bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye40
- fon mağduriyetini ancak ak parti çözer4
- benzine zam7
- bıyık bırakan erkek karizması6
- nervio17
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- kendinizde en sevdiğiniz şey4
- eksi oy veren yazar yoğunluğundan dolayı çıkıyorum3
- ormanda cinselliğin doruklarına çıkmak4
- pilavımı kaşıklamak ister misin diyen sözlük kızı4
- recep tayyip erdoğan27
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- fiziği güzel sözlük kızları47
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- türbanlı kamuya giremezken cezaevine giremez oldu3
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali4
- leonidas7
- çocukken sahip olamadığınız şeyler2
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- kene hatunlar2
- yazarların akşama dair planları3
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması5
- türbanlı erkeklerin çok itici olması3
- abdülhamid han'ın zarif bir kişi olması3
- vexillarius the slayer6
- sibel kekilli6
- morkstar7
- maledictory2
- the mummy 42
- ibne11
- iltica7
- akp denince akla ilk gelenler6
- ups boobs'un yeni nicki7
- türkler balık hafızalıdır6
- evlenme teklifi bekleyen erkek6
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- süresiz nafaka8
- nefse uyup 2 milyar tl tokatlamak3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- arap aksanı7
- kadın ayağı vs memesi6
- liberalizm2
- hz mevlana2
- tulumba tatlısı4
- elma yiyen erkek4
- uludağ sözlük kekosu2
- sizde hiç utanma yok mu4
- memeleri kafam kadar kız21
- seviştikten sonra teşekkür etmekk10
Ali Şeriati kendini devrimci yetişirmek kitabından...
Ey özgürlük! Seni seviyorum. Sana muhtacım. Sana aşığım. Sensiz hayat zordur. Sensiz ben de yokum. Yani o var olan ben değilim. Ben, sensiz boş, anlamsız, şaşkın,
avare, ümitsiz, kalpsiz, ışıksız, tatsız, beklentisiz, intizarsız, beyhude, yani bir hiç olacağım. Ey özgürlük! Senin sevgin, dostluk ve şefkatinle beslenmişim.
Ey özgürlük!
Beni ipe bile götürseler, yine de asla kalbim senden ayrılmayacak. Sen benim kalbimsin, benim suyum da ve toprağımda yoğrulmuşsun. işkenceler, ancak benim sana olan sevgimi artırmıştır. Zindanlar, bana senin sevginden ve aşkından başka bir şey getirmemiştir.
Ve geceler ah! Gecelerden bahsetmek ne kadar zor! insanların olmadığı, duvarların karanlıkta kaybolduğu, kralın gözünün kapandığı ve kalenin muhafızlarının uykuya daldığı geceler! Ve ben, o gecelerde ayaktayım, sense uyanık. Dünyalıların gözü uykuda kafeslerini kırarak birbirlerne karışmak ve gökyüzünün o güzel yalnızlığının sevimli sinesinde uçmak isteyen dört güvercinin ümit ve bekleyiş gözünün hilali ve geceler beni üzüntü, hastalık ve solgunluğa terk edip eve dönüyorsun. Yalnızca evin kapısını açıyorsun. Öyle bir evin kapsını ki içerisinde bir ses, heyecan ve şevk varsa, bunlar da komşu duvarlardan geliyor. Ayaklarının sesi, evin sessiz ve suskun kalbine heyecan veriyor ve ansızın kesiliyor. Odanın kapısını açıyorsun ve içeriye ayağını koyuyorsun. Senin bekleyiş ve ümit gözünle o köşede çehrene gülümseyen benim. O an kalpten gülümsüyor ve geri dönüp kapıyı kilitliyorsun. Tkrar dönüyor, beni yanına otutuyorsun ve soruyor, soruyori soruyorsun. Ben ise öylece suskun duruyorum. Başımı öne eğmiş ve gözlerimi halıya dikmişim. Öyle ki konuşacak aklım ve kalbim yok. Solmuşum, sıkılmışım ve bıkkınım. Çünkü hayat zorlaşmıştır. Hafakan, acımasız baskı, sağlam kaleler, uyanık zindancı bütün bunlar bana eziyet ediyorlar. Bunlara alışmamış, baskının elinden bir şarap içmemişim. Hafakan ve boğulma dünyasıyla dostluk kurmamışım. Öfkeyle, vahşetle, duvarla arkadaş olmamışım. Kalbimi senden ayırmamışım. Her adımı güçlük atan ayağım senin aşkına koşuyor. Bir zincire, bir ipe eğilmeyen baş, senin eteğine eğiliyor. Gözün, ona eğilmiş görmekten umudunu kestiği bir endam, senin mabedinde namaz kılıyor. Ölüm tufanlarından titremeye yürek, seni hatırlamakla perişan oluyor. Ve bana şiddetli bir şekilde çok eziyet ve işkence ediyorlar. Kalbim parçalanmış, ruhum karmakarışık ve parça parça olmuş. Gücüm kaybolmuş ve ümidim yok olmuş ve yorgunum!
Aslında ne dostun yanında, dost yolunda çekilenlerden bahsetmek insanlık alametidir; ne de dostun kalbini incitmek insanca bir davranıştır.
Özgürlük ve özgürlüğe aşık olma hatırına özgürlük ve cihadı övmek, benim mesleğim, meşgalem, işim, hayatım, aşkım, imanım ve şahsiyetimin çerçevesi olmuştur! Çaresiz kaçıyor ve soruyorum: sen ne yapıyorsun? Sen kendi kendine isa ibi Yahudilerin pençesinde olduğunu, Kayserin seni çarıha gerdiğini, dar ağacına çektiğini ve başına bir taç koyduğunu söylüyorsun. Bense Mesihin yorgun havarisi Saint Paul gibi kıvrılıp büzülüyor, boşlukta kendisinin bile duyamayacağı bir feryat çeken dertli gibi, başımı büküyor ve yürekten inleyerek ağlıyorum
Allah benim bedenimi yarattığı zaman, ruhun yerine seni bana üfledi ey özgürlük! Böylece seninle dirilip canlandım; seninle nefes aldım, seninle harekete geçtim, seninle gördüm, seninle söyledim, konuştum seninle işittim, hissettim, anladım, düşündüm ve sen ey benim tukun ruhum! insan ruhuna hangi ihtiyacın, bedensel gereksiniminden daha elzem olduğunu biliyorsun.
Fakat istibdadın cellatları ve hilafetin uşakları seni benden ayırdılar ve yalnızlıktan dertli olan beni sürüp uzaklaştırdılar, zincire vurup bağladılar. Bizi nasıl birbirimizden ayırabilirler ki! Bakışı, gözü de bakışından ayıramazlar. Bense ey özgürlük, seninle bakıyor, seninle görüyorum!
Ey özgürlük! Senin için nice zindanlar çekmişim. Nice zindanlara da katlanacağım. Yine senin için nice işkencelere tahammül ettim, nice işkencelere de tahammül edeceğim.
Ey özgürlük! Seni seviyorum. Sana muhtacım. Sana aşığım. Sensiz hayat zordur. Sensiz ben de yokum. Yani o var olan ben değilim. Ben, sensiz boş, anlamsız, şaşkın,
avare, ümitsiz, kalpsiz, ışıksız, tatsız, beklentisiz, intizarsız, beyhude, yani bir hiç olacağım. Ey özgürlük! Senin sevgin, dostluk ve şefkatinle beslenmişim.
Ey özgürlük!
Beni ipe bile götürseler, yine de asla kalbim senden ayrılmayacak. Sen benim kalbimsin, benim suyum da ve toprağımda yoğrulmuşsun. işkenceler, ancak benim sana olan sevgimi artırmıştır. Zindanlar, bana senin sevginden ve aşkından başka bir şey getirmemiştir.
Ve geceler ah! Gecelerden bahsetmek ne kadar zor! insanların olmadığı, duvarların karanlıkta kaybolduğu, kralın gözünün kapandığı ve kalenin muhafızlarının uykuya daldığı geceler! Ve ben, o gecelerde ayaktayım, sense uyanık. Dünyalıların gözü uykuda kafeslerini kırarak birbirlerne karışmak ve gökyüzünün o güzel yalnızlığının sevimli sinesinde uçmak isteyen dört güvercinin ümit ve bekleyiş gözünün hilali ve geceler beni üzüntü, hastalık ve solgunluğa terk edip eve dönüyorsun. Yalnızca evin kapısını açıyorsun. Öyle bir evin kapsını ki içerisinde bir ses, heyecan ve şevk varsa, bunlar da komşu duvarlardan geliyor. Ayaklarının sesi, evin sessiz ve suskun kalbine heyecan veriyor ve ansızın kesiliyor. Odanın kapısını açıyorsun ve içeriye ayağını koyuyorsun. Senin bekleyiş ve ümit gözünle o köşede çehrene gülümseyen benim. O an kalpten gülümsüyor ve geri dönüp kapıyı kilitliyorsun. Tkrar dönüyor, beni yanına otutuyorsun ve soruyor, soruyori soruyorsun. Ben ise öylece suskun duruyorum. Başımı öne eğmiş ve gözlerimi halıya dikmişim. Öyle ki konuşacak aklım ve kalbim yok. Solmuşum, sıkılmışım ve bıkkınım. Çünkü hayat zorlaşmıştır. Hafakan, acımasız baskı, sağlam kaleler, uyanık zindancı bütün bunlar bana eziyet ediyorlar. Bunlara alışmamış, baskının elinden bir şarap içmemişim. Hafakan ve boğulma dünyasıyla dostluk kurmamışım. Öfkeyle, vahşetle, duvarla arkadaş olmamışım. Kalbimi senden ayırmamışım. Her adımı güçlük atan ayağım senin aşkına koşuyor. Bir zincire, bir ipe eğilmeyen baş, senin eteğine eğiliyor. Gözün, ona eğilmiş görmekten umudunu kestiği bir endam, senin mabedinde namaz kılıyor. Ölüm tufanlarından titremeye yürek, seni hatırlamakla perişan oluyor. Ve bana şiddetli bir şekilde çok eziyet ve işkence ediyorlar. Kalbim parçalanmış, ruhum karmakarışık ve parça parça olmuş. Gücüm kaybolmuş ve ümidim yok olmuş ve yorgunum!
Aslında ne dostun yanında, dost yolunda çekilenlerden bahsetmek insanlık alametidir; ne de dostun kalbini incitmek insanca bir davranıştır.
Özgürlük ve özgürlüğe aşık olma hatırına özgürlük ve cihadı övmek, benim mesleğim, meşgalem, işim, hayatım, aşkım, imanım ve şahsiyetimin çerçevesi olmuştur! Çaresiz kaçıyor ve soruyorum: sen ne yapıyorsun? Sen kendi kendine isa ibi Yahudilerin pençesinde olduğunu, Kayserin seni çarıha gerdiğini, dar ağacına çektiğini ve başına bir taç koyduğunu söylüyorsun. Bense Mesihin yorgun havarisi Saint Paul gibi kıvrılıp büzülüyor, boşlukta kendisinin bile duyamayacağı bir feryat çeken dertli gibi, başımı büküyor ve yürekten inleyerek ağlıyorum
Allah benim bedenimi yarattığı zaman, ruhun yerine seni bana üfledi ey özgürlük! Böylece seninle dirilip canlandım; seninle nefes aldım, seninle harekete geçtim, seninle gördüm, seninle söyledim, konuştum seninle işittim, hissettim, anladım, düşündüm ve sen ey benim tukun ruhum! insan ruhuna hangi ihtiyacın, bedensel gereksiniminden daha elzem olduğunu biliyorsun.
Fakat istibdadın cellatları ve hilafetin uşakları seni benden ayırdılar ve yalnızlıktan dertli olan beni sürüp uzaklaştırdılar, zincire vurup bağladılar. Bizi nasıl birbirimizden ayırabilirler ki! Bakışı, gözü de bakışından ayıramazlar. Bense ey özgürlük, seninle bakıyor, seninle görüyorum!
Ey özgürlük! Senin için nice zindanlar çekmişim. Nice zindanlara da katlanacağım. Yine senin için nice işkencelere tahammül ettim, nice işkencelere de tahammül edeceğim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar