bugün
- cin çarpmasına maruz kalmak5
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur7
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- galatasaray vs akp12
- dincilere laf anlatmakta çalışmak15
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- yıl 2026 olmuşken halen konuşulabilinecek şeyler3
- kaçak çay18
- atatürkçü insanların genelde zafer partili olması4
- fon vurgunu54
- sidikli somara2
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- şabat şalom5
- taksiciyimbebegim5
- borsa istanbul19
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- bu başlıkta kılıçdarist gibi davranıyoruz3
- tırcı sevgili yapmak3
- muslettin amca tarzı entry girmek4
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- kız kulesi4
- çilekli pasta yiyen erkek7
- aleyna kalaycıoğlu'nun hapisten çıkması3
- from gold from dust34
- uyumak istemek2
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik2
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- evde saç kesmek2
- yazarların kulaklık markaları5
- en iyi çakmak markası10
- aklından hiç çıkmayacak o sahne2
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- nervio bayan6
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- caiz ve mekruh ayrımları3
- iltica20
- düşün ki o bunu okuyor6
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- tavuklu pilav13
- denize girmek2
- berat albayrak'a iftira atılması11
- antalya7
- uludağ sözlük whatsapp grubu kurmak2
- gocu nerede gocu6
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
101 - Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman Allah ne indirdiğini pek iyi bilmiş iken kâfirler Peygambere: "Sen, ancak bir iftiracısın" dediler. Hayır öyle değil; onların çoğu bilmezler.
102 - (Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi.
103 - Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.
104 - Allah'ın âyetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakıcı bir azab vardır.
105 - Yalanı ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. işte onlar yalancıların ta kendileridir.
106 - Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.
107 - Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
108 - Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir.
109 - Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
110 - Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
111 - O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamiyle ödenir ve hiç kimseye de zulmedilmez.
112 - Allah bir şehri misal olarak verdi: Bu şehir güvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rızkı bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini (felâketini) tattırdı.
113 - Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi.
114 - Artık Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah'ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O'na ibadet edecekseniz.
115 - O size ancak ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan ve aşırı gitmeden yiyebilir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
116 - Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: "Şu helaldir, şu haramdır" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.
117 - Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır.
118 - Sana anlattıklarımızı, daha önce yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
119 - Sonra şüphe yok ki Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.)
120 - Şüphesiz ibrahim Allah'a itaat eden, Hakk'a yönelen bir önderdi. Ve hiçbir zaman müşriklerden olmadı.
121 - Allah'ın nimetlerine şükredendi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
122 - Ve biz ona (ibrahim'e) iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir.
123 - Sonra da (ey Muhammed!) sana: "Hakk'a yönelen ve müşriklerden olmayan ibrahim'in dinine tabi ol" diye vahyettik.
124 - Cumartesi günü (avlanmamak), ancak onda ihtilafa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin onların ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında elbette hükmünü verecektir.
125 - (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.
126 - Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
127 - (Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!
128 - Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir.
102 - (Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Kur'ân'ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi.
103 - Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.
104 - Allah'ın âyetlerine iman etmeyenleri, muhakkak ki Allah hidayete erdirmez ve onlara can yakıcı bir azab vardır.
105 - Yalanı ancak Allah'ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. işte onlar yalancıların ta kendileridir.
106 - Kalbi iman ile sükûnet bulduğu halde (dinden dönmeye) zorlananlar dışında, her kim imanından sonra küfre kalbini açarsa, mutlaka onların üzerine Allah'tan bir gazab gelir ve kendilerine çok büyük bir azab vardır.
107 - Bu (azab) şundan dolayıdır ki, onlar, dünya hayatını sevmiş ve onu ahirete tercih etmişlerdir. Allah da kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
108 - Bunlar, o kimselerdir ki; Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemiştir. Ve onlar, gafillerin ta kendileridir.
109 - Hiç şüphesiz onlar, ahirette perişan olup hüsrana uğrayanların ta kendileridir.
110 - Sonra şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra cihad eden ve sabreden kimselerin yardımcısıdır. Bunlardan sonra Rabbin elbette çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
111 - O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamiyle ödenir ve hiç kimseye de zulmedilmez.
112 - Allah bir şehri misal olarak verdi: Bu şehir güvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rızkı bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini (felâketini) tattırdı.
113 - Andolsun ki, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Bunun üzerine zulüm yaparlarken azab da onları yakalayıverdi.
114 - Artık Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden helal ve temiz olarak yiyin. Allah'ın nimetine şükredin, eğer gerçekten O'na ibadet edecekseniz.
115 - O size ancak ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan ve aşırı gitmeden yiyebilir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
116 - Dillerinizin yalan vasfetmesi ile: "Şu helaldir, şu haramdır" demeyin; aksi halde Allah'a iftira etmiş olursunuz. Şüphesiz Allah'a yalan uyduranlar asla kurtulamazlar.
117 - Onlar için dünyada pek az bir menfaat var, ahirette ise çok acıklı bir azab vardır.
118 - Sana anlattıklarımızı, daha önce yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik. Fakat onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdi.
119 - Sonra şüphe yok ki Rabbin, bir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin, bu tevbeden sonra Gafurdur, Rahîmdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.)
120 - Şüphesiz ibrahim Allah'a itaat eden, Hakk'a yönelen bir önderdi. Ve hiçbir zaman müşriklerden olmadı.
121 - Allah'ın nimetlerine şükredendi. Allah onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.
122 - Ve biz ona (ibrahim'e) iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir.
123 - Sonra da (ey Muhammed!) sana: "Hakk'a yönelen ve müşriklerden olmayan ibrahim'in dinine tabi ol" diye vahyettik.
124 - Cumartesi günü (avlanmamak), ancak onda ihtilafa düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin onların ihtilaf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında elbette hükmünü verecektir.
125 - (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.
126 - Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
127 - (Ey Peygamber!) Sabret! Sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı üzülme! Kurdukları tuzaklardan telaş edip sıkıntıya düşme!
128 - Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar