bugün
- lamba5
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- bir ilişkiyi kim yönetir17
- masa5
- velvet48
- pandela 319
- sandalye8
- kürt hareketinin devşirme olması15
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- iblis3
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- sanat2
- en gıcık olunan insan davranışı4
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek5
- ciguli kral16
- aleyna tilki5
- amedspor12
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen4
- yapsam yaptım derim3
- sikişirken hüzünlenmek4
- elektriği ödeyen adam7
- mony tontana11
- memduh bashgan9
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- deniz göktaş34
- bik bik kaç yaşında10
- yeni sevgiliden beklentiler2
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- ahtapot yemek9
- almanya5
- brokoli3
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı3
- yürüyüş flörtü9
- fondöten sürmek3
- 2026 dünya kupası33
- dimes'in 2026 yılında murat 124 hediye etmesi2
- evde kalmış kız kurusu7
- samsung3
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- kemal kılıçdaroğlu20
- sikmek icin entry ni beğendi6
- taksim delisi cenk4
- xiaomi redmi a32
- uludağ sözlük bir ailedir9
geçen sene görme fırsatını bulduğum şehir.
siz siz olun bir tura geziye falan gittiğinizde hemen dönünce ya da oradayken gece yatmadan önce küçük bir günlük tutarak neler yaptığınızı, sizde iz bırakan yönlerini falan filan anlatın zira benim elimde sadece fotoğraflar kaldı ve fazla bir bok hatırlamıyorum. hatırlayabildiklerimi paylaşayım bari.
türkiye' de uçağa binerken birbirinin yüzüne bakmayan tipler vize kuyruğunda arkadaş olmak için yanınıza sokulacaklar önce bunu söyleyeyim. havaalanından çıkınca şehir merkezine nasıl gideriz diye kafa sikmeyin hiç. taksiciler bizimkiler gibi ibne puşt satılmış değil. adam 15 euro falan tutar diyor 14 euro tutuyor. o konuda sıkıntı yok.
biz kışın gitmiştik belki o yüzden o kadar ucuzdu ama çevre yoluna sıfır dört yıldızlı bir otelde kalmıştık ve şehir merkezine yürüyerek gidilebiliyordu. bok püsur hostellerde vakit kaybetmeyin derim. geceliği 24 euro muydu neydi, minibarı falan komple boşalttık giderken, gerçi bir bok yoktu.
bizim floransaya geçiş merkezimiz olduğu için uğradığımız bir şehirdi o yüzden şuraları şuraları gezelim diye bir program yapmamıştık. şehrin içinde 2 gün boyunca turladık durduk. üniversitenin o sokağı falan var. ilk akşam orada bir irish pub da içtik biraz. roma- inter kupa maçı vardı ve maçı izleyenler 70 80 yaşında adamlardı. sayıları da fazlaydı amk çok garipsemiştim onu. gençlerden tınlayan yoktu çünkü. tam burada birşey söyleyeyim. avrupaya gezmeye giderseniz salak salak içip sıçmayın. sanki burada içmiyorsunuz, boşverin amk gezin sadece tatlı falan yiyin içki yerine, yöresel tatları deneyin.
yemek konusuna gelmişken, bologna da yiyecek birşey bulamadım ben. normalde italya da trattoria lara gidin mutlaka. baba- oğul aile işletmeleri buralar. dışarıdan ihtişamlı durmasada yemekleri gayet lezzetli hizmeti gayet güzel mekanlar. hepsinin tepesinde yazar trattoria diye, tereddütsüz girin bak oralara. biftek, pizza, lazanya mazanya alayı var. ev yapımı şarap için buralarda, fazla kafa yapmıyor dediğim gibi kafa olacak kadar içmeyin zaten. salaklık etmeyin. neyse bolognaya dönüyorum tekrar. birkaç pizzacı bulduk, domuz yağı kullanmadan pizza yapmıyor adamlar resmen. berbat bir kokusu var denemedim ben gerçi ama tadını da sevmeyeceğim için uzak durdum. bologna da kuru ekmeğe talim ettiğimi biliyorum. mc donalds a bile gitmeye razıyken arkadaşım izin vermediği için aç kaldım diyebilirim.
neyse bu şehirde fazla bir bok yok. bir bok yok dediysek yanlış anlamayın bizim illeri siker atar. evler komple dolgu tuğla, kızıllığı oradan geliyor, kiremit rengi aslında. 1800 lerde göç alınca yeni ev yapmak yerine mevcut evleri kaldırımların üstüne doğru genişletmişler. kaldırımlarda hep kolonlar var o yüzden sürekli saçak altında yürüyorsunuz. yağmur çamur yemezsiniz.
kıyafet hediye mediye alacaksanız alın buradan venedikte floransada roma da bir bok alamaz sonra pişman olursunuz. iki kulenin olduğu meydanda sağa sola açılan sokaklarında güzel şeyler var. dediğim gibi bologna bizim geçiş güzergahımızdı tarihine dair pek birşey öğrenemedik. fakat yaşanılası bir şehir. özlüyor muyum ? evet.
siz siz olun bir tura geziye falan gittiğinizde hemen dönünce ya da oradayken gece yatmadan önce küçük bir günlük tutarak neler yaptığınızı, sizde iz bırakan yönlerini falan filan anlatın zira benim elimde sadece fotoğraflar kaldı ve fazla bir bok hatırlamıyorum. hatırlayabildiklerimi paylaşayım bari.
türkiye' de uçağa binerken birbirinin yüzüne bakmayan tipler vize kuyruğunda arkadaş olmak için yanınıza sokulacaklar önce bunu söyleyeyim. havaalanından çıkınca şehir merkezine nasıl gideriz diye kafa sikmeyin hiç. taksiciler bizimkiler gibi ibne puşt satılmış değil. adam 15 euro falan tutar diyor 14 euro tutuyor. o konuda sıkıntı yok.
biz kışın gitmiştik belki o yüzden o kadar ucuzdu ama çevre yoluna sıfır dört yıldızlı bir otelde kalmıştık ve şehir merkezine yürüyerek gidilebiliyordu. bok püsur hostellerde vakit kaybetmeyin derim. geceliği 24 euro muydu neydi, minibarı falan komple boşalttık giderken, gerçi bir bok yoktu.
bizim floransaya geçiş merkezimiz olduğu için uğradığımız bir şehirdi o yüzden şuraları şuraları gezelim diye bir program yapmamıştık. şehrin içinde 2 gün boyunca turladık durduk. üniversitenin o sokağı falan var. ilk akşam orada bir irish pub da içtik biraz. roma- inter kupa maçı vardı ve maçı izleyenler 70 80 yaşında adamlardı. sayıları da fazlaydı amk çok garipsemiştim onu. gençlerden tınlayan yoktu çünkü. tam burada birşey söyleyeyim. avrupaya gezmeye giderseniz salak salak içip sıçmayın. sanki burada içmiyorsunuz, boşverin amk gezin sadece tatlı falan yiyin içki yerine, yöresel tatları deneyin.
yemek konusuna gelmişken, bologna da yiyecek birşey bulamadım ben. normalde italya da trattoria lara gidin mutlaka. baba- oğul aile işletmeleri buralar. dışarıdan ihtişamlı durmasada yemekleri gayet lezzetli hizmeti gayet güzel mekanlar. hepsinin tepesinde yazar trattoria diye, tereddütsüz girin bak oralara. biftek, pizza, lazanya mazanya alayı var. ev yapımı şarap için buralarda, fazla kafa yapmıyor dediğim gibi kafa olacak kadar içmeyin zaten. salaklık etmeyin. neyse bolognaya dönüyorum tekrar. birkaç pizzacı bulduk, domuz yağı kullanmadan pizza yapmıyor adamlar resmen. berbat bir kokusu var denemedim ben gerçi ama tadını da sevmeyeceğim için uzak durdum. bologna da kuru ekmeğe talim ettiğimi biliyorum. mc donalds a bile gitmeye razıyken arkadaşım izin vermediği için aç kaldım diyebilirim.
neyse bu şehirde fazla bir bok yok. bir bok yok dediysek yanlış anlamayın bizim illeri siker atar. evler komple dolgu tuğla, kızıllığı oradan geliyor, kiremit rengi aslında. 1800 lerde göç alınca yeni ev yapmak yerine mevcut evleri kaldırımların üstüne doğru genişletmişler. kaldırımlarda hep kolonlar var o yüzden sürekli saçak altında yürüyorsunuz. yağmur çamur yemezsiniz.
kıyafet hediye mediye alacaksanız alın buradan venedikte floransada roma da bir bok alamaz sonra pişman olursunuz. iki kulenin olduğu meydanda sağa sola açılan sokaklarında güzel şeyler var. dediğim gibi bologna bizim geçiş güzergahımızdı tarihine dair pek birşey öğrenemedik. fakat yaşanılası bir şehir. özlüyor muyum ? evet.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar