bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı27
- gocu26
- gömü bulmak8
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı6
- gocu abiyi akşamki boks maçına hazırlamak5
- melih gökçek'e soruşturma açılması8
- claudian clouds9
- sesli kitap dinlemek4
- virginia'dan arizona'ya gitmek2
- ibrahim ethem hacıosmanoğlu3
- yaşlı insanlar neden huysuz olur6
- çi çi çi çiçeğum çiçeğum da çiçeğum3
- iş yerinde entry girmek2
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı7
- ermeniler2
- aç karnına kahve içmek8
- kendinden biz diye bahsetmek6
- paris saint germain2
- aslında 1999 yılında olmamız4
- şive şakası4
- yazarların sevdiği sözler2
- bu koyden olsam ne olacak20
- sarapci koala79
- anayasanın ilk 3 maddesi2
- dinlerin yalan olması17
- genç yaşta ölen ünlüler2
- hayatının yavaş yavaş düzene girmesi2
- sözlüğün güzel yer olması3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası10
- doğru insanı bulmak3
- melek mosso'dan canlı canlı vazgeç gönlüm dinlemek2
- sarı torba8
- dövüşlü film izleyip gaza gelmek4
- boğazı yüzerek geçmek3
- sözlükteki botlar4
- telefonun şarj bölgesi temassızlığı2
- ağlama melis2
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- nepal'deki sel felaketi6
- dün gece sözlükte yaşanan terbiyesiz olay2
- hayda rinna rinna rinna rinanay3
- sımsıkı sıkı sıkı sıkı sıkı sar beni2
- cincinnati cini2
- ekşi sözlük4
- lise yılları kurtlar vadisine denk gelmek3
- güne sporla başlamak3
- uzaylıların sefaköyü istila etmesi3
- online listesi3
- otobüsten inerken şoföre teşekkür etmek2
bir soru cümlesi, bir istek.
belki de unutamadığım tek anım. içimi sızlatan tek şey. okuldan çıktım eve gidiyordum, lise 2ydim o zamanlar. ara sokaklar daha kestirme olur diye oralardan giderdim hep. bizim buraları pek tehlikeli değildir ama yanımda biber gazı taşırdım o zamanlar.
yolda dalgın dalgın yürürken uzaktan bir ses işittim.
''yavrum bakar mısın?'' yaşlı bir teyzenin sesiydi bu. balkondan bana sesleniyordu, etrafıma baktım kimsecikler yok.
''buyur teyzecim.'' dedim. gülümsedi, devam etti,
''evladım benim oğlum işe gitti gelmez bir iki saat ama çok susadım suyum bitti yürüyemiyorum bana su getirir misin?''
düşündüm, o sıralar televizyonlarda sürekli kaçırılma hikayeleri vardı. girmek istemedim ama o teyzeyi kırmak da istemiyordum.
-nolur be kızım çok susadım...
-peki teyzecim geliyorum şimdi.
yukarı çıkarken telefonumu çıkardım, 155. hazır ara tuşuna basıp ararım diyorum bir şey yaparlarsa, hem zaten yaşlı kadın bir şey yapamaz ki. biber gazını da çantanın üst kısımlarına getirdim fermuar hafif açık, fsst. sıktın mı tamamdır.
çıktım, teyzem kapı hep açık dururmuş. içeri girdim aklımda kalanlar; bir halı vardı eski bayağı, eski bir televizyon, sehpa, sehpanın üstünde bir tabak, tabakta portakal kabukları,
-çok susadım portakalla geçiriyim dedim ama olmadı be kızım.
-geçmez tabi teyzecim ben sana şimdi getiririm bir bardak su.
-allah razı olsun evladım...
mutfağa girdim, her yer her yerde. kadın etrafı toparlayamıyor tabi, dağılmış. dolabı açtım, iki şişe su var birini aldım kadının yanına götürdüm, bir tane de bardak.
-buyur teyzecim tekrar susarsan içersin bundan.
-sağol evladım... bak şurda şeker var, al istersen.
aldım, ama alışkanlık işte yemedim cebime koydum.
-oğlum iyidir aslında bakar bana allah razı olsun ama işi çıktı işte gitmesi gerekti ben de çok susadım ne yapayım ilk de sen geçtin buradan sana seslendim.
-...
-korkmuşsundur tabi, şimdi zaman kötü, ben mesela çağırsam seni yan odaya kapatsam kim duyar?
yan odaya baktım, refleks, kapalı kapı. biber gazım var ama...
-dolaptan bana portakal getirir misin yavrucum?
-tabi ki.
içeri girdim tekrardan, otur dedi oturmadım. adını söyledi, gülşen'miş.
-istediğin zaman gel kızım, ben hep bekliyorum zaten yapayalnızım burda çok sıkılıyorum.
-gelirim tabi.
iki ay sonra, okulda sıkıldım derste. o an bir anons duydum.
''...gülşen... vefat etmiştir. cenazesi bugün öğle namazına mütakiben ... caminden kaldırılacaktır.''
öğle arası gittim, evet. vefat etmiş.
mekanın cennet olsun gülşen teyzem.
orada yalnız değilsindir inşallah...
belki de unutamadığım tek anım. içimi sızlatan tek şey. okuldan çıktım eve gidiyordum, lise 2ydim o zamanlar. ara sokaklar daha kestirme olur diye oralardan giderdim hep. bizim buraları pek tehlikeli değildir ama yanımda biber gazı taşırdım o zamanlar.
yolda dalgın dalgın yürürken uzaktan bir ses işittim.
''yavrum bakar mısın?'' yaşlı bir teyzenin sesiydi bu. balkondan bana sesleniyordu, etrafıma baktım kimsecikler yok.
''buyur teyzecim.'' dedim. gülümsedi, devam etti,
''evladım benim oğlum işe gitti gelmez bir iki saat ama çok susadım suyum bitti yürüyemiyorum bana su getirir misin?''
düşündüm, o sıralar televizyonlarda sürekli kaçırılma hikayeleri vardı. girmek istemedim ama o teyzeyi kırmak da istemiyordum.
-nolur be kızım çok susadım...
-peki teyzecim geliyorum şimdi.
yukarı çıkarken telefonumu çıkardım, 155. hazır ara tuşuna basıp ararım diyorum bir şey yaparlarsa, hem zaten yaşlı kadın bir şey yapamaz ki. biber gazını da çantanın üst kısımlarına getirdim fermuar hafif açık, fsst. sıktın mı tamamdır.
çıktım, teyzem kapı hep açık dururmuş. içeri girdim aklımda kalanlar; bir halı vardı eski bayağı, eski bir televizyon, sehpa, sehpanın üstünde bir tabak, tabakta portakal kabukları,
-çok susadım portakalla geçiriyim dedim ama olmadı be kızım.
-geçmez tabi teyzecim ben sana şimdi getiririm bir bardak su.
-allah razı olsun evladım...
mutfağa girdim, her yer her yerde. kadın etrafı toparlayamıyor tabi, dağılmış. dolabı açtım, iki şişe su var birini aldım kadının yanına götürdüm, bir tane de bardak.
-buyur teyzecim tekrar susarsan içersin bundan.
-sağol evladım... bak şurda şeker var, al istersen.
aldım, ama alışkanlık işte yemedim cebime koydum.
-oğlum iyidir aslında bakar bana allah razı olsun ama işi çıktı işte gitmesi gerekti ben de çok susadım ne yapayım ilk de sen geçtin buradan sana seslendim.
-...
-korkmuşsundur tabi, şimdi zaman kötü, ben mesela çağırsam seni yan odaya kapatsam kim duyar?
yan odaya baktım, refleks, kapalı kapı. biber gazım var ama...
-dolaptan bana portakal getirir misin yavrucum?
-tabi ki.
içeri girdim tekrardan, otur dedi oturmadım. adını söyledi, gülşen'miş.
-istediğin zaman gel kızım, ben hep bekliyorum zaten yapayalnızım burda çok sıkılıyorum.
-gelirim tabi.
iki ay sonra, okulda sıkıldım derste. o an bir anons duydum.
''...gülşen... vefat etmiştir. cenazesi bugün öğle namazına mütakiben ... caminden kaldırılacaktır.''
öğle arası gittim, evet. vefat etmiş.
mekanın cennet olsun gülşen teyzem.
orada yalnız değilsindir inşallah...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar