bugün
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek15
- amedspor30
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- şimdi ne yapsam acaba7
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- manken gibi kadınla evlenmek5
- kim milyoner olmak ister5
- cumartesi gecesi4
- bu ne hal yahu9
- yarma şeftali7
- itici gelen davranışlar4
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- bugünlük bu kadar yeter sözlük3
- gençlerin iş arama paltformları3
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- 01100010 01100001 01101011 100110001 011011104
- kar soğuğu4
- bu sözlükte en büyük benim4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu7
- aleksey batrakov27
- sinsi dudak2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- akşama ne yemek yapsam10
- erdoğan'ın trump ile telefon görüşmesi4
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- bilecik3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- ağıza alınca rahatlatan şeyler10
- geceye bir şiir bırak5
- ismet özel der ki2
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- 4 çocuğunu bırakıp evli genç adama kaçan kadın5
- galatasaray7
- şeftalinin tüylerini jiletle almak5
- masaj salonu2
- izdivaç programları3
- bize ne sizin mutfağınızdan6
- sözlük üzerinden alınan son dm6
- ismet'in ilim fuarına katılması8
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit9
- yemek fotoğrafıyla düşen erkek5
- sözlük yazarlarının şeftalileri5
- kumar oynamak2
- 900 lü hatlar2
- kaz eti2
- deveciolpeyy5
küçükken arkadaşlarıma bakıp onların gelecekte nasıl birer insan olacaklarını hayal ederdim. bu çok hoşuma giderdi , kimisini uzun kimisini kilolu, kimisini kel veya uzun saçlı ...
hatta kimilerini hayal dahi etmeme gerek kalmazdı, bazen yolda yürürken öyle insanlar görürdüm ki arkadaşlarıma benzetir ileride kesin böyle olacaklar derdim.
fakat bir tanesi hariç. hep derdim acaba o büyüyünce nasıl olacak, hiç tahminde bulunamazdım ve haklı çıktım, o büyüyemedi.
hala şaka gibi gelir. hayatta hiç kimsesi ölmemiş bir insanın aşık olduğu insan ölebilir miydi?
haberi aldığımda hiç birşey olmamış gibi davranıyordum. insanlar böyle haberleri aldıklarında kısa süreli şok yaşarlardı fakat benim ki çok uzun sürmüştü. hatırladıkça halime gülerim, arayıp haberi veren arkadaşımı azarlamıştım öyle şey olur mu diye. yatağıma yattım ve uykuya daldım ona o kadar çok güveniyordum ki en ufak bir şüphem dahi yoktu. gece haberi alan ablam uyandırdı beni ve onu da azarladım yok öyle birşey bunun için mi uyandırdın beni diyerek odadan çıkardım onu. o gece en rahat uykumu uyuduğum son geceydi.
herşeyi anlamak için yeni bir güne başlamam gerekiyormuş. onsuz başladığım günlerin ilkine ... onun sesini bir daha duyamayacağım, yüzünu göremeyeceğim gerçeği tokat gibi vuruyordu yüzüme. en çok zoruma gidende buydu onu görememek. geceleri uyuyamıyordum ama o kadar çok uyumak istiyordum ki belki rüyamda onu görür sesini duyarım diye ama her seferinde onu göremeden uyanmanın acısını yaşıyordum. nerden bilebilirdim rüyamda onu görünce gerçekle ayırt edemeyip sabah kalkınca onu yeniden kaybetmişim gibi üzüleceğimi, hıçkıra hıçkıra ağlayacağımı?
insanlar nerden bilebilirdi ki aşık olduğu insanın en sevdiği çiçeği kendisine verememek yerine mezarına koymanın ne demek olduğunu. insanlar nerden bilebilirdi aşık olduğun insanın mezarına toprak atmak ne demek. insanlar nerden bilebilirdi yolda yürüyen her insanın yüzüne bakmak, imkansızı aramak ne demek. sırf ona benzer birini görürüm düşüncesi ... onun dokunmaya kıyamadığım sıcak teninin buz gibi toprağın altında olduğu düşüncesi ...
insanlar sevgililerinden ayrıldı diye üzüldüklerinde içten içe yaşadığım öfkeyi bilebilir miydi ?
hepsine tek tek haykırmak isterdim. onu sımsıkı sarın demek isterdim, kokusunu öyle bir çekin ki içinize asla çıkmasın aklınızdan. ona sürekli sevdiğinizi söyleyin ki içinizde kalmasın ukte. üzmeyin onu, kırmayın, incitmeyin. hepsini, hepsini söylemek isterdim fakat anlayabilirler miydi?
anlasalarda bu acıyı yaşamadan o kıymeti bilebilirler miydi?
erkekler ağlamaz derler ya, senelerdir her gece ağlıyorum desem bana inanırlar mıydı?
bu satırları yazarken bile boğazım düğüm düğüm desem ya da ?
senin masmavi deniz gözlerin geliyor aklıma. göz göze geldiğimizde utandığım gözlerin şuan kapalı olduğunu bilmek...
ahh ölmek ne garip şey, toprak olmak, yummak gözleri gencecik yaşında.
ve beni en çok üzen neydi biliyor musun?
"birbirimizi asla bırakmayalım" diye bana söz verip beni bırakıp gitmen...
hatta kimilerini hayal dahi etmeme gerek kalmazdı, bazen yolda yürürken öyle insanlar görürdüm ki arkadaşlarıma benzetir ileride kesin böyle olacaklar derdim.
fakat bir tanesi hariç. hep derdim acaba o büyüyünce nasıl olacak, hiç tahminde bulunamazdım ve haklı çıktım, o büyüyemedi.
hala şaka gibi gelir. hayatta hiç kimsesi ölmemiş bir insanın aşık olduğu insan ölebilir miydi?
haberi aldığımda hiç birşey olmamış gibi davranıyordum. insanlar böyle haberleri aldıklarında kısa süreli şok yaşarlardı fakat benim ki çok uzun sürmüştü. hatırladıkça halime gülerim, arayıp haberi veren arkadaşımı azarlamıştım öyle şey olur mu diye. yatağıma yattım ve uykuya daldım ona o kadar çok güveniyordum ki en ufak bir şüphem dahi yoktu. gece haberi alan ablam uyandırdı beni ve onu da azarladım yok öyle birşey bunun için mi uyandırdın beni diyerek odadan çıkardım onu. o gece en rahat uykumu uyuduğum son geceydi.
herşeyi anlamak için yeni bir güne başlamam gerekiyormuş. onsuz başladığım günlerin ilkine ... onun sesini bir daha duyamayacağım, yüzünu göremeyeceğim gerçeği tokat gibi vuruyordu yüzüme. en çok zoruma gidende buydu onu görememek. geceleri uyuyamıyordum ama o kadar çok uyumak istiyordum ki belki rüyamda onu görür sesini duyarım diye ama her seferinde onu göremeden uyanmanın acısını yaşıyordum. nerden bilebilirdim rüyamda onu görünce gerçekle ayırt edemeyip sabah kalkınca onu yeniden kaybetmişim gibi üzüleceğimi, hıçkıra hıçkıra ağlayacağımı?
insanlar nerden bilebilirdi ki aşık olduğu insanın en sevdiği çiçeği kendisine verememek yerine mezarına koymanın ne demek olduğunu. insanlar nerden bilebilirdi aşık olduğun insanın mezarına toprak atmak ne demek. insanlar nerden bilebilirdi yolda yürüyen her insanın yüzüne bakmak, imkansızı aramak ne demek. sırf ona benzer birini görürüm düşüncesi ... onun dokunmaya kıyamadığım sıcak teninin buz gibi toprağın altında olduğu düşüncesi ...
insanlar sevgililerinden ayrıldı diye üzüldüklerinde içten içe yaşadığım öfkeyi bilebilir miydi ?
hepsine tek tek haykırmak isterdim. onu sımsıkı sarın demek isterdim, kokusunu öyle bir çekin ki içinize asla çıkmasın aklınızdan. ona sürekli sevdiğinizi söyleyin ki içinizde kalmasın ukte. üzmeyin onu, kırmayın, incitmeyin. hepsini, hepsini söylemek isterdim fakat anlayabilirler miydi?
anlasalarda bu acıyı yaşamadan o kıymeti bilebilirler miydi?
erkekler ağlamaz derler ya, senelerdir her gece ağlıyorum desem bana inanırlar mıydı?
bu satırları yazarken bile boğazım düğüm düğüm desem ya da ?
senin masmavi deniz gözlerin geliyor aklıma. göz göze geldiğimizde utandığım gözlerin şuan kapalı olduğunu bilmek...
ahh ölmek ne garip şey, toprak olmak, yummak gözleri gencecik yaşında.
ve beni en çok üzen neydi biliyor musun?
"birbirimizi asla bırakmayalım" diye bana söz verip beni bırakıp gitmen...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com