bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması14
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı20
- memeleri ile gündeme oturan yazar13
- sözlük yazarlarının tatlıları11
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması7
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek6
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- beklenen bicepsin bir türlü gelmemesi4
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- anın görüntüsü21
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması13
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- fon vurgunu41
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- bir gün öleceksek niye yaşıyoruz sorunsalı2
- cedidacer5
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat3
- fenerbahahahahahçe7
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- 20 ekim 2026 psg barcelona maçı2
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- sevim koş fener'e koydular3
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var4
- fiziği güzel sözlük kızları4
- izmirbeyfendisi5
- ismail kartal12
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- nervio adlı yazara uyarı14
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- ulu sözlük camiasına duyuru4
- özelden gelen saçma mesajlar12
- kale3112 de olup true da olmayan ne var4
- nohut köftesi6
- sergen yalçın9
- from gold from dust10
- yemek yapmayı bilmeyen erkek5
- kaslı sözlük erkekleri3
- kolye140
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- fiziği kötü sözlük erkekleri3
- clemence baptista16
- kale'nin bicepsleri4
- götü en güzel manifestci3
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur13
iş yerinde yaza merhaba partisi var. yaza neden merhaba diyoruz bunu hiç bilmiyoruz ama katılmak zorundayız. bu tür davetler yapıldığı an kadınlar arasında rekabet başlar. kim daha şık olacak? kim daha çok dikkat çekecek? kim tüm gözleri üzerinde toplayacak? onlarca saçma şey. tüm bunların saçma olduğunu bildiğim halde yusuf yusuf geziyorum. kadınsal saçmalıkları bir kadın olarak yaşamak zorundaymışım gibi davranıyorum. iş yerinden en yakın arkadaşı alıp çıkıyoruz alışverişe. bir sürü mağaza dolaşıyoruz ama istediği elbiseyi bulamıyor o, ben artık elbise alacağımı unutmuş onun peşinde geziyorum, öylesine telaşlı ki ben de onun için endişeliyim artık. ya istediği elbiseyi bulamazsa? ya diğer kadınlar onunla dalga geçerse?
gelin gelin zi.cez sizi diye bas bas bağıran bir mağazayı gözüne kestiriyor. giriyoruz. kıza diyoruz böyle böyle bir durum var. bülent ersoy için tasarlandığını düşündüğüm elbiseleri gösteriyor bize. bir tanesi tavus kuşları için tasarlanmış. tasarımcısının ismini söylüyor sonra fiyatını. sonra onun farklı tasarımlarını gösteriyor, elbiseler bok gibi ama marka olunca özellikle zengin koçişkosundan dolayı isim yapmış biri tasarladıysa göze güzel geliyor, hiç olmazsa arkadaşım için durum bu. en basit kumaştan dikilmiş, yeşil ve tek özelliği şeyine kadar yırtmacı olan kıyafete yarı maaşını veriyor çıkıyoruz oradan. pazardan 30 tl gibi bir fiyata alacağımız elbiseye sırf marka olduğu için bi ton para veriyoruz.
markaysa güzeldir, kalitelidir saçmalığı yüzünden o elbiseye verilen para hala içimi acıtıyor benim. çoğu geceler yastığa yüzüme bastırıp hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. mesela ben çok saçma bir markanın beyaz eşyalarını aldım çünkü en ucuzu oydu, 4 yıldır kullanıyorum, marka olmayan kıyafetlerimi de kullanıyorum yıllardır.
aslında aynı kalitede ürünü sırf isminden dolayı daha pahalıya satmak, satabilmek işte bunlar hep.. çok acayip. bilmiyorum.
gelin gelin zi.cez sizi diye bas bas bağıran bir mağazayı gözüne kestiriyor. giriyoruz. kıza diyoruz böyle böyle bir durum var. bülent ersoy için tasarlandığını düşündüğüm elbiseleri gösteriyor bize. bir tanesi tavus kuşları için tasarlanmış. tasarımcısının ismini söylüyor sonra fiyatını. sonra onun farklı tasarımlarını gösteriyor, elbiseler bok gibi ama marka olunca özellikle zengin koçişkosundan dolayı isim yapmış biri tasarladıysa göze güzel geliyor, hiç olmazsa arkadaşım için durum bu. en basit kumaştan dikilmiş, yeşil ve tek özelliği şeyine kadar yırtmacı olan kıyafete yarı maaşını veriyor çıkıyoruz oradan. pazardan 30 tl gibi bir fiyata alacağımız elbiseye sırf marka olduğu için bi ton para veriyoruz.
markaysa güzeldir, kalitelidir saçmalığı yüzünden o elbiseye verilen para hala içimi acıtıyor benim. çoğu geceler yastığa yüzüme bastırıp hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. mesela ben çok saçma bir markanın beyaz eşyalarını aldım çünkü en ucuzu oydu, 4 yıldır kullanıyorum, marka olmayan kıyafetlerimi de kullanıyorum yıllardır.
aslında aynı kalitede ürünü sırf isminden dolayı daha pahalıya satmak, satabilmek işte bunlar hep.. çok acayip. bilmiyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar