kıyımda her türlü saldırıyı görmezden gelir, öldüren sevgiyi her koşulda destekler. çocuklarının gözü önünde annelerini dövmeyi, hatta öldürmeyi kendilerine hak bilen erkek cesaretini, sadece sevdiği(!) için öldürmekten beter edebilecek bir vahşetle, kadını öldüremiyorsa, hayatta en sevdiği küçük kız kardeşini işkenceyle yakarak katleden erkek zihniyetini pışpışlar ve tüm bu yaşanılanları erkek dayanışmasını sağlayacak tüm araçları geliştirerek; sanki olağan,normal birer vakaya dönüştürürler ve anne, çocuk, yüce, saygı, değer, sevgi kavramlarını paramparça ederler.
bu yüzdendir ki, anne, bizler; annesine yazdığı mektupta biz başka çocuklar için endişe duyan çocuklarız diyen ve filistindeki tüm çocuklar için savaşan rachel corrie gibi tüm çocukları kendi çocuklarımız gibi severiz. yaşam haklarına sahip çıktığımız tüm canlılara olduğu gibi çocuklara da sonsuz saygı ile yaklaşırız. bizler, anne olmayı birer hane içi görev gibi yaşamak zorunda olmaktan ve çocukları birer gelecek güvencesi gibi görmektense; sadece kendi kararımızla, yaşamı paylaşmak, çoğaltmak için anne olmayı tercih ederiz. tüm annelerin çocukları için verdikleri mücadeleyi anne olmasak da sahiplenir, kadınların kendi sözlerini söyledikleri her alanda dayanışma göstermeyi kendimize sorumluluk biliriz. kadınların ve çocukların erkek şiddeti tarafından katledilmediği, anneliğin bir sıfat değil, kadınların yaşamındaki herhangi tercihten biri olduğu günler için mücadelemiz sürüyor. işte, benim sana bir gün değil her gün için hediyem "
kaynak: mor masa ritueli
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar