bugün
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi20
- futbola aykırı bir fikrini yaz8
- ortada bir yolsuzluk olmaması26
- cem yılmaz vs deniz göktaş4
- stoacılığın kişisel gelişim endüstrisine satılması4
- albea var mı abi düşük kilometreli10
- 2003 model seymbol alınır mı4
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- koca aramiyorum ki3
- 28 eylül dünya kuduz günü2
- silvermist'in bininci entrysini kutluyoruz3
- melih gökçek soruşturması ne oldu21
- erdoğan'ın wüst'ü kabulü3
- sözlük erkeklerinin duygusal olması3
- sözlükte olgun insan var mı2
- koca arayan sozlukçü3
- 28 eylül 20262
- kolesterol6
- romanya53
- hasım olan mafya liderlerini kim barıştırır4
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir27
- bir şey söyle13
- akp nin arzu ettiği muhalif tipi6
- yağmurdan nefret etmek9
- uludağ itiraf3
- tassagi mengeneye sıkıştıran kocaoglan2
- meme yalarken düşünülen şeyler8
- sevgiliden duyulan en acı cümle3
- yağmuru romantik bulan tip5
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları23
- uğurcan çakır4
- fatma betülleri doyurmak5
- netanyahu'ya vatana ihanet suçlaması3
- jaguar2
- adam yine kazanacak5
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- diyabet3
- neye en çok ne kadar sustunuz2
- hapiste kalanlardan kira bedeli alınması3
- sözlükçe aç kalsak birbirimizi yer miyiz3
- fatma betül sayan kaya39
- sözlüğün meme platformuna dönmesi8
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur34
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis9
- dünya61
- 28 eylül 2026 deniz göktaş'ın ilk duruşması5
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı5
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi15
- toplum baskısı yüzünden entry girememek2
- almanya25
en sevdiğim kitaplardan biridir. beni nasıl böyle etkiledi anlayabilmiş değilim. kitap film veya gerçek olaylarda fazla duygu emaresi gösteren birisi değilim babam ölse ağlar mıyım emin değilim ama şurayı okuyunca gözyaşlarımı tutamadım.
'rusyanın ücra,tenha bir köşesinde küçük bir köy mezarlığı var.hemen bütün mezarlarımız gibi hüzünlü bir görünümde;çevresindeki hendekleri çoktan ot bürümüş,bir zamanlar boyalı olan çatılarının altındaki tahta haçlar soluklaşıp çürümüş,mezar taşları,alttan birileri itermişçesine yan yatmış,iki üç cılız ağaç diplerine zar zor ufak bir gölge düşürmüş,koyunlar mezarların üzerinde başıboş dolaşmakta...bunların arasında kimsenin el sürmediği,kimsenin çiğnemediği bir mezar var ki üzerinde yalnızca kuşlar konuyor ve doğan güneşe doğru şakıyorlar.çevresi demir parmaklıkla çevrili,iki ucunda iki taze çam ağaçı dikili.burada yevgeni bazarov gömülü.bu mezarı sık sık,şimdi artık iyice çökmüş olan iki ihtiyar ziyarete geliyor:yakınlardaki bir köyde oturan bir karı koca.birbirlerine destek olarak sürüklenen adımlarla yürüyor,parmaklığa yanaşıp diz üstü çökerek uzun uzun,acı acı ağlıyor,gözlerini oğullarının üzerinde duran dilsiz taşa dikerek uzun uzun bakıyorlar.bir şeyler konuşuyorlar arada,taşın tozunu siliyor,ağaçların dallarını temizliyor,sonra gene dua okuyorlar;oğullarına,oğullarının anısına kendilerini daha yakın hissettikleri bu yerden kopup ayrılamıyorlar bir türlü...onların duaları,göz yaşları elbette boşa gitmez değil mi?onların sevgisi,o kutsal,vefalı sevgi elbette,gücü her şeye yeten tanrının sevgisinden izler taşır,öyle değil mi?ah,evet!mezarda yatan yürek ne denli ateşli,günahkar,fırtınalı olursa olsun,üzerinde biten çiçekler bize masum gözlerinin asude bakışlarıyla bakarlar.bize söyledikleri yalnızca edebi huzur,'kayıtsız' doğanın o büyük huzuru değildir;ebebi barışmalardan,sonu gelmeyen yaşamdan da sözederler.'
'rusyanın ücra,tenha bir köşesinde küçük bir köy mezarlığı var.hemen bütün mezarlarımız gibi hüzünlü bir görünümde;çevresindeki hendekleri çoktan ot bürümüş,bir zamanlar boyalı olan çatılarının altındaki tahta haçlar soluklaşıp çürümüş,mezar taşları,alttan birileri itermişçesine yan yatmış,iki üç cılız ağaç diplerine zar zor ufak bir gölge düşürmüş,koyunlar mezarların üzerinde başıboş dolaşmakta...bunların arasında kimsenin el sürmediği,kimsenin çiğnemediği bir mezar var ki üzerinde yalnızca kuşlar konuyor ve doğan güneşe doğru şakıyorlar.çevresi demir parmaklıkla çevrili,iki ucunda iki taze çam ağaçı dikili.burada yevgeni bazarov gömülü.bu mezarı sık sık,şimdi artık iyice çökmüş olan iki ihtiyar ziyarete geliyor:yakınlardaki bir köyde oturan bir karı koca.birbirlerine destek olarak sürüklenen adımlarla yürüyor,parmaklığa yanaşıp diz üstü çökerek uzun uzun,acı acı ağlıyor,gözlerini oğullarının üzerinde duran dilsiz taşa dikerek uzun uzun bakıyorlar.bir şeyler konuşuyorlar arada,taşın tozunu siliyor,ağaçların dallarını temizliyor,sonra gene dua okuyorlar;oğullarına,oğullarının anısına kendilerini daha yakın hissettikleri bu yerden kopup ayrılamıyorlar bir türlü...onların duaları,göz yaşları elbette boşa gitmez değil mi?onların sevgisi,o kutsal,vefalı sevgi elbette,gücü her şeye yeten tanrının sevgisinden izler taşır,öyle değil mi?ah,evet!mezarda yatan yürek ne denli ateşli,günahkar,fırtınalı olursa olsun,üzerinde biten çiçekler bize masum gözlerinin asude bakışlarıyla bakarlar.bize söyledikleri yalnızca edebi huzur,'kayıtsız' doğanın o büyük huzuru değildir;ebebi barışmalardan,sonu gelmeyen yaşamdan da sözederler.'
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar