bugün
- smallville'deki konuk oyuncular5
- erdal beşikçioğlu13
- taşaklardan birinin kayıp olması9
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çay içen kız13
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek7
- galatasaray10
- iş hayatı4
- ali vefa10
- bacanak2
- yazıp yazıp silmek2
- arıların biraz mallaşmış olması2
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri3
- isana2
- en tehlikeli insan tipleri3
- bir şeyler söyle5
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- doruklara sevdalanmak2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum3
- anın fotoğrafı14
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- uludağ sözlük çeteleri9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- dönmek istenilen yıl2
- en boktan on yıl7
- çaya şeker atan erkek5
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- menemen9
- yunanistan29
- kalem4
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- hırvatistan14
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- mutsuz olmak3
- yıkık yazarlar4
- gocu bak bi5
- latte içen erkek4
- ona bir şey söyle13
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- patates kızartması4
işten çıkmış, durağa doğru ilerliyordum. 10 dakikalık yürüme sonucunda hala durağa ulaşamadığımı farkettiğimde midemden sesler gelmeye başlamıştı. bir şeyler yemeliydim ama patronumdan henüz paramı alamamıştım. günde üç saat çalışıyor olabilirdim ama ürünler ben olmadan düzenlenmiyordu. o kadının bana ihtiyacı vardı ama neden paramı mesai sonunda vermiyordu? allah onun belasını versindi. 45 yaşlarında ve bekardı. ama bence bekarlık kendi seçimi değildi zira makyajla bile kapatılamayacak kadar çirkindi. bence votka bile onun çirkinliğini gizleyemezdi. allah onun ve ürünlerinin belasını versindi zaten hepsi işe yaramaz ve gereksiz pahalıydı. cebimdeki son parama baktım ancak bir tost alabilecek kadar param vardı. ya tost alıp eve yürüyerek gidecektim, ya da eve gidecektim. her zamanki gibi mantıksız bir karar verip karnımı doyurmayı seçmiştim. ilerideki cafede tost yaptırmış ve afiyetle ilk ısırığımı almıştım. o sırada eve yürümenin ne kadar zaman alacağını düşünmemeye çalışıp, anımın tadını çıkartıyorum zira midemden gelen sesleri yan masadaki kızların duyup gülmesi an meselesiydi ve o feysbukta dudaklarını büzüp kendi fotoğraflarından kolaj yapan kızlara bu primi veremezdim. karnımı doyurmaya devam ederken ayağımın tüylü bir şeye değdiğini farkettim. evet bu bi kediydi. hayvan dostu olduğuma inanmama rağmen kedilere bir türlü sempati duyamamıştım onları sevdiğim anlar sayılıydı. kedinin ciyaklamaları artmıştı fütursuzca ciyaklıyor ve elimdeki sucuklu tosta bakıyordu. zaten karşı yolda ciğerci vardı. o kimdi de benim üç kuruşluk tostuma gözünü dikmişti he? karşıdaki ciğerciye gitsindi ve benden uzak dursundu. bu tepkimi ona beden diliyle anlatmaya çalıştım. başarılı olamadığımı yanımdaki sandalyeye patadanak oturmasıyla anladım. ciyaklamaları kafasını yana eğmesiyle daha da artmıştı. gözlerimi kaçırsam da benimle göz teması kurmaya çalışıyor, göz göze geldiğimizde de gözlerini yemeğime dikiyordu. adeta benimle oyun oynuyordu. o an kafamda şimşekler çaktı ve ne kadar bencil olduğumu düşündüm. o bir hayvandı ve o kedi bile olsa onu aç bırakmamalıydım bu bana tersti. elimdeki yarısına geldiğim tostu küçük küçük dilip yere koydum. hesabı ödeyip geri geldiğimde "dur şu zottiriyi bir seveyim" dedim. ben bir kediye yaklaşıyordum aman allahım bu tarihe geçmeliydi. yaklaştım ve usul usul kafasına fittiri yapmamla cırmığını yemem bir oldu. evet sol kolumda cırmık izi vardı. kediler nankör derlerdi ama ben bütün ön yargılarımı kenara koyup ona yaklaşmaya çalışmıştım. ayrıca yan taraftaki kızlar da beni görmüş ve ortada olan esmer kız bana kıs kıs gülmeye başlamıştı. kedinin yaptığı yanlıştı. kızların da yaptığı yanlıştı. önce kediye sonra da kızlara yaptıklarının yanlış olduklarını anlatan mimikler yapıp yaklaşık 45 dakika yürüme mesafesinde olan evime doğru yürümeye başlamıştım. karnım doymamıştı, susamıştım. ama büyüklük bende kalmıştı tüm asilliğimle oradan ayrılmıştım. o kediyi haftaya orada bulacağımı umarak antalya sıcağında suratımdaki yarı piç yarı umutsuz gülümsemeyle suratımdan şaptırı şaptırı akan ter damlalarıyla yürümeye devam ettim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar