bugün
- sözlükte kadın yazar olması4
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey6
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- tenis oynayan erkek4
- sözlük prenseslerinin fotoğrafları3
- sebahattin şirin15
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- su tabancasından su içen çocuk4
- sözlüğün kapanması4
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- cıvık çift2
- blackberry6
- beyaz atletle balkonda çay içme sezonunun açılması2
- estetik ameliyat olan kişiyi ziyaret etmek3
- burçlara inanmak3
- karpuz yiyen erkek2
- anın görüntüsü15
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- çerçeve yasa23
- kalp krizi8
- hiçbir servet zamanı satın alamaz11
- yakışıklı erkek görünce verilen tepkiler2
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- apo piçtir piç kalacak12
- arkadaşlar bana müsaade2
- romelu lukaku7
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- eksi oy alan tanımları siliyorum2
- kırathanede one more cup of coffee dinlemek2
- eski türkiye5
- hangi film karakteri olmak isterdiniz3
- profilini gizli tutma nedeni9
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
- bu plak para eder mi3
- kova burcu2
- ultravesti tiribün liderinin gözaltına alınması3
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı6
- türk milletine kurulan pusu7
- numan kurtulmuş3
- herkes öldüğü hal üzere diriltilecektir2
- aslolan fenerbahce dir vs frank lucas3
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın2
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak5
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- ipsala vs kapıkule2
- mel melin palavra sıkması7
- en sevdiğin eşofmana çamaşır suyu dökülmesi5
... Bir akşam saat 20 sularında Sarayın Marmaraya bakan balkonunda yirmi kadar tanınmış konuk Atatürkle yemek yiyordu. Arkamda duran Atatürk:
-Efendi, efendi!.. diye bana seslendi.
Döndüm. Hiç unutmam, elimde kristal rakı sürahisi vardı.
-Buyrun efendim. Bir emriniz mi var Paşam? diye karşılık verdim.
Cumhuriyet rejiminin kurulmasına rağmen herkes Atatürke Paşam diye hitap ederdi. Beylik, paşalık kalktığı halde bu Paşalık, Atatürk için kalkmadı. Bu, ölünceye kadar sürdü.
O akşam ilk kez konuştuğum Atatürkle aramızda şunlar geçti:
-Senin ismin nedir?
-Cemal.
Sonu yok mu bunun?
-Var, Cemâleddin.
Bunun üzerine Atatürk, birden bana doğru ilerleyerek:
-Haa. dedi. isimler Kemâleddin olur, fakat Cemâleddin olmaz. Sen yine Cemâl kal. Dinin cemâli miydin ki, sana bu ismi koydular?
Aradan yarım saat geçmişti. Yemek devam ediyordu. Sevinçten kabıma sığmıyordum. Evet, Atatürk en sonunda benimle konuşmuştu. Hem de uzun uzun. Ertesi gün benimle alay eden arkadaşlarıma anlatacağım şeyleri kafamda tasarlıyor, onlardan hıncımı alacağımı düşünüyordum.
Fakat Atatürk, bu Cemâl adına tutulmuş olacak ki, yeniden seslendi:
-Bu Cemâleddin ismini kim koydu sana?
Artık adamakıllı korkmaya başlamıştım:
-Babam. diye karşılık verdim.
-Öyleyse baban ne adammış senin! diye sertçe çıkıştı. Bunun üzerine:
-Ben babamı tanımıyorum. deyince, yüzü daha da sertleşti:
-Babamı tanımıyorum ne demek? Sen babasız mı doğdun? Baban yok mu senin?
-Ben dokuz aylıkken babam ölmüş.
Atatürk üzüldüğümü yüzümden okumuş olacak ki, birden sesini yumuşattı:
-Anneni tanıyorsun ya yeter. dedi. Ve biraz durduktan sonra ekledi:
-Ben de babamı tanımıyorum ya
Cemal Granda Atatürkün Uşağı idim, Kent Kitap (Cep Boy), Ankara, 2012, sh:30-31
-Efendi, efendi!.. diye bana seslendi.
Döndüm. Hiç unutmam, elimde kristal rakı sürahisi vardı.
-Buyrun efendim. Bir emriniz mi var Paşam? diye karşılık verdim.
Cumhuriyet rejiminin kurulmasına rağmen herkes Atatürke Paşam diye hitap ederdi. Beylik, paşalık kalktığı halde bu Paşalık, Atatürk için kalkmadı. Bu, ölünceye kadar sürdü.
O akşam ilk kez konuştuğum Atatürkle aramızda şunlar geçti:
-Senin ismin nedir?
-Cemal.
Sonu yok mu bunun?
-Var, Cemâleddin.
Bunun üzerine Atatürk, birden bana doğru ilerleyerek:
-Haa. dedi. isimler Kemâleddin olur, fakat Cemâleddin olmaz. Sen yine Cemâl kal. Dinin cemâli miydin ki, sana bu ismi koydular?
Aradan yarım saat geçmişti. Yemek devam ediyordu. Sevinçten kabıma sığmıyordum. Evet, Atatürk en sonunda benimle konuşmuştu. Hem de uzun uzun. Ertesi gün benimle alay eden arkadaşlarıma anlatacağım şeyleri kafamda tasarlıyor, onlardan hıncımı alacağımı düşünüyordum.
Fakat Atatürk, bu Cemâl adına tutulmuş olacak ki, yeniden seslendi:
-Bu Cemâleddin ismini kim koydu sana?
Artık adamakıllı korkmaya başlamıştım:
-Babam. diye karşılık verdim.
-Öyleyse baban ne adammış senin! diye sertçe çıkıştı. Bunun üzerine:
-Ben babamı tanımıyorum. deyince, yüzü daha da sertleşti:
-Babamı tanımıyorum ne demek? Sen babasız mı doğdun? Baban yok mu senin?
-Ben dokuz aylıkken babam ölmüş.
Atatürk üzüldüğümü yüzümden okumuş olacak ki, birden sesini yumuşattı:
-Anneni tanıyorsun ya yeter. dedi. Ve biraz durduktan sonra ekledi:
-Ben de babamı tanımıyorum ya
Cemal Granda Atatürkün Uşağı idim, Kent Kitap (Cep Boy), Ankara, 2012, sh:30-31
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar